Yaprak Dökümü’nde Ceyda karakterini canlandıran Başak Sayan, kendini, oyunculuğa nasıl başladığını, magazinle ilişkisini, yakında çekimlerine başlanacak olan yeni filmini ve ’daki yazışmalarını Medyatava sitesinden Sayım Çınar’a anlattı.
Herkes sizi Yaprak Dökümü'nün Ceyda'sı olarak tanıyor. Biraz tanımadığımız Başak Sayan’ı anlatır mısınız?
İnsanların ekranda ve medya önünde gördükleriyle gerçek arasında çok fark olur. Çünkü orda başka bir karakteri yaratıyorum. Oynadığım karakter soğuk, hırslı, acımasız olabilir, zeki ama tutkularının peşinden düşüncesizce gidebilen biri. En önemli özelliği soğuk oluşu. Bense normalde çok sıcakkanlıyımdır. İlk bakışta insanlara ister istemez mesafeli yaklaşırım ama bu sanırım bir nevi korunma kalkanım. Güvenene kadar içimi çok açamam. Hemen kabullenemem. Zamanında bu konuda o kadar büyük tecrübeler yaşadım ki ister istemez böyle bir savunma mekanizması gelişti. Hayata hep iyimser bakarım. Çok araştırmacıyımdır, neredeyse dünyadaki tüm bilgileri öğrenmeye karşı bir açlığım var, burcumdan olsa gerek, ikizler burcuyum. Çok duygusalımdır ve inanılmaz kırılganım ama bunu yansıtmama konusunda çok büyük bir iradem var. Hep güçlü dururum. İçim kan ağlar ama dışarıdan bakan anlamaz. Kötü olaylara karşı hep hazırlıklıyımdır ama hayat bazen sizi en yakınınızdaki ile sınıyor ne yazık ki.
Televizyon dizilerinde, tiyatro eğitimi almamış oyuncuların çokluğuna nasıl bakıyorsunuz? Sizin oyunculuğunuz tam olarak nasıl başladı?
Oyunculuk bir yürek işidir. Zeka işidir. Kendi ruhun dışında başka insanların ruhunu anlayabilme, onların ruhunun içine girebilme becerisi gerektirir. Önsezi ister, müthiş bir empati yeteneği ister. Bütün bunlar sizde mevcut değilse istediğiniz kadar eğitim almaya çalışın karşı tarafa hiçbir duygu geçiremeyen teknik biri olarak kalırsınız. Eğitim her iş ve alan için gerekli olan bir şeydir ama olmazsa olmaz değildir. Keza hem Türkiye’de hem de yurtdışında bunun örneklerini çok görürüz. Bir de ekran ve perde bir büyü gerektirir. Eğer o büyü, tılsım sizde yoksa yetenekli de olsanız kalıcı olamazsınız. Sizi ya sevmeleri ya nefret etmeleri gerekir. Oyunculuk benim çocukluk hayalimdi ama ailemin geleceğimle ilgili endişeleri yüzünden başka bölüm okumak zorunda kaldım. Bu esnada bu işi yapmazsam yaşayamayacağımı anlayıp bir ajansla çalışmaya başladım. Ve ardından iş teklifleri gelmeye başladı, çünkü çok farklı bir tipim vardı. Oyunculuk zamanla gelişen bir şey. Tıpkı insan gibi. O yüzden yıllar geçtikçe hem işin içinde olup hem de çok okuyup, çok gözlemleyerek ve empati yeteneğim sayesinde başladığım noktadan çok farklı bir noktadayım tabii.

Medyada sizle ilgili çok fazla haberi çıkıyor. Bu şekilde anılmak sinirlerinizi bozmuyor mu?
