Dolar
7.3276
-0.1376%
Euro
8.6009
-0.1717%
Altın
2027.31
-0.0128%
Borsa
1075.52
1.4077%
G. Altın
477.702
-0.1561%
Bitcoin
86487.71
-0.7026%
24ºC
İstanbul
Açık 24 C
    Kılıçdaroğlu'nun son parti grubu konuşması

    Kılıçdaroğlu'nun son parti grubu konuşması

    Kemal Kılıçdaroğlu, DHKP/C'den tutuklanan avukatlara sahip çıktı
    • 22.01.2013 - 13:08
    Kılıçdaroğlu'nun son parti grubu konuşması

    Kılıçdaroğlu nun son parti grubu konuşması #1

    Çin ziyareti sonrası bugün Ankara'da Parti Grubu Toplantısı'nda konuşan CHP lideri Kemal Kılıçdaroğlu, DHKP/C operasyonları kapsamında aralarında Çağdaş Hukukçular Derneği (ÇHD) Başkanı'nın da bulunduğu avukatların tutuklanmasına çok sert tepki gösterdi. Türkiye'de adaletin olmadığını ileri süren Kemal Kılıçdaroğlu, "Özgürlük isteyen her yurttaşın mutlaka ama mutlaka bu olaylar karşısında duyarlı olması gerekiyor. Üniversitelerden bir ses çıktı mı? Hukuk fakültelerinden bir ses çıktı mı? O ders veren hocalar o hocalarının yüzlerine nasıl bakıyorlar acaba? O öğrencilere hukuku nasıl anlatıyorlar acaba? Yasa çıkartmışsınız savcı olacak orada savcıyı takmıyorsunuz. Çağdaş Hukukçular sizden daha yurtseverdir sayın Recep Tayyip Erdoğan. Toplu davalarla Türkiye'de bir sürek avı başlattılar. Sonra da diyorlar ki Türkiye'yi şikayet ediyor." şeklinde konuştu.

    Kılıçdaroğlu DHKP'C'den tutuklanan avukatlara sahip çıktı

    Kılıçdaroğlu nun son parti grubu konuşması #2

    İşte Kılıçdaroğlu'nun açıklamalarından satır başları

    Çin'e gittik. Çinli kardeşlerimizin size selamları var. Başarılı bir gezi yaptık. CHP ilk kez iş adamlarıyla beraber bir geziye gitti. Çünkü Çin Halk Cumhuriyeti çok önemli bir ülke. Çalışmasıyla, tasarrufuyla uygarlığıyla kültürüyle çok önemli bir ülke..

    Çin'in GSYH'si 12 trilyon dolar. İktisatçıların koyduğu rakamlara göre dünyanın birinci en büyük ekonomisi olacak. 2 trilyon dolar ihracatı var. Dış ticarette cari fazla 1.4 trilyon dolar. 1 milyar 335 milyon Çinli yaşıyor.  511 milyon internet kullanıcısı var 1 milyondan fazla mobil telefon kullanıyorlar. Otomotiv üretiminde birinci ülke. Bu ülkeye CHP olarak sırtımızı dönebilir miydik? Bizim Çin'e 9 yılda 11 milyar dolarlık ihracatımız var aynı tarihte ise 105 milyar dolar ithalat yaptık. Cari açık yılda 94 milyar dolar. Bunu Çinli dostlarımıza söyledik.

    ÇİN'İN TÜRKİYE'YE YAPACAĞI YATIRIMLAR ÇOK ÖNEMLİ

    AB için Çin'in Türkiye'de yapacağı yatırımlar çok önemli. Çin'de dar siyaset kalıplarının arasına sıkışmadık. O çıkarlar çerçevesinde görüşlerimizi ifade ettik. Ve onlara şunu söyledik; bizi tanıyorlar. CHP kendi ülkesinin kendi bölgesinin en büyük sosyal demokrat partisidir. Ulusal Kurtuluş Savaşı'ndan gelen bir geleneğimiz var. İki partinin de kendi ülkelerinin çıkarı için verdikleri mücadele birbirlerine benziyor. Biz güçlü Türkiye istediğimizi istedik. Türkiye'nin geleceği masalarda belirlenmemeli Türkiye gelecek belirlemeli aslolan budur. Çin'i bu kadar güçlü hale getiren şey üretim, bilime önem veriyoruz dediler. AR-GE merkezlerine götürdüler. Bir disiplin var. 18. kongrelerinde kısa sürede Çin'i bir refah toplumuna döndürmek istiyorlar. Bilime önem veriyorlar bilimi teknolojiye dönüştürüyorlar. Bilime ve öğretime önem vererek Çin'in kalkınmasına olağanüstü katkı veriyorlar. Çin'de işsizlik oranı yüzde 4. Bizde yüzde 10. Her 4 gençten biri Türkiye'de işsiz. Biz üretmiyoruz. Tüketen bir topluma dönüştük. Ben katma değeri yüksek olan ürünleri üretmek zorundayım diyor. Teknoloji bu açıdan çok önemli. Sıcak paraya teslim olan bir ekonomimiz var. Kalkınma planlarımız güven vaat etmiyor. Çin dünyaya meydan okuyor biz tüketiyoruz kime meydan okuyoruz? Bilime ne kadar önem veriyoruz biz? Çin'de tasarruf oranı yüzde 34. Katma değeri yüksek ürünler için yatırıma gelirseniz çok daha hayırlı bir iş yapmış olacaksınız. 

