taraftar değil haberciyiz
Son dakika haberleri Türkiye'nin haber sitesinde.
5.7726
6.3587
1451.68
103972.36
269.85
49823.71

Burak Artuner, romanı Leman Hanım’ın Mavi Cadillac’ını anlatıyor

Gazeteci Yazar Burak Artuner ile son romanı Leman Hanım’ın Mavi Cadillac’ı, yaşamı ve yazarlığı üzerine konuştuk…

Özel İçerik | 05.09.2019 - 14:25..
Whatsapp ile paylaş
Burak Artuner, romanı Leman Hanım’ın Mavi Cadillac’ını anlatıyor

Burak Artuner

Burak Bey kendisini bir edebiyat tutkunu olarak tanımlıyor. Bundan sebep ki, yazarlık da yaşamının çok önemli bir parçası… Mesleği gazeteciliğin de yazarlığına katkılarını saymakla bitiremiyor. Leman Hanım’ın Mavi Cadillac’ı, içinde toplumun gerçeklerini barındıran, aşktan da kopmayan bir tarihi roman. Burak Bey, romanını anlatırken, biraz da kendini açtı bize; keyifli bir sohbet oldu.

İşte söyleşimiz…

Burak Artuner, romanı Leman Hanım’ın Mavi Cadillac’ını anlatıyor

YAZARKEN, "BEN, BU ROMANI OKUSAM BEĞENİR MİYİM?" DİYE SORARIM

 

- Klasik sorumla başlamak istiyorum. Burak Artuner kendini nasıl tanımlar?

Edebiyat tutkunu, okumayı delicesine seven biri Burak Artuner... Okumayı sevdiği romanlar gibi eserler vermeyi amaçlayan bir yazar aynı zamanda. Yazarken, "Ben bu romanı okusam beğenir miydim" diye sorarım kendime çoğu zaman. Sevmeyeceğim, karakterlerine ısınamayacağım bir roman kaleme almayı düşünmem. Okuyucuyu yormayı değil, yazdıklarımla ilgili düşündürtmeyi severim. İnsan özgürlüğüne önem veririm, ırkçılığın her türlüsünü reddederim, hümanizmin ve adalet kavramının hakim olduğu bir dünyayı düşlerim. Küçük insanların hayallerini kurdukları dünyalarına kavuşmalarını dilerim. Her yazarın yaşadığı topluma karşı sorumlulukları vardır; ben de kendimi adalet anlayışının bu topraklarda kök salması için çalışmak zorunda hissediyorum. 

- Yazarlık serüveniniz nasıl başladı?

İlk gençliğimde şiire meraklıydım. Çok sayıda şiir yazdım, üniversiteye kadar ve sonrasında. Sonra gazetecilik maceram başladı. Olayların ortasındaydım. Acı, tatlı pek çok olaya yakından tanıklık ettim. Yazmak işimizin bir parçası… Yazarlık serüvenim 2005 yılında araştırma kitabım Kayıp Topraklar'la ve bir yıl sonra Avrupa'yla Aşkımız isimli aynı türdeki kitabımla başladı. Ancak daha sonra hayal ettiğim roman yazarlığı için çalışmaya başladım.

Burak Artuner, romanı Leman Hanım’ın Mavi Cadillac’ını anlatıyor

ROMANI ÖNCE KAFAMDA YAZARIM

 

- Roman çalışmaları nasıl ilerledi?

Bunun için kişisel, kültürel ve edebiyat birikimimim yeterli düzeye ulaştığını hissettiğimde ilk romanım Aşk, Hürriyet, İstibdat'ı yazdım. Bir dosya halinde Can Yayınları'na gönderdim kitabımı. Can Yayınları'ndan editör, Öykü ve Roman Yazarı Faruk Duman arayıp "Son zamanlarda bize gelen en iyi dosyalardan biri" deyip, kitabımı basacaklarını söyleyince hayal ettiğim maceranın başladığını hissettim ve çok mutlu oldum. Bu romanın üzerinde tam 8 yıl çalışmıştım. Sonrasında ikinci romanım Leman Hanım'ın Mavi Cadillac'ını yazdım. Onun yazımı da neredeyse dört yıl sürdü. Titiz araştırmalar yaptım ve beğenildiğini görünce mutluluğum arttı.

- Bir yazma rutininiz var mı?

