taraftar değil haberciyiz
Son dakika haberleri Türkiye'nin haber sitesinde.
5.4725
6.1528
1204.15
91445.28
211.969

ŞEYHÜLİSLAM TORUNU Türkan Saylan

Annesi Hz. Ebu Talib’in, Hz. Ali’nin ailesine gelin gitmişti.

24.05.2009 - 09:11..
ŞEYHÜLİSLAM TORUNU Türkan Saylan

Çağdaş Yaşamı Destekleme Derneği Başkanı Türkan Saylan’ın hayatını kaybetmesinden sonra kendisi ve annesiyle ilgili polemikler devam ediyor. Soner Yalçın Hürriyet’teki köşesinden, Saylan’ın ailesi ile ilgili iddialara yanıt verdi.

Türkan Saylan’ın annesi şeyhülislam geliniydiDinci yobazlar, Türkan Saylan’ın annesinin inancıyla ilgili hep iftira attılar. Hiç önemsemedim. Ancak cenaze töreninde emekli müftü İhsan Özkes, Türkan Saylan’ın annesiyle ilgili sözlerden hep büyük üzüntü duyduğunu ve kendisine yakındığını açıklayınca canım yandı. Bilmesini isterdim, annesi Hz. Ebu Talib’in, Hz. Ali’nin ailesine gelin gitmişti. Annesi, Sultan II. Abdülhamid’e 17 yıl şeyhülislamlık yapmış Cemaleddin Efendi’nin torunuyla evlenmişti. Hepsi annesini bağırlarına basmıştı.

Önce Osmanlı tarihinde iki ismi tanıyalım:Birincisi; Şeyhülislam Mehmed Cemaleddin Efendi: Rumeli Kazaskeri Şeyh Ahmed Halid Efendi ile Hz. Ebu Talib ve Hz. Ali’nin 51’inci kuşaktan torunu Vezir Said İbni Abdülbaki’nin kızı Seyyide Mevhibe Hanım’ın oğluydu. Büyükannesi, ünlü Türk matematikçi Gelenbevizade İsmail Efendi’nin kızı Naile Hanım idi. 4 Eylül 1891’de şeyhülislam oldu ve bu görevi kesintisiz 16 yıl 11 ay sürdürdü. Bu makamdan istifa ettikten sonra 3 defa daha meşihat makamına layık görüldü. İkinci görevi (1908) 6 ay 10 gün; üçüncü görevi (1912) 3 ay 8 gün ve dördüncüsü (1912) 2 ay 25 gün sürdü. Toplam 17 yıl 11 ay görev yaptı. İttihatçılar 1913 Babıáli Baskını’yla iktidarı ele geçirince Şeyhülislam Cemaleddin Efendi Mısır’a sürüldü. Ölene kadar Mısır’da kaldı. Üç çocuğu vardı. Anadolu Kazaskeri Mahmud Kemaleddin. ("Boş Beşik", "Barbaros Hayrettin Paşa" gibi  filmlerin yönetmeni Baha Gelenbevi’nin babasıdır.) Şûray-ı Devlet (Danıştay) Üyesi Ahmed Muhtar. Ve Ayşe Aliye.

Şimdi gelelim ikinci ismi tanımaya, Cemil Topuzlu:Eyüp’teki Mihrişah Valide Sultan Türbesi’ne gömülü İskeçeli Topuzlu Hacı Mustafa’nın torunu Kaymakam Yusuf Ziya Paşa ile Kazasker Siruzizade Tahir Efendi’nin kızından dünyaya geldi. Babası Kudüs’teki Mescid-i Aksa Camii’ni restore ettirdi. Başarısı karşısında rütbe, nişan aldı. Cemil Topuzlu hekimdi. İlk sivil tıp fakültesi olan "İstanbul Tıp Fakültesi"ni kurdu. Bunu dişçilik ve eczacılık okulları takip etti. 1912 ve 1919’da iki kez İstanbul Belediye Başkanlığı görevini yürüttü. Gülhane Parkı gibi birçok park, şehir tiyatroları, merkez hali vs yaptı.

