Euro
9.4762
0.31%
Dolar
7.813
0.53%
Altın
461.42
0.24%
Borsa
1.331
0%
Bitcoin
149.349
0.06%
13ºC
İstanbul
Çoğunlukla güneşli 13 C
    Başbakan Erdoğan'ın son parti grubu konuşması

    Başbakan Erdoğan'ın son parti grubu konuşması

    Parti grubu konuşmasında İsrail'in Gazze saldırısına çok sert çıkan Erdoğan'ın sözleri sık sık alkışlarla kesildi
    • 20.11.2012 - 11:35

    Başbakan Erdoğan ın son parti grubu konuşması #1

    Başbakan Recep Tayyip Erdoğan, bugünkü parti grubu konuşmasında İsrail'e ve BM Güvenlik Konseyi Daimi Temsilcileri'ne çok sert sözlerle yüklendi. Konuşması sık sık tezahüratlarla kesilen Erdoğan, ABD lideri Barack Obama'nın "İsrail savunma hakkını kullanıyor" sözlerine de cevap verdi. Erdoğan, "Öleceksek adam gibi ölelim" dedi.

    Erdoğan: "Öleceksek adam gibi ölelim"

    Başbakan Erdoğan ın son parti grubu konuşması #2

    Suriye'de 90 gün esir tutulan Türk gazeteci Cüneyt Ünal'la ilgili de konuşan Erdoğan, CHP'li vekillerin Esad'la hatıra fotoğrafı çektirmesine de kızdı.

    İşte Erdoğan'ın açıklamalarından satır başları

    Biz cumhuriyete slogan atarak sahip çıkanlardan değiliz. Biz milliyetçiliğe hamaset yaparak sahip çıkanlardan değiliz. Biz cumhuriyetçiliğe de milliyetçiliğe de rakamlar üzerinden sahip çıkıyoruz. 1 yılda yapılan ihracata 5 saatte ulaşıyoruz.

    Biz şehitlerimizin kurduğu bu ülkeye neler kazandırdığımızı anlatıyoruz. Biz de kuruluş döneminin şartlarını imkanlarını çok iyi biliyoruz. Mesele onlarca yıldır diğer iktidarların yapamadığını AK Parti'nin tek başına yapmasıdır.

    BİZ LAF DEĞİL İŞ ÜRETİYORUZ

    Yoksa kıyastaki amacımız kuruluş yılındaki iktidarı kendimizle kıyaslamak değildir. Cumhuriyeti muasır medeniyetler seviyesine çıkartmak bugün AK Parti'ye nasip olmaktadır, biz lafını değil kendisini yapıyoruz. 

    Belki ekran başında izlemiş olabilirsiniz, ama tekrar etmete fayda var. Geçmişte de çeşitli vesilelerle ifade ettim. Osmanlı devleti 20. yüzyılın başlarında her yönden saldırılara maruz kaldı. Kurtuluş Savaşı'mızı çok büyük mahrumiyet içinde verdik. Trablus'ta Filistin'de askerlerimiz için soğan ekmek emsali olmayan nimet anlamına geliyordu. Sarıkamış'ta açlıkla birlikte soğukla da savaşan bir asker vardı. Yemen'de çölde nadiren rastlanan otları kaynatarak yiyen askerlerimiz vardı. Medine'de kuşatma altındaki askerlerimiz çekirge yiyerek hayatta kaldırlar. Fevzi Çakmak ordumuzun durumuyla ilgili şu çarpıcı anıyı anlatıyor. Nakliye araçlarının büyük bir bölümünü kağnılar oluşturuyor. Cepheye gelene kadar aylar geçiyor. Düşman ise denizden nakliye yapıyordu. Buğday kavurup askere veriyorlardı ki buna kavurga deniyordu. Bu millet bu asker işte böyle çok zor şartlar altında vatanını savundu. Bütün bu yaşananlar bize hiç unutamayacağımız dersler verdi. Askerini giydiremeyen bir milletin bağımsızlığından söz edilemez. Gazi, bu gerçeği bildiği için Cumhuriyetin kuruluşundan itibaren savunma sanayinin yatırımları için fikri alt yapılar oluşturuldu. Sadece kıskançlık ve çekememezlik nedeniyle Türkiye'de büyük fikirler akamete uğratılmıştır. 

