Dolar
6.9689
0.233%
Euro
8.2112
0.2355%
Altın
1980.17
0.1694%
Borsa
1085.52
-3.672%
G. Altın
442.777
0.2318%
Bitcoin
77710.51
-1.9496%
28ºC
İstanbul
Çoğunlukla güneşli 28 C

    Sensörleniyoruz

    Tasarruf için A sınıfı enerji verimli beyaz eşya ile kamuya açık alanlarda sensör kullanımı teşvik edilecek.
    • 29.01.2013 - 15:42
    Sensörleniyoruz

    Sensörleniyoruz #1

    Bilim, Sanayi ve Teknoloji Bakanı Nihat Ergün, Türkiye Elektrik Elektronik Sektöru Strateji Belgesi ile enerji verimliliğine sahip elektrik motorların, klimaların, buzdolaplarının, ısı pompalarının ve benzeri ürünlerin kullanımının özendirilmesine ve yaygınlaştırılmasına yönelik çalışmalar yürütüleceğini belirterek, ''Sensör, mikrodalga tüp ve özel yarı iletkenler gibi stratejik bileşenlerin ülkemizde üretilmesi ve Ar-Ge çalışmaları teşvik edilecektir. Bu konuda, kamu kurumlarının aydınlatılmasında led aydınlatmaların zorunlu hale getirilmesi gibi çalışmalar yapacağız'' dedi.

    2016 SONUNA KADAR UYGULANACAK STRATEJİ

    Ergün, ''Türkiye Elektrik ve Elektronik Sektörü Strateji Belgesi ve Eylem Planı''nı tanıtım toplantısında yaptığı konuşmada, Elektrik-elektronik stratejisinin vizyonunun, bu sektörde Türkiye'yi Ar-Ge ve üretim üssü haline getirmek olduğunu belirterek, ''2016 sonuna kadar uygulanacak bu stratejideki temel amacımız, ana ürün ve temel bileşenlerin ülkemizde tasarlanması, geliştirilmesi ve üretilmesidir. Yenilememiz gereken unsurlar olduğunda mekanizma çalışacak ve gereken yenilikleri yapacak'' diye konuştu.

    GÜNEŞ ENERJİSİNİN KULLANIMINDA YASAL ENGELLER

    Sektörle ilgili birinci hedefin, her sektörde olduğu gibi hukuki ve idari bir engel olmamasını sağlamak olduğunu ifade eden Ergün, şunları söyledi:

    ''Öyle hukuki, idari düzenlemeler var ki kimsenin ilerlemesi mümkün değil. O duvarları kaldırmamız lazım. Çalışmalar sırasında belki yeni engeller de tespit edeceğiz. Eylemler çerçevesinde; yenilenebilir kaynaklara yönelik enerji tesisi kurulması, bu alandaki Ar-Ge çalışmaları ve malzemelerin üretiminin teşvik edilmesi için çalışmalar yapılacaktır. Mesela, güneş enerjisinin kullanımına dair bir takım engeller var. EPDK belli limitler koymuş. Şu kadar kilovatsaatten fazla üretim izni vermem. 'Şebekeye satmayacağım, kendim kullanacağım, senin söylediğin kilovattan fazla üreteceğim' dese buna hukuki düzenlemeler izin vermiyor. Mutlaka bu değişmesi lazım ki ilerleyebilelim. O engelleri bu belge çerçevesinde kaldırmamız lazım. Gümrük denetim süreci gözden geçirilerek, mevzuat kolaylaştırılacaktır. Bazı ürünlerin ihracatı ve teknoloji transferindeki engeller kaldırılacak.''

    AMERİKA'NIN SİLİKON VADİSİ VARSA...

    Ergün, Bakanlığın ve TÜBİTAK bünyesinde sağlanan Ar-Ge desteklerinin artırılacağını ve prosedürlerin kolaylaştırılacağını belirterek, şunları kaydetti:

    ''Yazılım sektörünün rekabet gücünün artırılmasına yönelik çalışmalar yürütülecektir. Bu konuda özellikle Bilişim Vadisi'nin faaliyete geçmesi bir dönüm noktası olacaktır. Bir başka eylemle enerji verimliliğine sahip elektrik motorları, klimalar, buzdolapları, ısı pompaları ve benzeri ürünlerin kullanımının özendirilmesine ve yaygınlaştırılmasına yönelik çalışmalar yürütülecektir. Ar-Ge yapılmış, enerji verimliliği sağlanmış, ama insanlar eski motorlarla çalışmaya devam ediyor. Ülkemizde son yıllarda klima ve buna bağlı olarak enerji kullanımı ciddi şekilde artıyor ve hatta bazı bölgelerde buna bağlı olarak elektrik kesintileri yaşanabiliyor.