    10 MİLYON İŞSİZİMİZ 15 MİLYON YOKSULUMUZ VAR

    İşsiz sayımız 10 milyon, yoksul sayımız 15 milyon. Türkiye de büyüyor, ama benimle beraber gidenler benden daha hızlı gidiyorsa eksiğimiz var demektir. Birileri sıcak para pompalıyor birileri TL'nin değerini yükseltiyor ve biz ihracat yapamıyoruz, üretim yapamıyoruz. Orta gelir tuzağına düştük. Bundan birkaç yıl önce akademisyenler ekonomistler iktidarı uyardılar. Orta gelir tuzağına düşmeyin. Türkiye bu tuzağa düştü. Türkiye bilimi ve üretimi dışladı. Dünyanın faizini ödüyoruz. 1970 yılında kişi başına gelir ABD'nin milli gelirinin yüzde 20'siydi. 40 yıl geçti bunu yüzde 30'a çıkardık. Bunun son 10 yılını iktidar çok parlak bir oranla süslüyor. Geliyorum Güney Kore'ye Amerika'nın yüzde 60'ına geldi. Aynı dönemde otomobil ürettik. Onlar iki dünya markası yarattı bizim bir Anadol'umuz vardı o da gitti. Zaman kaybettik. Üretimi artırabilirdik, ama bunların hiçbirisi olmadı. İnsanlarımızı borçlandırdık, yeni icra daireleri açtık. Şimdi niye borçlandın diye cezalandırıyoruz.

    TAŞ KÖMÜRÜ KURUMU ÖYLE BİR GENELGE YAYINLIYOR Kİ..

    2010'ların Türkiye'sindeyiz. Türkiye TAş Kömürü Kurumu bir genelge yayınlıyor. İş kazası yapıyor bu işçiler. Genelgede diyor ki icralık duruma düşen işçilerin akıllarının sürekli borçlarında olması olası kazalara neden olabilir deyip işlem yapın diyor. Önce tespit edeceğiz sonra uyarı göndereceğiz sonra ödemezse işine son veriliyor. Kim gönüllü borçlanır. Sen o işçiye adam gibi para verdin mi? Patlamada arkadaşlarını yitiriyor. Bari idam sehpası kursaydın, alsaydın idam etseydin? Bu anlayış AKP'nin anlayışıdır. Hangi demokraside böyle bir genelge yayınlanır. O işçinin ailesi yok mu? Dün arkadaşlarıma söyledim; genelgeyi kaldırın diye hükümet uyarı yapmıştır belki. Hayır; o sıcak koltuklarında oturup Mercedes'e binen sendikalara söylüyorum, sabah akşam AKP şakşakçılığı yapan sendikalara sesleniyorum. O koltuklarınızdan ayrılın, sendikalar ayağa kalkar. Cumhuriyet Halk Partisi iktidarında sendika ağalarından hesap sormak benim boynumun borcu olacak.. Türkiye ilerlemiyor diğer ülkelere göre geriliyoruz.

    Banka kredilerine bakın, imalat sanayii kredilerine bakın. 2000'lerin başında banka kredilerinin yüzde 50'si imalat sanayisine verilirdi. Şimdi bu oran yüzde 1. Çünkü artık üreten cezalandırılıyor. İstanbul'da plaza ekonomisi Ankara'da AVM ekonomisi. Esnaf, köylü işinden memnun mu? Bina yapmak fabrika yapmaktan farklıdır. Fabrikada 24 saat üretim yaparsınız, ülkeye döviz getirirsiniz. Bina yaparsanız başka da bir şey yapamazsınız. Akılı olmak başka bir şey.

