Euro
9.3516
-0.39%
Dolar
7.8137
-0.74%
Altın
449.33
-1.9%
Borsa
1.329
-1.02%
Bitcoin
141.250
0.89%
14ºC
İstanbul
Puslu bulutlar 14 C
    İmralı Adası'nda Öcalan'ı gaziler koruyor

    İmralı Adası'nda Öcalan'ı gaziler koruyor

    Öcalan'ı İmralı'da gaziler koruyor: Devlet bize emanet ettiği için gözüm gibi koruyorum.
    • 21.11.2012 - 09:04

    İmralı Adası nda Öcalan ı gaziler koruyor #1

    Sözcü gazetesinden Saygı Öztürk, İmralı'da Abdullah Öcalan'ı koruyan infaz koruma memurlarının gaziler olduğunu yazdı. Abdullah Öcalan'ın İmralı'da 600 komando tarafından korunduğunu, cezaevindeki infaz koruma memurlarının da sıradan insanlar olmadığını söyleyen Öztürk, İmralı'daki  iki müdür yardımcısı sayısının üçe çıkarıldığını açıkladı.

    Öztürk, İmralı'da Öcalan'ı memur forması giydirilmiş özel harekatçı polislerin koruduğunu söyledi. Ada'daki müdür yardımcılarından birinin ise sadece Öcalan'dan sorumlu olduğunu belirtti.

    İşte İmralı'ya dair diğer ayrıntılar

    KİMSE ÖCALAN'LA KONUŞMAZ

    Öcalan'ın odasının ışığı 24 saat yanık tutulur. Odası, havalandırması sürekli kamerayla izlenir. Abdullah Öcalan'la kimse konuşmaz. O da bu tutumu bildiği için kimseyle muhattap olmamaya özen gösterir.

    HEP KURŞUN KALEMLE YAZAR

    O hep kurşun kalemle yazar. Yazıları iki konuyla ilgili olur. Bu konulardan biri, kendisinin ve PKK'nın devam eden davalarıyla ilgili görüşleri içeriyor. Asıl ağırlıklı konu ise örgütün geleceğiyle ilgili. Onun şöyle bir özelliği var, yazdıklarını düşünerek yazıyor, o yüzden kağıtlarda en küçük karalama, silinti olmuyor. Sonradan eklemek istediği bir şey olursa kağıdın kenarına ok çıkararak yapıyor ve eklemeleri de yine düzgün bir biçimde belirtiyor.

    HER ANI KAYIT ALTINDA

    Öcalan'ın odasının iki kapısı var. Birisi havalandırmaya diğeri ziyaretçileriyle görüştüğü odaya açılıyor. O odada dikdörtgen biçiminde plastik bir masa var. Öcalan, ziyaretçileri geldiğinde masanın bir ucuna oturuyor.  Karşısında ise ziyaretçileri.. Ziyaretçi geldiği andan itibaren her hareket kamerayla kayıt altına alınıyor. Öcalan kiminle konuşsa, konuşulan her kelime anında kayda geçiyor. Böylece, Öcalan'ın konuşmalarında bant çözümü ya da diğer ayrıntılar için uğraşılmasına gerek kalınmıyor.

    AVUKATLAR NOT TUTAMIYOR

    Birinci derecede yakınları ya da avukatları geldiği zaman onların konuşmalarını not almaları yasak. O yüzden avukatlar; Öcalan'ın ağzından çıkanları can kulağıyla dinliyor, daha dışarıya çıkar çıkmaz neler konuşulduğunu kendi aralarında değerlendirmeye ve söylenenleri bir bütün haline getirmeye başlıyorlar. Aslında Öcalan her konuyu en ince ayrıntısına kadar anlatmıyor. Bir şey anlatırken çerçevesini çiziyor, avukatlarına "bunları düzenleyin, toparlayın" diyor.

    ÖCALAN'DAN AVUKATLARA: "BENİ ANLAMIYORSUNUZ"

    O arada avukatın birisi soru yönelttiğinde Öcalan'ın kızdığı da oluyor. "Beni anlamakta yetersiz kalıyorsunuz. Benim dediklerimi anlamıyorsunuz. Derinliğiniz az. Biraz çalışıp gelin" dediği ve bunlan söylerken de ses tonunu hayli yükselttiği de oluyor. Söylediklerinin avukatlar tarafından örgüte önemli ölçüde değiştirilerek götürüldüğü iddiası gündeme getiriliyor ama Öcalan'ın sözlerini dinleyen, avukatlar aracılığıyla örgüte ulaşanları izleyenler "önemli bir değişiklik olmadığı" görüşündeler.

    GAZİLER İMRALI ADASI'NDA GÖREVDE

    Açlık grevlerinin durdurulması için kardeşi Mehmet Öcalan aracılığıyla açıklama yapan Abdullah Öcalan, Mehmet'in cezaevine getirdiği aile arasındaki "mal davası" için "geçin bunları, beni meşgul etmeyin" diyordu. Devlet emanet ettiği için infaz koruma memuru üniformalı özel harekatçı polisler, belli bir süre adada kalıyordu. Çalışma koşulları rahat olduğu, çatışma ve benzer ağır riskleri olmadığı için PKK ile giriştikleri çatışmalarda ya da kurulan pusulardan yaralı olarak kurtulan gazi polisler de İmralı adasında görevlendiriliyordu.

    GAZİ: "DEVLET EMANET ETTİ GÖZÜM GİBİ KORUYORUM"

    Çatışmada gözünden yaralanmış bir başkomiser de infaz koruma memuru olarak Öcalan için adada görevlendirilmişti. Öcalan'ı her görüşünde şehit edilen arkadaşlarını, kendisi gibi yaralanan ve gazi olan meslektaşlarını düşündü. Bir gün bir yetkiliyle arasında şu konuşma geçti: "Abdullah Öcalan'ı, Devlet bize emanet ettiği için gözüm gibi koruyorum. Ben, PKK terörü yüzünden gözümü kaybettim. Devletimin emaneti olduğundan onu korumakla mükellefim. Yoksa bir saniye bile gözümü kırpmadan öldürürdüm."

    İlginizi Çekebilir

    Görüş Bildir