Euro
10.1632
-1.11%
Dolar
8.3942
-0.4%
Altın
506.74
-1.5%
Borsa
1.461
0.29%
Bitcoin
314.694
3.86%
21ºC
İstanbul
Yer yer bulutlu 21 C

    Ekonomi haberlerini anlamakta zorluk çekenlere kavramlar kılavuzu

    Ekonomi haberlerini okurken karşımıza bilmediğimiz kavramlar çıkıyor, her gün yepyeni bir kelime ya da tamlama ile tanışıyoruz.
    • Haber Merkezi
    • 21.10.2020 - 11:16
    • Güncelleme : 21.10.2020 - 11:16
    Ekonomi haberlerini anlamakta zorluk çekenlere kavramlar kılavuzu

    Ekonomi gazeteciliğinde sade vatandaşın anlayacağı yalınlıkta haber sunmak kuralı hakim. Ancak haberler, kurumların açıklamalarında geçen iktisadi terimlerle aktarıldığında, bazen anlaşılamayabiliyor.

    Özellikle son yıllarda ekonomi haberinin metinlerinde belki de hayatımızda ilk kez duyduğumuz kavramlarla karşılaşıyor ve şaşkınlık yaşayabiliyoruz.

    Ya da bazılarını sürekli duymaktan kelimeye aşina olduk ama anlamını tam olarak tanımlayamıyoruz.

    EKONOMİSTLER DE “BİLMİYORUM” DİYEBİLİYOR

    Okurlar, haberlerde karşılaştıkları kavramları sosyal medya hesaplarından sık sık ekonomistlere soruyor ve bazen onlar da “Bir anlayabilsem size anlatacağım” tarzı esprili yaklaşımlarla olayı hicvediyor.

    Peki anlamakta zorluk çektiğimiz bu terimler hangileri?

    Ekonomi haberlerini anlamakta zorluk çekenlere kavramlar kılavuzu #1

    İşte ekonomi haberlerini okurken zorlanılan bazı terimlerin tanımları:

    AÇIK PİYASA İŞLEMLERİ (APİ): Açık para işlemleri yani APİ, Türkiye Cumhuriyeti Merkez Bankası (TCMB) para politikası araç gruplarından biridir. Finansal piyasalarda merkez bankalarının finansal aktörlerle yapmış oldukları borç alma ve verme işlemlerine denir. Bu nedenle piyasaya geçici olarak likidite olarak verilmesi veya piyasadan geçici olarak likidite çekilmesine yol açar. Para arzının bileşenlerinden olan ve TCMB’nin yaratmış olduğu rezerv paranın miktarının yönetilmesi ile ilgili para politikası araçları grubudur.

    ALTIN VE GÜMÜŞ İÇİN BELİRLENEN DEVLET ORANLARININ YÜZDESİNİ DEĞİŞTİRMEK: Altın ve gümüş için belirlenen devlet oranlarının yüzdesini değiştirmek, bazen karıştırıldığı gibi altın ithalatıyla ilgili değildir. Devletin gelirlerini artırmak için altın madenlerinden aldığı payı artıran bir karardır. Daha çok altında değer artışıyla ilgilidir.

    AKREDİTİF: Akreditif, bir malı ihraç veya ithal ederken, malın bedelini, kararlaştırılan şartların yerine gelmesi halinde ödeneceğinin teminatıdır. Akreditif işlemleri, finans kurumlarının aracılığıyla yapılmaktadır ve ihracatçı için yetkili bankaya gönderilen teminat mektubunu kapsar.

    AKTİF RASYOSU: Aktif rasyosu, ismi verilen bir denkleme göre bankaların belli oranlarda kredi vermesi, menkul kıymet alması veya TCMB ile swap yani takas yapmaları istenir. Bankalar, topladıkları mevduat ile bu kaynağı değerlendirdikleri krediler, menkul kıymetler ve swap işlemleri arasında bu formüle göre bir denge kurmak zorundadır.