    MEDYANIN TEK BİR ÖZGÜRLÜK ALANI VAR CHP'Yİ ELEŞTİRMEK

    Medyanın halini siz benden daha iyi biliyorsunuz. Onların tek bir özgürlük alanı var CHP'yi eleştirmek başka bir özgürlük alanları yok. Eskiden telefon ediyorlardı diyor bir GYY şimdi gözümün içine bak başka bir şey demiyorum diyor. Nüfus artıyor gazetelere olan güven azalıyor kimse okumuyor. Nasıl bir demokraside yaşıyoruz. Özgürlüğün olmadığı bir yerde sağlıklı ekonomi olamaz. Kaybedecek dakikamız yok. Ülke iyi yönetilmiyor, demokrasi ayaklarımızın altından kayıp gidiyor. İlk kez bir başbakan demokrasiden şikayet ediyor. Üniversitelerin baroların ayaklara kalkması lazımdı. Yargı ayak bağıdır diyor, medya ayak bağıdır diyor. Beyefendi başkanlık sistemi istiyor. Onun bildiğini sanmıyorum, ben başbakanken hangi yetkiye sahipsem Cumhurbaşkanıyken de aynı hakka sahip olayım istiyor. Ama bu halk bunu sana vermeyecek.

    HSYK'DAKİ HAKİM VE SAVCILAR OLDUKÇA TÜRKİYE'YE ADALET GELMEZ

    Biz Adaleti katlediyoruz. Mevlana diyor ki Adalet ağaçları sulamaktır. Zulüm ise dikene su vermektir diyor. Yusuf Has Hacip diyor ki, adalet göğün direğidir diyor. Konfüçyus diyor ki Adalet kutup yıldızı gibi yerinde durur. Geriye kalan her şey onun etrafından döner. Alman niye söylüyor, Berlin'de yargıçlar var benim hakkımı onlar savunacak. Türkiye'de yargıçlar var diyebiliyor muyuz? Adaletin bir ayağında savcı var bir tarafında avukat var bir tarafında da hakim var. Yargıcı hallettiler. Sözcü gazetesinden Saygı Öztürk'ün güzel bir yazısı var. O HSYK'da oturan hakim savcılar orada oldukça bu ülkeye adalet gelmez. Açıyorlar telefon şunun adına soruşturma başüstüne deyip karar veriyorlar. İtiraz mi geliyor bir üst mahkemeye telefon tamam karışma diyor. Ama çözemedikleri bir avukatlar kalmıştı. Şimdi Avukatlara operasyon düzenlediler. Avukatları sabah evlerinde alıyorlar. Türkiye bir hukuk devleti olmak zorunda. Gerek bizim iç hukukumuzda gerkse uluslararası hukukta özel düzenlemeler var. Onlar diğerleri gibi gözaltına alınmaz. Onlar hukukun önemli bir ayağı. Sabahın köründe gider basarım, savcı olmasa da alırım diyor. Tutuklattım mı tutuklatım, meselede bu. Özgürlük isteyen her yurttaşın mutlaka ama mutlaka bu olaylar karşısında duyarlı olması gerekiyor. Üniversitelerden bir ses çıktı mı?

    O AVUKATLAR SENDEN DAHA YURTSEVER RECEP BEY

    Hukuk fakültelerinden bir ses çıktı mı? O ders veren hocalar o hocalarının yüzlerine nasıl bakıyorlar acaba? O öğrencilere hukuku nasıl anlatıyorlar acaba? Yasa çıkartmışsınız savcı olacak orada savcıyı takmıyorsunuz. Çağdaş Hukukçular sizden daha yurtseverdir sayın Recep Tayyip Erdoğan. Toplu davalarla Türkiye'de bir sürek avı başlattılar. Sonra da diyorlar ki Türkiye'yi şikayet ediyor. Gerçekler acıdır, Recep Bey de bunu öğrenecek. Kenan Evren bile bunu yapmadı. İlk kez Türkiye'de adalet bu kadar ayaklar altına alınmadı. Bir de tutanak tutturup bir önceki günden içeri alacaksınız. Deniz Feneri'nde böyle mi oldu? Yolsuzluk mu yaptın, kul hakkı mı yedin; arkanda Recep Bey var. Karakollarda darp işkence davalarına bakıyorlar. Sen niye uğraşıyorsun bunlarla diyor. Uluslararası af örgütü bu konularda en aktif kurum. Türkiye'de maalesef olan bu. Çiçekleri ne kadar koparırsanız koparın baharın gelmesini engelleyemeyeceksin. Diğer avukatlar da gidiyorlar gözaltına alınacakların haklarını savunacaklar; vay siz misiniz gelen? Gaz cop ve bir avukat hastaneye kaldırılacak. Biz bu ülkeyi kolay kurmadık. CHP bir dilekçe ile kurulmuş bir siyasi parti değildir. Bizim köklerimizde Anadolu uygarlığı vardır. Bağımsızlık hareketi vardır, kuvayi milliye vardır. Bazıları gibi birilerinin ofisinde kurulmadık. Bugüne kadar bütün partiler kurulup gitti ama biz hala buradayız. 

