Dolar
7.2907
0.859%
Euro
8.5326
-0.9265%
Altın
2035.04
-1.3663%
Borsa
1060.59
2.5319%
G. Altın
477.149
-0.4753%
Bitcoin
84407.38
-1.3494%
26ºC
İstanbul
Güneşli 26 C

    Keyman: Zenginleşiyoruz ama modernleşmede sıkıntı var

    Fuat Keyman: Ekonomi uçuyor ama kültür zayıf.. Türkiye kendi burjuvasını üretemiyor. Moderleşmede sıkıntı var
    • 22.01.2013 - 10:14
    Keyman: Zenginleşiyoruz ama modernleşmede sıkıntı var

    Keyman: Zenginleşiyoruz ama modernleşmede sıkıntı var #1

    Sabancı Üniversitesi Öğretim Üyesi ve İstanbul Politikalar Merkezi Direktörü Prof. Dr. Fuat Keyman, Akşam'a önemli açıklamalarda bulundu. Keyman, "AK Parti'nin bu kadar güçlü olmasının en önemli nedeni halkın vatandaş, çevrenin merkez olması. Halka yukarıdan bakan, onu aşağı gören bir seçkincilik anlayışı kaybetmeye mahkumdur. Onun için de her aktör kendini dönüştürüyor'' dedi.

    İşte Keyman'ın o açıklamaları

    Kendisini Anadolu Kaplanı gören pek çok sermayedarın TÜSİAD'ı seçkinci, burjuva diye ittiğini görüyoruz. Bu kadar büyük sermayedar olup da halktan kalabilir misiniz?
    Bu yeni orta sınıflarda en fazla 80'lere kadar gidebilirsiniz. Gümrük Birliği'nin Anadolu ve Anadolu Sermayesi'nin dönüşümüne etkisi çok büyüktür. 80'lerde başlıyor,  ama yaygınlaşma süreci 90'lardan başlayıp bugüne geliyor. Bugün Anadolu'dan çıkıp merkeze geliyorlar, ama 10 yıl sonra onlar da seçkin olacak. Ekonomik anlamda çok güçlü olup, tamamıyla toplum denemez, o bir seçkin.

    "SEÇKİN KAVRAMI DEĞİŞECEK"

    Niye bu kadar tepki var peki diğer seçkinlere?
    Türkiye'de seçkin toplumdan aşırı kopuk, yukarıdan bakan insan olarak görüldüğü için. Fakat bundan sonra çok daha farklı bir seçkin anlayışıyla karşılaşacağız. Davranış tarzları TÜSİAD'ın ve devletin davranış tarzlarından farklı olacaktır. Mesela bundan sonra Türkiye'de darbeler olmayacak, PKK'nın silahsızlanmasından sonra eğer barış kapısı aralanırsa bölgede müthiş bir Kürtler ve orta sınıf, barış ve para, barış ve iş, barış ve ekonomi gerçeği başlayacak. Önümüzdeki 10 yılda bu yeni orta sınıfların Türkiye'nin demokratikleşmesi ve iyi yönetimine ne kadar katkı vereceğini göreceğiz. O anlamda bence seçkinlik kavramı değişecek. Merkezin çevreyi ötekileştirmesi döneminden daha çoğulcu, farklı kimliklerin birlikte yaşaması sürecine Türkiye gidebilir.

    Anadolu sermayesi de birkaç kuşak sonra İstanbul sermayesinin durumuna düşebilir mi ?
    Bence Türkiye'de bir zamanların 'Halk geldi, vatandaş kaçtı' dönemi bitti. Yeni orta sınıflar halkın vatandaşlaşması demek. Bundan sonra hangi holding olursa olsun, artık çevre merkezleşiyor, halk vatandaşlaşıyor. AK Parti'nin bu kadar güçlü olmasının en önemli nedeni halkın vatandaş, çevrenin merkez olması. Bundan sonra biz seçkinciliği farklı düşünmek durumundayız. Halka yukarıdan bakan, onu aşağı gören bir seçkincilik anlayışı kaybetmeye mahkumdur. Onun için de her aktör kendini dönüştürüyor. Ekonomi alanında TÜSİAD kendini değiştiriyorsa, siyaset alanında da CHP kendisini dönüştürmek, halka açılmak istiyor. Bundan sonra çok boyutlu, çok katmanlı fakat aktörler arası ilişkilerin kutuplaşma değil; biraz rekabet ama işbirliği temelli rekabet anlayışının gelişeceği bir döneme gidiyoruz.