    ARBİTRAJ: Arbitraj, finans teorisinde arbitraj, aynı ya da farklı finansal piyasalarda işlem gören finansal ürünlerin olması gereken fiyatıyla işlem gören fiyatı arasında bir fark olduğunda ortaya çıkar. Böyle bir durumun meydana gelmesi halinde rasyonel yatırımcılar devreye girer ve fiyat farklılığının yarattığı avantajdan yararlanarak ilgili finansal varlığın fiyatının tekrar olması gereken seviyeye gelmesini sağlar.

    BONO: Bono, sabit getirili menkul kıymet türlerindendir. Vadesi 1 yıldan kısadır. Özel veya kamu şirketleri tarafından kısa vadeli borçlanma amacıyla ihraç edilir. Ülkelerin merkezi yönetimlerince ihraç edilenlerine “Hazine Bonosu” denir. Artık fiziksel olarak basılmayan bono, tamamen kaydi olarak ihraç edilir.

    Ekonomi haberlerini anlamakta zorluk çekenlere kavramlar kılavuzu #2

    BROKER: Broker, finansal piyasalarda işlem yapan tarafların sadece emrini ilgili piyasalara ileten gerçek kişi veya finansal aracıya denir. Broker tüm finansal işlemleri hep müşterileri adına gerçekleştirir. Kendi adına başka finansal kurumlarla veya müşterilerle işlem yapamaz. Ülkemizde sadece emir iletimine aracılık faaliyet izni olan aracı kurumlar, kurumsal brokerlere örnek olarak gösterilebilir.

    Ekonomi haberlerini anlamakta zorluk çekenlere kavramlar kılavuzu #3

    CARİ DENGE: Cari denge, ödemeler dengesinin ana kısımlarından biridir. Bir ülkenin diğer ülkelerle yapmış olduğu her türlü ticareti gösterir. Alt başlıklarını dış ticaret dengesi (mal dengesi), hizmetler dengesi ve net dış alem ve faktör gelirleri (NDAFG) olarak isimlendirilebilir. Dış ticaret dengesi, mal ihracat ve ithalat tutarları arasındaki farktır. Eğer ihracat ithalattan fazla ise dış ticaret fazlası, aksi durumda ise dış ticaret açığı oluşur. Bir ülke cari açık vermişse yurt dışından sermaye girişi olmuş ya da var olan döviz rezervleri kullanılmış, eğer cari fazla vermişse yurt dışına sermaye yatırımı olmuş veya döviz rezervleri artmış demektir.

    DALGALI KUR: Dalgalı kur, dışsal ve reel sektörden gelen şoklara dirençli dalgalı kur sistemi gün içinde sürekli olarak yeniden belirlenir.

    DEFLASYON: Deflasyon, belirli bir dönemde fiyatlar genel seviyesinde görülen düşüşlere deflasyon yani negatif enflasyon denir. Ancak her düşüş deflasyon olarak adlandırılamaz. Deflasyondan söz edebilmek için fiyat düşüşlerinin birbirini izleyen dönemler boyunca devam etmesidir. Yani süreklilik göstermesi gerekir. Deflasyon hesaplaması için mal ve hizmetler ya da ürünler ile bunların ağırlıklarından oluşan bir sepet oluşturulur. Burada dikkat edilmesi gereken bu sepetin tüm ürünleri kapsamadığı gibi sepeti oluşturan ürünlerin ağırlıkları da birbirlerine eşit olmadığıdır.

    Ekonomi haberlerini anlamakta zorluk çekenlere kavramlar kılavuzu #4

    DEVALÜASYON: Devalüasyon, bir döviz cinsinin başka bir döviz cinsine ya da genel olarak diğer döviz cinslerine karşı değer kaybetmesidir. Karşıtı revalüasyondur. Dalgalı kur rejiminin uygulandığı ülkelerde devalüasyonlar günlük ve anlık olarak değişimler olarak yaşanabilir. Sabit çıpa, yönetilen dalgalanma veya yatay bantlar rejimine sahip ülkelerde devalüasyonlar anlık veya günlük olarak değil ilgili ülkenin parasıyla ilgili değer kaybetme baskılarının söz konusu olmasıyla etkileri genellikle çok büyük olan ani değişiklikler şeklinde olur. 1994 krizi ile 2001 krizinden sonra Türk lirasında görülen değer kayıpları bu anlamda örnek olarak gösterilebilir.