    ASELSAN VE TUSAŞ DÜNYANIN İLK 100'ÜNDE

    Nuri Demirağ'ın ulaştırma alanında döneminin de ilerisindeki projelerinin, Gazi'nin talimatlarına rağmen dönemin öngörüsüz kifayetsiz muhterisleri tarafından önü kesilmiştir. Biz AK Parti hükümeti olarak bu tabloyu tamamen tersine çevirdik. Yurt içinde ihtiyaç karşılama oranını yüzde 54'e çıkardık. Aynı dönem içerisinde savunma sanayisinin cirosu 4 kat arttı. Savunma sanayiinde yıllık ARGE miktarı 14 kat arttı. Bizim dönemimizde ASELSAN ve TUSAŞ dünyada en büyük 100 savunma sanayi şirketi arasına giren 2 Türk şirketi oldu. Silahlı kuvvetlerimizin bütün techizat ihtiyaçlarının kendi savunma sanayimiz tarafından üretilmesi için çok önemli adımlar attık. Ülkemizde milli şekilde üretilen mini insansız hava aracı üretimine başladık. ANKA'nın tasarım ve prototip üretimi tamamlandı. İnsansız hava aracı geliştirebilen bir kaç ülke arasında yer alabileceğiz. Uzun menzilli roketler artık Türkiye'de üretilebiliyor. Türkiye'nin ilk milli savaş gemisi Milgen'i denize indirdik. Tank çıkarma gemileri de denize indirilerek görevlerine başladı. 

    ATAK HELİKOPTERİNDE SERİ ÜRETİME BAŞLAYACAĞIZ

    Atak helikopteri de artık Türkiye'de üretiliyor. Seri üretime 2013'te başlayacağız. bu arada Göktürk 2 uydumuzun üretimini tamamladık ve yıl sonunda onu Çin'den uzaya fırlatacağız. Geçtiğimiz dönemlerde yurtdışında yapılan uçak modernizasyonları da ülkemizde yapılmaya başlandı. F-4 ve Skorsky helikopterlerimizin de artık modernizasyonu yapılabiliyor. Biz gelmeden önce tanklar İsrail'de modernize ediliyordu, ama artık Türkiye'de. 

    Savunma sanayi alanında bir ilki daha gerçekleştirdik. Türkiye'nin ilk milli ana muharebe tankının tasarım ve prototipinin üretimini tamamladık. 2008 yılında Altay projesinin imzasını atmıştık. Geçen hafta o imzanın ete kemiğe bürünmesine şahit olduk. Türkiye Altay projesiyle son derece yüksek teknolojileri barındıran sınırlı sayıdaki ülkeler arasına girdi. Detaylı ve zorlu test sonuçları sonrası inşallah seri üretim için zaman kaybetmeden adımlar atılacak. Milletimizin gururu olan bu projenin hayırlı olmasını Allah'tan diliyorum.

    İNANDIK VE BAŞARDIK

    Bu millet inandı mı başarır, inandık ve başardık. İnşallah bu tankları kullanma ihtiyacı hissetmeyiz. İnşallah savunma sanayimizin ürettiği silahları kullanmaya gerek kalmaz. Ancak her ihtimale karşılık biz ordumuzu geliştirmeye, sulhu devam ettirmek için en güçlü şekilde harbe hazır olmaya da devam edeceğiz. 

    TAHRİR'DE HEP İLKBAHAR OLSUN

    10 bakan arkadaşım ve 350 iş adamıyla Kahire'ye resmi bir ziyaret gerçekleştirdik. Bu ziyaretle yaşananlar çok çok anlamlıydı. Özellikle halk devrimi sonrası hızla toparlanan Mısır'da Cumhurbaşkanı Mursi ve Başbakan Kandil'le görüşmelerimiz oldu. 27 anlaşma imzaladık. Bizim Mısır'ı yalnız bırakmamamız gerekiyor. Mısır'ın iş adamlarını Türkiye'ye çekelim. Kahire Üniversitesi'nde düzenlenen konferansta farklı bir heyecan vardı. 450 bin öğrencisi, 12 bin öğretim görevlisi olan bir üniversite. Gerçekten üniversitedeki heyecan görülmeye değerdi. Bizi de hem geçmişe götürdü hem de geleceğimizin hangi heyecan üzerine kurulması gerektiğini gösterdi. Bu tür gençlere sahip olursanız Tahrir'den baharın gülleri ve güzellikleri açar. Temennim odur ki Tahrir'de hep ilkbahar yaşansın.

