Dolar
7.207
-1.7812%
Euro
8.4595
-1.8129%
Altın
1924.05
-5.1056%
Borsa
1110.05
3.2105%
G. Altın
446.925
-6.5887%
Bitcoin
82292.2
-5.5195%
26ºC
İstanbul
Açık 26 C
    İvo Molinas'tan aforizmalarla dolu aşk yazısı

    İvo Molinas'tan aforizmalarla dolu aşk yazısı

    Bir film bu kadar mı güzel anlatılır İvo Molinas'tan her cümlesini sosyal medyada paylaşacağınız 'AŞK' yazısı..
    • 30.01.2013 - 12:39
    İvo Molinas'tan aforizmalarla dolu aşk yazısı

    İvo Molinas tan aforizmalarla dolu aşk yazısı #1

    Avusturyalı yönetmen Michael Haneke'nin yaşlı bir çiftin öyküsünü anlattığı "Amour'' son dönemin en çok konuşulan filmlerinden. Yönetmen Haneke, Aşk'la (Amour) Cannes Film Festivali'nde Altın Palmiye kazandı. Tartışma yaratan film eleştirmenleri de ikiye böldü. Bazıları filmi ödül için yetersiz bulurken kimi çevreler de yönetmenin tekniğini ve konuyu ele alışını yere göğe sığdıramadı. İşte bu filmi Şalom gazetesi Genel Yayın Yönetmeni İvo Molinas da yazdı.

    Molinas "Siyasetten sıkıldım. Hiçbir şey değişmiyor zira. Şeytana ruhunu satanlara sataşmaktan da bitap düştüm. En iyisi insanın kendine dönmesi galiba. Bu nedenle bu hafta aşktan ve 'Aşk'tan bahsediyorum." diyerek başladığı yazısında aşka dair aforizmalara da yer verdi. Aristo'dan Nietzsche'ye; Victor Hugo'dan, Akira Kurosawa'ya birçok üstadın aşk cümleleriyle bezeli bir film eleştirisi yazdı.

    HANEKE'NİN SON BAŞYAPITI

    Siz hiç, karın boşluğunuza yumruk yediniz mi?

    Ben fiziki olarak yemedim, lakin 'Aşk'la nakavt oldum.

    Evet, 'Aşk' filminden bahsediyorum.

    İvo Molinas tan aforizmalarla dolu aşk yazısı #2
    Evet, yaşayan film yönetmenleri arasında olup, en çok rahatsız edici konuları perdeye taşıyan, insanın en tabu meselelerini gözlerimizin içine sokan, velhasıl bütün bilinçaltımızı sorguya çeken Michael Haneke'nin son başyapıtını seyrettim ve yıkıldım. Abartmadığımı da söylemeliyim.

    Zira bu film sadece bir film değil, hayatın ta kendisiydi.

    Haneke neden ve nasıl çoğumuzu yere sermeyi başarıyordu?

    AMOUR FRAGMANI İÇİN TIKLAYINİvo Molinas tan aforizmalarla dolu aşk yazısı #3

    AŞK ACI ÇEKMEKTİR, LAKİN..

    Aşk, insanoğlunun yaradılışından itibaren sahip olduğu en temel tutkusu, giderek bir hastalığı. Yüreği, ötekinin yüreğinde attıran, onsuz yaşanılamayacak hissini beynimize zerk eden hayli etkili bir virüs adeta.

    Aristo, "Aşk acı çekmektir, lakin aşksızlık da ölmek demektir" derken bu benzersiz tutkunun insanı yönettiğini ve hem mutluluğu hem de acıyı yaşattığını söylemek istemiş muhtemelen. Lakin aşksızlığın da onu susuz bırakıp giderek solan bir canlıya dönüştürdüğünü söylemeye de çalışmış...

    ŞU GÖRKEME BAKINIZ

    Şu sözlerin görkemine bakınız:

    "Üzgün olduğum zaman, kışın güneşi düşündüğüm gibi seni düşünüyorum. Mutlu olduğum zaman da yakıcı güneşin altında gölgeliği düşünür gibi yine seni düşünüyorum sevgilim.

    Hem genç bir çocuk suratın, hem de bir anne kadar bilge yüzün var. Seni bütün bu aşklarla seviyorum..."