    "5 YILDA ATATÜRK BARAJI'NIN 3'TE 1'İNİ ZİYAN  ETTİK"

    Bugün ülkemizdeki klimalar, hava sensörlü olsa, yıllık 700 milyon liraya yakın bir tasarruf sağlamak mümkün olacak. Son 5 yıllık klima üretimini düşündüğümüzde, sağlanacak elektrik tasarrufu, Atatürk Barajı'nın yüzde 30'una ulaşabilirdi. Biz bu konuda, TSE bünyesinde bir test merkezi oluşturmayı planlıyoruz. Bu düzenlemeler neticesinde 2016 yılına kadar aşamalı olarak zorunlu hale getirilecek az elektrik tüketen klimaların üretimi ile birlikte Türkiye'de klimaların tükettiği elektriğin yüzde 25 azalacağını öngörmekteyiz. Yine bu eylemle birlikte, sanayide kullanılan elektriğin yüzde 60'ını tüketen elektrikli motorların daha tasarruflu modellerle değiştirilmesini amaçlıyoruz. Bu eylemlerimiz ileride ses getirecektir.''

    AR-GE İNOVASYON VE MARKALAŞMADA İVME

    Bu belgedeki ikinci hedefin sektörün Ar-Ge, inovasyon ve markalaşma becerisini geliştirmek olduğunu ifade eden Ergün, şunları söyledi:  "Sektör için büyük önem arz eden Krom Nikel paslanmaz çelik saç, silisyumlu çelik, süper alaşımlar gibi ara ürünlerin ülkemizde üretimine yönelik çalışmalar yapılacaktır. Madenlerden sanayide kullanılacak yeni malzemeler üretilmesi konusundaki yerimiz, madenlerimiz kadar iyi değil. Birçok madeni rafinaj işlemlerin yapıldığı yerlere gönderiyoruz. Sonra aynı ürünü bir malzeme olarak geri alıyoruz.

    YERLİ YAZILIMA TEŞVİK

    Donanım ve yazılımda yerli ürünlerin teşvik edilmesine yönelik faaliyetler yürütülecektir. Mesela Fatih projesini bu kapsamda değerlendirmek gerekmektedir. Türkiye'de sadece eğitimin içeriğini değiştiren bir proje değil. Sektörü derinden etkileyecek olan bir projedir. Akıllı elektrik enerji şebekeleri, bunların yazılımları ve bu şebekelerde kullanılan teçhizat ile ölçme, izleme, koruma ve kontrol amaçlı kullanılan akıllı elektronik cihazların tasarımı, üretimi ve Ar-Ge çalışmaları desteklenecektir.

    Bakanlık olarak, mayıs ayında bu önemli konuda düzenlenecek uluslararası bir kongreye de ev sahipliği yapacağız. Sensör, mikrodalga tüp ve özel yarıiletkenler gibi stratejik bileşenlerin ülkemizde üretilmesi ve Ar-Ge çalışmaları teşvik edilecektir.

    Mesela ülkemizde kompakt lamba üretimine henüz başlamadık. Ancak artık kompakt lamba üretimini atlamamız ve elektrik tüketimini düşüren LED aydınlatma konusunda yatırımlar çekmemiz daha rasyonel olacaktır. Bu konuda, kamu kurumlarının aydınlatılmasında led aydınlatmaların zorunlu hale getirilmesi gibi çalışmalar yapacağız.''

    OSB'LERDE TEKNİK EĞİTİME AĞIRLIK

    Bakan Ergün, üçüncü hedefin, ''Altyapıyı ve İnsan Kaynaklarını Geliştirmek'' başlığı altında; OSB'lerde ve sanayide kullanılan elektrik enerjisinin kesintisiz ve kaliteli olarak sağlanabilmesi için gerekli altyapı tamamlanacağını ifade ederek, ''Orta kademe nitelikli eleman eksikliğinin giderilmesi için ulusal meslek standartları ve eğitim programları devreye alınacaktır. Kümeleşmenin olduğu yörelerde, mesleki ve teknik öğretim veren okulların açılması sağlanacaktır,'' dedi.