Yabancı gelin Hekim Cemil Topuzlu, Şeyhülislam Cemaleddin Efendi’nin kızı Ayşe Aliye ile 1891’de evlendi. Bu evlilikten üç çocuk dünyaya geldi: Muhiddin, Mehmet Ziya ve Selma. Cemil Topuzlu çocuklarına çok ilgili bir babaydı. Çocukları bulaşıcı bir hastalığa yakalanınca hepsini alıp 1914’te İsviçre/Cenevre’ye gitti. 2 yıl bu ülkede kaldı. Çocuklar iyileşince stanbul’a döndü. Fakat fazla kalamadı; Fransız hükümetinin sulh teklifini Sadrazam Talat Paşa’ya iletmesi Enver Paşa’nın tepkisiyle karşılandı. Çiftehavuzlar’daki köşkü gözlem altına alınınca 1917’de ailesiyle birlikte bir kez daha İsviçre’ye gitti. Bu kez aralarında Muhiddin yoktu. Dört lisanı anadili gibi konuştuğu için, "küçük dáhi" dediği 13 yaşındaki oğlu Muhiddin’i yakalandığı hastalıktan kurtaramamıştı. Topuzlu Ailesi, Cenevre’de iki yıl kaldı. Cemil Topuzlu İstanbul Belediye Başkanlığı teklifiyle tekrar yurda döndü. Belediye Başkanlığı ve Nafia Nazırlığı yaptı. Ancak Sadrazam Damat Ferit Paşa’yla geçinemedi; istifa etti. İstifasına kızan Damad Ferit’in kendisini Divan-ı Harbe vereceğini öğrenince yine yurtdışına, Fransa/Nice’e gitmek zorunda kaldı. Bu arada Ankara Hükümeti de "İngiliz Muhipler Cemiyeti" kurucusu olduğu için Cemil Topuzlu’yu kara listeye aldı. İstanbul ve Ankara hükümetinin tepkisini alan Cemil Paşa’nın Fransa’daki bu "gönüllü sürgünlüğü" 4 yıl sürdü. 1924’te İstanbul’a döndü. Fakat memleketinde yine uzun süre kalamadı. Bu kez gidiş sebebi oğlu Mehmet Ziya idi. Mehmet Ziya 1925’te Galatasaray’dan mezun oldu. Cemil Topuzlu, çocuklarını Avrupa’da okutmak istedi. Mehmet Ziya Topuzlu, Belçika Leuven Üniversitesi’nde ekonomi okudu. Oğulları üniversiteyi bitince Topuzlu Ailesi 1929 yılında İstanbul’a döndüler. Yanlarında bir de gelinleri vardı: Lilimina Reimann... Lilimina Reimann, İsviçre kökenli bir ailenin kızıydı. 1900’lerin başında İsviçre’de ekonomik bir kriz yaşanınca, Zürih yakınlarındaki Melingen kasabasından İngiltere Birmingham’a göç etmişlerdi. Babası Robert Reimann fabrikalarda teknisyen olarak çalışıyordu. Mina adlı bir İngiliz ile evlenmişti. Ve Lilimina -aile içindeki adıyla Lili- Birmingham’da 1908’de dünyaya gelmişti. Reinmannlar’ın ekonomik düzeyi giderek iyileşmiş ve Lili dönemine göre iyi okullarda öğrenim görmüştü. Ticaret Lisesi’nden mezunuydu. 18-19 yaşlarında iken Mehmet Ziya Topuzlu ile tanışmıştı. (Bu yazıyı hazırlarken, Mehmet Ziya Topuzlu’nun oğlu Prof. Cemalettin Topuzlu ile, torunu Prof. Gonca Topuzlu Tekant ile görüştüm. Her ikisi de Lili ile Mehmet Ziya’nın ne zaman, nerede tanıştıklarını bilmediklerini belirttiler.) Mehmet Topuzlu ve Lili, İngiltere’de 1929’da evlendiler. Tüm aile o yıl İstanbul’a gelip Caddebostan’daki Topuzlu Köşkü’ne yerleşti. Lilimina’nın güzelliği İstanbul’da dillere destan oldu. Hatta karı-koca bir gün tekneyle gezi yaparken Atatürk ile tanıştılar. Atatürk, Lili Topuzlu’ya "Tıpkı bir Limoges vazosu gibi güzelsiniz" diye iltifat etti. Mehmet Ziya ile Lili Topuzlu mutluydular, ancak bir sorun vardı. Lili hamile kalamıyordu. Bu durum sekiz yıl sürdü. Lili Topuzlu giderek içine kapandı. Eski neşeli, sıcak halinden eser kalmamıştı. Gezmeye bile gitmiyordu. Ve bir gün karşısına Fasih Galip adlı bir genç çıktı...

