Dolar
8.2957
0.4735%
Euro
9.7614
1.0789%
Altın
1881.3
0.2274%
Borsa
1126.99
-2.2244%
G. Altın
499.802
0.2591%
Bitcoin
110115.82
-0.1134%
17ºC
İstanbul
Gök gürültülü sağanak yağış 17 C

    Aileleri sembol fotoğrafın hikayesini anlattı

    Ankara'daki iki ayrı patlamada can veren yakın arkadaşlar Ozan Can Akkuş ile Ali Deniz Uzatmaz'ın aileleri konuştu.
    • 20.03.2016 - 10:44
    Aileleri sembol fotoğrafın hikayesini anlattı

    Ali Deniz ve Ozan Can, Gaziantepli iki yakın arkadaştı... Ali Deniz daha 'fırlama', daha esprili, Ozan Can ise daha ağır başlı, daha 'örnek çocuk'tu. Ozan Can, Gaziantep'in en başarılı öğrencisiydi. TEOG'da Türkiye birincisi olmuş, Ankara Fen Lisesi'ni kazanmıştı. Tam bir Ankara sevdalısıydı. Üniversite sınavında ilk sene sonuç istediği gibi olmayınca, ODTÜ'ye girebilmek için Gaziantep'e dönüp dershaneye yazıldı. Bütün hocalar üstüne titriyordu. Ali Deniz eşit ağırlıkçıydı. Çok sosyaldi. Arkadaşları ondan 'sürekli gülen çocuk' diye bahsederdi. O da aynı dershanede sınava hazırlanıyordu. Ozan Can'ın her sınavda birinci olmasına sinir olmuş, "Bu çocukla tanışıp netlerini düşüreceğim!" diye espri yapmıştı. Tanıştılar ve yakın arkadaş oldular. Ozan Can, Ali Deniz'e ders çalıştırmaya başladı. Bu fotoğrafı birlikte hazırlandıkları üniversite sınavından sonra kutlama yapmak için gittikleri mekânda çektirmişlerdi... İkisi de elektrik-elektronik bölümünü kazandı. Ozan Can ODTÜ'ye, Ali Deniz Mersin Üniversitesi'ne gitti...

    Aileleri sembol fotoğrafın hikayesini anlattı #1Ali Deniz Uzatmaz

    İKİ ARKADAŞ İKİ AYRI PATLAMADA CAN VERDİ

    Üniversiteye başladıktan sadece 20 gün sonra Ali Deniz, 10 Ekim'de Ankara'daki Barış ve Demokrasi Mitingi'nde meydana gelen patlamada can verdi... Ozan Can ise daha Ali Deniz'in acısını unutamadan, geçen hafta Ankara Kızılay'daki patlamada hayatını kaybetti... Üstelik bu fotoğrafın çekildiği günün yıl dönümünde, yine üniversite sınavının yapıldığı günde... Habertürk gazetesinden Kübra Par, acılı ailelerle görüştü ve ölümün bile ayıramadığı iki arkadaşın öyküsünü yazdı. İşte o yazı:

    "OZAN'IN ÖLÜM HABERİNİ ALINCA AYNI ACIYI YENİDEN YAŞADIM"

    "Ali Deniz'in annesi NebahatHanım) Geçen pazar akşamı Ali Deniz'in birkaç arkadaşı arayıp nasıl olduğumu sordu. Bu telefon yoğunluğuna anlam veremedim. Sonra patlama olduğunu duydum. Ablamın oğlu Ankara'da askerlik yapıyordu. Onu ve oğlumun arkadaşı Ferhat'ı aradım. İyi olduklarını söylediler. Ozan'ı da aradım, açmadı. Ferhat, sabah 07.30'da beni aradı. İyi bir telefon olmadığını anladım. Patlamada Ozan'ı kaybettiğimizi söyledi. O kadar yüksek sesle "Hayır" diye bağırmışım ki komşum kapıya geldi. Deniz'imin haberiyle hissettiğim şeyleri hissettim. Her şey benim için yeniden yaşanmış gibi oldu. Anlatılması mümkün değil. Çok acı, çok zor... Çocuklarımız gerçekten mükemmel çocuklardı. Deniz'le zor bir dönem geçirdik. Eşimden boşanmıştım. Omuz omuza verdik. "Anne, yaşamın boyunca arkandayım" derdi hep. Bu sözü verdi ama erken gitti...

    Aileleri sembol fotoğrafın hikayesini anlattı #2Ali Deniz'in annesi

    "ÇOK ŞAKALAŞIRLARDI"

    Ozan Can size sık sık gelip gider miydi?