    "İHRACATTA RİSKLERİ EN AZA İNDİRMELİYİZ"

    OSB'lerde kurulan özel meslek liselerinin desteklendiğini anımsatan Ergün, şunları kaydetti:

    ''Dördüncü hedefimiz olan 'Pazarlama, Dış Ticaret ve Finansal Araçları Geliştirmek' başlığı altında ise, sektörde faaliyet gösteren KOBİ niteliğindeki kuruluşlara yönelik kredi finansman imkanları geliştirilecektir. Dış pazarlara, özellikle de komşu ülkelere yapılacak olan ihracatı kolaylaştıracak ve teşvik edecek önlemler alınacaktır. İhracatta riskli pazarlarla ilgili önlemler üzerinde çalışacağız. Riskli pazarlarda güçlü şekilde yer alması için sigortalanması, risklerin paylaşılması gerekiyor. Bu eylemler, üretimde yerli girdi oranını artıracak, katma değeri yüksek ürünlerin ağırlıklı olarak yerli üretimden karşılanmasını sağlayacak ve dış ticaret dengemizi olumlu yönde geliştirecek eylemlerdir."

    2013'E 10 KÜRESEL TÜRK MARKASI HEDEFİ

    Ergün, 2023 yılında küresel çapta en az 10 marka oluşturulacağının ve 500 milyar dolar ihracat yapılacağının hedeflendiğini anımsatarak, şunları kaydetti: ''Ben bu markalardan birkaç tanesinin elektrik-elektronik sektöründen çıkması için çok büyük imkan var. 10 markanın 2-3 tanesini bu sektörden çıkarabileceğimizi düşünüyorum. Markalaşma politikalarımızı gözden geçirmeye ihtiyacımız var. Turquality ile markalaşmanın sağlanabileceğini düşünmek eksik bir düşüncedir. Yine sektörün 2023 yılında 45 milyar dolar ihracat yapmasını hedefliyoruz. Bugün açıkladığımız strateji belgesindeki eylemler, bu hedefler için gerekli altyapıyı oluşturacaktır. Biz, bu önemli sektörü geliştirmek adına çalışmalarımızı kararlılıkla sürdüreceğiz. Elektrik ve Elektronik Sektörü Strateji Belgesi'nin başarıya ulaşması için elimizden gelen her türlü çabayı göstereceğiz.  Belgenin hazırlık aşamasında olduğu gibi, uygulama aşamasında da sektörle işbirliğimizi sürdüreceğiz.''

    "MAKRO DÜZEYDE İSTİKRARI YAKALADIK SIRA MİKRODA"

    Bakan Ergün, tüketicilerin müşteri sadakati var, diye demode ürünleri kullanmak zorunda olmadığını belirterek, ''Hem yenilik hem de müşteri sadakatini bir araya getiren firmalar, daha büyük avantaj elde etmiş olacaklar'' dedi.

    Türkiye'de artık makroekonomik dengelerin sağlam bir şekilde yerine oturduğu bir dönem yaşandığını ifade eden Ergün, şunları söyledi:

    "Mikro düzeydeki çalışmaları da derinleştirmek gerekiyor. Türkiye bugün, ekonomik alanda gerçekleşebilecek her türlü gelişmeyi fırsata çevirebilecek enstrümanlara sahiptir. Bizim bundan sonraki süreçte yapmamız gereken temel iş, sektör ve hatta firma bazında, üretimde kaliteyi, katma değeri ve rekabet gücünü artırmaktır. Türkiye'nin hedefi, 2023 yılında dünyanın en büyük 10 ekonomisinden biri olmaktır. Enflasyon, faiz oranları, bütçe açıkları alıp başını gitseydi ne olacaktı?