    "YENİ ORTA SINIFLAR DA TÜSİAD GİBİ KENDİNİ BOŞLUKTA BULABİLİR"

    Bu yeni orta sınıflar eskisi gibi iktidarın dışına itilmiş değil; tam tersine oldukça güçlendiler. Bugün için ne istiyorlar? Amaçları ne?
    Artık sadece çevre olarak, ikinci sınıf öneme sahip ekonomik aktörler olarak ya da ekonomik ve siyasal dönüşüm sürecinin pasif ve etki yaratma gücü olmayan ya da devlet yardımı ve katkısı olmadan var olamayacak orta ve küçük işletme sahipleri olarak düşünülmek ya da kendilerine yaklaşılmasını istemiyorlar. Aksine, yerel, hatta ulusal boyutta dönüşüm sürecinin aktif aktörleri olmak; eşitlik; ekonomik güç paylaşımı; siyasi etki; güç ve önemsenmek ve merkezin aktörleri olmayı istiyorlar. Bu istek ve manevralarını da, MUSİAD, TUSKON, SİADlar, girişimci dernekleri, konfederasyonlar, ticaret odaları vb benzeri kurumsal örgütlenmeler yoluyla yapıyorlar. Çünkü, tek tek değil, bir bütün olarak, bir toplam etki ve katkı temelinde önemli ve güçlüler. Bu güçleri de artacak gibi gözüküyor. Yeni orta sınıflardan ve Türkiye için önemlerinden bundan sonraki yıllarda da çok konuşacağız.

    "TÜRKİYE'NİN BUNDAN SONRAKİ 10 YILI ÇOK ÖNEMLİ"

    Ahmet İnsel'in AK Parti için yaptığı 'Otantik bir Türk-İslam burjuvazisinin verdiği iktidar mücadelesinin tarafı' saptamasına katılıyor musunuz?
    Katılıyorum, bu Türkiye'nin son 10 yılının bir saptaması. Ancak AK Parti örgütlenme açısından çok güçlü ve yaygınken, diğerlerinin daha yeni yeni o alanlara girdiğini görüyoruz. Bu nedenle sadece yeni orta sınıflara indirgemenin AK Parti'yi anlatmadığını düşünüyorum. Fakat son 10 yılın temel kavramı yeni orta sınıflar. Bundan sonraki 10 yılda yeni orta sınıflar da otantik, Türk-İslam sentezinde kalırlarsa başarılı olamazlar. Türkiye'nin bundan sonraki 10 yılında ne yapacakları çok önemli.

    Ne yapmaları lazım?
    Ne kadar demokrasiyle ilişkili olurlarsa, ne kadar çoğulculuğa, güç yoğunlaşması değil; güç paylaşımına giderlerse, o kadar güçlenirler. Ne kadar 'Ben güçlüyüm' derlerse, 5 yıl belki güçlü olabilirler, ama ondan sonra 2000'li yıllarda TÜSİAD'ın düştüğü duruma düşer ve havada, boşlukta kalabilirler.

    Bugünkü verilere bakınca yeni orta sınıfların demokrasiyle ilişkileri açısından nasıl bir yol izlemelerini bekliyorsunuz?
    Olması gerekenle olan arasındaki ayrımı burada biraz koymak gerekiyor. AK Parti olması gerekenleri yaptığı için kazandı. Yani AB süreciyle belli bir ilişkiye girdi, aktif dış politika izledi, ticarette farklılaşma yarattı. Bunun için CHP de biraz değişmek istiyor. Çünkü onun gördüğü dünya ile var olan dünya değil. Avrupa ve dünya ile ilgilenmeden Türkiye'yi yönetmek mümkün değil. Bu nedenle Avrupa ile ilişkileri arttı, Çin'e gidiyor... Fakat siyasi aktörler güçlü oldukları zaman her zaman olması gerekeni yapmıyorlar.

    "AK PARTİ NE ZAMAN KAYBEDER"

    Ne kastediyorsunuz?
    2002-2010 AK Parti'ye baktığımız zaman olması gerekenle olanı birleştiren bir AK Parti var. Ama 2011 sonrası AK Parti'ye bakınca daha bir güç yoğunlaşması var ve bundan dolayı 'reformlar kayıyor' diyoruz. Şimdi Kürt meselesi ve PKK'nın silah bıraktırılması sürecine bakınca demek ki tekrar olması gerekenle olanı birleştiren bir AK Parti görüyoruz bu alanda. Olması gerekenle olan arasında hep bir kopukluk vardır fakat siyasette bu ikisini birleştiren kazanır. O yüzden de bundan sonraki 10 yılda AK Parti ne kadar güç yoğunlaşmasına giderse, ne kadar Ahmet İnsel'in söylemiş olduğu o 'otantik Türk-İslam sentezi' yapısına 'Biz kazanıyoruz' diye kayarsa, kaybederler. O yüzden Türkiye önümüzdeki yıllarda işbirliği içinde rekabet, kutuplaşma yerine birlikte yaşama, 'Ben güçlüyüm' yerine demokrasi ve çoğulculuk iradesi göstermek durumunda. Bunu yapan kazanacaktır. Bundan sonraki 10 yıl sadece TÜSİAD ve büyük burjuvazi için değil; yeni orta sınıflar için de bir sınav olacaktır. Dönüşüme ayak uyduramazsanız, nasıl 90'lardan bugüne yeni orta sınıflar ortaya çıktıysa, buna ayak uydurabilenler de çıkar.

