taraftar değil haberciyiz
Son dakika haberleri Türkiye'nin haber sitesinde.
5.3338
6.09125
1221.4505
93616.45
209.512

Bir zamanlar biz de uzaya roket fırlatıyorduk

Bir zamanlar bizim de uzaya roketler fırlattığımızı ve bunu liseli bir grup gencin başlattığını biliyor muydunuz?

Özel İçerik | 27.07.2018 - 11:00..
Bir zamanlar biz de uzaya roket fırlatıyorduk

Aybüke SENGİR / [email protected]

Soğuk savaş dönemine gidiyoruz, Amerika ve Sovyetler arasındaki uzay yarışının başladığı 1957’ye... O dönem yarışta depar atan Sovyetler, Sputnik I adında, basketbol topu büyüklüğünde bir uyduyu fırlatarak dünyada bir ilki başarmıştı. Geri kalmak istemeyen Amerika da kendi uydularını göndermek için hazırlık yaparken, Sovyetler de Sputnik 1’den sonra yapacakları uyduya çalışıyordu.

Tüm dünya iki ülke arasındaki yarışı izliyordu. O sırada Bandırma’da yaşayan bir grup liseli de bu olayı merakla takip ediyordu. Gençler, Sputnik I’in fırlatılmasından etkilenerek füze kulübü kurmaya karar verdiler.

BANDIRMA HAVACILIK VE UZAY ARAŞTIRMALARI

Kurulan kulüpte çeşitli amatör etkinlikler yapılıyordu; uzay, evren, uzaylılar, dünya dışı yaşam gibi konularda sık sık tartışmalar düzenlenip, paylaşımlar yapılıyordu. Aradan iki yıl geçtikten sonra, kulübü büyüterek derneğe çevirmeyi başarmışlardı. İsmini de “Bandırma Havacılık ve Uzay Araştırmaları Derneği” koydular. Derneğin ilk işi dünya çapında faaliyet gösteren astronomi ve uzay organizasyonlara üye olarak onlarla bilgi alışverişi yapmak oldu. Ve sıra hayalleri gerçekleştirmeye geldi...

Bir zamanlar biz de uzaya roket fırlatıyorduk

“ONLAR BAŞKA DÜNYALARDA YAŞIYORLAR”

İlk denemelerinde 1 metre boyunda, 3 kilogram ağırlığında bir roket yaparak fırlattılar ancak roket 40 metre yükseldikten sonra denize düştü. Yaptıkları ilk denemede ulusal basında yer almayı başardılar o da alay konusu olarak. Hatta Cumhuriyet’in baş editörü “Onlar başka dünyalarda yaşıyorlar.” diye bir yazı kaleme almıştı.

HERKES ONLARI KONUŞUYOR

Gençleri ne parasızlık, ne de basının alay etmesi durdurmayı başaramadı. Bu defa iki katlı ve otomatik ateşleme sistemine sahip bir roket yaptılar. Bu kez roket başarılı oldu ve tam 750 metreye kadar çıktı. Bu denemeden sonra dernek, yalnızca ulusal basında değil, uluslararası dergilerde bile yer almaya başladı.

Bir zamanlar biz de uzaya roket fırlatıyorduk

ÜYE SAYISINDA BOMBA GİBİ ARTIŞ

Gençlerin başarısı ABD’nin de dikkatini çekmeye başarmıştı. Amerika Basın Ataşeliği, Amerika’da yayınlanmak üzere dernek başkanıyla röportaj bile yapmıştı. Ünü iyice yayılan derneğin üyeleri de gittikçe artmaya başladı. Üniversitelerin, uzmanların hatta akademisyenlerin bile katılmasına ön ayak oldu.

KİRKOR'LA YÜKSELİŞ

Bundan sonraki denemeler değişik roketlerle devam etti. Aynı yıl içinde biri 150 metreye diğeri ise 300 metreye çıkabilen ve paraşütle inebilen roketler fırlatılmayı başlamıştı. O sırada derneğe katılanlardan biri de Kirkor Divarcı isimli İTÜ Makine Mühendisliği’nde görevli bir akademisyen oluyor. Bundan sonraki gelişmeler de Kirkor’la birlikte devam ediyor.

Bir zamanlar biz de uzaya roket fırlatıyorduk

MARMARA I PROJESİ

Kirkor’un hayali de Marmara I ismini verdiği bir projeydi. Bu projeyi hayata geçirmek için, evlenmek için ayırdığı 400 lirayı bu projeye yatırmıştır hatta.

ZAFER BAYRAMI'NDA ZAFER

Kirkor, ekiple birlikle gece gündüz çalışıp ve Marmara 1 roketinin 30 Ağustos 1962’de yani, Zafer Bayramı’nda fırlatılmasını sağlamaya çalıştı. O gün geldiğinde, halkın ve basının heyecanlı bakışları arasında roket fırlatıldı. 920 metre yükselen roket, bu irtifada infilak edip, ot ve çalılardan oluşan bir alana düşerek yangın çıkarttı.

GÜLME SIRASI ONLARDA

Basın bu sefer de yangın çıkardı diye eleştiri yağmuruna tutmuştu onları. Gazeteleri okuyan halk da ekiple dalga geçmeye başlar, ancak bunlar ne Kirkor’un ne de ekibin moralleri bozdu, aksine daha da hırslandılar. Ve sadece 4 gün sonra, yine kalabalık bir ortamda Marmara II isimli roketi fırlatırlar, bu defa gülme sırası Kirkor ve ekibindeydi!

Bir zamanlar biz de uzaya roket fırlatıyorduk

SIRADA UZAYA CANLI GÖNDERMEK VAR

En heyecan verici proje Aktrüs idi. 500 kg ağırlığında ve 4 m uzunluğundaki bu projenin amacı uzaya canlı göndermekti, evet yanlış duymadınız. Aktrüs’ün kapsülüne bir fare konulacak, yol boyunca farenin tüm hareketleri kaydedilecek, roket 150km’ye ulaşınca da kapsül ayrılacaktı. Kapsül ayrıldığı zaman da paraşütle dünyaya inecek, böylece farenin durumu görülebilecekti. Devamında da "insanlı uçuşlar" planlanacaktı...

Bir zamanlar biz de uzaya roket fırlatıyorduk

PROJE YANGINDA KÜL OLDU

Malesef gelinen bu seviye birilerinin dikkatini çekince, bir anda devreye görünmez eller girdi. Tüm destekler bir anda bıçak gibi kesilmişti. Bu da yetmezmiş gibi ekibin beyni olan Kirkor’un evinde aniden bir yangın çıktı ve tüm projeler, kayıtlar, hesaplar ne varsa kül oldu!

GERİYE KALAN BİRKAÇ GAZETE KÜPÜRÜ

Kirkor bu olaydan çok etkilendiği için, adeta hayata küstü ve tüm projelerden elini eteğini çekti. Devamında da ekip üyeleri hızla dağıldı. Kısıtlı imkanlarına rağmen, uzay konusunda Amerika ve Rusya ile yarışan ekipten geriye gazete küpürleri ve kurdukları o dernek kaldı.

Bir zamanlar biz de uzaya roket fırlatıyorduk

Bir zamanlar biz de uzaya roket fırlatıyorduk

Bu reklam google tarafından sağlanıyor?
YORUMLAR (üye olmadan da yorum yapabilirsiniz)