    Bu satırlar, Victor Hugo'nun sevgilisi Juliette Dronet'ye yazdığı tam üç yüz aşk mektubundan birine ait.

    NIETZSCHE'NİN AŞK TARİFİ

    Lakin, aşk acısını ölümüne yaşamış Nietzsche şöyle tarif edecekti bu benzersiz tutkuyu: "İnsan kendisini sevdiği için başkasına âşık olmuştur. Sevgilisinin varlığı ile mutlu olduğu için sevmiştir onu..."

    AŞK YALNIZLIK KORKUSU MU

    İşte bu çetrefilli noktada Haneke, 'Aşk'ta tüm insanlığın ortak tutkusunu masaya yatırıyor. Hayatlarının son dönemlerini yaşayan ve kadının ölümcül bir hastalığa yakalandığı bir çiftin aşkından yola çıkarak atıyor yumruğu seyirciye. "Aşk yalnızlık korkusu mu yoksa insanın diğerinin içinde yaşama arzusu mu?"...

    POST MODERN BATI'DA AŞK

    Haneke'nin çiftleri, post modern Batı hayatında yaşlılığın verdiği güçsüzlüğün, yıpranmanın ve acımasız dış dünyanın ağırlığı altında eve kapanmayı yeğlemiş, entelektüel ve birbirlerine deli gibi aşık olduğu görülen bir karı-koca. 'Dış tehlike'lere karşı evlerini adeta bir kaleye dönüştüren, yakınlarını bile sığınaklarına kabul etmeyen ve hastalıkla uğraşan bir çift. Kadın ölümcül hastadır ve giderek erimektedir evin içinde.

    AŞK NEREYE KADAR GİDER

    Haneke seyirciye gerçek aşkın hislerden ve sözlerden öte davranışlarla alakalı olduğunu, erkeğin hayatını her anlamda hasta karısına adadığını göstererek kanıtlamaya çalışır. Acı çekmekte olan bir insana aşık olanı sınava sokar adeta. Aşk nereye kadar gidebilecektir? Ölüm, aşkı; aşk, ölümü ne kadar etkiler? Kocanın, bütün günlük hayatını ölüme doğru giden eşinin bakımını üstlenerek geçirmesi, ona 'ölümüne' aşık olmasından mıdır, yoksa yalnızlık korkusunun verdiği bilinçaltı bir refleks midir?

    HANEKE'NİN ÖLDÜRÜCÜ YUMRUĞU

    Haneke rahatsız ediyor hepimizi. Sonra da öldürücü yumruğu vuruyor hepimize. Tevekkül, kader ve hayatı olduğu gibi kabullenmeye karşı çıkan Batı kültürü insanının, karar alıcı genlerine başvuruyor ve seyirciyi şoke ediyor.

    SAF AŞK VARSA FATURA BÜYÜK OLACAKTIR

    Haneke'nin 'Aşk'ı, aşkı yüceleştirmenin yanında aşık insanı parçalara ayırıyor ve makineli tüfek misali kesintisizce, aşka dair rahatsız edici soruları sıralıyor. Lakin şunu açıkça hissettiriyor: Yıllar içinde aşkın birikimi arttıkça son bedelin çok ağır olacağını unutmayalım! Saf aşk varsa, fatura büyük olacaktır... Haneke bir başka saptama daha yapıyor. Aşk'ın saflığını sorgulasa da, başkası için yaptıklarımızın, onun için ne hissettiğimizden daha önemli olduğunu söylüyor. Diğer bir deyişle, aşk sözlerle değil, eylemle yüce noktasına ulaşıyor...

    AŞK'A DAİR HİÇBİR ANIN YOKSA..

    'Aşk', aşk üzerine yapılmış en görkemli ama o derece mide bulandıran ve sorgulayıcı bir film.

    Ayrıca; ölüm, yalnızlık korkusu, yaşlılık sorunları ve Batı'daki dış dünyanın acımasızlığı ile Batı burjuva kültürünün yapaylığı üzerine önemli bir eser.

    Haneke diğer eserlerinde olduğu gibi, varoluş sorunsalını masaya yatırıyor.

    Heyecanla, korkuyla ama bu sefer ölüm ve 'Aşk'la...

    Son söz Akira Kurosawa'nın olsun: "Aşka dair hiçbir anın yoksa eğer, yaşlılığın zor geçecektir."

    Görüş Bildir