USD: 1.7447
EUR: 2.3164

İstanbul 0°C

Ankara -6°C

İzmir 1°C

2003 darbesinin manifestosu

Milli Güvenlik Konseyi derki;

22.01.2010 - 10:09

Türk Silahlı Kuvvetleri mevcut Anayasal sistemin ve İç Hizmet Kanunu’nun kendisine verdiği Türkiye Cumhuriyet’ini koruma ve kollama görevini yerine getirerek (… tarihinde) laik cumhuriyetin kazanımlarını korunması amacıyla devlet yönetimini devralmış bulunmaktadır. Bu tarihten itibaren yasama ve yürütme görev ve yetkisi, Milli güvenlik Konseyi tarafından Türk Milleti adına kullanılmıştır.
 
2002-2003 yıllarında dönemin Birinci Ordu Komutanı Orgeneral Çetin Doğan önderliğinde yapılan Balyoz Harekât Planı, hükümetinin devrilmesini hedefliyordu. Bu darbenin ardından bir Milli Mutabakat Hükümeti kurulacaktı. Başbakanlığa ise TOBB Başkanı Rıfat Hisarcıklıoğlu getirilecekti.

İlk olarak, hükümetinin işbaşına gelmesinden hemen sonra Aralık 2002'de kaleme alman ve dönemin Birinci Ordu Komutanı Orgeneral Çetin Doğan'ın imzasını taşıyan Balyoz Güvenlik Harekât Planı, tam teşekküllü bir darbe hedefiyle hazırlanmıştı.

BALYOZ SAVCIDA
Bu planın, dönemin Birinci Ordu Harekât Başkanı Kurmay Albay Süha Tanyeri'nin görev yerinde kullandığı bilgisayardan kaydedilmiş elektronik kopyası Taraf'ın elinde ve bir örneği de, dün sabah itibariyle İstanbul Cumhuriyet Başsavcı Vekili Turan Çolakkadı'ya teslim edilmiş durumda.

5-7 Mart 2003'te Selimiye Kışlası'nda düzenlenen bir seminerde de ele alınan bu planın, Genelkurmay Başkanlığı'nın dün iddia ettiği gibi sadece "savaş hali, savaşı gerektirecek bir durumun başgöstermesi halinde uygulanan sıkıyönetim konuları" üzerinde durmadığını, aksine, hükümetini devirmek için elverişli ortam yaratmaya ve daha sonra yönetimi devralmaya dönük bir müdahale planı olduğunu, 21 Ocak 2010 tarihli gazetemizdeki geniş özette okudunuz. (Balyoz Güvenlik Harekât Planı'nm içeriği halen Taraf'ın internet sitesinde de mevcut.)

Bugün ise Balyoz Planı'nın eklerindeki "J" kodlu belgeyi yayımlıyoruz.
Balyoz'un bir "savaş oyunu" olmadığını ve ordu içinde bir grubun hükümetinin devrilmesi ardından neler yapılacağım en ince ayrıntısına kadar planladığını gösteren bu "Çok Gizli" damgasını ve "Milli Mutabakat Hükümeti Programı" başlığını taşıyor.

Belgenin Tarafm elindeki CD kopyasının elektronik anteti, Milli Mutabakat Hükümet Programı'mn da, yine Süha Tanyeri'nin o dönemdeki karargâhtaki bilgisayarına kaydedidiğini kanıtlıyor.

BU İŞİN SONU BOKTUR
Planda öngörülen Milli Mutabakat Hükümeti, Genelkurmay'ın dünkü açıklamasında sahip çıktığı 5-7 Mart 2003 tarihli seminerde, bizzat Orgeneral Çetin Doğan tarafından telaffuz edilmişti. Doğan'ın ses kaydı Tarafta mevcut olan cümleleri şöyle:

"Ben onu söyleyeceğim şeyde Genelkurmay Başkanı'na, Kuvvet Komutanı'na diyeceğim M," siz Meclis'i ve hükümeti uyarıcı, bu gidişe dur deyici bir ültimatom verin gerekirse. Gerekirse çağırın *bu işin sonu boktur, işte sonunuz böyledir.' Bu konuda gerekli tertip ve tedbirleri alın. Evvela ulusal birüğimizin, evvela inandırıcı bir milli mutabakat, buraya öyle yazmışım. Milli Mutabakat Hükümeti Kurulması sureti ile halkın tasvip edeceği tarafsız, bağımsız daha tek... edeceği bu kadar gaile içinde ülkeyi daha soma bütün bu gailelerden soma seçime götürecek bir hükümetin kurulması en önemli birinci..."

