Ergenekon davasının bugünkü duruşmasında savunmasına devam eden tutuklu sanık emekli Tuğgeneral Veli Küçük, hakkındaki iddiaları reddederek, "Tüm iddiaları şiddetle reddediyorum, ispata davet ediyorum. Aksi takdirde ilgililer hakkında yasal işlem yapılmasını talep ediyorum" dedi.
Emekli Tuğgeneral Veli Küçük, savunmasında basında hakkında çıkan haberleri eleştirerek bazı örnekler verdi. Küçük, "İstanbul eski Valisi Erol Çakır ile görüşürken, Çakırın yanında bir gazeteci vardı.
Onlar konuşuyorlardı. Bende yanlarındaydım. Oradaki gazeteci bana jandarmada istihbari görevler yaptınız dimi" şeklinde soru sorunca bende, "devlet yap dedi, yaptım. Başka bir şeyde konuşmadım" dedim.
Bu ertesi gün gazetede büyük puntolarla manşet olarak çıktı. Benim görev yaptığım hiçbir bölgede faili meçhul cinayetler olmaz. Bunun içinde avukatım Kocaelinde görev yaptığım dönemde faili meçhul cinayetlerin olup olmadığını, varsa kimler olduğunun öğrenilmesini talep etmişti. Ancak buda basında mahkeme faili cinayetleri inceleyecek" tarzında yayınlandı.
"GÜNEYİ GAZETECİ OLARAK TANIDIM"
Basında avukatımın talebi göz ardı edildi. Tuncay Güneyi gazeteci olarak tanıdım. Kendisinin neden burada olmadığı araştırılmalıdır. Soruşturma devam ederken, verdiğimiz ifadeler Kanadaya nasıl gidiyor? Bunlar araştırılmalıdır" dedi.
PERİNÇEK İFADEYİ YALANLADI
Küçükün "Evimde ele geçirilen belgeler arasında Doğu Perinçek tarafından yazılan ve sonu "Arz ederim" şeklinde biten bir yazıdan ötürü örgütün hiyerarşik yapısı olduğu ifade edilmeye çalışılmış. Ben o "arz ederim" kelimesini görmemiştim" dediği sırada Doğu Perinçek oturduğu yerden, "Yalan bu. Bu belge savcının uydurması. Savunmamda belirteceğim" dedi.
Küçük, davadaki sanıklardan sadece 14ünü tanıdığını ifade ederek, tanıdığı kişilerle nasıl tanıştığını ayrıntılı olarak anlattı. Küçük, "Danıştay saldırısından sonra Muzaffer Tekinin elimi öperken ki resmi gazetelerde yer aldı. Tekin, Alparslan Arslanı tanıdığı için bu yolla benimde bağlantım varmış gibi gösterilmeye çalışıldı.
Alparslan Arslan, beni tanımadığını ısrarla söylemesine rağmen, İsviçrede çekildiğim bir fotoğrafta yanımdaki kişilerden birinin Alparslan Arslan olduğu günlerce basında yer aldı. Ancak o kişinin Alparslan Arslan olmadığı anlaşılınca iddianameye bu konulamadı.
Ankaranın kararına rağmen savcılar "Danıştay saldırısı Ergenekon işidir" diyerek bizimle irtibat kurmaya çalıştılar. Benim adım kullanılarak çeşitli arsa alım ve satımlarında usulsüzler yapıldığını duydum. Hatta Gebzede bir döküm sahasına "Veli Paşa döküm sahası" tabelası asılarak, döküm yapmak isteyen kişilerden para alındığını duydum. Ben bunların hepsini gerekli savcılıklara bildirdim. Halen yargıda birçok yakın dostum var.
ADALETE GÜVENİM TAM
Türk adaletine güvenim tamdır. Hakkımda tanıklık yapanlar ya gizli tanık koruma kanunundan yararlanmak isteyenler yada PKK, DHKP-C ve Dev-Solludurlar. Savcı, Erdal Sarızeybeki telefonlar aramış ve İstanbula çağırtmıştır. Aleyhime ve TSK hakkında aleyhte ifade vermesi için yönlendirmiş, amacına ulaşamayınca da aldığı ifadesini dosyaya koymamıştır.
Sami Hoştanın ifadesi alındıktan sonra Hoştan henüz odadan çıkmadan savcı herkesin içinde "Şu Veliyi getirin" diye bağırmıştır. Yargı şehidinin
katillerinden Osman Yıldırıma "Osmanım" diyen savcı suçluluğu kanıtlanmamış Türk ordusunun generaline "Şu Veliyi getirin" diyerek egosunu tatmin etmiştir.
Hakkımda aleyhte tanıklık yapması için bazı kişilere Avrupa turları teklif edilmiştir. İddianamede DHKP-C ile ilişkili olduğum ve kontrol altında tuttuğum şeklinde talihsiz ifadeler kullanılmıştır. Bu iddia içinde gizli tanığın ifadesi yeterli görülmüştür: ben Giresunda görevliyken PKK, DHKP-Cyi bölgeye sokmaya çalışmıştır.
"PKK KARADENİZE GİREMEDİ"
Çalışmalarımız sonucunda DHKP-C bölgeye giremedi, dolayısıyla da PKK Karadeniz Bölgesine giremedi. DHKP-Cnin Karadeniz Bölgesindeki sorumlu kişi üslerine, "Benim için... General burada olduğu sürece Karadenize giremeyiz" diyerek geri çekilmiştir.
Bunun ardından hakkımda ikinci kez eylem kararı alınmıştır. Buna sevinenleriniz var. Tüm iddiaları şiddetle reddediyorum, ispata davet ediyorum. Aksi takdirde ilgililer hakkında yasal işlem yapılmasını talep ediyorum. Bu iddianameyi görünce okuldan yeni mezun olmuş F Tipi bir polis memuru tarafından hazırlandığını düşünüyorum. Keşke savcılar iddianameyi imzalamadan önce okusalardı. Eğer okuyup imzaladılarsa da buda ayrı bir hukuk skandalıdır" dedi.
Küçük savunmasının bir bölümünde DHKP-C tarafından öldürülen kişiler için hiç kimsenin Hrant Dink cinayetinin ardından Dink için "Hepimiz Dinkiz" yürüyüşleri şeklinde kimsenin yürümediğini belirtti.
Küçükün savunması sırasında Mahkeme Başkanı Köksal Şengün, bir ara kayıt yapan DVDnin değiştirilmesi için Küçükten savunmasına bir süre ara vermesini istedi. Bu sırada Küçükün kızı ve avukatı Zeynep Küçükün Veli Küçüke bir ilaç verdiği görüldü.
Öte yandan, duruşma devam ederken bir önceki celsede tahliye edilen emekli yüzbaşı Gazi Güderin duruşmaya katılarak, tutuksuz sanıklar arasında oturduğu görüldü.
Duruşmaya 13.30a kadar ara verildi.(İHA)
























Yorumlar
Tüm yorumlar »Gönder