Euro
10.0233
-0.13%
Dolar
8.442
0.05%
Altın
491.89
-0.07%
Borsa
1.393
0.09%
Bitcoin
346.000
-0.29%
26ºC
İstanbul
Açık 26 C
    Fikirci Bey yazdı: YENİ TÜRKİYE, ESKİ MUHALEFET

    Fikirci Bey yazdı: YENİ TÜRKİYE, ESKİ MUHALEFET

    Fikirci Bey, Erdoğan'ın Cumhurbaşkanı seçilmesiyle birlikte yeni bir dönemin açıldığını, Yeni Türkiye'nin eski Türkiye'yi oyun dışına ittiğini yazdı.
    • 29.08.2014 - 10:52

    Fikirci Bey yazdı: YENİ TÜRKİYE, ESKİ MUHALEFET #1

    Seçim sonuçlarının değerlendirmesinde en sık kullanılan deyim “Yeni Türkiye” tanımıydı.

    YENİ DÖNEME GİRDİK AMA ESKİ DEVAM EDİYORDU

    Yeni dönem demek, bir önceki dönemden nitel farklılıklar demektir.
    Bu anlamda Türkiye için yeni dönem teknik olarak 2002’de başladı ama eski, yeninin içinde hala sürüyordu.

    Çünkü 2002’den sonra: Enflasyon tek haneye indiriliyor, paradan 6 sıfır atılıyordu ama “IMF’den al, bize ver” lobisi dimdik ayakta duruyordu, hatta 2013 Gezi soytarılıklarını finanse edecek kadar da yaşadı.

    HALA DARBE PLANI YAPILIYORDU

    Halkın seçtikleri iktidara geliyor ama yine muktedir olamıyordu. Darbeler tezgâhlanıyor, Danıştay taranıyor, hala gazeteciler öldürülüyordu. Vesayet dimdik ayakta, milli irade ise dizlerinin üzerindeydi. Post modern sonrası da olsa, dijital de olsa hala bir muhtıra verilebiliyordu. Muhtıra verdiğinin memuru olduğunu hala öğrenememişti vesayet kafası.

    Kürt’e Kürt, Ermeni’ye Ermeni demeyi öğrenememişti kimse. Sorunun adı konmadığı için çözülemiyordu da.

    ÇÖZÜM SÜRECİ ASKERE İLAHE EDİLMİŞTİ

    Konu askere ihale edilmişti ve o da tek bildiği çözümü dayatıyordu. Üniversite profesörleri öğrencilerin kafalarına ne taktığını kafaya takıyor, eğitim haklarını gasp ediyordu.

    Kafalarına taktıkları sorun olan sadece öğrenciler değildi, kadın parlamenterler ve hatta first lady’ler de payına düşeni alıyordu. On yılda enflasyon tek haneye indirildi, IMF’ye borç sıfırlandı, milli gelir dört katına çıkarıldı, eski-yeni darbeciler yargılandı, faili meçhuller, gazeteci cinayetleri bitirildi, vesayet geriletildi, başörtüsü sorun olmaktan çıkarıldı, 30 yıllık iç savaş sona erdirildi.

    Ve zannettik ki artık ülkeye milli irade hâkimdir, müsterih olabiliriz. Çok safmışız.

    VESAYET SADECE KARŞI CEPHEDE DEĞİLDİ

    Oysa vesayet bu kez “karşı cephede” değilmiş, Paralel devlet yapısı cephenin içine sızıp doğrudan ülkeyi sırtından bıçaklayacak kadar yakınımızdaymış. Daha harekete geçmeden önce bile hükümeti devireceğinden o kadar eminmiş ki başbakan hakkında “o dönemin başbakanı” diye fezleke düzenlemiş. Kim bilir kimlerden aldığı emir ve ekipman ve knowhow ile herkesi dinlemiş. Seçim öncesi yayınlanan tapeler, şantajlar ile son barutunu da tüketen ve Türkiye’de bir tabanı olmadığı hem yerel, hem de cumhurbaşkanlığı seçimlerinde görülen paraleller bugün hem tasfiye oluyorlar hem de yargılanıyorlar.

    Peki bütün bunlar nasıl başarıldı. Neye güvenildi. Hükümetin ve başbakanın başarılı stratejileri, dik durması, eğilmemesi vb. hepsi önemlidir muhakkak ama onun dik durmasını sağlayan da, doğru yaptıkça her seçimde halkın giderek artan miktarda onun arkasında durmasıdır.

