Foto Galeri
Ensonhaber.com
TÜM FOTO GALERİLER

Türkiye'de yaşayan endemik hayvan türleri

ARAP TAVŞANI Kırtavşanı, adatavşanı, yerköpeği veya daha çok bilinen adıyla araptavşanı (Allactaga williamsi) Orta Anadolu Bölgesi ve Batı Anadolu Bölgesi ovalarıyla Doğu Anadolu'nun yayla ve steplerinde görülür. Türkiye'de yaşayan diğer türlerinden A. elater genellikle Iğdır-Kars dolaylarında, A. euphratica Şanlıurfa civarında yayılım göstermektedir. Çok fazla bilinen ve rastlanılan bir tür değildir. Bitki örtüsü bozulmamış, seyrek otlu, zemini sert, 350 ila 2 bin 600 metre yüksekliğe kadarki doğal alanlarda yaşar. Gececil bir kemirgen türüdür. Kanguru gibi zıplayarak yol alır. Yaşadığı yerlerde kalabalık koloniler kurar. Herhangi bir tehlike ile karşılaştığında hızlı manevralarla yuvasına girip yuva ağzını hemen kapatır. Jerboa olarak da bilinir. Arap ülkelerinde özellikle Suriye'de avlanılıp yenilir. Ülkemizde tarım nedeniyle hızla sayıları azalmış, özellikle Fırat arap tavşanının nesli tükenmek üzeredir. A. williamsi ve A. euphratica IUCN tarafından kırmızı listeye alınmıştır.

1/11

ANKARA TAVŞANI Angora tavşanı da denilen bu ırk, yününden iplik elde edilen tek tavşandır. Yünü uzun, ince, yumuşak, parlak ve dokunmaya elverişlidir. Dünyada ankara tavşanı yetiştiriciliği ülkemizdekinden daha yaygındır. Vücut ağırlığına bağlı olarak Ankara tavşanından yılda elde edilen yün miktarı, koyunun l kg. canlı ağırlığına karşılık alınabilen yünün yaklaşık 4 katı kadardır. Bu yünün lifleri, düzgün ve ipeksi bir yapıya sahiptir. Genellikle % 10-20 oranında kuzu yünü veya sentetik liflere karıştınlarak çeşitli giysilerin yapımında kullanılır. Boyanmamış saf Ankara yünü kuvvetli elektromanyetik etkisi dolayısıyla romatizma, artrit gibi hastalıklara karşı terapik giysilerin üretiminde de kullanılmaktadır.

2/11

TİFTİK KEÇİSİ Orta asyadan anadoluya göç sırasında getirilmiş bir ırktır. Daha çok Ankarada bulunduğu için ankara keçisi olarak adlandırılır. Vücut örtüsü, gümüş renginde, ince, uzun, parlak tiftiklidir. Büyük boynuzları ince ve kısa kuyrukları vardır. Tiftik, gümüş beyazı rengi, parlaklığı, uzunluğu, elastik olması, nem çekmesi, ısıya dayanıklılığı, iyi boya alması ve diğer tekstil elyafı ile karışabilmesi gibi özelliklerinden dolayı tekstil sanayiince tercih edilmektedir.

3/11

MİDİLLİ Bu atlar poni grubundandır. Poniler çok küçük yapılı, 110-120 cm cidago yüksekliğine sahip hayvanlardır. Türkiye'de daha çok Ege Bölgesinde sahillerde ve adalarda yetiştirilirler. Ponilerin küçük olanları spor ve zevk amaçlı yetiştirilirken, daha büyük yapılı olanları hafif binek ve yük hayvanı olarak kullanılırlar. Bu atlar küçük yapılı olmalarına rağmen, kötü bakım ve beslenmeye karşı dayanıklı hayvanlardır.

4/11

YAYLA TİPİ SİVAS ATI Bu at tipi, Sivas'la Malatya illeri arasında bulunan Uzun Yayla'dan köken aldığı için bu ismi almıştır. Uzun yayla atlarının ataları, Rusya'dan gelen göçmenlerin beraberinde getirdikleri çerkez atlarıdır. Günümüzde bu atların sayısı oldukça azalmıştır. Anadolu tipine göre daha yüksek ve daha ağır bir cüsseye sahiptir. Baş iri, burun koç görünümündedir. Omuzlarının dik olması nedeniyle yavaş yürürler. Dar göğüslülük ve sarkık karınlılık sıkça görülür.