Romanı önce kafamda yazarım. Belirlediğim bir konu üzerinde kurguyu, kahramanları kafamın içinde canlandırırım aslında. Onlarla yaşamaya başlarım yazım sürecinde. Aklıma gelen cümleleri, sözleri, diyalogları küçük notlar halinde toparlarım. O yüzden belli bir yerde değil, her yerde yazarım.

- Nasıl ortamlarda yazarsınız?

Metrobüste, vapurda, arabada, evimde bir köşede dinlenirken... Ancak romanın kurgusu kafamda olgunlaştığında oturup yazmaya başlarım. Onu da evimde çalışma odamda yaparım. Bunları kağıda dökmek ise meşakkatli bir iş. Gazetecilik insanı zihnen bir hayli yoran zor bir meslek. O yüzden gün boyu yazmam mümkün değil, akşamları da günün yorgunluğuyla yazmak da imkânsız. O yüzden yazacağım dönemler dört beş saatlik bir uykudan sonra sabaha karşı dörtte kalkıp gün ağarana kadar bir yazma rutini oluşturuyorum. Sabahın sessizliğinde, nispeten berrak bir zihinle yazmayı tercih ediyorum o yüzden.

Burak Artuner, romanı Leman Hanım’ın Mavi Cadillac’ını anlatıyor

“AŞK YA ÇILGINLIKTIR YA DA YOKTUR!”


- İlk kitabınız 2005'te "Kayıp Topraklar", sonra 2006'da "Avrupa'yla Aşkımız", uzun bir aradan sonra 2015'te de "Aşk, Hürriyet, İstibdat", şimdi ise, "Leman Hanım'ın Mavi Cadillac'ı"... Her romanın yazımı aradaki zaman farkı kadar mı sürdü?

İlk iki kitabım zaten üzerinde uzun yıllar çalıştığım konular olduğu için yazması uzun sürmedi. Ancak romanlarım öyle değil. İlk romanım Aşk, Hürriyet, İstibdat'ın yazımı 8 yıl sürdü. Leman Hanım'ın Mavi Cadillac'ı ise 4 yıl... Arada basım aşamalarında da süre geçtiği için romanın okuyucuyla buluşması zaman aldı.

- Leman Hanım'ın Mavi Cadillac'ı yazım sürecinizden bahsedelim mi? Kimleri okudunuz? Hangi konular üzerine araştırdınız?

Romanın hazırlığı için özellikle bir ismi okumadım; ancak rutin okumalarım her dönem zaten devam eder. Ancak 1950'lerden başlayarak 1980'lerin sonuna kadarki dönemi özellikle inceledim. Çok partili döneme geçiş sancılarının en yoğun yaşandığı dönemlere ilişkin araştırmalar yaptım. Dönemin gazete haberlerini inceledim. Romanımdaki pek çok anekdot ve yaşanmış olayların ayrıntılarına, gazete fiyatlarından tutun, asgari ücret ne kadardı gibi pek çok soruya o gazete kupürlerinden ulaştım. Yine o dönemin günlük yaşamının ayrıntılarına da o gazete haberlerinden yararlanarak yazmaya çalıştım. 

- Bu, Amerikan kültürü ile dönüşüme giren toplumu, İstanbulluları da es geçmeyen bir aşk romanı! Üstelik aşk, eskilerden bugüne uzanıyor. Aşkı yazmak nasıl bir his, tabii özellikle tarih içindeki bir aşkı?

Aşk emek ister, emek vereni terk etmez. Romanımın başındaki alıntılardan biri Milan Kundera'ya aittir, "Aşk ya çılgınlıktır ya da yoktur!" Romanda da Kundera'nın bu sözünü işlemek istedim. Aşk için neler yapabilirsiniz, ne kadar cesaretiniz var, sınırınız nedir? Günümüzde aşk kavramının içinin boşaldığını görüyoruz. Günübirlik, kısa süreli, sadece cinselliğe dayalı ilişkiler için bile aşk yakıştırması yapılıyor. Eski aşklar ise daha tutkulu, daha gerçek, daha fedakârlık ve emek içeriyordu. Bunu anlatmak istedim biraz. Peki o zamanlar, aşka daha az değer verenler yok muydu? Tabii vardı; onu da aktarıyorum romanımda.

Burak Artuner, romanı Leman Hanım’ın Mavi Cadillac’ını anlatıyor

GAZETECİLİĞİN, BANA ROMAN YAZARKEN BÜYÜK KATKI VE KOLAYLIK SAĞLADIĞINI DÜŞÜNÜYORUM


- Başrolde bir de Mavi Cadillac var tabii. Bu kurgu nasıl düştü aklınıza? Yazmaya nasıl karar verdiniz?