Bu işi yapıyorsanız kabullenmeniz gereken ilk şeylerden biri budur. Bu işin bedelidir. İnsanlar sizi her hafta evlerine konuk edince ister istemez sizin gerçek halinizi merak etmeye başlıyor. Dünyanın her yerinde bu böyle. O yüzden işini yapan gazetecilere kızmıyorum. Benim işim nasıl buysa onların da işi bu. Sadece bazen hiç araştırmadan, kulaktan dolma bilgilerle, masa başında yapılan haberlere kızıyorum ama günümüzde bu da zamanla azaldı. Yaşanan olayları anlamıyorum. Tek yapılması gereken herkesin birbirine saygılı olması. Elbette gazeteciler ünlü bir kimliği görünce haber yapma hakkına sahiptir ama özel alanına çok müdahale etmeden. Gazetecilerin onlara ihtiyacı olduğu gibi onların da gazetecilere ihtiyacı var. Benimle ilgili çıkan haberlere de çok kafamı takmıyorum. Beni çok üzen ve hiç aslı olmayan haberler de yapıldı. Haksızlığa uğradığımı da düşündüğüm anlar oldu ama her şeyin bir nedeni olduğu gibi bunlardan da benim öğrenmem gereken şeyler vardı demek ki. Öğrendim de. Sadece özel hayatım ve sevgilimle ilgili sorulan sorulara cevap vermek istemiyorum, çünkü benim çok özelim oluyor onlar ve milyonlarla paylaşmak istemediğim şeyler de olabilir.
Ülkemizdeki gazetecileri için ne düşünüyorsunuz? Neden bu işi yapan gazeteciler ülkemizde küçümseniyor?
Küçümsendiğini düşünmüyorum. Bu aslında başka yerden bakılması gereken bir konu. O soğukta, karda kışta o koca kameralarla bekliyor bu insanlar ve onlardan istenen bir şeyi yerine getirmeye çalışıyorlar. Çünkü üstleri onlara ne olursa olsun çek diyor. Magazini ele alış şeklinin değişmesi gerekir ki yaşanan tatsızlıklar sağlıklı bir zemine otursun. Allahtan o yönde çok doğru adımlar atıldı da her şey rayına oturmaya başladı.
Marmara Üniversitesi'nde okuduktan sonra oyuncu olmanızı neye bağlıyorsunuz?
Çünkü, çocukluk hayalimdi bu iş. Beş yaşındayken de bu işin hayalini kuruyordum, 15 yaşındayken de. O kadar çok istedim, o kadar çok istedim ki bu arzu ve istek tüm zorluklara göğüs germeme neden oldu. Yoksa çoktan vazgeçmiştim.
Oyunculuktan önce başka hangi işlerde çalıştınız? Bu arada oyunculuğunuzun geliştiğini düşünüyor musunuz?
Oyunculuktan evvel okurken çeşitli TV kanallarında hem kamera önü hem kamera arkasında çalıştım. Okul bitince de sadece bu işi yaptım. Başka bir iş tecrübem olmadı yani.
Yeni döneme dizi, film, program vs. var mı?
Yakında çekimlerine başlanacak bir korku filmim var. Kolombiya Film Festivali’ne gidecek temmuz ayında. Onun dışında mayısa kadar Yaprak Dökümü devam ediyor. Sonrasında ne olacağını ancak dizi bitince görebileceğiz. Ama elbette bundan sonraki amacım en az Yaprak Dökümü kadar iyi başka bir işin içinde olmak ve sevdiğim işi yapmaya devam etmek.
Türkiye’de medya ortamını nasıl buluyorsun? Ciddiye aldığın köşe yazarları kimlerdir ve onları tam olarak niçin okuyorsunuz?
