Euro
10.0088
0.13%
Dolar
8.2723
-0.5%
Altın
483.14
1.14%
Borsa
1.428
0.54%
Bitcoin
465.499
-1.21%
15ºC
İstanbul
Açık 15 C

    Okan: Kızımı Fransız mürebbiyelerle büyüttüm

    Okan Bayülgen kendi kızı İstanbul'u Fransız mürebbiyelerle büyüttüğünü açıkladı.
    • 16.12.2011 - 08:29
    Okan: Kızımı Fransız mürebbiyelerle büyüttüm

    Okan: Kızımı Fransız mürebbiyelerle büyüttüm #1

    Okan Bayülgen, ETİ Çekül Kültür Elçileri Projesi kapsamında yollara düştü, 'sokak oyunları' temalı fotoğraflar çekti. Bayülgen'le canlı yayını öncesinde stüdyoda bir araya geldik, projeyi ve kızı İstanbul'u konuştuk.

    * ETİ Çekül Vakfı Kültür Elçileri projesinde hangi şehirlerde çocuk oyunlarının fotoğraflarını çektiniz?

    - Malatya, Tokat, Edirne, İzmir, Gaziantep, Antalya ve Ankara'ya gittik.

    * Çocuklar hâlâ sokaklarda eskinin oyunlarını gerçekten oynuyor mu, yoksa o yörenin yaşlıları mı size çekim için yardımcı oldu?

    - Ne olursa olsun, çocuklar sokaklarda oynuyorlar. Birçok yerde de Çekül'ün çabalarıyla ortaya çıkarılmış bu oyunlar. Bazı oyunlar tabii oyunun teknolojisi açısından çok eski. Ama zaten bizim derdimiz buradaki folklorik yapıyı ortaya çıkarmak.

    * Teknolojinin çok ilerlediği bir çağda, ilkel mi kalıyor bu oyunlar?

    - Dünya için çok bilinen bir varsayımdır; yarın öbür gün bir teknolojik savaş sonucunda birkaç yüzyıl geriye gitmek. O zaman da çocuklar yine oyun oynayacaklar, bu oyunlara sarılacaklar. Bugün tablet bilgisayarlarıyla yalnızlığa terk edilmiş çok çocuk var.

    * Sadece çocuklar değil, herkes bilgisayar başında...

    - Facebook'a giren az anneanne, dede yok. Bu kötü bir gidiş midir, göreceğiz. Çocuk oyunlarının oluşabilmesi için birçok şey gerekiyor. Bir kere aynı yerde uzun süre oturan insanlar olmalı ki, çocuklar aynı yerde doğmuş ve arkadaş olmuş olsunlar. Görüşen komşular gerekiyor. Komşular görüşmese bile çocuklar onları birleştirirler. Çünkü çocuklar oyun arkadaşlarını buluyorlar, bulmak zorundalar.

    BENİM PEK OYUN ARKADAŞIM OLMADI

    * Sizin çocuğunuz nasıl arkadaşlık kuracak peki?

    - Ben kızımı doğumundan itibaren tabiri yerindeyse Fransız mürebbiyelerle büyüttüm. Benim imkânlarım var ama ona kendi yaşında bir arkadaş yaratamıyorum. Kardeş yapmamız da yeterli değil, çünkü ondan küçük olacak. Onun kendi yaşında bir arkadaşa ihtiyacı var. O arkadaşı bulması için önce anaokulu, sonra da okul devreye girecek. Arkadaşlarıyla beraber kendi üretimine ihtiyaç var. Kendi üretiminin o tablet bilgisayardan sunulması, çocukta mutlaka bir geç kalmışlık duygusu ve bir hırs yaratıyor. Hatırlıyor musunuz, bir ara internette dolanan bir video vardı. Çocuk bilgisayar oyununda başarılı olamıyor diye çıldırıyordu. Halbuki sokak oyunları yörelerine göre toprak varsa toprakla, hayvancılık varsa hayvancılıkla, bitki örtüsü varsa bitkilerle olan ilişkiden gelir. Basittir ama basit olması aptallığından değildir. Basitliği, her çocuk tarafından oynanabilir olması gerektiği içindir.

    * Sizin çocukken en sevdiğiniz oyun hangisiydi?

    - Benim pek oyun arkadaşım olmadı. Ben genelde tek başına, mobil bir çocuktum. Annem bazen anlatır bana, odanın kapısını açtığında "Bir dakika anneciğim oyun oynuyorum, müsaade eder misiniz" deyip annemi kovalarmışım. Kızımda da bunu görüyorum. Bazen oyuna çok dalıyor. Biz de onu izliyoruz. Kendi başına hayal kurmalara ve oyunlar oynamaya başladı. Ev tamamen onun hayal dünyası.

    * İstanbul dışına çıkıp çocukları izlemekle biraz tazelendiniz mi?

    - Ben zaten fotoğraf için İstanbul dışına çıkıyorum. O yüzden öyle bir tazelik yaşamadım. Bunun yerine gittiğim yerlerde yediğim yemeklerden zehirlendim. Standart bir orta Türk kahvesi içemedim. Her yerde "Size şu adresimizi göstermek istiyoruz" demelerinden dolayı fenalıklar geçirdim. Ben 'insanlarımla kucaklaşayım, hep beraber coşalım' gibi bir adam değilim. Her seferinde döndüğümde birkaç gün moralim bozuktu, onu atlatmaya çalıştım.

    * Kültür Elçileri projesine fotoğraf çektiniz ama ücret aldınız. Neden?

    - Fotoğrafçılık saygı duyulması gereken bir meslek olduğu için, ülkemizde de bedava olan bir şeye saygı duyulmayacağını bildiğimden bunu ücretlendirttim. Ama yarın öbür gün bana ETİ'den biri derse ki, "Bunun çok daha büyüğünü yapalım", gider bedavaya da yaparım. Çünkü bu işi can-ı gönülden yaptım.

    PAVYONDAKİ BAĞLAMA ÜSTADI GİBİYİM

    * İsteseniz ekrana bir akşam çıkabilirsiniz ama siz beş akşam ekranlardasınız, neden?

    - Haber merkezinin gücüne, çalışanların çalışkanlığına ve samimiyetine inandığım, onları iş yapma heyecanına sahip insanlar olarak gördüğüm için bu işin içindeyim. Bu arada akşamları eve döndüğümde "Babanız pavyondan döndü" diyorum evdekilere. Her gece bir Beyoğlu pavyonunda bağlama üstadı olarak görev icra ediyorum. Çocuğa yarın bunu anlatsam canım yanmaz, inanır vallahi.

    Hürriyet

    İlginizi Çekebilir

    Görüş Bildir