Yollarda bazen klasik arabalar yanımızdan geçiyor, şöyle düşünüyor insan bir an: "Kaç yıldır İstanbul yollarında bu otomobil, ilk sahibi kimdi, son sahibi kim? Kimler bindi, kimler bu otomobille nerelere gitti, ne acılara, ne sevinçlere tanık oldu kim bilir?" Tabii çocukluğumuzun İstanbul’undaki eski Amerikan otomobilleri dolmuş olarak kullanılıyordu. Onlara bindiğimizde koltuklarının ne kadar ferah, ne kadar rahat oldukları da hep hafızamızda yer etmiş. Böyle bir fikir oluştu. Sonra bu kurguyla Türkiye'deki sıkıntılı dönemleri de anlatabileceğimi düşündüm, böylece Leman Hanım'ın Mavi Cadillac'ı romanımı yazmaya başladım.

- Gazeteci gözü, kaleminizi sizce nasıl etkiliyor?

Gazeteciliğin, bana roman yazarken büyük katkı ve kolaylık sağladığını düşünüyorum. Ayrıntıları fark edebilme ve üstüne gitmeyi gerektiren bir dikkat gerektirir gazetecilik. Yazarken de aynı dikkati sağlar size. Olayları zaman zaman kısa ve olabildiğince anlaşılır yazma yetisi kazandırır. Bir gazetecinin hayal gücünün de her daim bir romancı titizliğiyle çalışması gerekiyor. En önemli katkılarından biri de budur. Bir dedektif gibi çalışır gazetecinin kafası. Roman yazarı da öyledir. Bazen bir olay olduğu zaman, olayı kimin gerçekleştirdiğini tahmin ederim gazetedeyken ve büyük bir ihtimalle tahminim tutar. Bu yılların getirdiği bir tecrübedir. Roman yazarlığında da kurgu yaparken bu tecrübemi değerlendiriyorum elbette.

- Leman ile Adnan, hayatlarını alt üst eden sinsi planlara karşı sizce daha güçlü dursalar, romanın seyri nasıl değişirdi?
Şartlar öyleydi... Sinsi planlardan kurtuluş için başka çareleri de yoktu. Leman'ın duruşu önemliydi; ama kader farklı örebiliyor ağlarını. Yine o romanımın ilk cümlesine dönüyoruz: "Sen hayatı, okuduğun romanlardaki gibi kurguluyorsun." Bu bir kurgu; ama kurguladığımız gibi gitmiyor bazen ne hayat ne de romanlar... O sizi alıyor ve kurguladığınızın dışında başka bir yere götürebiliyor.

- Romanda tecavüze uğrayan bir kızın duygu durumunu aktarıyorsunuz. Özellikle psikolojik yaklaşımlı araştırmalar da yaptınız mı diye merak ettim?

Tecavüz sadece Türkiye'de değil tüm dünyada büyük bir sorun. Erkek egemen yapıların, kadınlara güç kullanarak yaptığı, insan gururunu ayaklar altına seren bir davranış biçimi. Yeterli cezalar da verilmiyor.

Nil, kafası karışık, kişiliği henüz tam oluşmamış, sorunları olan bir genç kadın. Yaşadıklarını nasıl çözebileceğini bilemiyor, güvenebileceği Ali'den başka kimse yok. Kendi yöntemleriyle bir yola çıkıyor. Onun yaşadığı sıkıntıları, olabildiğince gerçekçi yansıtmaya çalıştım. Evet, psikoloji ilgi alanlarımdan biridir. Romanlarımda da kahramanlarımla ilgili psikolojik tahliller yapmaya çalışıyorum. Tabii bunu ne kadar başarabiliyorum, buna okuyucular karar verecek.

Burak Artuner, romanı Leman Hanım’ın Mavi Cadillac’ını anlatıyor

TARİH BİR AYNADIR; HEM GEÇMİŞİ HEM DE GELECEĞİ GÖREBİLMEMİZİ SAĞLAYAN BİR AYNA



- Karakterlerinizden de bahsedelim mi? Leman mesela, nasıl bir kadın? Adnan nasıl bir adam?
Leman ailesinin tek kızı. Babası tarafından şımartılan, evlenmek isteyen, ancak çevresinde kendine yakıştırdığı biri olmayan bir genç kadın! Fakat romantik hayalleri, hayatındaki gerçeklerle örtüşmüyor. Adnan, geçmişindeki hüznü üzerinden atamayan bir adam! Dürüst, insanlara yardım etmeyi seven, paraya pula, güce önem vermeyen idealist biri. Leman, onu hayata döndürüyor yeniden. Ama geçmişin izlerini silmekte zorluk çekiyor. Yeniden hayata bağlandığı anda olaylar onu yine hüzünlerin içine ve kayıp yıllara sürüklüyor.

