Euro
9.5153
-0.02%
Dolar
7.8493
-0.16%
Altın
462.11
0%
Borsa
1.325
0.02%
Bitcoin
150.199
0.01%
7ºC
İstanbul
Yer yer bulutlu 7 C

    Cumhuriyetçi laik ve demokrat bir tez: Müslüman Roma

    "X yıl sonra Suriye'nin bir referandumla Türkiye'ye katılmak istemeyeceğinin bir garantisi yok, hazırlıklı olmalıyız"
    • 26.10.2012 - 08:40
    Cumhuriyetçi laik ve demokrat bir tez: Müslüman Roma

    Cumhuriyetçi laik ve demokrat bir tez: Müslüman Roma #1

    "Yeni Osmanlı" kavramını dilimize kazandıran Gazeteci ve Stratejist Atılgan Bayar'ın Türkiye Cumhuriyeti Devleti'nin yakın geleceğini kaleme aldığı "Müslüman Roma" adlı kitabı yaklaşık 2 ay önce önce yayımlandı. "Müslüman Roma" tabiri daha önce tarihçiler tarafından Osmanlı Devleti için kullanılmıştı, ama Türkiye Cumhuriyeti için ilk kez kullanılıyor. Bayar kitabında, Cumhuriyetçi, laik, demokrat, müslüman ve emperyal bir Türkiye vizyonu sunuyor.

    "Müslüman Roma" kitabının en önemli özelliği kavramları yeniden tanımlaması. Bayar, ulus/millet, ulus devlet, laiklik, Atatürkçülük gibi kavramları bir kenara atmıyor. Aksine bu kavramların yanlış kullanıldığını ve doğru bir şekilde yeniden tanımlanarak kullanımda tutulmasının yararlı olacağını savunuyor.

    Bayar kitapta, Ortadoğu ve Kürt sorunu gibi önemli konularda da dikkat çekici analizlerde bulunuyor.

    YeniAsır gazetesi yazarı Hüseyin Kocabıyık da köşesinde "Müslüman Roma" kitabını tanıtan bir yazı kaleme aldı ve kitaptaki en önemli ayrıntıları okurlarıyla paylaştı..

    İşte Kocabıyık'ın kaleminden Atılgan Bayar'ın "Müslüman Roma" kitabı:

    Son dönemlerde yayınlanmış en ufuk açıcı kitaplardan birisi. İnsan zihni üzerinde kesinlikle kışkırtıcı bir etki yapıyor "Müslüman Roma".

    Entelektüel müktesebatlarını tarih, millet, cumhuriyet, din ve medeniyet gibi sabit kaideler üzerine yerleştirmiş düşünce adamlarının artık müthiş zihin açıcı, yaratıcı teorik tezler, paradikmal düşünceler ortaya koyabildiğini görüyoruz. Atılgan Bayar onlardan biri.

    Kitabın ismi ilk anda insanda "ne kadar iddialı bir isim" duygusu uyandırıyor. Sonra sayfalar sizi dün-bugün-yarın boyutlarında çelişkisiz, gerçekçi, mantıklı bir yolculuğa çıkarıyor. Bütün algılarımızı yeniden gözden geçirmemizi sağlayan, birçok kavramı ve o kavramlara dair algılarımızı tashih eden bir kitap "Müslüman Roma".

    CUMHURİYET MERKEZLİ BİR KİTAP

    Cumhuriyetçi laik ve demokrat bir tez: Müslüman Roma #2Kitabın ismi birçok kişiye muhafazakar çevrelerin hamaset ve kibir edebiyatı gibi gelebilir. Hiç ilgisi yok; aslında cumhuriyet merkezli bir kitap. Cumhuriyeti, cumhuriyetin değerlerini, Mustafa Kemal Atatürk'ü yerli yerine koyan laik ve cumhuriyetçi bir aydının tarihle, Müslüman kültürle ve onun medeniyetiyle barışık olmanın zorunluluğunu dile getiren bir "mütearife" metni.

    Aynı zamanda 150 yıllık adı konmamış iç savaşı bitirecek bir kavramlar barışının tüm altyapısını sunuyor bize "Müslüman Roma". İbni Haldun'un "Mukaddimesi"ni okurken aldığım lezzeti alarak okuduğum bu kitabı okuyucularımın da tanımasını istiyorum.

    OSMANLI DEĞİL TÜRKİYE CUMHURİYETİ

    Kitapta yer alan birçok yaratıcı fikrin yanında bana göre en orijinal fikir "Müslüman Roma"nın Osmanlı değil Cumhuriyet merkezli bir bakış açısına sahip olması. Esasen "Müslüman Roma" kavramlaştırmasının kendisine ait olmadığını, daha önce İlber Ortaylı ve Niyazi Öktem tarafından dile getirildiğini kitabın başında ifade ediyor yazar. Kendi özgün görüşünü şu cümlelerle anlatıyor:
    "Bir, laikliğin, sekülarizmin beşiği olmaklığıyla.. İki; Cumhuriyetin beşiği olmaklığıyla, üç; hukukun beşiği olmaklığıyla bir saltanat devleti olan Osmanlı'ya değil, aynı coğrafyada bulunan aynı devletin niteliksel bir sıçrama yapmış olan hali Türkiye Cumhuriyeti'ne daha uygun bir tanımlama olduğunu düşünüyorum".