    GAZZE SALDIRISI DÖNEMİNDEKİ ZİYARET ÖNEMLİ

    Bölgenin iki güçlü ülkesi Mısır ve Türkiye, bölgenin huzur ve refahı için birlikte çalışmaya devam edecektir. İsrail'in Gazze'ye saldırısı döneminde gerçekleşen ziyaretler ayrıca önemli. Burada bir hususun altını iyice çizmek istiyorum. Bütün dünya halklarının görmesi, ellerini vicdanına koyarak bunun üzerinde düşünmesi gerekiyor. İsrail bu bölgede barışı hiçe sayarak, hukuku ayaklar altına alarak bir millete karşı etnik temizlik uyguluyor. Özgürlüğü, bağımsızlığı elinden alınmış Filistinliler, bu işgale bu etnik temizlik girişimlerine karşı meşru savunma hakkını meşru direniş hakkını kullanıyor. Hiç kimse "İsrail savunma hakkını kullanıyor" diyemez.

    BM GÜVNELİK KONSEYİ'NE İNANMIYORUM

    İsrial bir terör yaratıyor. Ben BM'nin adaletine inanmıyorum. Nerede sizin adaletiniz. Al birini vur ötekine durumundasınız. Gazze'deki son durum 155 ölü var. Çocuk kadın yaşlı 115. Yaralıya bakıyorsunuz 900. 2008'de bin 500 ölü vardı. Hala herkes avucunu açmış bakıyor. Egemen güçler, nerede sizin adaletiniz? Ülkemizde bazı köşe yazarları çıkmış "AK Parti dış politikada başarılı bir proje çiziyor, ama Türkiye'nin başına bir şey gelir mi" diyorlar. Biz bir şeye inanıyoruz, biz hakka ve halkımıza güveniyoruz. Biz bir şeyi yaparken bir diğerini de ihmal etmiyoruz. Biz bu noktada hala birileri bunu böyle yapıyor diye tribünden izleyecek miyiz? Sessiz mi kalacağız? Burada 3 yol var. Elimizle müdahale edeceğiz ya da dilimizle müdahale edeceğiz ya da kalbimizle buyuz edeceğiz. Biz bu adımları atmaya mecburuz.

    ÖLECEKSEK ADAM GİBİ ÖLELİM

    Şu anda Filistin'i kendilerine göre teslim etme hesabı içindeler.  Biz Güvenlik Konseyi üyelerinin ağızlarına bakarak yaşamayız. Öleceksek adam gibi ölelim. Bunu başaralım. Hani sesiniz niye çıkmıyor? Türkiye'de PKK'yı takip ediyorsunuz onlar için buraya gelip gidiyorsunuz Gazze'de niye yoksunuz. Bunu sorgulamaya mecburuz. Böyle vicdan böyle insaf olmaz. Bu sabah 100'ün üzerinde sorti yaptı Gazze'ye. Başbakanlık binasını yerle bir etti. Enkazın altında bir aileden 15 kişi kaldı. Bunlardan biri 14 yaşında çocuk biri de 80 yaşında bir ihtiyar. Ey Batı, ey Amerika, ey Rusya, ey Fransa.. 81 yaşındaki yaşlı kadını katletmek meşru müdafa hakkını kullanmak mıdır? Nasıl meşru müdafa hakkını kullanmaktır? BM'nin Güvenlik Konseyi'nin yeniden reforma ihtiyacı var. Biz ne Almanya ne Japonya, ne de kendimiz için reform istemiyoruz. Okullar vuruluyor yetimhaneler vuruluyor. Hatta ambulansları vurmak nasıl bir meşru müdafa anlayışıdır. 2008'den itibaren Gazze tamamen ablukaya alındı.