    DOĞRUDAN YATIRIM: Doğrudan yabancı yatırım ya da doğrudan yabancı sermaye yatırımı, portföy yatırımları dışında kalan, bir veya birden fazla uluslararası yatırımcının tamamına sahip olarak veya yerli bir veya birkaç firma ile ortaklık halinde gerçekleştirdiği yatırılabilir kaynakların bir başka ülkeye taşınmasıdır.

    ENFLASYON: Enflasyon, birbirini izleyen dönemler boyunca fiyatlar genel seviyesindeki yükselişe enflasyon denir. Ancak her yükseliş enflasyon olarak adlandırılamaz. Enflasyondan söz edebilmek için fiyat yükselişlerinin birbirini izleyen dönemler boyunca devam etmesi, yani süreklilik göstermesi gerekir.

    ENFLASYON SEPETİNİN HAZIRLANMASI: Madde sepetlerinin ve ağırlıklarının güncellemesi, her yılın sonunda yapılmakta ve zincirleme Laspeyres formülü ile seri devam ettirilmektedir. Her yıl aralık ayı itibari ile yeni maddeler endekse dahil edilmekte ya da önemini kaybeden maddeler endeksten çıkarılmakta ve yeni ağırlıklar endeks hesabında kullanılmaktadır.

    EUROBOND: Eurobond; kurum, şirket veya devlet tarafından yabancı para cinsinden yurtdışına ihraç edilen uzun vadeli, kupon ödemeli tahvillerdir. Yabancı para ve TL mevduat faizlerinin düştüğü bir ortamda yüksek getiri sağlar.

    FAİZ: Faiz bugün tüketmeyip tasarruf etmek amacıyla ödünç verilen veya başka bir amaçla kullanılmayıp, başkasına ödünç verilen tutarlar için istenen bedele "faiz"; bunun oransal ifadesine de "faiz oranı" denir. Paranın zaman değerini belirleyen en önemli faktörlerdendir. Diğerleri ise beklenen getiri oranı ve sermaye maliyetidir.

    FAİZ ORANI: Faiz oranı; dönemsel faiz oranı, yıllık "basit faiz oranı" veya "bileşik faiz oranı" olarak ifade edilebilir. Dönemsel faiz oranı belirli bir dönemin sonunda ödenecek veya tahsil edilecek olan faiz tutarını belirlemekte kullanılır. Yıllık basit faiz oranı dönemsel faiz oranının bir yılın tamamı için hesaplanan faiz oranıdır. Bileşik faiz oranı, birbirini izleyen birkaç eşdeğer dönem boyunca anapara ve faiz tutarlarının sürekli borçlanılması veya borç verilmesi durumunda elde edilecek bütün faiz tutarını tespit etmek amacıyla kullanılan faiz oranıdır.

    FİNANSAL ARAÇLAR: Finansal araçlar, kişilerin tasarruflarını değerlendirmesini ve şirketlerin sahip olduğu varlıkları ve risklerini yönetmelerini sağlayan araçlara denir.

    İKTİSADİ YÖNELİM ANKETİ VE REEL KESİM GÜVEN ENDEKSİ: İmalat sanayi sektöründeki gelişmeleri takip etmek ve ekonomik büyümeye ilişkin öncü göstergeler üretmek amacıyla İktisadi Yönelim Anketi’ni uygulanır ve sonuçlarından Reel Kesim Güven Endeksi'ni oluşturulur.