Türkiye’deki medya ortamını son yıllarda garip buluyorum. Dünyanın hiçbir ülkesinde böyle bir medya yoktur sanırım. Bizimkilerin sorunları konuşup, halkı bilinçlendirip, gerçekleri ortaya çıkarmaları gerekirken her gün birbirleri hakkında yazıyorlar. Tüm yapılan o onu yazdı, al sana cevap, bu bugün bunu dedi, benzeri şeyler. Bunların değil gerçeklerin konuşulup tartışılması gerek. Ve son yıllarda starlaşma söz konusu köşe yazarları arasında. Eskiden gazeteci dediğin sadece adını duyduğun, yüzünü görsen tanımadığın, durumlar hakkında ne dediğini merak ettiğin kişilerdi. Böylece daha fazla konfor da oluyordu açıkçası kendileri adına. Ama şimdi sistem sonucu yazarlar starlaştı. Tıpkı artistler gibi ne yediği, ne içtiği, ne yaptığı, kimle çıktığı merak ediliyor. Bu durum da onların halkın gözündeki inandırıcılıklarını yitirmelerine neden oluyor. Adamın bir gece bir yerde eğlendiğini, içtiğini gören bir okur, ertesi gün yazdığı eleştiriyi okuyunca “Hadi oradan” diyor. Hakkı da. Onun ne yaptığını görmüyor olsa yazılarına daha çok itibar eder. Bu yüzden günümüzde de çok magazinel olmamış gazetecilerin sözü daha fazla dinleniyor, ne dediği daha çok merak ediliyor. Aynı şey oyuncular içinde geçerli. Çok magazinel olmuş bir oyuncu, oynadığı bir karaktere seyirciyi inandırmakta güçlük çeker, çünkü izleyici onu o olarak bellemiştir çoktan magazinde. Beğenerek takip ettiğim yazarlar var elbette. Sedat Ergin'in konuya hakimiyetini, Nuray Mert'in objektifliği ve akıcılığını, Yılmaz Özdil'in tarzını, Güneri Civaoğlu'nun en ciddi konuları bile yazarkenki yumuşak tavrını çok severim. Ayrıca İsmet Berkan'ı da takip ederim. Bir de zaman zaman Haşmet Babaoğlu'nun ilişkiler ve aşk üzerine yazdığı yazılar bende buruk bir tat bırakır.
Yaprak Dökümü adlı dizide en çok hangi oyuncuyu kendinize yakın buluyorsunuz? Dizide Halil Ergün’ü nasıl buluyorsunuz?
Dizi 4 yıldır devam ediyor. Artık herkes çok yakın arkadaş oldu. Ama tabii içlerinde bazıları sizin için daha değerlidir. Daha çok anlarsınız birbirinizi. Deniz Çakır’ın da benim için böyle bir tarafı vardır. Kötü hissetsem onu aradığımda bilirim ki söyleyeceği birkaç şey beni kendime getirir. Çok rasyonel ve farklı bir bakış açısı vardır onun. Fahriye’yi de çok severim. Çok benzeriz yapı olarak birbirimize. Halil Abi zaten bir derya.
Erkek gazetecilerin egemen olduğu basında kadın müdürlerinin sayısının fazla olması sizin için bir avantaj mı? Yoksa kadın kadının kurdu mudur?
Açıkçası ne avantaj ne dezavantaj. Hatta iyi tarafı kadın oldukları için bazı hassas konularda sizinle daha kolay empati kurup ona göre hareket edebilirler. Şengül Balıksırtı’nın benim için yeri ayrıdır. Ruhu da kendi gibi güzel bir kadındır o ve empati yeteneği çok gelişmiştir. Magazinden çok sevdiğim, görüştüğüm, arkadaşım olan isimler var. Tek tek söylemek olmaz tabii şimdi.
’da aforizmaya benzer şeyler yazıyorsunuz. Sizin gibi net tavırları olan bir oyuncunun, ruhsal konularla bu kadar ilgili olması biraz tuhaf değil mi?
Ruhsallık bütün insanlar için. Herkesin hassas olduğu konular vardır. Kimi bunları açıkça gösterir kimi de saklamayı tercih eder. Benim her zaman ilgimin olduğu konular bunlar. Net olmamın bu konuyla alakası yok. Aforizma yazmaya da bayılıyorum ve bunu ’dan paylaşmak çok hoşuma gidiyor. Gelen yorumlar önemli benim için. İnsanların nabzını tutuyorsunuz bu sayede.
Sizce ’da en ilginç kullanıcılar kimler? Burada yazdıklarınızın internet sitelerinde haber olması sizi kızdırıyor mu?
İlginç çok insan var ve bazen hiç tanımadıklarımla hoş arkadaşlıklar kuruyor olmam beni bile şaşırtıyor. O sanal alemin ötesine bir yere gidiyorsunuz bazı kişilerle. En yakınınızdaki kişi kadar gerçek olabiliyorlar. Orda yazdıklarımın zaman zaman haber olması konusuna gelince, en azından tüm yazılanlar yazılırsa konu net çıkar ortaya, olmadı mı saçma görünebiliyor.
























Yorumlar
Tüm yorumlar »Gönder