5/11

KARS ÇOBAN KÖPEĞİ Kars, Ardahan, Artvin, Erzurum, Ağrı, Iğdır bölgelerinde yetişen, saflığı tescil edilmiş, bölge şartlarına uyumlu, çok iyi koruyucu özelliğe sahip, uyumlu, zeki, akıllı ideal bir çoban köpeğidir. Baş oldukça büyük, geniş ve iri yapılı (ayı baş) ve siyah; burun içi, orta uzunlukta, küt ve siyah; ağız büyük, kuvvetli çene yapısında ve dudaklarının iç tarafı siyah renkte; gözler kahverenginin tonlarında, alın düz, kulaklar sarkık, geniş ve derin, kuyruk uzun tüylü, iri ve sırta yukarıya doğru kıvrımlı; bacaklar kuvvetli, iri pençeli ve güçlü; tüyleri karışık ve kabarık görünümlü, baş kulak, göğüs altından arkaya doğru olan kısım siyah ağırlıklı, diğer yerler sarıdan kirli sarıya kadar mat renkte ve siyahla yer yer karışmış durumda,ayaklarda sarının tonları hakim ve yukarıya doğru siyahlık artıyor. Neler Yapar? çok iyi koruyucu özelliğe sahip ve uyumludur,düşmana karşı hırçındır, pençelerini rahatlıkla kullanabilir. Pençe vurma özelliği vardır. çene yapısı kuvvetlidir. Akıllı, zeki, koruma içgüdüsü gelişmiştir. Soğuk ve çevre şartlarına karşı adaptasyonu kuvvetlidir. Eve (çiftliğe, vs.)ait herşey ve herkes, her ne pahasına olursa olsun koruma alanına dahildir. (çocuklar, kediler, kuşlar, diğer köpekler, evin kendisi). Gene de tek başına ufak çocuklarla bırakılmamalıdır. Aile dışındakilere (misafir dahi olsalar) karşı temkinlidir ve dostça yaklaşmaz. Kars çoban Köpeği de herkesin köpeği olamaz, olmamalıdır. Kendisiyle vakit geçirecek eğitmeni, lideri olabilecek güçlü ve sağlam karakterde sahiplerle gerçek anlamda kişilğini bulabilir. Tarihçesi Yüzyıllar önce sürüleri, Kafkasya'dan dağlarla ve Karadeniz'le Hazar denizi arasındaki bölgelerde diğer insanlardan ve hayvanlardan koruyan ve en aşağı 600 yıllık bir geçmişe sahip bir ırktır. Kuzeydoğu Türkiye'de çok yüksek dağlarda veya aşağıda vadilerde sığır veya at çobanlığı yapan kıymetli bu köpek konsültasyon sonuçlarında resmi otoritelerce Türkiye'de Kars çoban Köpeği olarak adlandırılmıştır. Türkiye orijinli Kangal, Akbaş, Kars çoban, Türk tazısı ve çatalburun köpekleri ırk özellikleri belirlenen köpek ırklarıdır. Bu ırklar ile ilgili bilimsel çalışmalar sürmekte, ayrıca konuya duyarlı kesimlerce kurumsal bazda sahiplenilmektedir. Kars Türk çoban Köpeğinin yurtdışına çıkarılmasında Askeri Veteriner Okulu ve Eğitim Merkezi Komutanlığının izni aranır.

6/11

TÜRK TAZISI Yerli av köpekleri, Türkiye'de tazı ya da Türk tazısı olarak adlandırılır. Görme yetisiyle avlanan bu ırk gazehound ya da greyhound ailesindendir. Atalarının St. Hurbert tazıları olduğu düşünülmektedir. İpeksi postu saluki’ye(iran tazısı) benzer. Gözlerinin ön planda olmasıyla salukiden ayrılır. İyi bir bakımla salukiden daha büyük olabilir. Benekli tazı bu ırkın temsilcilerindendir. O, Türk tazısının klasik örneğidir. Çeşitli tüy renklerine sahiptir. Türk tazısının coğrafi sınırları yoktur. Yani bölgesel bir ırk değildir. Türkiye'nin herhangi bir kırsal bölümünde bulunabilir. Genellikle sahipsiz, kırsal bölgelerde başıboş dolaşırlar ve kontrolsüz ürerler. Bu yüzden birbirlerinden farklı şekil ve renklere sahiptirler. beyaz, kahverengi, siyah, krem, sarımtırak kahverengi olabilir. Başıboş dolaşan tazılar diğer sıradan sokak köpekleri gibi görünürler. Türleri tehlike altındadır.Ve üretilmeleri için çalışmalar başlatılmıştır.