    Direnişin umudun adıdır CHP. Ne zaman Türkiye dara düşse bir CHP'li gelip ülkeyi dardan çıkarmıştır. Cumhuriyeti biz kurduk, çok partili hayata geçildi. Sosyal demokrasiyi getirdik. Onu bu ülkeye getiren CHP'dir. 

    BİZE SORUYOR SİZ ULUSALCI MISINIZ SOSYAL DEMOKRAT MISINIZ

    Toplum üzerinde yönlendirme amaçlı çalışmalar yapılıyor. Öyle hale geldik ki çantada adam mermiyle kuş avına çıkıyor. İşsiz vatandaş.. Atama bekleyen öğretmen atamayı yapın diyor kibre bakın o oy sizin olsun diyor. Sonra diyor ki kibir şeytanda vardır: Ben demiyorum o diyor. Biz yurtsever bir partiyiz, kimseyi ötekileştirmek gibi bir niyetimiz yok. Biz CHP'yiz. Biz vatan toprağını bir bölü binlik 1/5 binlik planlar gibi görmüyoruz. Onlar vatan toprağını bir plan olarak görüyorlar. İstanbul'a bakın ne hale getirdiler. Siz ulusalcı mısınız sosyal demokrat mısınız? Cehaletin bu kadarına ne diyeyim, bizim altı okumuzdan biri milliyetçiliktir yani ulusalcılıktır. Ulusalcılık kafa tasçılık demek değildir. Biz birilerinin Ortadoğu'da taşeronluğunu yapan bir parti değiliz. Biz Türkiye Cumhuriyeti'ni pazarlamakla görevli bir siyasal anlayıştan gelmiyoruz. Bizim ulusalcılığımız yok. Kendi ülkemizi yapıyoruz? Biz ulusalcıyız ama aynı zamanda sosyal demokratız biz. Çünkü bizim hedefimizin odağında insan var. 

    HASAN TAHSİN NE İSE DİYAP AĞA DA ODUR

    Bizim sosyal demokrasi anlayışımızda ne ezen ne ezilen hakça bir düzen var. 1976 yılında bunu parti programımıza koyduk. Sen daha bunları bilmiyorsun. Ben sana bir soru soracağım hangi ülkenin taşeronusun. Evet ulusalcıyız devrimciyiz, halkçıyız biz. Biz hukuktan yanayız, insan haklarından yanayız. Hiçbir çocuğun yatağa aç girmediği bir Türkiye'den yanayız. Düşman ilk İzmir'e geldiğinde ilk ateşi Hasan Tahsin attı. Polatlı'ya kadar geldileri. Meclis'i Kayseri'ye taşıyalım dediler. Dersimli Diyap Ağa kürsüye çıktı biz buraya ölmeye geldik kaçmaya değil. Batının Hasan Tahsin'i ne ise Doğu'nun Hasan Tahsini de Diyap Ağa'dır. Şahin Bey Gaziantep'te boşuna çıkmadı. Kuva-i Milliye mayası var bu partinin hamurunda. Biz düşmana saygı duyduk. M. Kemal İzmir'e girdiğinde yere serilen bayrağı yerden kaldırın talimatını verdi. Kurtuluş Savaşı'nda etnik temizlik yapıldı iddiasını asla ama asla kabul etmiyoruz. O savaşı verdik topraklarımız işgal altındaydı. Mustafa Kemal o savaşı verdikten sonra savaş zorunlu olmadıkça bir cinayettir. Sosyal demokrat olarak savaşa karşıyız. Bu partide çalışacak arkadaşlarımın bu konuları iyi bilmesi gerekir. Bu topraklar için anneler gencecik çocuklarını savaşa gönderdi. Anneler sırtlarına top mermilerini alıp kilometrelerce yürüdüler. Polatlı'da bir fotoğraf var ya Cumhuriyet'i biz böyle kazandık diye. Ama onurları var onların. O yiğit insanları saygıyla selamlıyorum. 

    Görüş Bildir