    KONSOLİDASYON: Uluslararası borçlanma işlemlerinde, borçlu bankanın veya doğrudan doğruya borçlu olan devletin alacaklı olan kurum ya da devletle anlaşarak, borcun vadesinin daha ileri bir tarihe ertelenmesine, borcun vadesinin uzatılmasına ya da yeniden yapılandırılmasına “konsolidasyon” denir.

    LİKİDİTE: Likidite, yükümlülükleri zamanında eksiksiz olarak karşılama gücüdür. Ya da vadesi gelen bir borcunuzu başka bir kaynaktan kolaylıkla borç alarak ödeyebilme gücü olarak da tanımlanabilir. Bunların yanında sahip olunan varlıkların gerektiğinde hızlı bir biçimde ve piyasa fiyatına yakın düzeylerden elden çıkarabilme imkanıdır. Bu üçünü tek tek veya hepsini bir arada yapabilme gücü varsa “likidite problemi yok” denilmektedir.

    MAKAS/SPREAD: Makas hem yatırım araçlarının veya finansal ürünlerin alım fiyatları ile satım fiyatları arasındaki farkı, hem de kredi faiz oranlarıyla veya sabit getirili menkul kıymetlerin getiri oranları ile risksiz getiri oranları arasındaki farkı gösterir.

    MERKEZ BANKASI’NIN BORÇLANMA LİMİTİNİ DÜŞÜRMESİ: TCMB’nin borçlanma limitini düşürmesi, likidite yönetimi kapsamında atılan sıkılaştırma adımları çerçevesinde, TL likiditesini kısarak, dolar ve diğer paralar karşısında TL’nin değerini korumak için alınmış bir önlemdir.

    Ekonomi haberlerini anlamakta zorluk çekenlere kavramlar kılavuzu #5

    MİLYEM DEĞERLERİ: Milyem değeri, altın saflığının 1.000 üzerinden değerlendirmesi olarak açıklanır.. Bu değerin hesaplanabilmesi için altından yapılan maddenin içerisinde bulunan saf altın kütlesi, toplam kütleye bölünerek 1.000 ile çarpılır.

    NOMİNAL DEĞER: Nominal değer, bir kıymetin üzerinde yazan değerdir. Örneğin, Hazine ve Maliye Bakanlığı tarafından çıkarılan her bir devlet iç borçlanma senedinin (DİBS) nominal değeri, üzerinde fiilen yazan değer olan 100 liradır. Benzer şekilde 200 lira banknotun nominal değeri üzerinde yazan değer olan 200’dir.

    ONS: Ons ölçüsü, altın, gümüş, platin, elmas, yakut gibi kıymetli maden veya taşların kütlelerinin ölçülmesini sağlayan bir kütle birimidir. Fransa'nın Troyes kentinde kullanılan Troy Ağırlık Sistemi'ne ait ölçü birimi genel olarak kullanılan bir değerdir. 1 Troya onsu tam olarak 31,1034768 grama eşittir. İngiltere’de de saf altının 1 onsu 28,3495231 grama eşittir. Saf altın, katıksız altın demektir; “24 ayar” ya da “has altın” olarak da tanımlanır. Ons altın, gram altının Türk lirası karşılığını hesaplamak için kullanılır. Daha sonra da gram altın fiyatı üzerinden çeyrek ve yarım altının fiyatı belirlenir.  Sembolü OZ’dir.

    OPSİYON: Belirli bir finansal varlık ya da emtiayı yani dayanak varlığı taraflarca tespit edilen bir fiyattan yani kullanım fiyatı ileri bir tarihte alma ya da satma hakkı veren türev işlemdir. Opsiyon işleminde doğrudan dayanak varlığın alınması ya da satılması değil alım ya da satım hakkının alınıp satılması söz konusudur. Opsiyon işlemlerinde alıcının vadede sözleşmeden vazgeçme hakkı vardır. Ama alıcı satın almış olduğu hakkı kullanmak isterse, satıcı alıcının almış olduğu hak kullanımına göre dayanak varlığı kullanım fiyatından almak ya da satmak durumunda kalır.

