Euro
9.5266
0.02%
Dolar
7.9961
-0.12%
Altın
463.32
-0.41%
Borsa
1.321
0%
11ºC
İstanbul
Yer yer bulutlu 11 C
    Erdoğan'ın Avrasya İslam Şurası konuşması

    Erdoğan'ın Avrasya İslam Şurası konuşması

    Avrasya İslam Şurası toplantısında konuşan Erdoğan, Birleşmiş Milletler'e sert çıktı: "Size güvenmiyoruz.."
    • 19.11.2012 - 12:23

    Erdoğan ın Avrasya İslam Şurası konuşması #1

    İstanbul'da düzenlenen Avrasya İslam Şurası toplantısında konuşan Başbakan Erdoğan'ın hedefinde İsrail ve BM vardı.

    Mısır ziyareti sonrası dün gece Türkiye'ye dönen Erdoğan, bugün şurada yaptığı konuşmada İsrail'in Gazze saldırısına tepki göstererek İsrail'e "terörist devlet" benzetmesi yaptı. Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi'nin 5 daimi temsilcisinin iki dudağının arasındaki açıklamalara kaldığına dikkat çeken Erdoğan, 'İsrail orada çocukları katlediyor ''Ne yapıyorsun İsrail' diyen yok. Ben açık söylüyorum Birleşmiş Milletler'e güvenmiyorum" dedi.

    İşte Erdoğan'ın açıklamalarından satır başları

    "Bu şuranın toplanmasına vesile olan herkese teşekkür ediyorum. Bundan 17 yıl önce Avrasya İslam Şurası ilk kez toplandığında bazı şeyleri engelleyen sistem sona ermişti. Yıldırmalar nedeniyle din eğitiminde ciddi sorunlar bulunuyordu. Avrasya İslam Şurası'nın da katkılarıyla bu sorunların önemli bir bölümünün ortadan kalktığını görüyoruz. Bu yıl ki şura da siz değerli düşünürlerin coğrafyamızdaki sorunlara kapı aralayacak çözümler üretmesine vesile olmasını umuyorum.

    ORTAK GEÇMİŞE VE DEĞERLERE SAHİBİZ

     Jeopolitik ve stratejik dengeleri alt üst eden bu süreçte kritik coğrafyaların Avrasya'nın önemi her zamankinden fazla arttı. Küreselleşen dünyada daha merkezi bir konum kazanıyor. Enerjiden güvenliğe kadar sayısız alanda önemli iş birliği imkanlarına sahibiz. Aynı hissiyatı paylaşan insanlar olarak beşeri boyutta önemli bir avantaja sahibiz. Bizler aynı zamanda ortak bir tarihi geçmişe ve dini referanslara da sahibiz. Bu avantajlardan ortak bir barış vizyonu oluşturmak için faydalanabiliriz. Bunun için Avrasya'daki çatışmaların sona ermesi gerekiyor. Bu sorunlar bölgenin gelişimine engel teşkil ediyor. Türkiye olarak biz bu anlayışla çatışmaların barışçı yollarda çözümü için çaba sarf ediyoruz. 

    Yakın zamanda Kafkasya bölgesindeki sorunların diyalogla çözüme kavuşturulması hedefiyle başlatılan Kafkasya İstikrar Platformu girişi önemli bir adımdı. Yine Afganistan ve Pakistan'la birlikte barış için başlattığımız üçlü adım da önemli bir adımdı. Sizlerin de bölgedeki sorunların çözümü için çabalarınızı esirgemediğinizi biliyorum. Bölgemizde barışı ve refahı kalıcı hale getirmeliyiz. 

    11 EYLÜL SONRASI TERÖR VE İSLAM BİRLİKTE ANILIR OLDU

    11 Eylül saldırıları, İslam ve terörün birlikte anılmasına neden oldu. Günümüzde ise batıda ve özellikle Avrupa'da giderek ağırlaşan ekonomik şartlar bu gibi aşırılıkları güçlendiriyor. Bizzat sistem partilerince de kullanılmaya başlandı. Irkçılığın yeni bir tezahürü haline gelecek bu adım ciddi bir tehdit boyutuna ulaştı. Bugün Amerika'dan Asya'ya Avurpa'dan Asya'ya kadar din ve kültür farklılıkları göz önünde tutularak insanlar yabancılaştırılmaya çalışılıyor. Yeni çatışma tohumları atılmaya çalışılıyor.

