Foto Galeri
Ensonhaber.com
TÜM FOTO GALERİLER

Hayatınızda en az bir kere karşılaşacağınız insan tipleri

Belki pek çoğuyla karşılaştınız, belki hiçbirini henüz tanımıyorsunuz. Ömrünüz boyunca hayatınızın bir noktasında mutlaka karşılaşacağınız insan tipleri. 1. Aklınız varsa evlenmeyin insanları "sen niye evlendin abi o zaman" dediğinizde şaşmaz bir şekilde "biz yaptık bir hata, aynısını sen de yapma" diye cevap veren adamdır aynı zamanda. Kendisi evlenmiş, çocuk yapmış, hayatını yoluna koymuş, akşam eve gidince yemeği önüne gelen, çamaşırları yıkanan, ütülenen, hafta sonları pikniğe giden, düzenli bir cinsel yaşamı olan bu adam ister ki başkaları bunlardan istifade edemesin, evlenip bir yuva kurmasın. Yahu madem bu kadar pişmansın, milleti evlendirmemek için elinden geleni yapıyorsun hala ne bok yemeye evlisin sen? boşan o zaman, ama yok, bunu dediniz mi cevabı yine hazırdır "çocuk olmasa..." bunlara itimat etmeyin arkadaşım. evlenen her erkek evliliği yermek gibi bir yükümlülüğe sahip sanki. Adam evleneli daha 2 ay olmuş, arkadaşına "sen sakın evlenme" diyor. Sanırsın evlenmeseydi dünya seyahatine çıkacaktı, her gün başka bir kadınla birlikte olacaktı, hayallerinin peşinden koşacaktı bana.

1/14

2. Birinci çocuğun ardından hemen ikinciyi yap insanları İkisi bir arada büyüyüp çıkar işte gibi bir savunmayla sizin aklınızı çelmeye çalışan, genellikle hısım akrabadan oluşan gruptur bunlar. Ee ne zaman evleniyorsun, ee çocuk ne zaman diyen insanlarla aynı kişilerdir aynı zamanda. Size okulu bir an önce bitirip, askere yollayıp dönüşte evlendirdikten sonra alelacele ilk çocuğu yaptıran kişilerdir bunlar. Hayatınızın liseden sonraki gidişatını programladıkları yetmez bunlara isterler ki ikinci çocuğu da hemen yapın. Sizin hayalleriniz varmış, sizin planınız, programınız varmış umursamazlar. Onlar için hayatın bir akışı vardır ve siz bu akışa uymalısınız, bu akışa göre hemen ikinciyi yapın ki, 30’unuzdan sonra rahat edersiniz.

2/14

3. Yüksek maaş alıp düşük ücretli işlere özenen gizli tatminci valla şu belediyenin bahçe işlerini yapan işçilere imreniyorum! hayırdır? baksana ya şu huzura? akşama kadar çimen kokuları içinde çalışıyorsun abi, toprağa basıyorsun, çiçeklerle haşır neşirsin öyle de… öyle de ne abi? belki bin lira alıyorsun ama yüz bin liralık huzurun var. çok isterdim o adamın yerinde olmayı. E o zaman git ol, senin tutan mı var? bırak işini gücünü başvur belediyeye, anında mevsimlik işçi ol, 3 kuruş paraya akşama kadar çimenlere bas. 10 bin lira maaş alırken böyle işlere, olmayacağını bilmenin verdiği huzurla sarılan arkadaşlarla illaki karşılaşırsınız. Sürekli yapanın yapmak istemediği, bin türlü sıkıntıyla boğuştuğu işlere bakıp, günah çıkarır gibi onları öven, 10 bin alıyorum ama bizim işimiz de çok yorucu ha! diyen tiplerle mutlaka hayatınız bir noktada kesişir. Çiçekçi görür ona özenir, kasap görür ona özenir, kuş yemi satan teyzeye imrenenini görenler var. Madem çok iyi bir iş, madem giren çıkan belli aç bir bakkal? 2 aylık maaşınla süper bir bakkal açarsın, tutan kim? madem huzur var, madem kafaları rahat sana zorla mı bu işi yaptırıp 10 bin lira veriyorlar, bırak git o işi yap? Dersiniz “saçmalama işimize bakalım” derler. Evet saçmalamayın, kimsenin iki dakikalık fakirlik hayallerine ket vurmanın alemi yok.