KORUMA VE KOLLAMA YAPTIK
"Balyoz" hükümetinin programı ise bu kabineye bırakılmayacak, darbeyi gerçekleştiren askerlerce yazılacaktı. Nitekim Balyoz Harekât Planı'nın Süha Tanyeri'nin bilgisayarından çıkma EK-J belgesi, ordu içindeki bir grubun öngördüğü "Milli Mutabakat Hükümeti Programının tamamını kapsıyor.

İŞTE DARBENİN MANİFESTOSU
Planın "Giriş" bölümünde darbenin gerçekleştirildiği hatırlatılarak, bu müdahalenin dayanağı şöyle aktarılıyor:
"Türk Silahlı Kuvvetleri mevcut anayasal sistemin ve İç Hizmet Kanunu'nun kendisine verdiği Türkiye Cumhuriyeti'ni koruma ve kollama görevim yerine getirerek (... tarihinde) Laik Cumhuriyetin kazanımlanmn korunması amacıyla Devlet yönetimim devralmış bulunmaktadır. Bu tarihten itibaren yasama ve yürütme görev ve yetkisi, Milli Güvenlik Konseyi tarafından Türk Milleti adına kullanılmıştır."

Milli Güvenlik Konseyi der ki... Ardından "neden darbe yapıldı" sorusunun cevabı veriliyor; üstelik de Milli Güvenlik Konseyi'nin bu konuda söylemesi planlanmış olan cümleler tırnak içinde alıntılanarak. İşte o bölüm: "Büyük Atatürk'ün bize emanet ettiği, ülkesi ve milletiyle bölünmez bir bütün olan Türkiye Cumhuriyeti Devleti, son yıllarda, dış ve iç düşmanlarının tertip ve tahrikleriyle haince saldırılara uğramış, milli birlik ve bütünlüğümüz tehlikeye düşürülmüştür. Bu durum karşısında girişilen harekatın amacı, Milli Güvenlik Konseyi'nce; 'Ülke bütünlüğünü korumak, milli birlik ve beraberliği sağlamak, muhtemel bir iç savaşı ve kardeş kavgasını önlemek, Devlet otoritesini ve varlığını yemden tesis etmek ve demokratik düzenin işlemesine mam olan sebepleri ortadan kaldırmak' olarak belirtilmiştir. 2003 TürMye'sinin artık herkes tarafından kabul edilen iki meselesi, Atatürk ilke ve inküaplanmn yemden hayata geçirilmesi il e ekonomik durumun düzeltilmesidir."

TÜRBAN SİMGEYE DÖNÜŞMESİN
Balyoz'un Hükümet Programı'mn neyi "umacı" olarak gördüğü de daha en başından belli. Giriş bölümü şu cümlelerle bitiyor:

"Yönetimimiz, Atatürk'ün önderliğinde kurulan laik, demokratik, hukuka bağlı Türkiye Cumhuriyeti Devleti'ni, dışarıdan ve içeriden gelebüecek her türlü tehlikeye karşı korumakta, Atatürk ilke ve inkılaplarını her alanda pekiştirmekte, din ve vicdan hürriyetinin de teminatı olan laiklik ilkesinin gereği olarak kutsal din duygularının devlet işlerine karıştırılmasını, siyasal amaçlarla ve çıkar hesapları üe istismarım önlemekte kesin kararlıdır.

Kadınlarımızın kamusal alanlarda ve kamu kurumlarında, turbam cumhuriyetin temel ilkelerini hedef alan bir siyasal simgeye dönüştürmesine karşı Atatürk ilke ve devrimleri doğrultusunda her türlü önlem alınacaktır."

