Euro
9.7896
0.52%
Dolar
8.1093
0.26%
Altın
461.58
0.22%
Borsa
1.377
0%
Bitcoin
443.980
-6.06%
13ºC
İstanbul
Bulutlu ve güneşli 13 C

    The Times'taki ilana karşı bildiri

    "Bizde çok adam bulunur!" başlığını taşıyan bildiride, The Times gazetesindeki ilanda ifade edilen görüşler eleştirildi.
    • 02.08.2013 - 12:31
    The Times'taki ilana karşı bildiri

    The Times taki ilana karşı bildiri #1

    Türkiye'den bir grup yazar, gazeteci, sanatçı ve akademisyen, İngiliz The Times gazetesinde Sean Penn, Ben Kingsley, David Lynch'in de aralarında bulunduğu bazı ünlü isimlerin imzalarının yer aldığı ilana karşı bildiri yayımladı.

    "BİZDE ÇOK ADAM BULUNUR"

    "Bizde çok adam bulunur!" başlıklı Bildiri şöyle:

    "Yeryüzünün fikir ve vicdan sahibi sakinleri;

    Hakikati söyleyebilmek ve taşıyabilmek, maddi ve manevi bütün çıkarların üzerindedir. Bu erdeme sahip olmak için insan olmanın sorumluluklarını kararlılıkla üstlenmek gerekir. İnsanlık tarihi, dünyanın her yanında çağlar boyunca oluşturulmuş, birini diğerine tercih etsek bile saygı duymak durumunda olduğumuz, her biri bizlere miras olan nice medeniyeti barındırıyor. Ne yazık ki kimi hegemonik güçler, ekonomik ve siyasi imtiyazlarını kullanarak kendilerini halklardan daha üstün görmek gibi emperyalist dönemlerden kalma bir alışkanlığı hala devam ettiriyor.

    Kendilerini bu toprakların birikiminin üstünde görerek insanlığın mirasını küçümsediklerini de ortaya koyan bu baskıcı gruplardan biri geçtiğimiz günlerde The Times gazetesinde, ülkemizin kimi sorunlarına yönelik görüşlerini dile getirmiştir. Bu görüşlerin, ülkesini ve milletini kendi grup ve çıkarlarının üstünde tutarak seven insanları nezdinde hiçbir kıymeti yoktur. Bu cüretkar teşebbüs, insanımızın yakından bildiği ve sadece ülkemize değil yeryüzüne de aşikar ettiği bir tuzaktır. Varlığını kavrayış derinliğine değil, vaat edilmiş kazanımlara borçlu ve ancak suni solunumla hayatta kalabilen bu tutumun insan hakları, sanat, düşünce ve medeniyet ikliminde yeri, karşılığı ve hükmü bulunmamaktadır.

    Dostlukla yürütülmesi gereken sanat ve düşünce yarışına hile de karıştıran bu muhteris aktörler şımarık ve nezaketsiz bir tavrın ürünüdürler. Türkiye'nin sanat ve düşüncedeki yaratıcı gücü, uluslararası vitrinlerde yer alan birkaç isim değil, kendi kültürünü ve çağdaş dünyayı özgürce yorumlayan sanatçı ve aydınlardır. Bu ülkenin halkıyla barışık olan sanat ve düşünce insanları, geçmişten bugüne bu toprakların her türlü sorununu çözmeyi bilmişlerdir. Türkiye kendi sorunlarını kendisi bilen, aşan, çözen güçlü ve uzun soluklu insanların ülkesidir: Çünkü kadını-erkeği, genci-yaşlısıyla bizde çok adam bulunur."

