Euro
9.7032
-0.14%
Dolar
8.1546
0.27%
Altın
457.35
-0.42%
Borsa
1.417
0%
Bitcoin
486.573
1.19%
5ºC
İstanbul
Açık 5 C
    Fikircibey yazdı: 100 yıllık vesayet

    Fikircibey yazdı: 100 yıllık vesayet

    Mahkemenin Ergenekon kararları ne anlama geliyor?
    • 05.08.2013 - 17:54

    Fikircibey yazdı: 100 yıllık vesayet #1

    FİKRİ HÜR VİCDANI HÜR

    Yüz yıl sürdü. Tam yüz yıl.

    Türkiye'de iktidarın seçkin bir azınlığın tekelinden alınması mücadelesi, kısa I. Meşrutiyet dönemini saymazsak 1908'de Abdülhamid'in tahttan indirilmesi ile başlar.

    Akabinde seçimler yapılır. Seçimler iki derecelidir, birincide yetişkin her 50 bin erkek bir aday seçer, daha sonra seçilenler milletvekillerini seçer.

    Her türlü acemiliğe rağmen seçimler o dönemin İngiliz veya Alman meşruti monarşilerinden hiç de geride kalmaz.

    Halka çok iyi nüfuz etmemiş olsa bile en azından birden fazla parti seçime girer. Yani bizde demokrasi deneyimi tek parti rejimi ile başlamaz. Ayrıca meclisin temsil gücü de günümüz meclisinden geride değildir.

    GÜCÜ HALKLA PAYLAŞMAK İÇİN HENÜZ 100 YIL VARDIR

    Fakat kolay değil işte gücü bir elden çıkarıp halkla paylaşmak, katılım sağlamak. Önümüzde bunu tam gerçekleştirmek için henüz yüz yıl vardır.

    İktidarı eline geçiren güce doymaz, ilk girişimleri demuhalefeti yok etmek olur.

    Nitekim çok geçmeden 1913'de İttihat ve Terakki grubu bir darbe ile meclisi fesih eder ve tek parti diktasını dayatır.

    Gerisi malum, darbeciler, takip eden beş yılda memleketi batırır ve bir Alman zırhlısıyla kaçar giderler.

    PADİŞAH'IN KUKLA OLDUĞU BİR ASKERİ DİKTA KURDULAR

    "Bir meşruti monarşi kurmak istediler ama sonunda padişahın kukla olduğu bir askeri dikta kurdular" diye anlatır bu dönemi Andrew Finkell.

    Üstelik bu sadece bizde böyle değildir bütün Ortadoğu ve Kuzey Afrika padişahını devirip kendi diktasını kuran askerlerin çizmesi altına girer.

    Büyük fedakârlıklar ile kazanılan Kurtuluş Savaşı sonrası yine çok partili sisteme dönülmez.

    1921'de kurulan meclis 1924'de tasfiye edilir ve yine muhalefet yok edilir.

    1946'ya kadar "devrimlerin henüz oturmadığı, halkın hazır olmadığı" iddiası ile muhalefetsiz gül bahçesinde yaşar tek parti ama eli yüzü düzgün ilk seçimde de iktidarı kaybeder ve bir daha hiçbir zaman çoğunluğun oyunu alamaz.

    İKTİDAR DEĞİLDİR AMA HEP MUKTEDİRDİR

    Alamaz da yok mu olur?

    Hayır, iktidar değildir ama hep muktedirdir. Üstelik de iktidarları iktidarsızlaştırma pahasına. Gerekirse seçilenleridevirme, devirmek için toplu katliamlar, suikastlar, cinayetler işleme pahasına bir vesayet rejimi kurar ve yine gerektiğinde en kanlı biçimde, halk iradesini yıkarak, başbakanları, bakanları, gencecik çocukları asarak sürdürür vesayetini.

    Bu vesayet işte 1913'te kurulan o vesayettir.

    Biz yüz yıldır kendini yönetecekleri seçme olgunluğuna sahip olmayan, kendi başına bırakılırsa davulcuya zurnacıya, şeriatçıya veya komüniste kaçacak, rüştünü ispatlamamış sabilerdik.

    SONUNDA FATURA ASKERE ÇIKAR AMA..

    Siyaseten doğruluk açısından kimse bu vesayeti savunmaz ama gizliden siyasete ayar veren herkes bu oluşumun bir parçasıdır. Sonunda fatura askere çıkar ama hepimiz biliyoruz ki bu vesayet düzeni medya, üniversite ve hukuk desteği olmadan yürümezdi.

    1913'te kurulan o vesayetin tabutu son 10 yıldır çakılmaktaydı. Bugün o tabuta son çivi çakıldı. Artık rüştümüzü ispatladık.

    Yani 1913'ten 2013'e tam yüz yılımızı aldı vesayetsiz demokrasiye geçmek, halkın iradesine darbe yapmayı suç saymak ve yapanları cezalandırmak.

    Kutlu olsun.

    İlginizi Çekebilir

    Görüş Bildir