    PARA PİYASALARI: Vadesi 1 yıldan kısa olan fonların el değiştirdiği finansal piyasa, para piyasası olarak adlandırılır. Bu tanıma göre örneğin Hazine’nin ihraç etmiş olduğu devlet iç borçlanma senetlerinden (DİBS) biri olan hazine bonoları "para piyasası" ürünü olurken, yatırım kredileri ve proje finansmanı kredileri vadeleri 1 yıldan uzun oldukları için "sermaye piyasası" ürünü sayılır.

    TCMB

    PARA POLİTİKASI: Para politikası, TCMB’nin fiyat istikrarı amacına ulaşmak için aldığı tüm kararları ifade eder. Bu kararlarla TCMB ekonomideki para ve kredi miktarını etkilemeyi amaçlar. Para Politikası Kurulu tarafından yılda 8 kere belirlenen faiz oranı ise para politikasının başlıca aracıdır.

    REVALÜASYON: Revalüasyon, dalgalı kur rejiminin uygulandığı ülkelerde revalüasyonlar günlük ve anlık değişimler olarak yaşanabilir.

    SABİT KUR REJİMİ: Yerli paranın dış değerinin TCMB tarafından belirli bir kurla yabancı paralara karşı eşitlenmesi rejimidir. Sabit kur, bir kez belirlendiğinde TCMB tarafından değiştirilinceye kadar aynı kalır. Yani yerli para bu rejimde döviz karşılığında basılmış olur.

    SERMAYE PİYASALARI: Vadesi en az 1 yıl ve üzerinde olan fonların el değiştirdiği finansal piyasalar, sermaye piyasaları olarak adlandırılır. Bu tanımlamaya göre örneğin Hazine’nin ihraç etmiş olduğu devlet iç borçlanma senetlerinden (DİBS) biri olan, vadesi en az 1 yıl olabilen devlet tahvilleri ile yatırım kredileri ve proje finansmanı kredileri, vadeleri 1 yıldan uzun oldukları için sermaye piyasası ürünleri olarak kabul edilir.

    STERİLİZASYON: Sterilizasyon, merkez bankalarının, çeşitli nedenlerle oluşan para arzı artışlarının etkilerini dengelemek için uyguladıkları açık piyasa işlemlerine "sterilizasyon" denir. TCMB, döviz satın aldığında para arzındaki artışı menkul değerler satışıyla piyasadan çekmeye çalışır ve döviz piyasasına yapılmış müdahaleyi böylelikle sterilize etmiş olur.

    STAGFLASYON: Stagflasyon, resesyon ile enflasyonun aynı anda görüldüğü durumdur. Bu durumda ekonomideki işsizlik oranı artarken fiyatlar da hızla yükselmektedir. 1970 yılında, İngilizce stagnant (durgun) ile inflation (enflasyon, fiyatlar genel düzeyinin sürekli ve hissedilir artışı) kelimelerinin birleşmesinden türetilmiştir. Ekonomik krizlerin en zorudur. Çünkü burada bir yandan enflasyonu düşürmeye uğraşırken bir yandan da ekonominin küçülmesini önce durdurmaya, sonra da büyümeye döndürmeye yönelik bir ekonomi politikası uygulamak gerekmektedir. Makroekonomik hedeflerin ve politika araçlarının birbiriyle çelişkisi en fazla burada ortaya çıkar. Bir yandan enflasyonu düşürmek, bir yandan büyümeye geçmek, bir yandan bunlara eşlik etmesi büyük olasılık içinde olan işsizlik artışını engelleyip, istihdamı artırabilmek birbiriyle çelişen hedeflerdir.

