Dolar
6.8078
-0.0983%
Euro
7.4268
-0.0417%
Altın
1731.74
-0.1694%
Borsa
103024.34
0.3657%
G. Altın
379.642
-0.137%
Bitcoin
61639.41
-2.1246%
12ºC
İstanbul
Çoğunlukla açık 12 C
    7 maddede Amerika neden ve nasıl savaşır

    7 maddede Amerika neden ve nasıl savaşır

    Amerikalı emekli yarbay William J. Astore ülkesinin savaş durumunun altında yatan politikaları ve nedenleri yazdı.
    • Detay Haber
    • 04.02.2015 - 14:26

    7 maddede Amerika neden ve nasıl savaşır

    amerika

    Amerikalı emekli yarbay William J. Astore* uzun yıllardan beri süre gelen Amerika’nın savaşta olma halinin sebeplerini kaleme aldı.

    SAVAŞ DÖNGÜSÜ

    Orduda çalıştığı yıllarda gerçekleşen 11 Eylül saldırılarının Pentagon tarafından “uzun savaş” olarak nitelendirildiğinden bahseden Astore, Vietnam, Irak, Afganistan derken Amerika’nın sürekli bir savaş döngüsü içinde olduğunu söyledi.

    Amerikan ordusunun Instagram fotoğrafları

    DURUM HİÇ DEĞİŞMEYECEK

    Aslında bu yazısının 2010 Haziran ayında yazıldığını kaydeden Astore, eklediği yeni örneklerle aslında 4 yılda genel gidişatta hiçbir değişim olmadığını gözler önüne serdi. Astore ayrıca bundan 4 yıl sonra da durumun değişmeyeceğini ve 2019 yılında da aynı yazıyı tekrar yayınlayacağını belirtti.

    AMERİKA'NIN YENİ NORMALİ

    Astore yazısında savaşta olma halini “Amerika’nın yeni normali” olarak nitelendirdi. İşte Amerika’nın savaş girdabından kurtulamamasının 7 sebebi;

    1- SAVAŞIN ÖZELLEŞTİRİLMESİ

    Amerikan ordusunun kaynaklar konusunda özel sektöre başvurması savaşa girmede kar güdüsünü güçlendirmiş böylece savaşlar da uzamış oldu. Geçmiş zamanlarda kullanılan gönüllü askerlik sisteminden farklı olarak, paralı askerlik sistemi için seferber olmuş şirketlerin durmaya hiç niyeti yok.

    the Halliburton/KBRs şirketi sadece Irak Savaşı için neredeyse 40 milyarlık kontrata imza attı.
    the DynCorps şirketi 150 bin Irak polisini eğitmek için toplam 4,1 milyar dolar aldı.
    the Blackwater/Xe/Academis şirketi Irak’ta 1,3 milyar dolar aldı.

    Her şirket gibi çalışma modelleri kar gütmeye ve büyümeye dayalı olan bu şirketler için büyüme demek daha çok savaş olması anlamına geliyor.

    2-ULUSAL GÜVENLİK DEVLETİ

    Ulusal güvenlik konusunda yıllardan beri süregelen hassasiyet özellikle 11 Eylül sonrası Cumhuriyetçilerin ordu konusunda yatırımları artırmasıyla tırmanışa geçti.

    2008 yılında göreve gelen Obama da kendisinden öncekilerin bu politikası değiştirecek çok az adım attı. Demokrat olan Obama Washington’un savaşlar konusundaki söz hakkına karışmadı.

    Cumhuriyetçiler de bu davranış karşısında bahsi yükselterek cevap verdiler. Meclisi Başkanı John Boehner’in Mart ayında düzenlenecek olan kongreye İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu davet etmesi başka şekilde açıklanamazdı.

    3- "MİLLİ ORDUYA DESTEK" KAMPANYASI

    “Milli Orduya Destek!” yapıştırmalarını Amerika'nın her yerinde görmek mümkün. Zaten slogandaki “destek vermek” kelimesi Amerika’nın savaş politikaları çerçevesinde ele alındığında “rıza göstermek” anlamına geliyor.