    CUMHURİYETÇİ, LAİK VE DEMOKRAT BİR TEZ

    Tekrar belirtmekte fayda var: Cumhuriyetçi, laik ve demokrat bir tez "Müslüman Roma". Kitabın en ilgi çekici yanı geçmişi tashih ederken bir bakıma gelecekte geçmişte yapılan hataların benzerlerinin yapılmamasını kuvvetli bir dille ifade ediyor ve bunun "Müslüman Roma" ruhuna aykırı olacağını söylüyor. İşte Atılgan Bayar'ın perspektifi:
    "Biz bir hata yaptık, Osmanlı'dan Cumhuriyet'e geçerken. O hata şuydu: Osmanlı'yı tamamen silmek istedik. Osmanlı'nın Cumhuriyet'e taşıyabileceğimiz pozitif yönlerini ve kurumlarını da elemeye çalıştık. Bereket tümünde başarılı olamadık. Vazgeçilmez olanlar zayıflasa da biçim değiştirdi ve yaşadı. Şimdi yeni bir sıçrama anında Türkiye Cumhuriyeti devleti. Bu sıçrama anından aynı hatanın tersini yapmamamız gerekiyor. Aynı hatanın tersi şu demek: Şimdi de Cumhuriyetin kurumlaştırdığı ve yerleştirdiği Cumhuriyet müktesebatını reddetmememiz gerekiyor".

    "SURİYE'NİN TÜRKİYE'YE KATILMAK İSTEMEYECEĞİNİN GARANTİSİ YOK"

    Emperyal belki ama kesinlikle emperyalist bir tezin adı değil "Müslüman Roma". Kastettiği coğrafyanın "kültürel sınırları" içerdiğini söylüyor Atılgan Bayar. "Biz öncelikle kültürel bir haritadan bahsediyoruz. Hatay referandumla Türkiye'ye katılmıştı. X yıl sonra Suriye'nin bir referandumla Türkiye'ye katılmak istemeyeceğinin bir garantisi yok, buna hazırlıklı olmalıyız" satırları ona ait. Atılgan Bayar'a göre "Müslüman Roma"nın başkenti İstanbul'dur ve tüm Roma coğrafyası aynı zamanda "Müslüman Roma"nın da sınırlarını oluşturur.

    "BAŞKANLIK SİSTEMİ TÜRKİYE'NİN ÖNÜNÜ AÇACAK"

    Atılgan Bayar'a göre "Müslüman Roma" laik olacak, Cumhuriyet üzerine bina edilecek, demokratik olacak. Bayar'ın şu satırları güncel bir tartışma konusuna da ışık tutması bakımından ilginçtir:
    "Türkler için önderlik ve liderlik kutsal bir müessesedir, tıpkı devlet gibi. Gücün merkezileşmesi çok önemli bir şeydir. Dolayısıyla başkanlık sistemi Türkiye'nin önünü açacak yol. Ama başkanlık sitemi demek değil ki muhakkak bir otoriter rejim lazım. Sistem içinde taşıdığı 'check and balans' ile 'spoil ve merit sistem"i dengeleyecek".

    "TÜRKİYE ORTADOĞU'YA MODEL SUNABİLİR"

    "Müslüman Roma Ortadoğu'daki karışıklıklara da çare olacak mı?" sorusuna verdiği cevapta "Reçete değil, ama bir model sunabilir Türkiye" diyor. Sonra Tayyip Erdoğan'ın Mısır'da yaptığı konuşmadaki laiklik vurgusuna dikkat çekiyor ve şunları söylüyor:
    "Önce reaksiyonla karşılandı, üstelik bu vurguyu Müslüman Kardeşler organizasyonunda yaptı. Önce reaksiyon görse de daha sonra ihvan tarafından tartışıldı ve neredeyse benimsendi diyebiliriz".

    "MÜSLÜMAN ROMA" KÜRT SORUNUNU NASIL ÇÖZER?

    Kürt sorununu nasıl çözer Müslüman Roma? Şu anda Türkiye'nin en yakıcı sorunu konusunda da çok farklı bir bakış açısı geliştirmiş "Müslüman Roma" tezi. Bir kere "Türk" kavramının bir ırkın adı olmadığını söylüyor. İlk başta resmi tezin tekrarı gibi gelen bu ifadeler kitabın ilerleyen satırlarında bizi bambaşka bir derinliğe ve çok farklı, çok şaşırtıcı ve hatta biraz da sarsıcı bir bakış açısının içine itiveriyor. "Kürt sorunu diye bir sorun olduğun düşünmüyorum. Yaşadığımız sorun Kuruluş Felsefesi'ne uygun hareket etmeme sorunu. Çünkü bizim Kuruluş Felsefemiz Kürtleri eşit vatandaşlar olarak görüyor" diyor.

    "Biz Kürtlere hep bir şeyler vermeye çalıştık, şimdi alma zamanı"

    Ama bu satırların ardından asıl "Müslüman Roma"nın önerdiği düşünme modeli ortaya konuyor:
    "Biz hep Kürtlere vermeye çalıştık bugüne kadar. Bir ırk, kültür vermeye çalıştık. Bunu sadece Kürtlere değil, Çerkezlere, Çingenelere de yaptık. Halbuki bizi Türk yapan şey, bizi var eden şey onlardan almaktır. Şimdi almak zamanı. Kürtlere bir şeyler vererek değil, onlardan bir şeyler alarak bir millet olabileceğimizi anlamamız gerekiyor. Bizim Kürtlere elinizdeki değerleri getirin paylaşalım, yeni değerler oluşturalım, ortak hedefler inşa edelim dememiz lazım. Sorunun çözümü, Kuruluş Felsefesi'ndeki sihirde yatıyor"

    İlginizi Çekebilir

    Görüş Bildir