YARGIYA YENİ DÜZENLEME
Balyoz Hükümeti'nin programının izleyen paragraflarında, "Adalet ve Asayiş İşleri" başlıklı bölümde, yargı ve güvenlik alanında yapılacaklar anlatılıyor:

"Çağın şartlarına uygun olarak, yargı bağımsızlığı ve yargıçlık güvencesi ilkelerinin fiilen hayata geçirilebilmesi için, Hâkimler ve Savcılar Yüksek Kurulu'nun bağımsız olarak yetkilerini kullanmasını ve görevlerim yerine getirmesini sağlayacak bir düzenleme yapılacaktır. Bu hedefin gerçekleştirilmesi maksadıyla, Kurul'da görev alan yargıçların her türlü etkilerden uzak kalarak, yalnızca Anayasa, yasalara ve vicdani kanaatlerine göre karar vermelerine olanak sağlayacak tedbirler alınacaktır. Yargı bağımsızlığını tam olarak sağlamak üzere gerekli tüm yasal düzenlemeler, yönetimimiz döneminde gerçekleştirilecektir. Uygulamadaki yasalar gözden geçirilerek, günün şartlarına cevap vermeyen hükümler kaldırılacak, değişmesi gerekenler değiştirilecektir.

Mevcut yargı sistemindeki tıkanıklıklar giderilecek, davaların hızlı ve etkin sonuçlandırılması sağlanacak, yargı teşkilatı yeniden yapılandırılacak, yargı sisteminin modern araç ve gereçler ile takviyesi ve bilgisayar kullanımının yaygınlaştırılmasına yönelik çalışmalar hızlandırılacaktır. Tutukevleri ile Ceza infaz kurumlarının kuruluş ve idaresi yeniden düzenlenecek, güvenlik ve disiplinin tam olarak sağlanması amacıyla buraların iç ve dış yönetim ve güvenliği Jandarma Genel Komutanlığı tarafından sağlanacak, hükümlülerin topluma yeniden kazandırılmasına önem verilecektir.

Ülkede asayiş ve güvenliğin daha kısa sürede ve etkin olarak sağlanması, istihbarat, kaçakçılık ve organize suçlarla mücadelede daha etkin olunması, uyuşturucu madde kaçakçılığı ile etkin mücadele edilebilmesi, trafik hizmetlerinin daha iyi sunulabilmesi ve kazaların azaltılması maksadıyla kolluk güçlerinin koordinasyonunu sağlayacak yeni bir yapı oluşturulacaktır."

DAHA ETKİN KORUCULUK SİSTEMİ
Darbe sonrası "Milli Mutabakat Hükümeti"nin Kürt meselesine bakışı siyasi ve etnik ayrımcılık temelindeki sorundan tamamen bihaber bir dille ifadesini bulmuş:

"Güneydoğu Anadolu bölgesinin sorunları coğrafi, sosyal ekonomik nedenlerden, bölgenin feodal yapısından ve dış tertip ve tahriklerden kaynaklanmaktadır."

Akabinde konu Güneydoğu'daki "güvenlik" sorununa getirilerek, "Bölücü teröre karşı mücadelenin etkili biçimde sürdürülmesine kararlı şekilde devam edilecektir" dendikten sonra ekonomik önlemlere değiniliyor:

"Bu yaklaşımın sonucu olarak, bölgedeki ciddi boyutlu güvenlik sorunu, sosyal ve ekonomik çözümlerle ve uluslararası ilişkilerle birarada ve bütünlük içinde değerlendirilecektir. Güneydoğu Anadolu Bölgesi'nin kalkınma projeleri kapsamında tarım ve hayvancılığın yeniden geliştirilmesine yönelik projeler uygulamaya konulacaktır."

Bu noktada, Orgeneral Doğan ve arkadaşlarının Balyoz Hükümeti için uygun gördüğü "Güneydoğu siyaseti" koruculuk sisteminin kuvvetlendirilmesi üzerinden ifadesini buluyor:

"Bölgede her türlü kalkınmanın ve gelişmenin temeli asayiş ve güvenliğin tam olarak sağlanmasına bağü olduğundan, gerekli olan her türlü önlemin alınmasından ve uygulanmasından asla taviz verilmeyecektir. Bu kapsamda koruculuk müessesesi daha etkin hale getirilecek ve baskıcı feodal yapının dağıtılması için gerekli çalışmalara hız verilecektir. Bölgede hızla yayılan irticai ve bölücü unsurların faaliyetlerinin önlenmesi için her türlü tedbir alınacaktır."