    Deniz'le birlikte gelirlerdi. Onlar dershaneye giderken ben de işe giderdim. Bir yere kadar yol arkadaşlığı ederdik. Ozan'ın sakalından tutup "Oğlum şu sakalını kes, yüzün gözün açılsın" dediğimde, "Teyze doktor olunca top sakal bırakacağım" diye takılırdı. Çok şakalaşırlardı.

    Ali Deniz'in neşeli bir çocuk olduğunu duydum...

    Deniz, iyi niyetli ve şakacıydı. Ozan, Deniz'e göre daha çekimser ve sakindi.

    "O GÜNDEN BERİ HAYAT BENİM İÇİN UYKUDAN İBARET"

    Patlamanın olduğu gün Ali Deniz'in Ankara'ya gittiğinden haberiniz yokmuş...

    Doğru. Mersin'de okuyordu. Hava o dönemde soğuk değildi. Israrla benden mont istemesi tuhafıma gitti. Bir hafta sonra yanına gidecektim. "Montunu ben getireyim" dedim. "Geceleri soğuk oluyor. Sen şimdiden gönder" dedi. Deniz adında bir arkadaşı montu almaya geldi. İçliköfte ve dolma da yapmıştım. Onları da gönderecektim. İki ayağımı bir pabuca soktular. Yemekleri gönderemedim. Montu arkadaşı Deniz'e verdim ama "Annen bunu yemedi. Bu mont olayında bir şey var dedi, de" dedim. Deniz'le birbirimize karşı sezgilerimiz kuvvetliydi. Montu gönderdim. Ertesi gün ölüm haberini aldım.

    O günden beri hayat nasıl?

    Uykudan ibaret. Deniz'imin Umut adında küçük bir kardeşi var. Şu anda Umut, tek umudum. Birçok şeyin gerçekliği kayboldu. Birilerinin bana güzellikten ya da kötülükten bahsetmesi umurumda değil. Enteresan bir psikoloji içine girdim. Deniz'den sonra birkaç tanıdığımızın ölüm haberini aldım. Hiçbiri canımı acıtmadı. Ta ki Ozan'a kadar... Ozan'ın haberini alınca ruh halim yine değişti. Senem Hanım'ın neler yaşayacağını biliyorum. O beni çok acıtıyor. Umarım kısa zamanda kendini toparlar. Ona bakınca "Ben de bu kadar kötü olmuş muydum?" diye düşündüm. Anne olmak gerçekten çok zormuş.

    Aileleri sembol fotoğrafın hikayesini anlattı #3

    "BÖYLE BİR ÖLÜMÜ REDDEDİYORUM"

    İsyan ediyor musunuz?

    Aldığımız nefesin bir noktada biteceğini hepimiz biliyoruz ama insan olarak isyanım var. Artık ülkeyi de düşünmüyorum. Ailelerimizin içine girip çocuklarımızı kopardılar. Sebep ne? Kim ne anlatırsa anlatsın beynim sebebi almayacak. Böyle bir ölümü reddediyorum. Bu yüzden isyanım ve öfkem çok büyük. İyi ki ilaç alıyorum. Almasam ne yapardım, bilmiyorum. Bazen olayın gerçekliğini unutuyorum. Yarın sabah uyandığımda her şey iyi olacak sanıyorum. Gerçekle rüyayı karıştırıyorum.

    Ali Deniz'i IŞİD saldırısında kaybetmiştik, Ozan'ı kaybettiğimiz patlamayı ise TAK üstlendi...

    Ne fark eder ki? Durumun neticesi ortada... Hayatımdan hayat, canımdan can çaldılar... Annelerin canı yandı. Daha da yanacak. Benim canım yandı, başka annelerin canı yanmasın. Terör laneti bitsin. İnsanın yavrusunu kaybetmesi kadar kötü bir şey yok.

    "İKİSİ DE ANKARA SEVDALISIYDI"

    Ozan'la yolları da dershanede kesişmiş. Ozan, ona ders çalıştırıyormuş. İkisinin elektrik bölümüne girmeleri de tesadüf müydü?

    Ozan'ın hayalinde tıp okumak vardı. Çok başarılı bir çocuktu. Ozan'ın ablası da tıp öğrencisiydi. Deniz birçok şeye daha mizahi yaklaşırdı. Sosyal yönü çok güçlüydü. Sinema- televizyon bölümünü istiyordu. Gaziantep Üniversitesi Elektrik- Elektronik'e de puanı tutuyordu ama istemedi. Farklı yerler isteyip ikisinin de elektrik bölümünü tutturması bir kader. İkisi de Ankara sevdalısıydı. Hayatları da orada bitti. İkisi de 19 yaşındaydı. Ne diyebilirim ki...