    SWAP: Swap, yapılan işlem nedeni ile mübadele, değişim veya takas anlamına gelir. Swaplar döviz kurlarına, faiz oranlarına, hisse senedi endekslerine ve emtia fiyatlarına göre işlem görür. Piyasalardaki swap işlemleri, "farklı faiz türlerine sahip olan borçların birbirleriyle değişimi" olarak tanımlanır. Swap oranları, bir kişinin kısa vadeli piyasalar karşısında talep ettiği sabit oranlardır. İşlem yapılacak paritede, farklı iki para biriminin faiz oranları arasında hesaplanan fark swap oranını belirler. Dayanak varlıkların karşılıklı olarak el değiştirdiği türev sözleşmeler, swap grubu altında toplanır. Bir swap işleminde karşılıklı iki döviz cinsi el değiştirebildiği gibi aynı para cinsinden faiz oranları da değişebilir. Ayrıca hem döviz türlerinin hem de faiz oranlarının karşılıklı el değiştirdiği swap sözleşmeleri vardır. Bunların dışında herhangi bir döviz cinsinin faizi ile menkul kıymetin veya emtianın el değiştirdiği, ilave olarak taşınan dayanak varlığın her türlü riskinin el değiştirmesine imkan veren swaplar da mevcuttur.

    TCMB DÖVİZ DEPO İHALESİ: Döviz ihtiyacı olan bankalarla dövizi olan bankalar arasında TCMB garantörlüğünde belirli bir faiz ve vadeyle işlem yapılır. Bazen de TCMB bir faiz belirler ve bankalar döviz likiditesi ihtiyacını o faizle alır. Yani dövize fiziki talebi kurları olumsuz etkilemeden çözmek için yapılan bir işlem. Swap gibi bu işlem de bankalara kolaylık sağlar.

    Bunu bir örnekle anlatmak istersek: A bankasında döviz olduğunu düşünelim, B bankasının da dövizle yapması gereken ödemesi olsun. B bankası, dövizi piyasadan rastgele toplamaya kalkarsa, yaptığı büyük çaptaki alım kurları oynatır. Bu da ekonomiyi olumsuz etkiler. Bunu önlemek ve istikrarı korumak için TCMB garantör olup, bir faiz belirler. A ve B bankası da güvenli şekilde döviz alır ya da satar. TCMB de döviz satabilir ama sonuçta döviz alacaklı olarak kalıp üzerine de küçük bir faiz alır. Böylece döviz miktarıyla ilgili toplamda azalma olmaz.