TERÖRLE MÜCADELE ÜST KURULU
Programın "Terörle Mücadele ve İç Güvenlik" başlıklı bölümün ilk paragrafları aynen şöyle:

"Uzun yıllardır ülkemizin güvenliğini, ekonomisini, iç politikasını, dış politikasını olumsuz etkilemekte olan terör, ülkenin kaynaklarını tüketmekte ve ülkenin gücüne ve hareket kabiliyetine sekte vurmaktadır. Çok yaygın olmamakla beraber terör tedirginliği ve kuşkusu devam ettiği sürece ülkenin gelişmesi, ekonomik kalkınmanın sağlanabilmesi için gerekli bazı adımlar atılamamaktadır.

Bu nedenle mevcut yasalarla güvenliğin ve asayişin istenilen seviyede sağlanamaması durumunda her türlü tedbirin alınmasından çekinilmeyecektir.

Terörle mücadelenin daha etkin yapılması amacıyla kolluk güçlerinin tek elden yönlendirilmesini sağlayacak bir üst kurum oluşturulacaktır.

Terörün dış kaynakları üzerine gidilecek, teröre destek veren ülkelerle olan politikalar değerlendirilecek, terörün dış desteği gerek ülke bazında gerek örgüt bazında önlenmeye çalışılacaktır. Bu kapsamda uluslararası girişimler yapılacaktır."

SİLAHA DAHA ÇOK PARA
Daha sonra, silahlanma ve askeri konut harcamalarının artırılmasını öngören bölüm geliyor: "Vatanın ve ulusun bekası üe doğrudan ilgisi nedeni ile Süahlı Kuvvetlerle ilgili yatırım ve harcamalar ihtiyaçlar ve çağın gerekleri doğrultusunda artırılacaktır. Silahlı Kuvvetlerin modernizasyonu gayretlerine hız verilecektir. Silahlı Kuvvetlerimizin iç ve dış tehditleri caydırmada NATO ve BAB bünyesindeki faaliyetleri ulusal çıkarlarımızla paralel olarak sürdürülecektir. Süahh Kuvvetler mensuplarının üstün bir moralle hizmetlerinin devamım sağlamak için gerekli her türlü önlem alınacaktır. Ayrıca, Güvenlik Kuvvetleri mensuplarının mesken sorunlarının çözümlenmesi için konut yaptırılması ve satın alınması bir program dahilinde gerçekleştirecektir."

ON BİR YILLIK TEMEL EĞİTİM
Program, "Eğitim ve Öğretim" başlığı altında zorunlu öğrenim süresinin on bir yıla çıkarılmasını öngörüyor: "Ulusal eğitimin tüm kademelerinde, Atatürk ilke ve inkılaplarını özümsemiş, bilimsel düşünceye yatkın, bilgi çağının gereklerini yerine getirebilecek donanıma sahip insanlar yetiştirmek asıl hedefimizdir.

Zorunlu ve kesintisiz temel eğitimin öncelikle ıı yıla çıkarılması için gerekli çalışmalar yapılacaktır.

Tüm kademedeki okullar, bir plan çerçevesinde çağdaş eğitim araçları ile donatılacak, bilgisayar destekli eğitime hız verilecektir."

BİRİ OKULLARA GÖZETLEYECEK
Aynı bölümün devamında, "Her seviyedeki özel eğitim ve öğretim kurumları Milli Eğitim Bakanlığı'na devredilecektir. Bu kurumlarda yıkıcı, bölücü ve irticai faaliyetlerde bulunan sahip, yönetici ve çalışanlar hakkında Atatürk ilke ve devrimleri çerçevesinde gerekli yasal tedbirler alınacaktır" deniyor.

ÖZEL ÜNİVERSİTE KALMAYACAK
Ve özel üniversitelere son verileceği duyuruluyor:
"özel yükseköğretim kurumlan çağdaş etkin ve nitelikli hale getirmek için devletieştirilecektir. Eğitimin her kademesinde yurt olanaklarının artırılmasına özen gösterilecektir."