    "EKONOMİ DÖNÜYOR, AMA MODERNLEŞMEDE SIKINTI VAR"

    TÜSİAD biraz da olumsuz bir algıyla burjuva olmakla, seçkinci olmakla itham edilir. Kavramları doğru kullanınca TÜSİAD burjuva bir örgüt mü?
    Tarihsel geçmişine baktığımız zaman, Burjuva için kültürel sermayenin de sosyal sermayenin de önemli olduğunu görüyoruz. Türkiye -TÜSİAD da dahil olmak üzere- bir türlü kendi burjuvasını tam olarak üretemiyor. Fakat bir burjuvalılaşma sürecine gidiyor. Mesela iş dünyamızın sanatla ilgisi değişmeye başladı. Giderek New York'un bile ilgisini çekecek bir İstanbul oluşuyor. Bununla beraber, Türkiye'de hem yeni gelişen orta sınıflarda hem TÜSİAD, MÜSİAD'ın demokrasi ile ilişkilerinin son derece araçsal olduğunu, demokrasiyi içselleştirdiklerini göremiyoruz. Tabii siyasi partilerin ne kadar içselleştirdiği de ayrı bir tartışma. İnsani kalkınma endeksi, kadın-erkek eşitliği, bölgeler arası dengesizlik, çevreyi koruma gibi göstergelere bakınca Türkiye'nin kültürel değişimiyle demokrasi performansı arasında bir boşluk var. Anadolu'daki kentsel dönüşüme bakınca da ekonomik anlamda zengin ama kültürel anlamda zayıf olduğunu görüyoruz. Türkiye'de aşırı bir AVM'leşme süreci var, çok güzel yollar, apartmanlar yapılıyor ama kültürel ekonomi gelişmiyor. O nedenle de tam bir burjuvalaşma yok. Ekonomik dönüşümü yapıyoruz ama kültürel dönüşümde Türkiye hala modernleşme sıkıntıları yaşıyor. Fakat TÜSİAD'ı temsil eden kurumlar ve holdingler daha eski dönemden geldiği için, kültürel ekonomiyi içselleştirme açısından daha ileride.

    "ZENGİNLEŞTİK AMA BURJUVALILAŞMADIK"

    İstanbul'un en yüksel binası AKP Milletvekili Vahit Holding'in Sahibi olduğu Sapphire. Gayrimenkul sektörü büyüyor. Yine Anadolu sermayesi kabul edilen Sinpaş GYO en büyüklerden biri. Anadolu sermayesinin bu en tepelerdeki başarıları, nasıl bir mesaj veriyor?
    Birincisi, 'Biz merkeziz. Çalışan, irade gösteren kazanır. Türkiye'de sınıf atlamak, orta sınıflaşmak mümkün, önünde engel yok' mesajı. İkincisi, 'Biz güçlüyüz, artık halk vatandaş olmuştur' ifadesinin simgesi. Üçüncüsü Türkiye Akdeniz'in Çin'i oluyor, İstanbul tüm bu coğrafyanın merkezi. Küresel bir kent içinde var olmak, o gücün sembolünü gösteriyor. Bir diğeri de 'Bugünün ve yarının Türkiye'sini anlamak bizi hesaba katmadan, bizi ciddiye almadan mümkün değildir'. Bu dönüşümün önemli simgeleri. Ama tabii güç ne kadar demokrasidir, ne kadar birlikte yaşamadır? Bu binalar güç ve demokrasi arasındaki ilişkinin halen ne kadar muğlak olduğunu da ortaya koyuyor. Bazıları da çirkin binalar olduğu için hala görüntü ve içselleştirme arasında kopukluk var. Teknoloji anlamında, ekonomi anlamında zenginleştik ama kültürel, demokrasi anlamda hala burjuvalılaşmadığımızın da bir göstergesi.

    Görüş Bildir