Vakit Gazetesi yazarı Serdar Erseven, Madımak Otelinde 37 kişinin yanarak ölümüyle sonuçlanan olayların 16. yıldönümünde düzenlenen anma töreninde bir kişinin taşıdığı "Gülerek yaktın, donarak öldün" pankartını taşıyan gençle konuştu. Vakit Gazetesine ve Serdar Ersevene ne kadar güvenilir orası tartışılır elbette. Hele bir de Ersevenin yazısındaki çelişkili ve gayet yanlı tavrı okuyunca siz de göreceksiniz.
Gülerek yaktın, donarak öldün pankartını niye açsın
"O “çirkin” pankartı açan delikanlıyla buluştum!.. Evet, öyle yaptım... Çünkü ben; Salt bir tavrı göz önünde bulundurarak insanları “mahkûm” etmekten yana değilim" diyer Vakit Yazarı Serdar Arseven, "Bir genç, hatta çocuk; niçin, ülkeyi ve kendisini “tehlikeye” düşürecek “Provokatif” hareketlerde bulunsun?... Bir delikanlı; “Gülerek yaktın, donarak öldün” gibi bir “şeytani zekâ” üretimini nasıl gerçekleştirsin?.. Niçin gerçekleştirsin?... Sivas olaylarının meydana geldiği dönemde, altında bezle dolaşan bu delikanlının, böylesi işlerle ne gibi bir ilgisi olabilir ki?.." sorularına cevap bulmak için o genci bulduğunu ve konuştuğunu bugünkü köşe yazısına yansıttı.
Arkadaşları görüşmesini istememiş
Oraya gittiğinde genci yerinde bulmayan Serdar Arseven ona telefonla ulaşarak, yüz yüze görüşmek istediğimi söyledi. "Genç ona “Abi, haklısın da arkadaşlarım konuşmama karşı çıkıyor” cevabını verdi.
“Tamam, sen bilirsin. Konuşmak istersen ben buradayım” karşılığını veren yazara genç bir süre sonra buluşmaya karar veriyor. Pankartı açan delikanlı, öğrenciymiş... Anadolu Üniversitesi Kamu Yönetimi birinci sınıfa kaydolmuş, imtihanlara girmediğinden bir seneyi kaybetmiş... Okula devam etmeyi düşünüyor. Önümüzdeki yıl, üniversite imtihanına girip daha iyi bir bölüme girmek de hedefleri arasında.
Arsevenin köşesinde aktardıklarına göre, babası, annesi; ideolojiyle vesaire alâkalı olmayan, günlük hayat telâşı içinde, çok çocuklu bir ailenin “çarkını döndürmeye” çalışan düzgün insanlar...
Peki bu genç o rezil bir pankartı niçin açtı? Kendisi mi açmak istedi yoksa birileri mi zorladı?.. Ne oldu, ne bitti?.. Delikanlının etrafında Birleşik Gençlik Hareketi adlı bir grup var.
O pankartı açtığına şimdi pişman
H.U.nun işte böyle bir ortamda yanıtlıyor Serdar Arsevenin sorularını ve özetle şunları söylüyor:
1- Sivas olaylarına ilişkin eylemde, Birleşik Gençlik Hareketi tarafından hazırlanmış birçok pankart vardı. Ben onlardan birini aldım ve kaldırdım. İçinde yazanı dikkate almadım.
2- Merhum Muhsin Yazıcıoğlunun vefatına sevinmek, hele böyle bir harekette bulunmak bana yakışmaz. Ailesine ve sevenlerine başsağlığı diliyorum.
3- Ben, namazlı bir ailenin çocuğuyum. Namazlıların insan yakabileceğine inanmıyorum. Namazlıdan zarar gelmez. Sivastaki bir Ergenekon tezgâhıdır. Aydınları, Müslümanlar değil, Ergenekoncular yakmıştır.
4- O pankartın savunulacak tarafı yok. Böyle bir olayla gündeme geldiğim için üzgünüm.
5- Bizi provokasyonlarla birbirimize düşürmek istiyorlar. Ben, böyle bir olay içinde olmak istemezdim.
"Onu, “anlık”, pankart olayından dolayı mahkûm etmektense, birilerinin kucağına itmektense, şefkatle yaklaşalım... Ve yanımıza alalım... Oyunu bozalım!..Rahmetli Yazıcıoğlu, eminim ki böylesini arzu eder..." sözleriyle noktalıyor serdar Arseven yazısını.

























Yorumlar
Tüm yorumlar »Gönder