Euro
9.6725
0.69%
Dolar
8.0578
0.63%
Altın
460.49
1.36%
Borsa
1.408
0.03%
Bitcoin
499.712
-1.57%
9ºC
İstanbul
Çok bulutlu 9 C

    Gül'ün kızını almayalım üniversite kapanır

    TESEV Başkanı Can Paker'in yazdığı 'Bir Can Paker Kitabı-Geriye Bakmak Yok' isimli kitabında ilginç detaylar çıkıyor.
    • 29.07.2013 - 08:30
    Gül'ün kızını almayalım üniversite kapanır

    Gül ün kızını almayalım üniversite kapanır #1

    TESEV Başkanı Can Paker açıkladı. Dışişleri Bakanı olan Abdullah Gül'ün 28 Şubat sürecinde kızını Sabancı Üniversitesi'ne aldırmak istediğini anlatan Paker, Rektör Prof. Dr. Tosun Terzioğlu'nun "okulu kapatırlar" diyerek kabul etmediğini kaydetti.

    TESEV Yönetim Kurulu Başkanı Can Paker'in hayatının anlatıldığı 'Bir Can Paker Kitabı-Geriye Bakmak Yok' adlı kitapta Abdullah Gül'ün Dışişleri Bakanı olduğu dönemde Sabancı Üniversitesi'ne kızını aldırmak istediğini ancak rektör Prof. Dr. Tosun Terzioğlu'nun "okulu kapatırlar" diyerek kabul etmediğini anlattı. Gazeteci yazar Fatih Vural'ın hazırladığı kitapta Paker'in birebir tanık olduğu siyasi anekdotlar da yer alıyor.

    'CAN OKULU KAPATIRLAR'

    Sabancı Üniversitesi'nin kuruluşunda bizzat aktif rol oynayan ve mütevelli heyetinde yer alan Can Paker, 1998 yılında üniversitede yepyeni bir modeli uygularken, Türkiye'deki eğitim sisteminin karşılarına epey zorluk çıkardığından yakınıyor. Bu zorluklar, şu anda Türkiye Cumhuriyeti'nin Cumhurbaşkanı olan Abdullah Gül'ün ailesine kadar uzanıyor. Gül'ün o dönem Sabancı Üniversitesi'ne kızını aldırmak isteyip aldıramamasını da anlatan Can Paker, rektör Tosun Terzioğlu'nun "Can okulu kapatırlar" dediğini aktarıyor. Kitapta yer alan bilgiler şu şekilde:

    "Abdullah Gül bey ve ailesi de Türkiye'deki eğitim sürecinin bizzat mağduru olmuştur. Buna bire bir tanıdık oldum. Oğlu, Sabancı Üniversitesi'ne girmişti. Girdiğinde, Abdullah Bey'e, 'Merak etme sen. O bize teslim. Bir sorunu olursa bana gelsin' dedim. Aradan bir iki sene geçti. Abdullah Bey, Henkel'e geldi. 'Can Bey, bir de kızım Kübra var. Kızımı Sabancı'ya alabilir miyiz?' dedi. 'Tabii alırız, niye almayalım' dedim. 'Ama başörtülü' dedi. 'Bence alınır. Niye alınmasın?' deyip Tosun'a telefon açtım. 'Tosun, Abdullah Bey'in oğlu zaten bizde... Kızını da okula alalım' dedim. Tosun, 'Can, kapatırlar okulu' dedi. Abdullah Bey de duyuyor... Ben, 'Abdullah Bey, bunu biraz daha zorlayayım' deyince, "Yok yok Can Bey, zorlamayın.

    BÖYLE BİR UTANMAZLIK VAR

    Ben zaten tahmin ediyordum. Ama yine de sormak istedim' dedi. Kızını Ankara'da bir okula gönderdi. Oğlunu da aldı Sabancı'dan. Tepki olarak aldığını düşünmüyorum. 'Ağabey kardeş aynı yerde okusunlar' diye düşündü muhtemelen. Türkiye'nin üniversite sisteminde, dayatılan böyle bir utanmazlık var işte!

    Ne oldu sonra? Türkiye'nin zirvesine başörtülü bir kadın geldi. 'Bir şey bulduk' deyip cumhurbaşkanlığı seçiminde 367'yi çıkardılar ortaya. Toplum da 'Ha öyle mi, o zaman biz seçelim' dedi. Toplumun istediği oldu."

    YÖK'ÜN UTANÇ VESİKASI

    Can Paker, "YÖK'ün vesayetçi ağırlığını Gül Ailesi'nin kızı Kübra'nın üzerinden göstermeye devam ettiğini" belirterek şunları söyledi: "Kemal Gürüz yönetimindeki YÖK, asker-sivil bürokrasiden aldığı güçle sürdürdüğü vesayetçi ağırlığını, milyonlarca başörtülü öğrencide olduğu gibi, Gül Ailesi'nin kızı Kübra üzerinde de göstermeye devam etmişti. Kübra'ya, başörtülü olduğu için, arkadaşlarıyla diploma alması bile çok görüldü! Babası Başbakan Yardımcısı ve Dışişleri Bakanı olsa bile, o günün Türkiye'sinde son sözü vesayet rejiminin aktörleri söylemişti. Gül Ailesi'ne reva görülen eziyet bununla da sınırlı kalmıyordu. Kemal Gürüz'ün YÖK'ü de, Kübra'nın başörtülü olarak mezuniyet törenine katılmasından ötürü Bilkent Üniversitesi'ne soruşturma açtı. Tek neden buydu! Soruşturma gerekçesi adeta bir utanç vesikasıydı."

    İlginizi Çekebilir

    Görüş Bildir