7/11

SİVAS KANGAL Türk Çoban Köpeği olan bu tür 1071 Malazgirt Savaşı'ndan sonra Anadolu hakimiyetine girmiştir, Selçuklu Devleti ve Danişmend Devleti egemenliklerini görmüştür. 1413 te I. Bayezid devrinde Osmanlı hakimiyetine girmiştir. Kangal, 1302 Tarihli Sivas Salnamesi nde kaza olarak geçer. 1902 de ilçe olmuştur; ilk kaymakam olarak eski Sivas valilerinden Muammer Bey atanmıştır. Milli Mücadele döneminde, bazı kaynaklarda geçen adı ile Ulviye Kadın Cemiyeti nin bir şubesi de Kangal'da açılmıştır. Sivas Kongresi sırasında çıkarılan, Milli Mücadele nin ilk resmi yayını İrade-i Milliye Gazetesi nde yayınlanan bir nizamnâme ile kurulan ve Anadolu nun birçok kentinde faaliyet gösteren Anadolu Kadınları Müdafa-i Vatan Cemiyetleri nin ilk şubelerinden biri Kangal'da açılmış, Milli Mücadele'ye cephe gerisinde çok önemli hizmetlerde bulunmuştur. Özellikleri ve kullanım alanları Yavru Kangal köpekleri Kangal köpekleri genellikle çoban köpeği olarak nitelendirilirler ancak bekçi köpeği tanımına daha çok uyarlar. Zira diğer çoban köpeği türleri sürüyü korumaktan ziyade yönlendirme ve yönetmekte ustadırlar. Kangal köpeğinin en belirgin özelliği ise sahibine duyduğu aşırı sadakat ve buna bağlı olarak sahibine ait olduğunu düşündüğü şeyleri korumaya yönelik kuvvetli içgüdüsüdür. Bu nedenle çok iyi bir dövüşçüdür. Kurt, çakal gibi yabani hayvanlara karşı çok etkin bir muhafız olmakla beraber aile fertlerine ve özellikle de çocuklara karşı hiçbir tehdit oluşturmazlar. Kangal köpekleri, örnek olarak Namibya'da, Alman çoban köpeklerinden daha üstün koruyucu yeteneklere sahip oldukları için, yaygın bir şekilde yerli çiftçiler tarafından kulanılırlar. Hiç çekinmeden bir ayıya saldıracak kadar cesur, bir pumayı, domuzu, pitbulu öldürecek kadar güçlüdür. Afrika'da manda sürülerini çitalardan, sırtlanlardan ve hatta aslanlardan korumak için kullanılmaktadır.