3/14

4. Sürekli en iyisinin köye yerleşmek olduğunu savunan Tahtakale esnafı %50 esnaf, %50 beyaz yakalı çalışan kitlesinin oluşturduğu bir gruptur bu. Buldukları her fırsatta, işten bunaldıkları her an açmaya hazır oldukları muhabbet bellidir; en güzeli köye yerleşmek. Köyde insanların akşama kadar yattığı, hiç iş yapmadığı, kafalarının sürekli rahat olduğu, sinir stres gibi mevhumların köy yerine hiç uğramadığı gibi bir algıya sahiptirler. Tatillerde ailece memlekete giderler, 1 haftanın sonunda “şehir yorucu ama alışmışız be birader” diyerek hanımı çocukları bıraktığı gibi gerisin geri şehrin karmaşasına geri döner ve gelir gelmez de “ya 1 hafta köydeydim, yenilendim yemin ediyorum” derler. Kıramazsınız bu döngüyü, bunu diyen adama işi gücü bırakıp bir sahil kasabasına yerleşmeyi antitez olarak sunun fazla üstelemeyecektir.

4/14

5. Bir poğaçayı 20 ısırıkta yiyen kız Diyetisyenlerin “yemeklerinizi küçük küçük lokmalarla, uzun uzun çiğneyerek yiyin” önerisi çıktığı günden itibaren peyda olmuş, normalde 3 lokmada bitirilmesi gereken bir poğaçayı dahi 20 ısırıkta, her bir ısırığı 3 dakika çiğneyerek yiyen kızlardır bunlar. Kızlardır diyoruz çünkü erkekler diyetisyenlerin bu önerisine kulak vermediler pek. Bu kızla bir restorana gittiğinizde yemeğini, sizin yemeğinizi bitirmenizden 30-45 dakika sonra bitirmesine, siz konuşurken karşınızdakinin sürekli bir şeyler çiğnemekle meşgul olmasına alışık olmalısınız. Diyetisyenler “büyük lokma ve hızlı yemek yeme kilo verdirir” önerisinde bulunana kadar bu duruma uyum sağlasanız iyi olur. Mesela siz bu yazıyı okuyana kadar kız ilk lokmasını yeni yuttu, düşün.

5/14

6. Bir kere Avrupa’ya gidip bir ömür izlerini taşıyan insan 1 ay, 1 yıl, 10 yıl fark etmez. Bir kere Avrupa görmüş birisine artık buraları beğendirmenizin, trafiğini, gürültüsünü, çöpünü, insanını beğenmesini sağlamanızın imkanı yoktur. Bulduğu her fırsatta, gördüğü eksikliklerin Avrupalılar tarafından nasıl hal yoluna koyulduğunu anlatacaktır size. Bizde bu işlerin neden olmadığını, Avrupalının mantalitesinin bizden nasıl çok farklı olduğunu izah edecektir tane tane. Kabul edin, “Avrupa tabi ya” deyin, bir süre sonra kendiliğinden susacaktır.

6/14

7. Askerde yüzbaşıyı dövecekken tabur komutanının sakinleştirdiği adam Hayatınızda birden fazlasını tanıyacağınız insanlardan. Askerliğini çok rahat yapması, buna hiç nöbet yazılmaması, bütün işlerini “torunlara” yaptırması, bölükte astsubaylardan daha çok hürmet görmesi, vb. durumların dışında bu abiler o kadar sinirli, o kadar haksızlığa tahammülü olmayan kişilerdir ki kendisine haksızlık yaptığına inandığı yüzbaşıyı dövmek için odasına giderken tabur komutanı kendisini durdurmuş, “yapma, sen haklısın ama yapma” diyerek sakinleştirmiştir. O günden sonra tabur komutanı ile kanka olmuşlar, odasından çıkmaz olmuştur. Aslında mutfakta patates soyarken kurduğu hayallerdir bunlar itibar etmeyin.

7/14

8. Spor salonuna parasını ödediği süre boyunca giden insan İşte karşılaşılması en güç insanlardan biri. 6 aylık ücretini peşin olarak ödediği spor salonuna, hiç aksatmadan, hakkı olan saatlerde düzenli olarak gidip, sporunu yapan kişilerdir bunlar. Olması gereken bu olduğu halde, ülkemizde spor salonu kullanım süresi 6 aylık peşin/2 hafta gidiş şeklinde olduğundan toplum içerisinde şaşkınlıkla karşılanırlar. Eğer bunlardan biri karşınıza çıkarsa, onunla sohbet edin, sarılın ona çünkü bir daha göremeyebilirsiniz.