    BİR ÜLKENİN BAŞBAKANINI SINIRDA 30 DAKİKA BEKLETTİLER

    En temel insani ihtiyaçların karşılanması engellendi. Bir açık hava hapishanesi. Belki bilmeyeniniz vardır. Bir Tel Aviv ziyaretinde, oradan da Filistin'e geçeceğiz. Orada 30 dakika araba içerisinde bekletildik. Ya ne güvenliği! Ben kardeşlerimin yanına gidiyorum, ben sizden bir şey beklemiyorum. Bunu daha sonra uluslararası komitelerde anlattım. Siz bir ülkenin başbakanını yarım saat beklettiğinize göre kim bilir Filistinliler'e neler çektiriyorsunuz? Seçimi Hamas kazanınca verilen tüm destekleri çektiler ve arkasından 35 tane lideri İsrail hapishanelerine tıktılar. Hala bunlar orada yatıyorlar. Unutturmaya çalışıyorlar. Aynı şeyi bize yapmadılar mı? Yardım gönüllüleri bir terör devletine yakışır şekilde saldırıya uğramadı mı? 19 yaşındaki Furkan'ın adli tıp raporunu gördüğüm zaman yakından 5 mermi onun vücuduna isabet etmiş bir tanesi de iki kaşının arasına. Ben bunu sayın Obama'ya gösterdiğim zaman görmemezlikten geldi. Sonra dosyaları istedi. Tamamen sudan bahanelerle Gazze'de masumlar alçakça katlediliyor. Bu tamamen İsrail'i yüreklendirmekten başka bir amaca hizmet etmez. Batılı uluslararası kuruluşlar tam 64 yıldır İsrial'in her türlü saldırısını görmezden geliyor. 

    ŞARON'UN OĞLUNA BAK

    Bugün Şaron'un oğlu bir yazı yazmış: "Gazze Hiroşima'ya çevrilsin." Şaron bana anlattı. "Dünyada en çok zevk aldığım an Filistin'de tankların üzerinde olduğum andır". Buyurun şimdi kaç yıldır makineye bağlı yaşıyor ve bu köşe yazısını yazan oğlu Ehud Barak buraya geldiğinde dedim ki "Hiç görüştün mü?" "Görüştürmüyorlar" dedi. Alma mazlumun ahını çıkar aheste aheste. Bi defa böyle bir yazıyı yazmak insanlık suçudur. Aynen Hiroşima Nagazaki gibi olsun. Nerede uluslararası hukuk. Ülkemdeki avukatları hukukçuları göreve çağırıyorum. Bu adam bir savaş suçlusudur.

    Gazze'dekiler insan değil mi? Filistinliler'in de insan olduğunu bu insan hakları örgütleri ne zaman savunacak? Bu zulmün, insanlık dışı uygulamaların ilelebet devam etmeyeceği artık görülmelidir. Mızrak artık çuvala sığmıyor. İsrail'in kanlı politikaları savunmayı geride bırakmıştır. Mısır halkının, Ürdün halkının, Lübnan, Türkiye, Irak, İran, Katar halkının hissiyatını dikkate almayanlar var. Bölge ülkelerde halkın sesine kulak veren iktidarlar iş başı yapıyorsa uluslarası güçler de bu insanlara kulak vermelidir. 

    FİLİSTİN SORUNU ÇÖZÜLMEDİKÇE BÖLGEDE KAN VE GÖZYAŞI DURMAYACAK

    Filistin sorunu çözülmedikçe Filistinlilere insanca yaşam koşulları yaratılmadıkça bu bölgede kan ve gözyaşı eksik olmayacaktır. Bölge barışı adına Filistin meselesinde haklının yanında durmak ertelenemez bir durumdur. Biz Filistin'e sırtımızı dönmeyeceğiz. Herkes dönse de, herkes yüzünü çevirse de biz yüzümüzü çevirmeyeceğiz. Herkes yanlız bıraksa da biz Gazze'yi kendi kaderine teslim etmeyeceğiz. Mısır'da bu iradeyi görmekten çok büyük memnuniyet duydum. Katar'da da bu iradeyi görmekten büyük memnuniyet duydum. İşte bugün Arap Ligi Dışişleri Bakanları'nın bir kısmı Gazze'ye gidiyorlar. Raporlarını hazırlayacaklar. Bir grup gazeteci arkadaşımla Gazze'de olacaklar. Oradaki incelemelerini sürdürüyorlar. İsrail'e bugüne kadar şehit edilen çocukların 84 yaşındaki ninelerin hesabı sorulacaktır. 