8/11

VAN KEDİSİ Van yöresi kökenli, iyi bir yüzücü olan, gözleri mavi veya kehribar rengi veya biri mavi diğeri kehribar olabilen, nadide ve asil bir kedi ırkıdır. Asaletini ve beyaz rengini paylaşmakla birlikte, önemli farklılıkları da bulunan Ankara kedisi ile karıştırılmamalıdır. Genelde Van kedisi yavrularının iki kulağı arasında bir veya iki adet siyah nokta bulunur Van kedisinin göz rengi üç gruba ayrılır. Her iki gözü mavi (daima turkuaz mavisi), her iki gözü kehribar (Sarı renk ve tonları, çok nadiren kahverengi) ve tek-göz (Diskromatopsi; yani bir gözü mavi diğer gözü kehribar renkte olanlar) diye gruplandırılır. Mavi renk, daima turkuvaz mavisi özelliğinde olurken, kehribar rengi farklı tonlarda görülebilir. Bununla birlikte, mavi gözlü Van kedileri de kendi arasında a)mavi gözlü kısa, kadife kürklü ve b)mavi gözlü-uzun ipek kürklü kediler diye ikiye ayrılır. Van kedilerinde, yeni doğan yavruların gözleri grimsi renktedir. Yavru kedinin doğumundan 25 gün sonra göz renkleri farklılaşmaya başlar ve 40 gün sonra da göz renkleri netleşir. İki kulağı arasında bir veya iki adet siyah nokta bulunan Van kedisi yavrularının çoğu tek-göz olur. Ve bu siyah noktalar adeta Tek-göz kedilerin mührü olarak tanımlanır. Van kedisi gibi değişik göz rengine sahip köpeklerin, evcil güvercinlerin ve insanlarında bulunduğu ve bu özelliğin genetik bir defekt sendrom olduğu bilinmektedir Terminoloji açısından, Türkiye dışındaki kediseverler boyutunda bir diğer olası kavram kargaşası mevcuttur. Literatürde, Türkiye'de bir yabancıya "Van kedisi" olarak satılan ve sonrasında yurtdışına giden ilk kedi olarak 1955'de İngiliz bayanlar Laura Lushington ve Sonia Halliday'e 500 Sterlin'e satılan, biri "Van güzeli İskenderun" isimli iki kedi kaydedilmektedir. "Van güzeli İskenderun"un ve hemcinsinin safkan Van kedileri olmamaları, baş ve kuyruk kısımlarının renkli ve benekli olması nedeniyle bayan Lushington'ın bu kedilerden türettiği kedi türü, günümüzde Van ismi taşımakla birlikte, Van kedisinden farklı bir ırk oluşturmuştur. Bayan Lushington bu kedilere Turkish Van ismini vermiştir, bu isim Fransızcaya Turc de Van, Almanca'ya Türkisch Van şeklinde geçmiştir Başka bir deyişle, Van kedisi ve Batı dünyasındaki Turkish Van farklı kedilerdir. Ancak, Turkish Van isimli kedi cinsi de iyi yüzücüdür ve göz renkleri üç çeşittir. Aradaki farkın az çok anlaşılmaya başladığı günümüzde, safkan Van kedisi, Turkish Van'den ayırmak için, Batı literatüründe de Türkçe olarak "Van kedisi" şeklinde anılmaktadır.