Galiçya gazisi Fasih GalipFasih Galip 1900 doğumluydu. Ailesinde "Paşalar", "Beyler" yoktu. Balkan göçmeni annesi Nadide Hanım yetimhanede büyümüştü. Babası Galip yoksuldu ve zaten genç yaşında ölmüştü. Fasih Galip daha lise öğrencisi iken askere alındı. Galiçya Cephesi’nde bulundu, yaralandı, Almanya’da tedavi oldu. Bu ülkede okudu. Mühendis oldu. Türkiye’ye dönüp ülkenin inşasında görev yaptı. Xenya adında bir balerine áşık oldu. Her ikisinin de ülkelerinde yaşama istekleri evlenmelerine engel oldu. Bir de Fasih Galip’in yeni aşkı... Lili ile Fasih Galip’in nerede-nasıl tanıştıkları bilinmiyor. Bilinen, bu tanışmanın evlilikle sonuçlandığı. Fakat Fasih Galip’in Lili’yi ikna etmesi hiç de kolay olmadı. Öyle ki, zorlu bir yolculukla Birmingham’a gidip, Lili’nin anne-babası Robert-Mina Reimann’ı alıp İstanbul’a getirdi. Ailesinin desteğiyle Lili, çocuk veremediği Mehmet Ziya Topuzlu’dan boşandı. Bu dostça bir ayrılıktı. Mehmet Ziya Topuzlu yine bir İngiliz Daisy ile evlendi. Daisy Müslüman olmadı ve bir Hıristiyan olarak bugün eşiyle Zincirlikuyu Mezarlığı’nda beraber yatmaktadır. Fasih Galip ile Lili 1934 yılında evlendiler. Lili 5 aylık hamile iken 28 Haziran 1935 tarihinde Beyoğlu Müftülüğü’ne giderek (sayı 9/154) Müslüman oldu. Adını "Leyla" olarak değiştirdi. Ve 13 Aralık 1935’te Türkan doğdu. Yeni çıkan soyadı yasasına göre "Türkan Saylan"... Bundan sonraki hikáyeyi hepiniz biliyorsunuz. Yiğit bir Cumhuriyet kadınının neleri gerçekleştirdiğinden haberdarsınız. Peki... Gelelim sonuca... Lili Topuzlu, şeyhülislam gelini olmasına rağmen dinini değiştirmesi için hiçbir baskıyla karşılaşmadı. Zaten dinini de değiştirmedi. İkinci evliliğinde de bir zorlamayla karşılaşmadı. Ne zaman kızı Türkan’a hamile kaldı, o zaman gidip kendi isteğiyle Müslüman oldu. Yani hiçbir zorlama olmadan. Bundan gurur duymamız gerekmiyor mu? Bu hoşgörüyü dünyaya anlatmamız, "İşte İslam budur" dememiz gerekmiyor mu? Samimi olarak inanmış, kimse ona bir zorlama getirmemişken kendi rızasıyla Müslüman olmuş; oruç tutup namaz kılmış Leyla Saylan’a dinci gazeteler neden hálá iftira atmaktadır? Vicdanları bu kadar mı keçeleşti?

Bu reklam google tarafından sağlanıyor?
YORUMLAR (üye olmadan da yorum yapabilirsiniz)