    4- TAHSİS SAVAŞI VERME

    Senatonun yayınladığı son işkence raporunun neden olduğu gibi savaşlar Amerika tarafından her zaman tahsis edilerek yayınlanır. Amerika halkı seferberlik ilan etmiş durumdayken bile dehşet verici detaylar ve hatalar gizlenir, vatansever muhbirler cezalandırılır.

    Savaşa gitme kararı artık halkın iradesinden çıkar ve Amerikan Anayasası’nın kongreye verdiği yetkilerle alınan bir karara dönüşür. Bu yıllarda Amerikan halkından savaşı düşünmek yerine Disney World’e gitmeleri ve alışveriş yapmaları istenir.

    Tahsis savaşı savaşın gerçek bilançosunu uluslararası kamuoyundan saklayamasa bile Amerikan halkından saklar. Cehalet ve ilgisizlik giderek artarken bir gölge devlet gibi çalışan ulusal güvenlik devleti, büyümesini halkın güvenliği ile eş değer tutar.

    5- TEHDİT BALONU

    Soğuk Savaş zamanlarından alışık olduğumuz var olmayan füze ve bombardıman tehditleri gibi korkular her zaman iş yarar. 21. yüzyılda karşı karşıya kaldığımız IŞİD ve Ebola tehditleri gibi korkular her zaman işler. Korkunun olduğu ortamda kimse sağlıklı düşünmez.

    Mesela geçtiğimi Eylül ayında Senatör Lindsey Graham, radikal İslamcı örgüt IŞİD’in Amerika’ya gelip terör eylemi düzenleyeceği konusunda uyarıda bulundu. Yerel bir terör örgütü olan IŞİD’in elbette ki Amerika’ya karşı bahsedilen büyüklükte bir saldırı düzenlemesi mümkün değildi ancak bunun sözü bile yetti.

    6- DÜNYAYI KÜRESEL SAVAŞ ALANI GÖRME

    Amerika’dan bakınca tüm dünya savaş alanını andırıyor. Amerikan İstihbarat Topluluğu’nun iç içe geçmiş 17 kolunu ve o kolların insan iletişiminde kullanılması muhtemel her türlü yöntemi gözetleyip bilgi edindiklerini düşünün. Ve bunu yaparken de Amerikan Ulusal Güvenliğinin siber savaşlar konusunda oynadığı öncü rolü de unutmayın.

    Bütün bunlar savaşa dayalı küresel alt yapı içerisinde afet kapitalizminin yanı sıra Pentagon, İç Güvenlik Bakanlığı ve istihbarat topluluğu etrafında şekillenmiş şirketler için de güçlendirici bir rol oynuyor.

    7- AMERİKA'NIN YENİ NORMALİ

    11 Eylül saldırıları bundan tam 13 yıl önce gerçekleşti. Bu gençlerin Amerika’nın savaşta olmadığı bir zamanı hatırlayamayacağı anlamına geliyor. Yani savaş Amerika’nın yeni normal haline dönüşürken, barış ise çocuklara anlatılan bir peri masalı haline geldi.

    21. yüzyıl Amerikasında “olağanüstü” kabul edilecek bir şey varsa o da ülkenin hem iç hem dış politikalarında barış durumunu yakalama düşüncesidir.

    Bunun yerine korkuyla beslenen savaş, gençlerin büyüdüğü bir zemin haline geldi. Bu hal gençler için yaşadıkları dünya içerisinde fark edemeyecekleri bir arka ses olmuş durumda. Bu da durumu en tehlikeli yapan şey.

    *Emekli yarbay olan William J. Astore, ABD Hava Kuvvetleri Akademisi'nde askeri okul öğrencilerine ve Deniz Lisansüstü Okulu'nda subaylara eğitim verdi. Şu an Pennsylvania Teknoloji Üniveristesi’nde ders vermekte olan Astore’un “Hindenburg: Alman Militarizminin Smigesi” de dahil olmak üzere bir çok kitabı bulunuyor.

    Görüş Bildir