- Ya Rauf Karamahmut?

Karamahmut, gözü yükseklerde, hırslı, sadece parayı ve gücü hedefleyen bir işadamı. Bunun için yapamayacağı hiçbir şey yok. Hem paraya hem de güce olan takıntısı Leman'ı da bu takıntılarının bir parçasına dönüştürüyor. Karakterlerim hem günümüzde hem geçmişte karşılaştığımız, karşılaşacağımız türde insanlar. Çünkü geçmişten bugüne insanın zaafları var. Para gibi, güç tutkusu gibi, yağma kültürü gibi... Bunları göz önüne sermek ve eleştirmek istedim bu karakterlerle. 

- Bu karakterleri oluştururken esin kaynaklarınız nelerdi?

Yazar, yaşadığı dönemde gözlemlediği her karakterden esinlenebilir. Örneğin bir Gümrük Bakanı Tuncay Mataracı olayı vardır. 80 öncesi silah kaçakçılığına adı karışan. Yüce Divan'da yargılanan ve silah kaçakçılarından rüşvet aldığı için hapse mahkûm edilen. Uğur Mumcu, Papa, Mafya, Ağca adlı kitabında da Mataracı'nın silah kaçakçılarıyla ilgisini anlatır. Aslında çok önemli bir olaydır. Getirilen silahlar, hem sağcılara, hem solculara dağıtılıyordur. Türkiye'yi 12 Eylül'e sürükleyen olaylardan biridir devlet içindeki bu karanlık ilişkiler. Rauf Karamahmut karakterini oluştururken, onun hayat öyküsünden esinlendiğimi söyleyebilirim.

Burak Artuner, romanı Leman Hanım’ın Mavi Cadillac’ını anlatıyor

- Peki aşk romanı yazarken, neden eski zaman aşklarını yazmak daha makbul? Yani Leman ve Adnan, bugünün âşıkları olsa ne olurdu?

Bu sadece bir aşk romanı değil aslında. Türkiye'nin önemli geçiş dönemlerini aktardığım bir toplumsal değişimleri irdelediğim bir roman. O dönemleri, bugünleri anlatırken aşk hikâyesini de sürükleyici bir unsur olarak kullandım romanımda. Ana boyut aşk gibi görünse de metaforlarıyla farklı bir roman Leman Hanım'ın Mavi Cadillac'ı... Okuyucularımız nasıl isterlerse öyle okuyabilirler romanı. Ne taraftan bakarlarsa baksınlar, kendilerini bulabilecekleri bir roman olduğunu düşünüyorum.     

- Neden özellikle tarihi romanlar peki?

Tarih bir aynadır. Hem geçmişi hem de geleceği görebilmemizi sağlayan bir ayna. İnsanların mayası da aynı olduğuna göre, geçmişte yaşananları anlatırken aslında günümüzü de anlattığımı biliyorum. Ama ilk romanım, 1908'de geçiyordu, ikinci romanımda 1964'ten 2013'e kadar gelen bir hikâye var. Günümüzü yazdığım bölümler de var. Ancak kahramanlarının günümüzde yaşadığı bir roman yazmayı düşünüyorum şimdi. Yani hep tarihi romanlar yazmayacağım. Ancak yine de Türkiye'nin hep geçmişe bakarak yoluna devam etmesi gerektiğini düşündüğüm için, tarihi unsurlar günümüzde geçen romanlarımda da yer alacak mutlaka.

Damla Karakuş: Teşekkür ederim.

Burak Artuner: Teşekkür ederim.

Burak Artuner, romanı Leman Hanım’ın Mavi Cadillac’ını anlatıyor

Leman Hanım'ın Mavi Cadillac'ı

Burak Artuner

Mona Kitap

S.: 264

Kitabı satın almak için tıklayınız: D&R

*

Damla Karakuş

[email protected]

Instagram: biyografivekitap

Bu reklam google tarafından sağlanıyor?
YORUMLAR (üye olmadan da yorum yapabilirsiniz)
[+] Görüş bildir