Baykal Duasını etti ama helvasını yemedi
CHP Genel Başkanı Deniz Baykal, Türkiyenin kendisiyle uğraştığını, kavgaların içine sürüklendiğini belirterek, “Yargı siyasetin önüne girerse iyi mi olur? Yargının bir kısmına el atacaksın, o kısmını diğer kısmına karşı çıkaracaksın, daha geniş kısmını ele geçirmek için tertipler yapacaksın, gece yarısı darbeler yapacaksın, yanlış işler bunlar. Bundan Türkiyeye hayır yok” dedi.
Baykala çoşkulu karşılama
Bolu Mudurnu İlçesinde düzenlenen İpekyolu Kültür Turizm Festivaline, CHP Genel Başkanı Deniz Baykal katıldı. Baykal beraberindeki CHP Genel Sekreteri Önder Sav ile birlikte helikopterle Mupi Tavukçulukun yanındaki helikopter pistine indi. Baykalı karşılamaya gelenler helikopter pistine fazla yaklaşınca pervanenin rüzgarından etkilendiler. Baykalı karşılayanlar arasında CHP Genel Başkan Yardımcısı Yılmaz Ateş, Berhan Şimşek, Mehmet Sevigen ve kongrede rakibi olan Umut Oran da yer aldı. Parti otobüsüne binen Baykal halkı selamlayarak Hükümet Konağının önüne geldi. Bolu Valisi Halil İbrahim Akpınar, Abant İzzet Baysal Üniversitesi Rektörü Prof.Dr. Atilla Kılıç, Kaymakam Alp Arslan tarafından karşılanan Baykal, kortej yürüyüşüne katıldı. Vali Akpınar ile sohbet eden Baykal, halk oyunları ekibini izledi.
Türkiye yi yönetenlerin hataları
Törende konuşan Baykal, Türkiyenin çok sıkıntılı günlerden geçtiğinin çok açık olduğunu belirterek, “Sanayi çökmeye başlamış, ekonomi kalkınamaz hale gelmiş, daralan ve küçülen bir ekonomi haline geldi. En son açıklanan rakamlarla Türkiyede ekonomi 13.8 düzeyinde, bir önceki yıla göre daraldı. Şimdi Türkiye böyle bir tablonun içinde. Dünya da, Türkiye kadar bu ekonomik krizin darbesini yemiş başka ülke bulmak kolay değil. En ağır ekonomik bunalımları yaşayan ülkelerin başında ne yazık ki Türkiye geliyor. Bu sıkıntıların ardında tabi ki yaşanan yanlışlıklar yatıyor. Bunun başında Türkiyeyi yönetenlerin toprağa, tarıma, çiftçiye yönelik bakışındaki temel yanlışlık geliyor. Ne yazık ki toprağı, tarımı çiftçiyi uzun süre ülkeyi yönetenler bir ayak bağı gibi, bir engel gibi düşündüler. Tarımı, çiftçiyi kalkındırmadan ülkenin ayağa kalkması mümkündür diye kabul ettiler. Çıkmazları şimdi önlerine geldi” dedi.
Her ülke kendi kaynaklarıyla kalkınmalı
Uzun yıllardır el parasıyla kalkınma işine girildiğini ifade eden Baykal, “Kendi alın terimizle değil, kendi tasarrufumuzla değil, dışarıdan gelecek paraya bel bağlayarak o parayı buraya çekmek için olmadık teşvikleri, olmadık faizleri, olmadık avantaları onlara vererek onların buraya gelmesinin yabancı paranın gelmesini sağlayarak, onların Türkiyeyi ayağa kaldıracağını düşünerek yıllarca bu politikayı yürüttük” dedi.
Bunun yanlış olduğunu, her ülkenin kendi kaynaklarıyla, kendi emeği ve zenginliğiyle kalkınması gerektiğini belirten Baykal, “Nedir bu zenginlik. Alın teridir, işçiliktir, madendir, ülkenin imkanlarıdır. Biz ne yaptık. Dışarıdan para alarak zenginlik yaşayalım istedik. Dışarıdan para bugün gelir yarın gelmez. Bir gelir ay sonunda 1.5 çıkmaya başlar. 1.5 çıkmaya başladığı zaman sen yoksullaşmaya başlamışsın demektir. Elimizdeki karlı tesisleri, fabrikaları, gözbebeğimiz tesisleri buraya para çekebilmek için satma gayreti içine girdik. Sattık, sattık, sattık sanki zenginlik elde etmişiz gibi günümüzü gün ettik. Telekom ülkede en çok kazanan kuruluşların başında. Kazanıyor da kime kazanıyor. Bunun yanlış olduğu çıktı ortaya. Yaşanan sıkıntıların, esnafın içine girdiği ekonomik sıkıntının ardında bu ekonomik yanlışlığın yattığına dikkatinizi çekmek istiyorum. Yanlış politika götürdük” diye konuştu.
Değişim kaçınılmaz
Değişimin kaçınılmaz olduğunu açıklayan Baykal, konuşmasını şöyle tamamladı:
“Bir değişim ihtiyacı artık kaçınılmaz oldu. Bu sıkıntıları beraber yaşadık. Artık değişim dönemine geldi sıra. Bu dönemde yeni ekonomik politikalar yürüteceğiz. Görüyorsunuz, Türkiye ne kadar yanlış, ne kadar sakıncalı gerilimlerin kavgaların içine sürükleniyor. Bunların bir anlamı var mı. Türkiye kendi kendisiyle uğraşıyor. Sağ elimizle sol elimiz birbiriyle kavga ediyor. Devletin kurumları birbirine tuzak kurar mı? Böyle bir şey olabilir mi? Bu devletin her kurumunun birbirine ihtiyacı var. Hepsi birbirine saygı gösterecek, hepsi birbirine değer verecek. Bu memleketin yargıya da ihtiyacı var. Bu memleketin Silahlı Kuvvetlerine de ihtiyacı var. Niye birileri eline gücü alınca basını, televizyonu susturmak için, kendi ipoteği altına almak için, emir kumanda zinciri içine sokmak için bunu kullanmayı kendisine hak biliyor. Neden devletin bankalarından aldıkları kredilerle iktidarlar kendilerine özel televizyonlar, gazeteler edinmeye çalışıyor. Dünya da bunun bir örneği var mı? Böyle demokrasi olur mu? Yargı siyasetin önüne girerse iyi mi olur? Yargının bir kısmına el atacaksın, o kısmını diğer kısmına karşı çıkaracaksın, daha geniş kısmını ele geçirmek için tertipler yapacaksın, gece yarısı darbeler yapacaksın, yanlış işler bunlar. Bundan Türkiyeye hayır yok.”
Helvayı ceketinin cebine soktu
Baykal daha sonra yaklaşık 600 yıldır esnafların yaptığı Bereket Duasına katıldı. Ayakta yapılan dua sırasında Vali Akpınar ile yan yana duran Baykal verilen helvayı cebine soktu. Baykal el açıp duaya katıldıktan sonra dağıtılan pide ve ayranı alarak pantolonunun cebine koyduğu helvayı çıkarttı. Baykal elindeki helva, ayran ve pide ile belediyede açılan resim sergisini gezdi. Baykal daha sonra helikopterle Bartına gitti.
Milliyet
7 C Istanbul
6 C Ankara
6 C Samsun





Ensonhaber Dediki;
Bu habere daha önce yorum yazılmamış, fikrinizi ilk siz paylaşmak istermisiniz?