9/11

ANKARA KEDİSİ Ankara'dan köken alan bu kediler yurtdışında angora ismiyle de tanınır. Uzun tüylü kedilerin atası olarak kabul edilirler. Sahiplerine ve evlerine bağlı olan ankara kedileri zeki, meraklı ve cana yakındırlar. İnsanlarla iyi anlaşırlar. Oyun oynamayı ve araştırma yapmayı çok severler. Tüy rengi beyaz, kahverengi ve sarıdır. Gözleri mavi, yeşil ve sarıdır. Kafaları orta büyüklükte, burunları uzundur. Vücutları uzun ve zariftir. Kulakları uzun, dik ve uç kısımları tüylüdür. Tüyleri uzun ve yumuşaktır. Kuyrukları da uzun tüylü ve kabarıktır. Yürürken kuyruklarını yatay şekilde sırt hizasında tutarlar. Bu hareket tipik ırk özelliğidir. Ankara kedisi, dünyaca tanınan bir kedi ırkıdır. Anavatanı Anadolu olan Ankara kedisi, en eski uzun tüylü kedi soylarından birisidir. İlk kez 17'nci yüzyılın denizcileri tarafından Avrupa'ya da götürülmüştür. 18'nci yüzyılda Avrupa asillerinin sevgilisi haline gelmiş olan Ankara kedisi, bu zamanlarda örneğin Fransız krallarının saraylarında ve her yerde mevcuttu. Diğer uzun tüylü bir kedi soyu olan Fars kedisinin ortaya çıkması ile Ankara kedisi yıldızı solmaya başlamıştır. Ancak 1950'li yıllarda Amerikalı kedi yetiştiricileri tarafından tekrar bir Ankara kedisi çifti Anadolu'dan götürülerek yetiştirildiğinde, tekrar sevilen bir ev kedisi olarak eski meşuriyetine kavuşmuştur. Bugünkü Ankara kedileri güçlü, enerji dolu ama nazik, orta uzun ipekimsi tüylü bir kedi olarak tanınır. Çok hareketlilerdir, atlamayı severler, yeterince ilgi ve şefkat görmezse bunu zorla elde etmeyi iyi bilirler. Ankara kedisi saf ve doğal bir kedi türü olmasının yanı sıra Türkiyenin ulusal hazinelerinden biri olarak görülür. Ankara kedisi pek çok kişi tarafından orijinal uzun tüylü kedi olarak kabul edilir. Eski adıyla Angora olan Ankara, ipeksi, zarif desenli ve uzun postlu hayvanların evi olarak bilinir. Ankara kedileri hala Türkiye'nin köylerinde ve kırsal yerlerinde, yüzyıllardır neredeyse hiç değişikliğe uğramadan dolaşmaktadırlar. Bu kadar zaman boyunca hayatta kalmalarını sağlayan özellikleri, oldukça içgüdülerine bağlı ve son derece zeki olmalarıdır. Günümüzde, özgür yaşamak yerine insanlarla yaşamaya alışmış olsalar da, kendilerine özgü güçlü kişilik özelliklerini korurlar. Bir Ankara kedisi beslemiş ya da görmüş olan biri bu gerçeği bilir. Eskiden Angora olarak bilinen Ankara da ortaya çıkan Ankara kedisi, Avrupa da görülen ilk uzun tüylü kedi olarak bilinir. 10. yüzyılın başlarında Viking ler tarafından Avrupa ya getirildikleri ve bu yüzden günümüz uzun tüylü kedilerinin ataları oldukları bilinmektedir. Bugünkü Ankara kedisi, varlığını 60lı yıllarda kendisinden Amerikaya, sonra da Avrupa ya ithal edilen Ankara Hayvanat Bahçesi gibi kuruluşlara borçludur. Ankara Kedisi 16. yüzyılın sonlarında bilimadamı Claude Fabri de Peirese ile birlikte Fransaya varmıştır. Vücudunun güzel ve oryantel yapısı kısa zamanda popüler olmasını sağlamıştır. 1868 yılında bir İngiliz yazar tarafından,"genellikle boyun kısmında uzun, gümüşe çalan muhteşem ve farklı tüylere sahip güzel bir kedi" olarak tanımlanmıştır. Bu türün beyaz rengi, türünün gerçek temsilcisi olarak görüldüğünden, beyaz kediler için Ankara Hayvanat bahçesi tarafından bir üreme programı başlatılmıştır.

10/11

ANADOLU PARSI Anadolu parsı, Orta Doğu ve Batı Asya da yaygın olan İran leoparının (Panthera pardus saxicolor) Anadolu'da 1980'lere kadar yaşamış olan bir ırkıdır. Uzun süre ayrı bir pars alt türü olarak kabul edilmiş ve Panthera pardus tulliana adı verilmiş, ancak modern genetik araştırmaların bu türün diğer batı ve orta Asya pars türlerinden genetik olarak çok az farklılık gösterdiğini kanıtlaması üzerine İran parsı alt türleine eklenmesi görüşü hakim olmuştur. Anadolu parsının Anadolu'da hâlâ yaşadığı iddia edilmesi günümüze kadar sürmekte olsa da hatta bazı kişiler Antalya civarında kendilerine saldırdığını iddia etse de, Anadolu'da varlığı 1974 yılından bu yana güvenilir şekilde kanıtlanamamıştır. Bundan dolayı en son bireyin 1974'de Beypazarı'nda vurulduğu kabul edilmektedir Boyu 200-250 cm, ağırlığı dişilerde 35-50 kg, erkeklerde 45-70 kg civarındaydı. Yaklaşık ömrü 20 yıldı. Çok çevik olan Anadolu parsı, etoburdu ve geyik, yaban keçisi, yaban domuzu, küçük memeliler ile kuşlar gibi hayvanlar av yelpazesini oluştururdu. Anadolu parsı, Doğu Akdeniz ve Doğu Anadolu bölgelerinde, daha çok ormanlık ve dağlık alanlarda yaşamıştır. Doğal yaşam alanları ve av kaynaklarının azalması parsları insanların yaşadığı yerlere yönlendirmiş ve bu da genellikle vurularak ya da zehirlenerek öldürülmelerine yol açmıştır.

11/11