Bugün gazetesi yazarı Nuh Gönültaş, Milli Savunma Bakanı Vecdi Gönülün Genelkurmayın "emir eri" gibi hareket ettiğini savundu. Gönültaş, Bakan Gönülü "irtica eylem planı" belgesi ile ilgili suskunluğundan dolayı eleştirdi.
Böyle bir MSB olmasındansa olmaması daha fazla sivilleşmeye hizmet eder!
Milli Savunma Bakanı diye bir bakanımız var mıydı? Milli Savunma Bakanı diye bir bakan var kabinede. Ama varlığı yokluğu belli değil. Bir dostun deyimi ile sünger gibi bir bakanlık. Geleni gideni, olup biteni emiyor. Kim, Milli Savunma Bakanı olursa olsun fark etmiyor, hepsi aynı durumda oluyor. Sünger yani! Askerin konumu ve durumu karşısında adeta Genelkurmay Başkanının ve diğer 36 generalin emir eri durumunda.
İnsan iki çift söz eder
Şu son "Demokrasiye ihanet belgesi" tartışmalarında Milli Savunma Bakanımızdan konuya dair bir görüş, bir fikir, bir beyan, bir cümle, hatta bir kelime duyan varsa bize de söylesin, biz de duyalım. İnsan hiç değilse konjonktür icabı Hondurastaki darbeye ve darbecilere karşı çıkan bir iki söz eder. Nedir bu siniklik, nedir bu sivil acziyeti! Oysa Milli Savunma Bakanı hükümetin TSKdaki sivil adamıdır. Bakandır, yetkisi gücü vardır.
Genelkurmay Başkanı onu hiç takmıyor
Genelkurmay Başkanı bir sorunu olduğunda direkt başbakana geliyor. Eğer başbakan dirayetli biri olmasa işlerini Cumhurbaşkanı ile hallederler. Oysa ilk görüşülecek noktanın Milli Savunma Bakanı olması gerekmez mi? Milli Savunma Bakanları asker karşısında öyle sinik bir konum sergilemekteler ki rica etseniz bir er tayini bile yapamaz durumdalar. İçeriyi bilmiyoruz ama dışarıdan bakıldığında Milli Savunma Bakanlığının kapısı bile Genelkurmay Başkanınınkinin yanında gecekondu kapısı kalır. İkisi arasındaki konum farkı daha kapıda başlıyor yani. Milli Savunma Bakanının bu duruma düşmesi 27 Mayıs Askeri Darbesinden sonra oldu.
Kısa bir tarihçe verirsek...
1920de Erkanı Harbiye bakanlıktı. Önce İsmet Paşa, sonra da Fevzi Çakmak bakan oldu. 1926de ise bakanlık kalktı riyaset kuruldu. Riyaset müstakillik anlamına geliyordu. 1944te Fevzi Çakmaktan sonra Genelkurmay Başbakanlığa bağlandı. 1949da ise demokratikleşme ve tek elden yönetim sebebiyle Genelkurmay Başkanlığı Milli Savunma Bakanlığının dairesi haline geldi. Tabi sonrasında 27 Mayıs Darbesi süreci tersine çevirdi. Başbakanlığa bağlanmasının sebebi Genelkurmayın savaşa hazırlanırken bütün bakanlıklarla temas halinde olması zorunluluğu düşünülmüştü.
31 Mayıs 1949da 5398 sayılı Milli Savunma Bakanlığı kuruluş ve görevlerine dair kanun çıkıyor. Bu kanunda "Cumhuriyet ordusunun hazırlanması ve idaresiyle görevli ve bu işlerden barışta ve seferde sorumlu olan Milli Savunma Bakanlığı, barışta harp kuvvetlerinin komutası kendisine verilmiş olan Genelkurmay Başkanlığı ile Bakanlık Müsteşarının idaresi altındaki daireleri ihtiva eder."
Yani Genelkurmay Milli Savunma Bakanlığının bir dairesi haline gelmiş oluyor. Genelkurmay Başkanının atanması da Milli Savunma Bakanının teklifi ile Bakanlar Kuruluna bırakılıyor. Kanunun gerekçesinde de bu durum demokrasi ile idare edilmenin bir zarureti deniliyor.
Ve 1960 Darbesi..
1960 Darbesi Genelkurmayı Başbakanlığa bağladı ve bu bağlılık Anayasaya yazıldı. Bugün bu konuda Türkiye 1949da yapılan demokratik atılımın çok daha gerisinde. Bu duruma gelinmesinde sadece mevzuat değil, Milli Savunma Bakanı olarak atanan kişilerin karakterleri de önemli rol oynuyor. Bize Genelkurmay Başkanlarının emir eri gibi Milli Savunma Bakanları lazım değil. Bugünkü haliyle Milli Savunma Bakanlığı iradesiz ve işlevsizdir.
Hatta Milli Savunma Bakanlığı (MSB) adı asker personel tarafından sivil hükümete emir verme makamı olarak kullanılıyor. Son örnek Milli Savunma Bakanlığı adına Adalet Bakanlığına gönderilen yazıdır. Yazıda Milli Savunma Bakanlığı Adalet Bakanlığına "TSKya sormadan askeri yargıyla ilgili düzenleme yapmayın" diyor.
Böyle bir MSB olmasındansa olmaması daha fazla sivilleşmeye hizmet eder!
























Yorumlar
Tüm yorumlar »Gönder