EKONOMİDE 1922'YE DÖNÜŞ
Programın, "Ekonomik Politikalar" başlıklı bölümü Balyoz Darbesi'nin küreselleşmiş piyasa ekonomisine mesafeli, devletçi, ulusalcı bir çizgide iktisadi kararlar alacağının habercisi. Bu bölümün girişinde söz Mustafa Kemal'e bırakılıyor:

"Ebedi Şefimiz Atatürk'ün çizdiği yolda devlet kuruculuğu sorumluluğunu taşıyarak Türkiye Cumhuriyeti Devleti'ni, Anayasa'da belirtilmiş düzenini her ne pahasına olursa olsun korumak ve kollamak en birinci vazifemizdir. Büyük Atatürk, ı Mart 1922'de yaptığı Meclis açılış konuşmasında şöyle diyordu:

'Her şeyden önce milli amacımız olan bağımsızlığımızı sağlamaya ulaşmaktan başka bir şey düşünemeyiz. Bu nedenle de bizce önemli olan mali gücümüzün, bu sonucu sağlamaya yeterli olup olmayacağıdır'. Atatürk, devletin tam bağımsız olabilmesi için ekonomik bağımsızlığın şart olduğunu vurgulamış ve kapitülasyonları kaldırmıştır. 1923'te 'de İktisat Kongresi'ni düzenleyerek, kongrede, 'ulusal bağımsızlık ilkesi'nden kesinlikle taviz verilmeyeceği ve bu ilke içinde kalkınmanın gerçekleştirileceği kararlaştırılmıştır."

AVRUPA BİRLİĞİ EŞİTTİR SEVR
Darbe hükümetinin "Sevr sendromundan" mustarip ekonomik programında, devletçi politikalar sayesinde "ülkenin bir zamanlar uçak satacak duruma geldiği" büyük bir ciddiyetle anlatılıyor ve Avrupa Birliği'ne olumsuz bakış gizlenmiyor:

"Cumhuriyetin kuruluş yıllarında kalkınmada uygulanan ulusal model üe çeşitli sahalarda büyük basanlar elde edilmiştir. Bu dönemde uygulanan model üe ülkemiz Belçika'ya uçak ihraç edecek seviyeye ulaşmıştır. Ancak 1945 yılından soma ülkemiz tekrar siyasi, kültürel, ekonomik yönlerden kuşatma altina alınmış; Batılı devletler, Atatürk döneminde hayata geçiremedikleri SEVR projesini AB, IMF ve Dünya Bankası yoluyla uygulamaya başlamışlardır."

PARA FONUNA HAYIR
Darbe hükümetinin programı bu minval üzere devam ediyor. İzleyen bölümü, ara başlıklar eklemek dışında müdahale etmeksizin aynen aktarıyoruz:

"Bir taraftan uluslararası şirketler IMF ve Dünya Bankası yoluyla devletimizin bütçesine yön vererek ülkemizi kıskaca almaya çalışmakta, diğer taraftan da özeUeştirmeler, Kirlerin satışı, Uluslararası Tahkim, AB Ye uyum yasaları ve tahdit kanunlan Ue ulusal kaynaklarımız yabancılara peşkeş çekilmektedir.

Ekonomik bağımsızlık, devletlerin bağımsızlığında gün geçtikçe daha belirleyici hal almaktadır. Ülkeler, borçlandırma yöntemiyle borç veren güçlerin egemenliğine girmekte, ekonomik, siyasi, sosyal, kültürel tavizler borçlandırma yöntemiyle kolayca koparılmakta, kısaca yeni bir silahsız savaş dönemi yaşanmaktadır.

Ekonomik anlamda sınırların önemini yitirdiği günümüzde; küresel dünyaya hakim olan güçler, "ulus-devlet anlayışının gereksiz olduğu" fikrini empoze etmektedirler. Unutmayalım ki ulus-devlet fikrini yitiren halklar, iç ve dış her türlü tehdide açıktır ve çaresizdir. AB, IMF ve Dünya Bankası'nın baskılanyla çıkartılan kanunlar, çok ağır şartlara bağlanmış borçlar, mali yardım adı altındaki siyasi tavizler ulusal bağımsızlığımızı ortadan kaldırmaktır.

