Euro
10.1454
0.31%
Dolar
8.6379
-0.16%
Altın
491.51
-0.09%
Borsa
1.414
0.43%
Bitcoin
381.995
4.31%
16ºC
İstanbul
Çok bulutlu 16 C
    Emin Çölaşan'dan Başbakan Erdoğan'a 10 Kasım tepkisi

    Emin Çölaşan'dan Başbakan Erdoğan'a 10 Kasım tepkisi

    Emin Çölaşan, 10 Kasım törenlerine katılmayan Başbakan Erdoğan'ı kızdıracak bir yazı kaleme aldı..
    • 11.11.2012 - 14:36

    Emin Çölaşan dan Başbakan Erdoğan a 10 Kasım tepkisi #1

    Türkiye Cumhuriyeti'nin kurucusu, Ulu Önder Mustafa Kemal Atatürk'ün vefatının 74. yıl dönümünde, Türkiye'nin dört bir yanında düzenlenen anma törenlerine on binlerce kişi katıldı.

    10 KASIM TÖRENLERİNDE BİR İLK

    7 Kasım'da De­mok­ra­si Fo­ru­mu için Endonezya'ya giden Başbakan Recep Tayyip Erdoğan ise, daha önce katılacağını belirttiği halde, son dakika programında değişiklik yaparak gezisini uzattı ve 10 Kasım törenlerine katılmadı. Erdoğan'ın törenlere katılmamasıyla bir ilk de gerçekleşti ve Ata­tür­k'­ün öl­dü­ğü 1938'den bu ya­na ilk kez bir 10 Ka­sım tö­re­ni baş­ba­kan ol­ma­dan ya­pı­ladı.

    Sözcü gazetesi başyazarı Emin Çölaşan da bugünkü köşesinde, hem Türkiye'nin dört bir yanında gerçekleştirilen törenleri, hem de Başbakan Erdoğan'ın törenlere katılmamasını eleştiren bir yazı kaleme aldı.

    Yazısında Başbakan Erdoğan'ın daha önce 10 Kasım törenleriyle ilgili sarf ettiği sözleri hatırlatan Çölaşan, Erdoğan'ı kızdıracak bir benzetmede de bulundu..

    İşte Çölaşan'ın o yazısı:

    Sevgili okuyucularım, dünyanın hiçbir yerinde olmayacak bir olaya dün bir kez daha tanık olduk.

    Aradan tam 74 yıl geçmişti. Buna karşın, bir millet Atatürk'ü anıyordu.
    Sokaklarda, parklarda, kapalı alanlarda, denizlerde ve aklınıza gelen her yerde. Ama özellikle de Anıtkabir'de.

    Dün Ankara'da hava soğuktu, bardaktan boşanırcasına acayip bir yağmur yağıyordu. Saat 10.30 dolaylarında ben de Anıtkabir'e gittim. İnsanlar akın akın geliyordu. Ellerinde Türk Bayrakları, Atatürk posterleriyle...

    Atatürkçü Düşünce Derneği binlerce kişiyle yürüyordu. Türkiye Gençlik Birliği Tandoğan Meydanı'nı doldurmuştu. Milletimiz her yerde coşmuştu. Akdeniz Caddesi tarafından avlunun kenarına binbir güçlükle, tanıyanların yol vermesiyle ulaşabildim. Ancak daha fazla ilerleyip avluya giremedim. Avluda ve çevrede ben diyeyim en az bir milyon, siz deyin iki milyon kişi vardı. Turnikeler kapatılmıştı çünkü bunca insanı saymak mümkün değildi.

    Ankara'nın Anıtkabir'e çıkan bütün ana caddeleri tıklım tıklım doluydu. İnsanlar yürüyor, sloganlarla o büyük adama bir kez daha alkış tutuyordu.
    Ancak işin garip bir yanı vardı. Atatürk'ün mozelesini -her nedense (!)- açmamışlardı. O büyük kitlelerin Atatürk'ün önünden geçip saygı duruşunda bulunmasını, belki bir dua okumasını herhalde istemiyorlardı.

    Sonra öğrendim, bu konuda tepkiler yoğunlaşınca ve protesto sloganları atılınca açmak zorunda kalmışlar.

    TÜRKİYE'NİN -DOĞU VE GÜNEYDOĞU HARİÇ- HER YERİNDE ATATÜRK ANILDI

    Ankara'da yaşadığım için Anıtkabir'den söz ediyorum. Oysa dün Türkiye'nin  Doğu ve Güneydoğu hariç- her yerinde Atatürk anıldı.