    İSRAİL GAZZE'Yİ BOMBALIYOR, EGEMEN GÜÇLER NEREDE?

    İsrail Gazze arasındaki artık çatışma demiyorum savaş 5. gününde ne hale geldi. Gazze'deki son durum bugün 17 kişi daha şehit edildi, toplamda 94 kişi hayatını kaybetti. Egemen güçler nerede batılı güçler nerede? Hiçbirisinin ne yapıyorsun dediği yok. İsrail olduğu için. Görüştüğümüz liderlerin savunması çok enteresan, savunma haklarını kullanıyorlarmış. Bu nasıl bir adalettir? Bunu bu şekilde ifade etmek mümkün mü? Kardeşlik bağlarımızın çok kuvvetli olması gerekli. Bunun mayası siz din bilginlerine düşüyor. İslam dünyası köşeye sıkıştırılmak isteniyor. Bu fütursuz çabalara karşı özgüvenli vakur ancak kararlı ve bilinçli bir duruş sergilemeliyiz. Sağduyu ile hareket etmemiz gerekli. 

    İSLAM DÜNYASI DARMADAĞINIK BİR HALEDE

    Kafkaslar'da şehit edilen hocalarımız var din bilginlerimiz var ama hala faili meçhul. O bölgenin insanlarından faili meçhuller olduğunda dünya kıyamet kopartıyor. Öldürülen 3 kişi için 3 bin kişiymiş gibi kıyametler kopartılıyor. Biz, başımız öne eğik durmayacağız tam aksine dik duracağız.  Ve omurgalı olacağız. Kararlı bir şekilde bu işin üzerine gitmeliyiz. Buradan çıkacak ortak kararlar çok önemli. Biz hala islam dünyasında bayramlarımızı aynı günde yapamıyoruz. Bir çok meselede hükümlerde farklı durumlar var. Niye kaynaklar çeşitlendiriliyor bizim kaynağımız kitabımız Kur'an ve onun yanında sünnet yanındaysa biz niçin bu darmadağınık durumdayız. İnsanların savrulmasından öte fikrin savrulması çok tehlikelidir. bunu toparlamamız lazım. Bilgide ilimde bunu yaptığımızda sırat-ı müstakim oluruz. 

    BEN BM'YE GÜVENMİYORUM

    Hz. Peygamber'imizle alakalı tepki çeken bir film vardı. Bu film islam karşıtlığını yaymayı misyon edinmiş, aşırı çevrelerle mücadelenin artık yasal bir alanda yürütülmesini göstermiştir. 2006 yılında Peygamber efendimizle ilgili karikatürlerin çizilmesiyle de gördük. İnanç ve değerlere hakaret edilmesini önleyecek yasal çerçevenin ortaya çıkarılması için elimizden gelen çabayı göstermemiz gerekiyor. Uluslararası toplantılarda dile getiriyorum, peki BM'ye ne kadar güveniyorsunuz? Onu da söyleyeyim güvenmiyorum. Çünkü savaş şartlarının oluşturduğu bir yapının tezahürü bugün adil değildir. BM Güvenlik Konseyi'nin üyeleri arasında bir tek müslüman ülke yok. Bizim lehimize çıkan bir şey var mı?

    Biz adaleti arıyoruz. Siyasetçi adaleti sağlamakla yükümlüdür. 7 milyar insanın kaderini, 5 ülke temsilcisinin dudaklarının arasına mahkum edemezsiniz. Daimi ve geçici üye ayrımcılığı olmasın. Her kıtanın daimi kıtalar içerisinde temsilcileri olsun. 

    BM SURİYE'Yİ SEYREDİYOR

    Şu anda Suriye'de insanlar katlediliyor. 50 bini bulan insan orada öldürüldü. Şu ana kadar yaralı sayısı belirsiz. Bizim ülkemizde 170 bin göçmen var. 20 bini çadır ve konteynerde diğerleri de kiraladıkları evlerde kalıyorlar. BM Güvenlik Konseyi sadece izliyor. Bu kurum niye kuruldu dünya barışının tesisi için. Eğer bunu başaramıyorsa o zaman ne anlamı var. Bazı ülkelerin liderlerinin işine bu durum gelmiyor. Koltuğa oturan orada kalmak istiyor. 40 yıl geçti alınan netice ortada. 