    DEMOKRASİ HÜKÜMETİ AYAKTA TUTTU

    Hükümeti ayakta tutan aldığı oy olmuştur. Demokrasi olmuştur, sandık olmuştur. Başka da bir dayanağı olmamıştır. Gezicilerin, paralellerin hayalleri gerçek olsa ve iktidarın oyu % 30’lara düşse idi, kan görmüş kurt gibi iktidara saldırılacak ve halk iradesi boğulacaktı. Halk bunu gördü. Hatalarına, yanlışların rağmen iktidarın arkasından çekilmedi. Her şeye rağmen, seçim kaybederse kaybedenin iktidar değil kendi iradesi olacağını sezdi. Vesayetçiler geri dönerse bir daha kendi iradesini iktidara getirmesinin yine bir yarım asır alabileceğini gördü. Elinden tutup onu ayağa kaldıranı taktir etti.

    BARIŞ SÜRECİ TOPLUMA EMANET

    İşte Türkiye “yeni bir döneme” Davutoğlu’nun olağanüstü kongrede söylediği gibi “bu özgüvenle giriyor.” ve “Ayağa kalkan bu milleti bir daha asla kimse geriye götüremeyecektir.” Veda konuşmasında başbakan: "Bu ülkede reşit ve mümeyyiz bir millet yaşamaktadır", "Bu ülkede artık siyaset dışı araçlarla iş görme ihtimali kalmamıştır", "Barış süreci topluma emanettir" dedi.

    KÜRTLER'İN SAVAŞMASINI SEVDİLER, BARIŞMASINI DEĞİL

    Şu üç cümleyi sözüm ona “halkını çok seven, onu kurtarmak için canını veren” arkadaşlardan hiç duymadık. Hele adında Halk geçen partiden hiç mi hiç duymadık. Çünkü onlar için halk hiçbir zaman mümeyyiz olmadı, her zaman bir vasiye muhtaç aklı kıt bir cahil olarak kaldı. Her zaman siyaset dışı araçlarla iş gördüler ve bunu devrim sandılar ve barış sürecini hiç sevemediler, çünkü onlar yanında da, karşısında da olsalar Kürtlerin savaşmasını sevdiler, barışmasını değil.

    İktidar olağan üstü kongrede başbakan belirlerken, muhalefet de buruk bir halde “yahu kendi aralarında nişan yapar gibi başbakan seçtiler, bize hiç soran yok” diyor. Ne yapacaktınız? Takı mı takacaktınız, yoksa “durun siz başbakan seçemezsiniz!” mi diyecektiniz?

    Muhalefetin sokaktaki kısmı Anıtkabirde canlı portre yapıp Guiness rekorlar kitabına girme peşinde, yakında muhalefette en uzun kalmış parti rekorunu kıracaklar haberleri yok.

    Evdeki kısmı da birbiriyle kavga ediyor. İnsan bu kadar sürekli seçim yenilgisinin CHP’de de, Saadet Partisinin milli gömleğini çıkarıp AK Partiyi kuranlar gibi bir kırılma olmasını bekliyor. Ama ne gezer? Köhne CHP’nin içinden daha köhne bir CHP çıkıyor, biraz daha ince uzun ama daha gerici bir muhalefet çıkıyor. Daha fabrika ayarlarına yakın bu muhalefet CHP’yi değişmemekle değil, fazla değişmekle suçluyor. Ve yine Türkiye ile ilgili en ufak bir proje yok, üretilmiş yeni bir siyaset yok. Yani muhalefet cephesinde yine yeni birşey yok.

    Cumhurbaşkanlığı seçiminde, yıllarca birbirini faşist, komünist diye suçlayanlar, hep birlikte Feto’cu diye alay ettikleri ile bir araya gelip bir çatı kurdular ve bir İslam alimini cumhurbaşkanı yapmak istediler. Onların bu “genişliğini” seçmenin bile midesi kaldırmadı, eski oylarını da kaybettiler.

    Bakalım on ay sonraki genel seçimlerde bizi nasıl bir muhalefet garabeti bekliyor?

    DAHA GEÇİLECEK ÇOK DERE VAR

    Daha dere geçmeye çok var, acaba CHP şimdiden at değiştirip daha ince ama daha huysuz ve inatçı bir katıra binecek mi? MHP seçimleri kaybettiğini kaç ay sonra anlayacak? Çok da merak etmiyoruz ama, işte eğlenceli oluyor.

    Fikri Hür Vicdanı Hür Fikirci Bey

    İlginizi Çekebilir

    Görüş Bildir