    BİLDİRİYİ İMZALAYAN İSİMLER

    "Güven Adıgüzel, Mustafa Akar, Şeref Akbaba, Mehmet Akdağ, Prof. Dr. Hasan Akay, Hüseyin Akın, Cevat Akkanat, Özlem Albayrak, Yunus Emre Altuntaş, Prof. Dr. M. Fatih Andı, Bülent Ata, Hüseyin Atlansoy, Tayyib Atmaca, Ahmet Ay, Mehmet Aycı, Hasan Aycın, Ali Ayçil, Alparslan Babaoğlu, Mahmut Balcı, Emine Batar, Prof. Dr. Osman Bilen, Hacı Şaban Boztaş, Ayşe Böhürler, Ali Bulaç, Kamil Remzi Cin, Elif Çakır, Furkan Çalışkan, Şeyhü'l-hattatin Hasan Çelebi, Yrd. Doç. Dr. Mustafa Çelebi, Ersin Çelik, Hasibe Çerko, Duran Çetin, Prof. Dr. Mustafa Çiçekler, Mustafa Çiftçi, Ersoy Dede, Aslan Değirmenci, Berat Demirci, Senai Demirci, İhsan Deniz, Ahmet Doğan, D. Mehmet Doğan, Mustafa Baki Efe, Ali Emre, Sibel Eraslan, İbrahim Erdoğan, Mehmet Erikli, Ömer Erinç, Naime Erkovan, Metin Erol, Aykut Ertuğrul, Güzide Ertürk, Hayati Esen, Bilal Habeş Evran, Celal Fedai, Doç. Dr. Özlem Fedai, Erol Göka, Mehmet Ziya Gökalp, Ali Göçer, Abdullah Harmancı, Ali Işık, Leyla İpekçi, Halil İbrahim İzgi, Bünyamin K., İbrahim Kahveci, Sabahattin Kaplan, Yusuf Kaplan, Ayşe Kara, Metin Karabaşoğlu, Nihal Bengisu Karaca, Prof. Dr. Alaattin Karaca, Yasemin Karahüseyin, Hasan Karakaya, Cevdet Karal, Necdet Karasevda, Dilek Kartal, Akif Hasan Kaya, Hüseyin Kaya, Vural Kaya, Mehmet Emin Kazcı, Ahmet Kekeç, İsmail Kılıçarslan, Meryem Kılıç, Taha Kılınç, Turan Kışlakçı, Nurullah Koltaş, Halime Kökçe, Mustafa Köneçoğlu, Yahya Kurtkaya, Mehmet Kurtoğlu, Mehmet Raşit Küçükkürtül, Ömer Lekesiz, Muhammet Mağ, Necati Mert, Mustafa Muharrem, Osman Özbahçe, Yunus Emre Özsaray, Fevzi Öztürk, İskender Pala, Bülent Parlak, Cem Sancar, İsmail Sert, Ayşe Sevim, Ali Sözer, Hüseyin Su, Güray Süngü, Yaşar Süngü, H. Hümeyra Şahin, Selvigül Kandoğmuş Şahin, Cemal Şakar, Yrd. Doç. Dr. Zeynep Kevser Şerefoğlu, Ahmet Taşgetiren, İbrahim Tenekeci, Ceyhun Emre Teoman, Osman Toprak, Necip Tosun, Nursel Tozkoparan, Adem Turan, Mümtaz'er Türköne, Ayşe Uçkan, Mustafa Uçurum, Mustafa Ulusoy, A. Ali Ural, Hayriye Ünal, Özcan Ünlü, Ünsal Ünlü, Ahmet Veske, Sergül Vural, Sümeyra Yaman, Işık Yanar, Sadık Yalsızuçanlar, Suavi Kemal Yazgıç, Kaan Murat Yanık, Sernur Yaslıkaya, Kamil Yeşil, Prof. Dr. Mehmet Oğuz Yenidünya, Handan Acar Yıldız, Mehtap Yılmaz, Gönül Yonar, Tuna Lütfü Yukay, Selahattin Yusuf."

    İŞTE TİMES'A VERİLEN İLK İLAN

    İşte bu da The Times'a verilen ve Erdoğan'ı eleştiren ilanın tam metni;

    Bay Recep Tayyip Erdoğan Türkiye Başbakanı Ankara, Türkiye. Temmuz 2013 Sayın Bay Erdoğan, şağıda imzası olanlar, bu mektubu sizin polis güçlerinizin İstanbul'da Taksim Meydanı ve Gezi Parkı ile Türkiye'nin diğer büyük şehirlerindeki barışçı gösterileri, Türk Tabipler Birliği'nin verilerine göre beş kişinin ölmesi 11 kişinin ayrım göstermeksizin biber gazı kullanımı nedeniyle gözünü kaybetmesi ve 8 binden fazla kişinin yaralanmasına neden olacak biçimde, zalimce bastırmasını en güçlü şekilde kınamak amacıyla yazıyoruz. Ancak, Taksim Meydanı ve Gezi Parkı'nın benzersiz bir şiddet kullanımıyla boşaltılmasından sadece günler sonra, tek suçları sizin diktatoryal yönetimine karşı çıkmak olan bu beş ölüye aldırmadan, İstanbul'da Nuremberg Toplanması'nı hatırlatan bir miting düzenlediniz. Sizin hapishanelerinizde Çin ve İran hapishanelerindeki sayının toplamından daha fazla gazeteci var. Buna ek olarak, göstericileri çapulcu, yağmacı, holigan olarak nitelendirdiniz, hatta bu göstericilerin yabancıların yönlendirdiği teröristler olduğunu söylediniz. Oysa gerçekte, bu göstericiler sadece Türkiye'nin kurucusu Kemal Atatürk'ün öngördüğü şekilde laik bir cumhuriyet olarak kalmasını isteyen gençlerdi. Sonuç olarak, bir yandan ülkenizi AB üyesi yapmaya çalışırken, bir yandan Türkiye'nin bir Egemen Devlet olduğunu söyleyerek, AB liderleri tarafından size yönelik tüm eleştirileri reddediyorsunuz. Size 9 Ağustos 1949'da imzalanmış Konvansiyon uyarınca Türkiye'nin Avrupa Konseyi'nin bir üyesi olduğunu, 18 Mayıs 1954'te Avrupa İnsan Hakları Konvansiyonunu imzaladığını ve Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi'nin yetkisini tanıdığını saygıyla hatırlatıyoruz. Bunların sonucunda, beş masum gencin ölümüne neden olan emirleriniz, Strasbourg'da bir davaya dayanak teşkil edebilir.

    Saygılarımızla... 

    İlginizi Çekebilir

    Görüş Bildir