    Ekonomi haberlerini anlamakta zorluk çekenlere kavramlar kılavuzu #7

    TÜKETİCİ FİYAT ENDEKSİ (TÜFE): Tüketici Fiyat Endeksi (TÜFE), hanehalklarının tüketim harcamalarına konu olan mal ve hizmetlere ilişkin fiyatların genel düzeyinde zaman içinde meydana gelen değişimin göstergesidir. Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK), TÜFE'yi hesaplayabilmek için hanelerin en çok tükettiği mal ve hizmetleri esas alarak bir mal ve hizmet sepeti oluşturur. TÜFE kapsamında hanehalklarının yoğunlukla alışveriş yaptığı işyerlerinin seçilmesi ve mal sepetinde yer alan maddeler için fiyatların bu işyerlerinden derlenmesi ve tüm yıl boyunca bu yapının korunması gerekmektedir. 2020 yılı TÜFE hesaplamaları kapsamında 81 il merkezi ve 225 ilçeden yaklaşık 28 bin işyerinden 550 binin üzerinde fiyat aylık olarak 418 madde ve 897 madde çeşidi için derlenmektedir ve 4 bin 274 kiracıdan kira verisi alınmaktadır. TÜFE kapsamında fiyatlar, fiyat hareketliliği yüksek olan ürünlerde daha sık aralıklarla olmak üzere ayda 1, ayda 2 ve haftalık olarak fiyat gelişimini yansıtacak şekilde derlenmektedir. Benzin, mazot, sigara ise günlük olarak takip edilmektedir. Toplam 418 madde ve 897 madde çeşidinden oluşan sepette ekmek, süt, yumurta, et, çay, sebze ve meyveler gibi temel gıda maddelerinin yanı sıra kira, elektrik, doğalgaz, su ve telefon faturaları gibi hanehalkının düzenli ödemeleri yer almaktadır. Ayrıca, sepette sigaradan, benzine, eğitimden sağlığa, giyimden ev eşyasına, hanelerin tüketim harcamalarında önemli yer tutan tüm mal ve hizmetler kapsanmaktadır. TÜFE sepetinde yer alan mal ve hizmet fiyatlarının derlenmesinde, bu konuda eğitim ve tecrübe sahibi 270 anketör görev almaktadır. Her ay alandan derlenen fiyatlar, öncelikle 26 Bölge Müdürlüğü’ndeki uzman personel tarafından bölge düzeyinde kontrol edilmekte, tespit edilen tutarsızlıklar alanda yeniden sorgulanmaktadır. Veri setinin merkeze iletilmesi ile birlikte tüm fiyatlar, toplam 30 personelden oluşan TÜFE Merkez Ekibi tarafından analiz edilmektedir. Bu süreçte madde düzeyinde beklenmeyen artış ve azalışlar, bölgeler arası tutarsızlıklar tek tek irdelenmekte, tespit edilen her sorun için Bölge Müdürlüklerine geri dönüş yapılmaktadır. Analiz işlemleri tamamlanan veri setinin tablolaştırılması ve haber büteninin hazırlanması süreçlerinde her ay Merkez TÜFE ekibinde bulunan toplam 8 personel görev almaktadır. TÜFE'de fiyatların alandan derlenmesinden analizine ve haber bülteninin hazırlanmasına kadar geçen süreçte her ay yaklaşık 350 teknik ve konusunda uzman personel görev yapar.

    VERİMLİLİK: Sahip olunan iş gücü ve sermaye ile ne kadar çıktı üretilebildiği verimlilik kavramı ile ilgilidir.

    YATIRIM FONLARI: Yatırım fonları, katılmaya gönüllü vatandaşlardan toplanan meblağların, yatırım şirketleri tarafından içinde hisse senedi, devlet tahvili, döviz, değerli maden ya da faiz getirili değerli kağıt olacak şekilde oluşturduğu portföydür.

    YENİDEN DEĞERLEME ORANI: Bir hesap dönemi sonu itibariyle yapılacak değerlemede esas alınacak yeniden değerleme oranı, yeniden değerleme yapılacak yılın ekim ayında bir önceki yılın aynı dönemine göre Devlet İstatistik Enstitüsü'nün Toptan Eşya Fiyatları Genel indeksinde meydana gelen ortalama fiyat artış oranı olarak tanımlanıyor. Yeniden değerleme oranının belirlenmesinde esas olan her yılın ekim ayında oluşan son 12 aylık Yurt İçi Üretici Fiyat Endeksi (Yİ-FE), o yılın yeniden değerleme oranını gösteriyor. Örneğin 2019 yılında 12 aylık üretici fiyatları endeksi yüzde 22,58 olarak gerçekleşmişti. Dolayısıyla 2020 yılında uygulanacak olan yeniden değerleme oranı da yüzde 22,58 olmuştu.

    ZORUNLU KARŞILIK ORANI/MUNZAM KARŞILIK: Bankalar mevduatlarının bir kısmını TCMB’de bulundurmak zorundadır. Buna “zorunlu karşılık” adı verilir. Zorunlu karşılık oranı, mevduat kabul eden finansal kurumların mevduatlara karşılık olarak TCMB’de kanunen bulundurmak zorunda olduğu orandır. Bu oran, yükümlülüklerin çeşidine, vadesine ve paranın birimine göre farklılaşabilir ve TCMB tarafından kararlaştırılır. Bu oranda yapılan değişiklikte sürdürülebilirliği sağlamak ve enflasyonu dengelemek amaçlanır. Yöntem sıkılaştırma adımlarını sağlayan para politikalarındandır.

    İlginizi Çekebilir

    Görüş Bildir