    UZUN VADELİ HEDEF ZAMANI

    Makro dengeleri kurduysak bunun bize faydası olması lazım. Strateji belgesi hazırlamak demek, kendinizi bağlamak demek. Uzun vadeli bakıp hedef koyabiliyoruz. Makro dengelerin kurulmasından sonra hedef belirlemek, bir yol haritası oluşturabilmek son derece önemlidir. Bu belgeler dinamik belgelerdir. Bu ekonomik hedefe, dinamik, rekabetçi ve yenilikçi bir reel sektör eliyle ulaşması mümkündür.''

    Ergün, işte son iki yıldır uygulamaya başlanan strateji belgeleri, gelecekteki kritik süreci en iyi şekilde yönetmenin formüllerini içerdiğini anlatarak, ''Günümüzdeki teknolojik yenilikler, büyük oranda elektronik ve yazılım sektöründeki gelişmelere dayanmaktadır. Bütün elektronik aletler bu yüzden değişti. Oturduğun yerden kamu hizmeti, banka hizmeti alabiliyorsun," diye konuştu.

    "ELEKTRONİK SİSTEM SİNİR SİSTEMİ GİBİ"

    Bakan Ergün, sektörlerin insan vücudu gibi düşünülebileceğini belirterek, ''Elektronik sistem bir sinir sistemi gibi. O sinir sistemi parmaklarımı oynatıyor. Onun arkasında beyin, onun da arkasında yazılım yani akıl var. Yazılım sektörü aslında insanın aklıdır. Bütün bunların olabilmesi için de elektriğe ihtiyaç var. O da ruhtur,'' dedi.

    Elektrik elektronik sektörünün insanın aklının ve beyninin ele alındığı bir konu olduğunu ifade eden Ergün, şunları kaydetti:

    ''Bu sektörlerde yakaladığınız seviye, diğer bütün sektörlerdeki başarınızı da tayin etmektedir. Bugün otomotivde, makinede, tıbbi cihazda, aklınıza gelebilecek her sektörde, bu sektörlerin çıktılarını kullanmaktadır. Sektör, sanayi toplumundan bilgi toplumuna geçiş sürecinde de hayati rol oynuyor. Teknoloji yoğun bu sektörde üretilen ürünlerin önemli bir kısmının sadece birkaç yıllık ömrü oluyor. Mesela hemen hepimiz birkaç yıl içinde cep telefonumuzu yenileme ihtiyacı hissediyoruz. Bu dinamik yapı, müşteri sadakatini oluşturan firmalar için bir avantaj olduğu gibi firmaları, kendilerini sürekli yenilemek durumunda bırakıyor. Müşteri sadakati var diye senin demode ürününü kullanmak zorunda değil. Hem yenilik hem de müşteri sadakatini bir araya getiren firmalar, daha büyük avantaj elde etmiş olacaklar. Bu nedenle, dünyadaki firmalar cirolarının yüzde 2'sini Ar-Ge için ayırıyorlar.

    "KAÇIRDIĞIMIZ TRENDLERİ YAKALAYABİLİRİZ"

    Türkiye'de 1960'lı yıllardan itibaren, birçok sektör gibi elektrik ve elektronik sektörünün de montaj sanayisinin gelişmesine paralel olarak yükselişe geçtiğini anımsatan Ergün, sözlerini şöyle sürdürdü:

    ''Bugün elektrik ve elektronik sektörü zaman içinde ihracatını sürekli artırmış, 2011 yılındaki 135 milyar dolarlık ihracatımızın 12 milyar dolarını gerçekleştirmiştir. Ancak montaja dayalı üretim, sektörün güçlenmesini sağlamakla birlikte, potansiyelinin altında kalmasına neden olmuştur. Mesela 1990'lı yıllarda, cep telefonu veya plazma ekran üretimi gibi kritik alanlardaki yatırımlara ev sahipliği yapabilirdik. Bazı konularda geri kaldığımızı kabul etmemiz lazım. Cep telefonu alanında atak yapamadık. Nokia'nın CEO'suyla konuştuğumuzda 'ben sizin geçilebileceğinizi düşünmüyordum' dedim. O da 'Ne yazık ki biz de sizin gibi düşünüyorduk' dedi. Her an herkes herkesi geçebilir. Bu alan herkese bu fırsatı veriyor. Yeter ki trendleri kaçırmayın. Kaçırdığımız trendleri yakalayabiliriz. Siz de başkalarının ummadığı bir şekilde geçebilirsiniz.''

    Görüş Bildir