8/14

9. Ailesi futbol oynamasına kızdığı için bugün barcelona'da top koşturamayan esnaf abi Lise yıllarında çok yetenekli olan, hocasının “sen futbolcu doğmuşsun” dediği, eğer ailesinin “sen okuyacaksın” ısrarları olmasaymış bugün Barcelona’da oynaması işten bile olmayan mahalle esnafına iyi bakın, çünkü her mahallede sadece bir tane bulunur bu abilerden. Oysa ailesinin belli ki bir ışık görerek sen okuyacaksın dediği abinin nasıl olup da manav olduğuna, liseyi zar zor dışarıdan bitirdiğine şaşarsınız. Çocuğunun kabiliyeti olan bir spordan koparıp, hiç de gönüllü olmadığı okuma işine zorlayan ailesine kızarsınız ama yapmayın. Abinin bahsettiği olay amatör küme takımıyla iki defa antrenmana çıkması ve daha sonra diğer esnaflarla halı saha maçlarına gitmesinden ibarettir.

9/14

10. Dedesi kendisine teklif edilen Etiler'i dağ başı diye almamış insan İşte bir Türkiye klasiği. Türkiye’nin bugün altın değerinde olan toprakları zamanında milletin atasına, dedesine neden peşkeş çekilmek istenmiş inanın anlamak güç. Çünkü herkesin dedesi mutlaka kendisine önerilen, o zamanın dağ başı, şimdinin ulus’unu, etiler’ini elinin tersiyle itmiştir. Bizlere de bu tercihe bakıp bakıp içlenmek düşmüştür. Ya zamanında dedelerimizi dolandırmak isteyen bir dolandırıcı onlara musallat olmuş ucuz yırtmışlar ya da gerçekten bazılarımızın dedeleri vizyon denen şeyden bihaber.

10/14

11. Hallederiz deyip hiçbir şeyi halledemeyen insan Kimimizin dayısı kimimizin memuriyette çalışan komşusu, ama her dönem var olan ve sürekli bir şeyleri hallederiz deyip halledemeyen güzel insan… insanlarımız. Eğer birisi, sizin çok kafaya taktığınız, altından nasıl kalkacağınızı düşündüğünüz, gece uykularınızı kaçıran bir konuyla ilgili olarak “sıkma canını hallederiz” diyorsa, kesinlikle inanmayın halledemez. Halledememesi bir yana üzerinden süre geçtikten sonra işinizi sorduğunuzda size “hangi iş” diyecektir. Bu tuzağa düşmeyin.

11/14

12. Gençliğinde çok para kazanıp karı kızla yemiş mahalle abisi Herhangi bir mahallede, o mahallenin kahvesine gidip, “gençliğinde kazandığı tüm paraları karıya kıza yediren abi hangisi?” diye sorun, istisnasız her kahvede size birini göstereceklerdir. Çünkü gençliğinde kazandığı paraları karıya kıza yedirmiş tüm abiler ülkenin bilumum mahallelerine dağılmış hayatlarına orada devam etmektedirler. İşin ilginci hepsinin hikayesi de doğrudur.

12/14

13. Her şeyin iyisinin nerede yeneceğini bilen insan Ne yiyorsanız yiyin, kesinlikle sizin yediğinizi beğenmeyen, bunun aslında “şurada” yenmesi gerektiğine inanan bir insanla bugüne kadar karşılaşmadıysanız o sizin kaybınız. Çünkü bunlar bir milletin gastronomi hafızalarıdır. Ve meyveden sebzeye, yahniden kebaba, pastadan makarnaya varıncaya dek, ülkede neyin nerede yenmesi gerektiğini ezbere bilirler. Zaman zaman sinir bozucu olsalar, hiçbir yemeği beğenmeseler de milli gelecek adına kıymetli kimselerdir.

13/14

14. 365 gün diyet yapıp bir 5 kiloyu veremeyen insan Aslında her kız biraz böyle olsa da, diyet ve spor yaptığı, yediklerine dikkat ettiği halde bir türlü 5 kilo fazlasını veremeyen kızlar her an her yerdedir. Su içse yarayan bu kızlarımız size uzun uzun Karatay, dukan diyetlerinden bahsedecek, bu sohbet esnasında bir İskender üstüne de tereyağlı bir künefe yiyeceklerdir. 5 kilo fazlasının olması bile mucizedir aslında ama o bunun farkında değildir.

14/14