    Aileleri sembol fotoğrafın hikayesini anlattı #4

    FOTOĞRAFIN HİKAYESİ

    Ali Deniz ile Ozan Can'ın kahkahalar attıkları bu fotoğraf ne zaman çekilmişti?

    LYS sınavından çıktıktan sonra Deniz aradı, "Anne izin verirsen biz bugün arkadaşlarla dağıtacağız" dedi. Zirve Park'a gidip eğlendiler. Yılın yorgunluğunu attılar. "Bundan sonra bayrak sende... Okuyup meslek sahibi olacaksın. Ben yatacağım sen bana bakacaksın" dedim. Böyle demem ona gurur veriyordu. Deniz'i babasının gidişi, Umut'u Deniz'in gidişi büyüttü. Umarım Umut ve ben kalan hayatımızı güzel ve hak ettiğimiz şekilde yaşarız... Umut'umu nasıl koruyacağımın kaygısına düştüm. Umut olmasaydı daha farklı bir isyan bayrağı çekerdim.

    "ALLAH'IM ÖLECEKSE DE NEFESİNİ KOKUSUNU DUYAYIM"

    Ozan Can ile en son ne zaman konuştunuz?

    (Ozan Can'ın babası) Pazar günü konuştuk. Hastanede çalışıyorum. Nöbetçiydim. "Ne yapıyorsun baba" dedi. "Çalışıyorum oğlum. Birileri çalışacak, birileri yiyecek" diye espri yaptım. Kuzeni sınava girecekti. Saat 16.00'da amcasını aramış. Amcası da "Sınava ben mi gireceğim, kuzenini ara" diye takılmış. Sonra olayı duyduk... Yoldayken vefat ettiğini tahmin ediyordum ama yine içimde bir umut vardı. "Allah'ım ölecekse de nefesini, sesini, kokusunu duyayım. Ne olacaksa olsun. Ona yetişeyim" diye dua ettim. Son anlarında yanında olmak istedim. Oğlum beni hiç incitmedi. Yormadı...

    Aileleri sembol fotoğrafın hikayesini anlattı #5Ozan Can Akkuş

    "OZAN'IM DİYEREK, KOKLAYARAK SEVERDİM ONU..."

    Ozan'ın saçlarını kokladığınız bir fotoğrafınız var. O günü hatırlıyor musunuz?

    Hatırlıyorum. Başını kolumun altında sıkıştırıp "Ozan'ım" diyerek koklardım. Hep öyle severdim onu...

    O gün Kızılay'da ne yapıyormuş?

    Arkadaşlarıyla berabermiş. Yemek yemişler. Oradan çıkıp yurduna gidiyormuş.

    Aileleri sembol fotoğrafın hikayesini anlattı #6

    ALLAH'A İSYANIM YOK

    İsyan duygusu var mı içinizde?

    Allah'a isyanım yok. Kesinlikle teröre lanet ediyorum. Ozan'ın olayı sizler sayesinde inşallah tepki olur ve bu olayların sonu gelir. Umarım Ozan Can'ın ismi terörün bitmesi için bir sembol olur. Bunu yapabilirsek ülkemiz için çok güzel olur...

    OZAN'IN İSMİ BİR OKULA VERİLECEK

    Ozan Can'ın Mersin'de tıp okuyan ablası Ceren de kardeşini kaybetmenin acısıyla perişan olmuş. "O bir bilim adamıydı. ODTÜ'deki hocalarıyla konuştuk, yarım kalan projelerini tamamlayacağız. Kendini başarıya adamış bir çocuktu. Ziyarete gelen Bakan Volkan Bozkır söz verdi, Ozan'ın ismi bir okula verilecek. Bu bizi de mutlu eder, acımız bir nebze hafifler belki" diyor.

    Aileleri sembol fotoğrafın hikayesini anlattı #7Ozan Can'ın babası

    SON ARZUSU KLARNET

    Ozan'ın son arzusu klarnet çalmakmış. Ankara'da kursa gitmeye başlamış. Annesi Senem Hanım'ı arayıp klarnet almak için para istemiş. Senem Hanım, gözyaşları içinde anlatıyor: "Oğlum sen oradan iyisini alamazsın, ben buradan alıp göndereyim, dedim. Gaziantep'te müzik aletleri çalan yerleri dolaştım, alıp kargoya verdim. Sonra telefonda konuştuk, 'Oğlum bir üfle de sesini duyayım' dedim. Duyamadım..."

    Görüş Bildir