Euro
10.2034
0.93%
Dolar
8.3576
0.55%
Altın
501.21
0.45%
Borsa
1.461
0.48%
Bitcoin
364.623
-1.68%
19ºC
İstanbul
Çok bulutlu 19 C
    Fikircibey yazdı: Bombacılar ve sosyal medya yardakçıları

    Fikircibey yazdı: Bombacılar ve sosyal medya yardakçıları

    Fikircibey, Reyhanlı saldırısı ve ardından yaşanan gelişmelerin perde arkasını kaleme aldı.
    • 14.05.2013 - 16:42

    Fikircibey yazdı: Bombacılar ve sosyal medya yardakçıları #1

    Fikri hür vicdanı hür Fikircibey yazdı: BOMBACILAR VE SOSYAL MEDYA YARDAKÇILARI

    İnsan öldürmenin, olabildiğince çok insan öldürmenin "amaç" olması konvensiyonel savaşlarda geçerlidir. Maksat, olabildiğince çok düşmanı yok etmektir. Terör olaylarında ise, eğer belirli bir isme/isimlere yönelik suikast söz konusu değilse, öldürmek "amaç" değil, "araç"tır. Yani saldırının "meyveleri" daha sonra toplanır. Öldürülenler başka bazı insanlarda belirli bir davranış yaratmak
    amacıyla öldürülmüşlerdir.

    TERÖRİSTLER İÇİN ÖLENLERİN KİMLİĞİNİN BİR ANLAMI YOK

    Reyhanlı böyle bir saldırıdır. Teröristler için ölenlerin kimliğinin bir anlamı yoktur, aslında hedef onlar değil, onların ölümünden sonra kitlelerin saldıracağı kişilerdir.
    Hesaplamalarına bakılırsa bir dershanenin yakınına konulan araba, Allah
    göstermesin, birkaç dakika önce patlasa çok sayıda çocuğun ölümüne neden
    olacak, infial artacaktır.

    Ülkemizde yüzbini aşkın Suriyeli mülteci barınmaktadır. Türkiye, imza attığı uluslararası sözleşmeler gereği (Birleşmiş Milletler Mülteciler Cenevre 1951 Konvensiyonu ve 1967 protokolü) Suriyelileri sınırdan almamazlık edemezdi. Başka bir hükümet de olsa bunu yapmak zorundaydı. Ancak daha sonraki tavırlarımız bizim Suriye'de daha hızlı çözüm umudu içinde olduğumuzu gösterdi. Daha bir yıl önce sayı yirmi bin civarında bile yoktu ve yüzbin kırılma noktası sayılıyordu. Esad yanlısı güçler beklediğimizden daha sert çıktı. Şimdi ise bize pek de yardımcı olmayan,battaniye ve ısıtıcı vermekten öte gitmeyen uluslararası kuruluşlarla, hergün daha fazla acımasızlaşan Esad yönetimi arasında sıkışmış durumdayız.

    MÜLTECİLERİN HEPSİ TERÖRİSTMİŞ GİBİ GÖSTERİLİYOR

    Bizi sıkıştıran bir başka güç ise içimizde. Her fırsatta bu mültecilerin hepsini terörist gibi göstermeye çalışan ve halkı onlara karşı kışkırtan bir ulusalcı-Maocu-İP'li sapsız bir grup var, bir de son on yılda söylediği hiçbir şey doğru çıkmayan ama bunların gazıyla sosyal medya'da cenk eden bir "entel" kitlemiz var.

    Daha patlamanın üstünden bir saat geçmeden ölü sayısı 177'ye ulaştırıldı, hiçbir kaynak gösterilmeden resimler paylaşıldı, suç seçimle gelen iktidarın üzerine atıldı, ölü sayısının yüksek olmasından zevk alındı! Seçimle işbaşına gelmiş ve bir sonraki seçimleri kazanmaktan da büyük umutları olan bir iktidarın, kendi
    nöbeti sırasında böyle bir katliamın gerçekleşmesinden haberdar/sorumlu
    olabileceğini söyleceyek kadar aklıselimden yoksun bu arkadaşların aklına bunun
    on senedir seçim kazanamayan ve bir sonraki seçimden de hiç umudu olmayan,
    üstelik iki kere Esad katiline destek ziyareti yapanların işi olabileceği, değilse bile en azından onların ekmeğine yağ sürdüğü düşüncesi gelmedi.

    SOSYAL MEDYADA YAPILAN PAYLAŞIMLAR

    İşte bu sosyal paylaşımlar sayesinde bombacılar asıl meyvelerini toplamaya başladılar. Toplanacak meyve şuydu "Bu, Hür Suriye ordusunun işiydi... Hatta kamplardaki mülteciler de onlara yardım etmişti. Hükümet de bunu biliyor ama yalan söylüyordu. Yayın yasağının da sebebi buydu. Deliller yok ediliyor, failler gizleniyordu. Zaten bölge halkı da bu yüzden mültecilere karşı öfke doluydu. Reyhanlı ha patladı ha patlayacaktı. Bir Alevi-Sünni çatışmasının başlaması an meselesiydi... Böyle yazıyorlar, Reyhanlı halkını açıkça mülteci kamplarına karşı saldırıya kışkırtıyorlardı". (Gülay Göktürk)

    HÜKÜMETİN BİR HATASI OLDU

    Fakat hükümet bir infiali önlemek adına önemli bir hata yaptı. Yayın yasağı koydu. Oysa yeminli Esad muhipleri zaten ne görürlerse görsünler bombacıların istediklerini yazacaklardı. Yasağın iki önemli sonucu oldu; dürüst gazeteciler doğruları vermekte çaresiz kaldılar, yalancı medya da desteksiz atma imkanı buldu. Yani fısıltı gazetesi, yayınlanabilceklerden çok daha zararlı oldu.

    Türkiye doğru yoldadır. Vatandaşlarının yarasını süratle sarmıştır. Hükümet serin kanlı davranıp Suriye kaostan uzak durmaya çalışmakta başarılıdır, ancak komşusundaki olayların gelişimini izlemede ve medya ilişkilerinde sınıfta kalmıştır.

    İlginizi Çekebilir

    Görüş Bildir