Euro
10.118
-1.49%
Dolar
8.3161
-1.65%
Altın
498.77
-0.48%
Borsa
1.454
0.9%
Bitcoin
366.993
-9.31%
22ºC
İstanbul
Güneşli 22 C
    Karolin Fişekçi Ayşe Arman'a konuştu

    Karolin Fişekçi Ayşe Arman'a konuştu

    Fiziken olmasa bile, zihnen penise sahibim Birçok erkekten daha fazla...
    • 22.01.2012 - 08:50

    Karolin Fişekçi Ayşe Arman a konuştu #1

    Hürriyet Gazetesi'nin aykırı kalemlerinden Ayşe Arman'a konuşan Orhan Pamuk'un sevgilisi Karolin Fişekçi kendisi, ailesi sanatı ve Pamuk'la ilgili çarpıcı değerlendirmelerde bulundu.

    İşte o röportajın öne çıkan satırları:

    KÖKENİMİZ SİVAS

    - İki çocuklu, ticaretle uğraşan, biraz da zanaatkâr bir Ermeni çekirdek ailesi. Kökenimiz Sivas. Çocuklarına en iyisini vermek isteyen fedakâr bir aile. Birbirine çok bağlı. Uzaktayken bile neredeyse her gün konuşuruz. Babam, eski yazma ustası; artık yapan kalmadı. Annem terziydi, hâlâ da yapacak bir şeyler buluyor. Benden küçük bir erkek kardeşim var, yeni askerden döndü. Ailen Ermeniyse, Hıristiyansın diye daha serbest olacağını zannediyorlar. Oysa alakası yok. Ermeniler küçük bir cemaat, o yüzden çok daha koruyucu, kollayıcılar. Ailem iyi eğitim alabilmem için elinden geleni yaptı ama çok korunaklı yetiştirildim. Arkadaşlarım arasında en zor izin kopartan hep bendim.

    FİŞEKÇİ'NİN ÇALIŞMALARI VE FOTOĞRAFLARI İÇİN TIKLAYIN

    Orhan Pamuk’la yaşadığınız ne?

    - Umulmadık bir aşk. Tüm planları, programları değiştirecek bir tutku. Teslim edilen ve teslim alınan bir ilişki...

    ORHAN 'SOYKIRIM' GİBİ AĞIR BİR KELİME KULLANMADI BÖYLE BİR ŞEY DERSE, BENİ DE KARŞISINA ALIR

    'Tatlı su Ermenisi' olmak sizin için iyi bir şey olabilir de, cemaatteki herkes için öyle mi? Dışlanmıyor musunuz?

    - Açıkçası cemaat içinde değilim. Ayrıca cemaate göre yaşamayı ve konuşmayı seçmek, benim için küçük düşünmek. Benim için önce insani değerler geliyor. Kişisel vasıflarımdan dolayı kabul göreyim. Ermeniyim diye ne negatif ne pozitif ayrımcılık istiyorum. Kökenler insanları ayıran değil, zenginleştiren faktörler olmalı.

    Orhan Pamuk’la Ermeni meselesi konusunda anlaşmazlıklarınız var mı?

    - 'Soykırım' demiyorum. Bir kan davası haline gelsin istemiyorum. Gerçi bu konuları pek konuşmadık. Çekiniyor bu konuların açılmasından. Bir açıklaması vardı malûm. Fakat bu konuda kötü niyetini görmedim. 'Soykırım' gibi ağır bir kelime kullanmadı. Böyle bir şey derse, beni de karşısına alır. Hassas dönemdeyiz. Burada doğdum, burada kendimi var ettim. İstemem ülkemin zarar görmesini.

    ERKEKLERİN GÖRMEK İSTEDİKLERİNİ VERİYORUM

    Blogunuzun ilk cümlesi 'The most sexiest artist in the world' (Dünyanın en seksi sanatçısı) Gerçek düşünceniz mi, oyunlarınızdan biri mi?

    - Aslında bu tanıtımın sahibi, rahmetli sanatçı Hüseyin Alptekin. Sanat dünyasında beni yabancı birilerine tanıştırırken böyle derdi. Mütevazılık yaptığımda da itiraz ederdi, “Böyle diyeceksin!” derdi. Dünyayı gezmiş biriydi, birçok uluslararası sergiye katılmıştır. Bu biraz da onun bana sanatçı olarak bir mirası. Bu unvanı çok yaşlansam da taşıyacağım. Bu fizikselin dışına çıktı artık benim için. Sanat bir yandan da çok mütevazılığa gelmez. Bir röportajımda “Sanki çok ünlü bir starmışım gibi davranıyorum” demiştim. Bazen o abartı eğlencelidir.

    Piyasadaki yaygın anlayışa göre yetenek ve yaratıcılık güzellikle ters orantılı olmak zorunda mı?