    İstanbul, İzmir, Antalya ve daha nice il ve ilçelerimizde görkemli gösteriler düzenlendi. İnsanlar, Atatürk anıtlarına çiçek bırakmanın bile hükümetin iznine bağlandığı bu rezalet sonrasında korkmadan yürüdü.

    Yerleşim birimlerinde saat 9'u 5 geçe sirenler çalındığında, caddelerdeki ve sokaklardaki saygı duruşları inanılmazdı. Hem mutluluktan ağlatıcı, hem de çok sevindirici bir tabloydu. Dünyanın hiçbir yerinde böyle bir olay yok. Bir insan ölecek, ardından 74 yıl geçecek ve kitleler onu böylesine saygı ve sevgiyle anacak!.. Olacak şey değildir.

    DÜNKÜ KALABALIK CUMHURİYET MİTİNGİNE KATILANLARDAN ÇOK DAHA FAZLAYDI

    Size bir şey söyleyeyim, dünkü 10 Kasım coşkusuna katılan kalabalık, hiç abartmıyorum, 29 Ekim günü Ulus Meydanı'ndaki Cumhuriyet mitingine katılanlardan çok daha fazlaydı. Bu sayıyı bilmek, tahmin etmek mümkün değil.

    Sadece "Milyonlar" demek mümkün ama kaç milyon olduğunu kestirmek imkansız. Kadın, erkek, genç, yaşlı, engelli, her kesimden yurtsever insanlarımız. Gökten boşalan yağmurun altında ıslanan, ellerinde Türk Bayrakları ve Atatürk posterleriyle haykıran büyük kitleler...

    YASAKLAMAYA GÜCÜ YETMEZDİ

    Neyse ki hükümet bu kez akıllıca davranmış, 10 Kasım kutlamalarını da Cumhuriyet mitingi gibi yasak etmeye kalkışmamıştı. Yasaklamaya gücü yetmezdi.

    Dikkat ederseniz burada "10 Kasım kutlamaları" diyorum ve bunu bilerek söylüyorum... Çünkü gerçekten de, Türkiye'de 10 Kasım, artık bir "Kutlama" olarak algılanmaktadır. Ne mutlu bize ki, başımıza en zor zamanımızda böyle bir Adam gelmiş, bize bağımsızlığımızı, özgürlüğümüzü kazandırmıştır... Ona teşekkür borçluyuz ve milletçe teşekkür ediyoruz. Bunu adına ancak "Kutlama" denir.

    TAYYİP DÜN NEREDEYDİ?

    Sevgili okuyucularım, bunları yazarken akla hemen bir soru geliyor! Tayyip dün neredeydi? Sınavdan kaçan çocuklar gibi, Tayyip ortadan kaybolmuştu Programda yoktu!

    Daha doğrusu, nerede olduğu biliniyordu, ama kendi kafasına göre küçük ve önemsiz bir zamanlama değişikliği yapmış, 10 Kasım günü Ankara'da olup Atatürk'ün huzurunda saygı duruşunda bulunmaktan yırtmıştı. Beyefendi aile boyu Endonezya gezisindeydi! Daha önce açıklanan programına göre dün Ankara'da olacak ve Anıtkabir'deki "Protokol görevine" katılacaktı. Fakat son anda küçük bir değişiklik yaptı. Endonezya'da Brunei Sultanı ile karşılaşmış... Ve kendisini bir günlüğüne oraya davet ettirmiş... Dolayısıyla programı değişmiş, Türkiye'ye bugün gelecekmiş! Gelse de olur, gelmese de!

    Emin Çölaşan dan Başbakan Erdoğan a 10 Kasım tepkisi #2

    "SAP GİBİ AYAKTA DURMAYA GEREK YOK"

    "Ata'ya saygı duruşunda sap gibi ayakta durmaya gerek yok!" "10 Kasım'da yaygara kopartıldı!"

    Bu sözlerin kime ait olduğunu herhalde tahmin ettiniz. Evet, doğru bildiniz... Tayyip'e ait! Dün herhalde Brunei Sultanı ile halvet olurken, kendisini "Sap gibi ayakta durmaktan" kurtarmış oldu.

    Şu sözler de aynı sahsın ağzından çıkmıştır ve tamamı belgelidir: "Türkiye'nin yarınında artık Kemalizm veya başkaca herhangi bir resmi ideolojiye yer yoktur. Kemalizm'in kendisini yeniden üretmesi söz konusu değildir..." "En üst belirleyici İslam'ın ilkeleridir. Her şey ona göre belirlenir..." "Türkiye Türklerindir gibi tezler yanlıştır. Şu anda Türkiye'de 27 etnik grup var. Bunların varlıklarının tanınması gerekir."

    Yazının devamı için tıklayın

    İlginizi Çekebilir

    Görüş Bildir