    GAZETECİ TÜRKİYE'YE GELMEDEN ESAD'LA ÇEKİLEN FOTOĞRAF TÜRKİYE'YE GELDİ

    Suriye'de kanlı rejimin 3 aydır elinde tuttuğu bir gazeteci kardeşimizin ve bir diğer çalışma arkadaşının oradaki 3 ayı aşan çile dolu dönemleri sona erdi. Fakat diğer kardeşimiz ise hala bırakılmadı. Ben buradan Cüneyt Ünal'a geçmiş olsun diyorum. Bir kaç defa aradım kendisine ulaşamadım. Elbette CHP heyetinin bu konudaki girişimi farklı şekillerde değerlendirilebilir. Biz insani her türlü girişimi saygıyla karşılarız. Esir gazeteci daha Türkiye'ye ulaşmadan Esad'la çekilen fotoğrafların Türkiye'ye ulaşması manidardır. CHP medyasının Esad'ı kuzu gibi göstermesi de manidardır. Bu olayın Esad'ın PR çalışmasına çevrilmesi, adeta bir siyasi şova çevrilmesi üzüntü vericidir. 

    HANİ ESAD'IN CANI CEHENNEMEYDİ?

    CHP Hitler'e övgüler düzer. CHP, Mussolini'yi öven, bizzat İnönü eliyle faşist İtalya'ya selam gönderen bir partidir. CHP, Stalin'e yaranmak için 150 Azeri kardeşimizi kurşuna dizileceklerini bile bile Ruslar'a teslim eden bir partidir. Gazze, bombalar altındayken İsrail'e yaranmaya çalışan bir partidir.

    Aynı CHP, 21. yüzyılın kanlı diktatörü ile fotoğraf çektirmekten kaçınmamıştır. Bakın diktatör Esad'ın elinden kurtulan gazeteci 3 ay hücrede kalmış, 3 ay hapishanede battaniye üzerinde yatmış. Suriye'nin eli kanlı diktatörü, CHP'yi adeta parmağında oynatarak Türkiye kamuoyuna mesaj gönderiyor.

    Aslanlar gibi kükreyen bir CHP'li, Esad'ın canı cehenneme demişti. Bir kaç hafta sonra hatıra fotoğrafı çektirdiler.

    CHP'ye oy vermiş kardeşlerime bir hatırlatma yapmak istiyorum. Türkiye ile Suriye arasındaki sorun kişisel bir mesele değildir. Mesele Türkiye ile Suriye'nin gayrimeşru rejimi arasındadır. CHP bu eli kanlı diktatörün yanında olmaktan geri durmamıştır. Biz Gazze için yüreğimizi ortaya koyarken Suriye'de Şam'da kan içici bir diktatörle hatıra fotoğrafı çeken CHP'yi milletime havale ediyorum. CHP ucuz siyaset yaparak Suriye halkı ile tesis etmek istediğimiz iş birliğini sabote etmek istemektedir.

    Tarih boyunca Asi Nehri sorunu çözülmemişti, bunu da çözdük. Bu kadar teşvik edici olmamıza rağmen Esad rejimi silahlarını kendi halkına doğrulttu. Biz dün neredeysek bugün de aynı şeyi söylüyoruz. Bugün buradan bir kez daha CHP'yi Türkiye'den yana tavır koymaya davet ediyorum. Suriye iyi gitmiyor, artık orada Meshebi bir çatışmaya giden süreç var. CHP'yi tarih boyunca diktatörlerin nezdinde değil haklının yanında olmaya davet ediyoruz.

    Yarın Pakistan'ın başkenti İslamaabad'a gideceğiz. Merhum Necmettin Erbakan Hocamız'ın da kurulmasında çaba sarf ettiği D-8 zirvesinde bir araya geleceğiz. Pakistan Cumhurbaşkanı sayın Zerdari'yle görüşeceğiz. Gerek ikili gerekse toplu görüşmelerimiz olacak. Perşembe günü Ankara'ya döneceğiz.

    İlginizi Çekebilir

    Görüş Bildir