    İSA DA MUSA DA BİZİM PEYGAMBERİMİZ

    Bosna Hersek'te yıllar boyu süren savaşta masum insanlar katledilirken kadınlara en feci işkenceler yapılırken Hristiyanlarla saldırıları bir araya getirmedik. Myammar'da şu anda toplu katliamlar yaşanırken Budizm'le terör kelimesini yan yana almadık. Bir dinin mensuplarınca yapılan hataların o dini bağlamadığını çok iyi biliyoruz. Biz Hz. Musa'yı, Hz. İsa'yı kendi peygamberlerimiz olarak görüyoruz. Aynı hürmeti aynı saygının müslümanlardan ve müslümanların kutsal değerlerinden esirgenmesini adalet adına büyük bir çifte standart olarak görüyoruz. Kendi ülkelerinde müslümanlara yönelik ayrımcılığı görmezden gelenler Gazze'de çocukların katledilmesi karşısında gözlerini yumuyorlar. İsmail Haniye kardeşimizin ellerindeki yavruyu gördünüz. Bu katliamı yapanlar, insanlıktan nasibini alabilir mi? İsrail bir terör devletidir. Çünkü bu estirilen bir terördür. 

    ARAP LİGİNİN DURUMU İÇLER ACISI

    Ama hepsinden öte bunun mücadelesini ilk biz vermeliyiz. Bunun mücadelesini biz kendi aramızda veremiyorsak İslam İşbirliği Teşkilatı çok daha etkin olmalı. Arap liginin durumu içler acısı değil mi? Bir ülkede petrol olduğu için enerji kaynakları olduğu için hassas davrananların Filistin Mynmar karşısında susmasının bir kara leke olarak tarihe geçeceğini herkese hatırlatmak isterim. Biz ırkçılığın çok tehlikeli olduğuna inanıyoruz. Biz insana yönelik her saldırıyı kınıyor ve o saldırıya karşı mücadele veriyoruz. İslamafobia bir insanlık suçu olarak görülmelidir. 

    BELİRLEYİCİ OLAN İSLAM OLMALI MEZHEP DEĞİL

    Unutulmamalıdır ki siyasi paradigmalar birer birer değişiyor. Kuzey Afrika'da geri dönülmez bir harketi başlattılar. Bundan 10 sene öncesinin bölgeleri değil yönetimler de 10 sene öncesinin devletleri değil. Bölge halklarını sindirmeye kimsenin gücü yetmeyecektir. Bu anlayışla Mısır ve Tunus'ta önemli merhaleler kaydeden demokratik gelişmelere desteğimizi sunuyoruz. Arap coğrafyasındaki devrimlerin yeni kutuplaşmalara yol açmaması konusunda da hassasiyet gösteriyoruz. Biz sunnilik şiiilik bu tür tabular içerisinde İslam'ı gölgeleyemeyiz. Tek belirleyici olan İslam olmalı mezhepler değil.

    Suriye'deki gidiş ne yazık ki orayadır ve acımasızca yapılan katliamların altında da bu yatmaktadır. Biz bu fitneye düşmemeliyiz. Biz birbirimizi Allah için sevmeliyiz mezhep için değil. Esed rejimi Suriye halkına karşı başlattığı katliamı mezhep karşıtlığı üzerinden yürütüyor. Bugün yaşanan Baas rejiminin halka rağmen yürüttüğü baskı ve katliamlardır. İnsanları din ve mezhep temelinde ayrıştırmaya yönelik çabaları bertaraf etmeliyiz. 

    İslam dünyasının karşı karşıya bulunduğu bütün bu problemler aklın rehberiğinde ilimle çözülebilir. İstanbul'umuzda uluslarası bir İslam üniversitesi kurulması fikrindeyim. Altyapısı hazırlanarak böyle bir üniversitenin kurulması birçok gerek din bilgini yetiştirme anlamında gerekse dünyadan çok farklı fikirlere sahip insanların toplanması için çok önemli bir merkez olabilecektir. Biz bütün imkanlarımızla bu desteği vermeye hazırız."

    İlginizi Çekebilir

    Görüş Bildir