 
 

Yorumlar

Tüm yorumlar »
Adınız soyadınız:

Gönder
Vazgeç ya da

Yükleniyor...
İstanbul'da patlama: 1 ölü - İzle 34 bin kişiyle Kremlin kuşatması Bu illerde okullar tatil edildi Bingöl'deki PKK operasyonunun detayları - İzle Kamer Genç'ten Cemil Çiçek'e ağır itham Canlı yayına çıkan köpek spikerin yüzünü ısırdı - Video Savcıyı vuran saldırgan böyle kaçtı - Video Flash Tv yok artık dedirtti - Video Hakan Şükür'e son çağrı Hız denemesi hüsranla sonuçlandı - İzle Arda Papa'nın huzuruna çıkıyor 3 kız kardeşin büyük dramı - Galeri Cavcav: Yeni federasyon başkanı karnından konuşmasın Yılanın kertenkele ziyafeti Stoch forvetleri kıskandırıyor
Disko cezası kalkıyor 06:19
Disko cezası kalkıyor

Genelkurmay Başkanı Org. Özel "disko cezası"nı kaldıracak Askeri Ceza Kanunu'ndaki değişiklik için harekete geçti

Başbuğ: Odamda bilgisayar bile yoktu 05:59
Başbuğ: Odamda bilgisayar bile yoktu

İlker Başbuğ'un savcıya verdiği 26 sayfalık ifade tutanağı avukatı tarafından açıklandı.

Ahmet Hakan: İleri demokrasinin bir cilvesi daha 05:36
Ahmet Hakan: İleri demokrasinin bir cilvesi daha

Hürriyet yazarı Ahmet Hakan, bugünkü yazısında 'ileri demokrasi' adı altında yürütülen soruşturmalara değindi.

34 bin kişiyle Kremlin kuşatması 05:21
34 bin kişiyle Kremlin kuşatması

Rusya'da muhalefet, sosyal 34 bin kişiyle Kremlin Sarayı'nı kuşatmayı planlıyor.

Eski MİT'çi Öneş: İkinci Uludere olayı 05:16
Eski MİT'çi Öneş: İkinci Uludere olayı

Eski MİT'çi Cevat Öneş, MİT'çilerin ifaye çağrılmasının "hayırlı olacağının" altını çiziyor.

Libya Suriye büyükelçisini ülkeden kovdu 05:04
Libya Suriye büyükelçisini ülkeden kovdu

Libya, Suriye büyükelçisinin ülkeden ayrılmasını istedi.

İstanbul Boğazı gemi trafiğine kapatıldı 02:53
İstanbul Boğazı gemi trafiğine kapatıldı

İstanbul Boğazı, düşük görüş mesafesi nedeniyle gemi trafiğine kapatıldı.

Tolga Karel'den muhteşem ihanet - Galeri 12:04
Tolga Karel'den muhteşem ihanet - Galeri

Tolga Karel, hamile eşini aldatırken Süper Kulüp kameralarına yakalandı.

Yetenek Sizsiniz'de şaşırtan illüzyon - İzle 13:47
Yetenek Sizsiniz'de şaşırtan illüzyon - İzle

Acun Ilıcalı, Hülya Avşar ve Sergen Yalçın'ın içinde yer aldığı illüzyon şovu, ekran başındakileri şaşırttı.

Kemal Burkay siyasete atılıyor 16:25
Kemal Burkay siyasete atılıyor

Kemal Burkay, hangi parti ile siyaset sahnesine çıkıyor?

Dilara Gönder canlı yayında gülme krizine girdi 11:36
Dilara Gönder canlı yayında gülme krizine girdi

Gazete manşetlerini okuyan Dilara Gönder'in canlı yayındaki zor anları.

Hilal Cebeci'den bol frikikli oryantal - İzle 10:31
Hilal Cebeci'den bol frikikli oryantal - İzle

Hilal Cebeci'den transparan gecelikle oryantal.

Mehmet Günsür Muhteşem Yüzyıl'ı salladı - İzle 11:57
Mehmet Günsür Muhteşem Yüzyıl'ı salladı - İzle

Muhteşem Yüzyıl'da haftalardır beklenen Mehmet Günsür, Şehzade Mustafa rolü ile izleyicisinin karşısına çıktı.

Bayülgen'den Rabia Kazan'a sert eleştiri - İzle 10:16
Bayülgen'den Rabia Kazan'a sert eleştiri - İzle

Okan Bayülgen, programına konuk ettiği Rabia Kazan'a samimiyetsizlik eleştirisinde bulundu.


31,482 kişi takip ediyor

Oyna kafanı dağıt!