Euro
9.5076
-0.1%
Dolar
7.8429
-0.24%
Altın
461.25
-0.19%
Borsa
1.325
0%
Bitcoin
149.205
0.79%
8ºC
İstanbul
Çok bulutlu 8 C

    Sıra 28 Şubat medyasında

    Eski Adalet Bakanı Şevki Kazan 28 şubat davası ile ilgili çarpıcı açıklamalarda bulundu.
    • 21.10.2013 - 04:07
    Sıra 28 Şubat medyasında

    Sıra 28 Şubat medyasında #1

    REFAHYOL Hükümeti’nin Adalet Bakanı Şevket Kazan, “Davada müşteki olarak yer alıyorum. Darbenin medya ve sermaye ayağını da hatırlatınca, savcılardan onlara da sıranın geleceğini öğrendim, zaten bu olmazsa olmaz” dedi.

     28 Şubat döneminin Adalet Bakanı Şevket Kazan, ‘Neler oluyor’ kaygısı yaratan ‘28 Şubat Davası’ ile dönemin bilinmeyenlerini STAR’a anlattı. Kazan, darbenin sermaye ve medya ayağının da mutlaka yargılanması gerektiğini belirterek, dönemin medya patronlarının manşetlerden çıkar ilişkisi nedeniyle sorumlu olduğunu söyledi. Kazan, “O zaman ‘Bir askeri yetkili dedi ki’ muhalefeti yaptılar. Patronlar, ‘haberim yoktu’ diyemez mahkemede” dedi. REFAH-YOL Hükümetinin Adalet Bakanı Şeveket Kazan şunları anlattı:

    BATI ÇALIŞMA GRUBU İLE BAŞLADILAR

    “Şu anda, açılmış olan dava çerçevesinde olanlar dışında sermaye ayağı var, bir de rantiyeci medya ayağı var. 28 Şubat davasını ele aldığı zaman Ankara Savcılığı’nı ziyarete gittim. Elimde Refah Gerçeği 3’üncü cilt kitabı vardı. Savcıya, ‘Siz 28 Şubat’ın tahkikatına başlayacaksınız da nereden başlayacaksınız?’ dedim. Kitabın Batı Çalışma Grubu sayfasını açtım, ‘Tahkikata buradan başlayacaksınız’ dedim. Ayrıldım. Bir ay sonra idi, 28 Şubat içinde ön planda ifade vermesi gereken kişilerden biri olarak tayin edilen günde gittim. Savcılar bir araya gelmişler, benim kitabı getirdiler. Kitabın her tarafı püskül. ‘Sayın bakanım size minnettarız, bu kitap olmasa idi, bu davanın içinden kolay kolay çıkamazdık’ dediler.

    İDDİANAMEYİ YAZMIŞ GİBİ OLDUM

    Bir anlamda iddianameyi yazmış gibi oldum. (Darbeyi) Savunanlar bile o kitabı alıyorlar. Şimdi o kitabı okuyorlar, savunmalarını yapıyorlar. Zabıtları önceki gün getirdiler ve orada dikkatimi çekti. O kitap ile iddianame hazırlandı. 28 Şubat davası, Balyoz ve Ergenekon davlarından tutuklamalar itibariyle, davanın başlaması, hızla yürümesi itibariyle bir farklılık arz eder. Her türlü hazırlığı tamamdır. Şimdi savunmaların aşağı yukarı sonuna doğru geliniyor. Tabii bu davada Tansu Çiller’i, beni, Meral Akşener’i müşteki  durumuna koymuşlar. Görüşmelerimde savcıların ifadeleri hem medya hem de sermaye açısından mutlaka davalar açılacak.O dönemki isimlerin tamamı dosyada yer almaz, davalar açılmazsa eğer, 28 Şubat eksik soruşturulmuş olur. Eksik bir hesaplaşma yaşanmış olur. O dönemde medya olmasaydı asker ne yapacaktı?”

    ONDAN BUNDAN TALİMAT ALDILAR

    O dönemin gazete sahiplerinin ‘Haberim yoktu. Yazı işleri bilir’ sözleri sahici değil. “Olur mu öyle? Sen gazetenin sahibisin. Kendi gazetendeki pozisyonunu bir yere bırak. Yazı işleri müdürü var. Gazete bağımsız yayın yapar diye yazıyorsun. Ne oluyor, ondan bundan talimat aldılar. Çünkü menfaat bağlarını kurmuşlardı. Uzan ve diğerleri yarın bir gün dava açıldığında ‘Haberim yoktu’ mu diyecek. O yayınları gören patronlar neden müdahale etmedi? O bir gün yazılmadı ki, bir süreçti. Neden ‘Ne oluyor’ diye sormadılar.”

    BAŞÖRTÜSÜ KONUSUNU PROTOKOLE YAZMAYALIM GÜRÜLTÜ ÇIKAR

    “Koalisyon hükümetini kurarken, müzakerelere hoca adına katılan kişiyim ben. Başörtüsü konusu geldi. Ancak başörtüsü konusunda Tansu Hanım’dan bir rica geldi. Denildi ki ‘Tamam itiraz etmiyoruz. Ama biz başörtüsü konusunu protokole yazmayalım. Gürültü çıkar. Hükümeti kuralım, sessizce devlet memurlarının, kılık kıyafet kanununda buna imkan tanıyan bir hüküm koyalım’ dedi. Bu söz üzerine bunu ne koalisyon protokolüne koyduk ne de hükümet programına koyduk. Koymadık ama prensip kararı aldık. Demokratikleşme Paketi ile hayata geçen uygulamayı  normalleşme olarak görürüm.” dedi.

    İlginizi Çekebilir

    Görüş Bildir