    - Resimlerimi gördükten sonra birçok iyi ressam, “Açıkçası senden böyle ustalıklı resimler beklemiyorduk!” dediler. “Güzel kızların fazla kafa çalıştırmaya, yeteneklerini geliştirmeye ihtiyaçları yok. İstediklerini güzellikleri sayesinde yaptırabilirler” kanısı mevcut. Fakat bence bu çok kolay, sığ ve geçici bir zafer. Güzellik de geçici bir şey sonuçta ve yaşım ilerledikçe bunalıma girmeye hiç niyetim yok!

    ERKEKLERDEN DAHA FAZLA PENİSE SAHİBİM

    Kendi ifadenizle, 'maço bir tarafınız' var. İktidarı da seviyorsunuz. İçinizde gizli bir erkek mi var yoksa bu, Freud’un sözünü ettiği, kadınlarda görülen penis kıskançlığı mı?

    - Freud'u severim ama buna katılmıyorum ya da bende yok. Penise fiziken sahip olmasam da, zihnen sahibim. Birçok erkekten daha fazla hem de. Aslında erkeklerin iktidarı ortada, görünür. Fakat birçok erkeğin kulağına fısıldayan da bir kadın. Yani iktidar, sadece erkeklerin tekelinde değil.

    Katıldığınız bir serginin adıydı... Arzunun eksik nesnesi nedir?

    - Lacan'ın 'Objet Petit a' kavramından gelen bir sergi ismi 'Arzumun Eksik Nesnesi'. Sahip olmaya çalışıp da asla tam sahip olamadığınızdır biraz da. İmkansızdır, sizi esir eder ama bu imkansızlığı size yaşam enerjisi de verir. Kovaladıkça ve yakalayamadıkça bitmek tükenmek bilmez bir enerjiyle elde etmeye çalışırsınız. Açıkçası devamlı eksik bir hayat yaşamaktansa insanın arzusunun peşinden gitmesi çok daha insani... “Kendi oyunumu oynamak için erkeklerin istediğini veriyorum.”

    ŞÜKRAN MORAL'INKİ KADIN CİNSEL ORGANLI BİR SANAT BENİM EKSENİM FARKLI

    Şükran Moral’le kıyaslanmanıza neden sinirlendiniz?

    - En son bir galeride bir kadınla seviştiği ya da ön sevişme yaptığı performansından dolayı benimle kıyasladılar. “Sen yapmadın, o yaptı!” dercesine. Oysa o kadar farklı bir yerdeyim ki. Birincisi, böyle performansları yarış haline getirmem. Yurtdışında, seneler önce çok daha cesurları yapılmış performansların sulandırılmış şekilleri, bizde vitrin galerilerine meze oluyor. Ve bu, cesur iş oluyor! Bence cesaret, kapalı galeri duvarları arasında yapılan performanslardan geçmiyor. 1960’larda ve 1970’lerde bunun çok iyi örnekleri Marina Abramovic, Carolee Schneemann, Ana Mendieta tarafından yapıldı. Şimdi mesele, kamusal alanlarda, sanal alemde ve sosyal medyadaki performanslarda. Ayrıca Şükran Moral’ınki daha çok kadın cinsel organlı bir sanat, benim eksenim tamamen farklı...

    EDEPSİZ VE DOYUMSUZ!

    Sanat performansım için Beşiktaş'taki Osmanlı topunun üzerine çıkıp oturdum. Oradaki amaç, bir savaş silahı olan topu, başka amaç için kullanmak, kadınlık içine alıp işlevsizleştirmekti. Topu bir savaş aracı gibi görmektense, başka bir şey yapıyorum. Ne var ki, araba fuarlarındaki mankenler gibi bir durum oldu. Bunu da bilerek yaptım. Topun orada durması çok erkek egemen bir sembol ve ben de bunu iyice insanların gözüne sokmak istedim. O zaman tabii, “Edepsiz ve doyumsuz! Koskoca topa binmiş” diyebiliyorlar. Önemi yok, ben de espriyle karşılık veriyorum.

    HER DİNİN TÜM KUTSAL GÜNLERİ

    İnsanların kutsallarıyla dalga geçmem. Bundan korktuğumdan değil; yapmak istemememden dolayı. Dini konulara girmem. Aslında her dinin tüm kutsal günlerini kutlarım...

    ESKİDEN MUTLUYSAN YARATICI OLAMAZSIN SANIRDIM ÖYLE DEĞİLMİŞ

    Özel hayatımda da günlük yaşamımda da doğal, sansürsüz olmaktan yanayım. Şöyle şeyler peşindeyim: Birleşmiş Milletler İyi Niyet Elçisi olmak. Türkiye’deki Ermenilerle geçmişten gelen sorunların hoş görüyle çözülmesine bir nebze de olsa katkı yapmak. Eserlerimin dünyada çok başarılı olması ve mutlu olmak. Mutlu olmak ayıp değil. Eskiden mutluysan yaratıcı olamazsın sanırdım. Öyle değilmiş.

    İlginizi Çekebilir

    Görüş Bildir