taraftar değil haberciyiz
Son dakika haberleri Türkiye'nin haber sitesinde.
5.8128
6.4637
1476.56
110476.59
275.979
42373.38

Namık Kemal Zeybek Gülen konferasına gitti

Namık Kemal Zeybek, "The Gülen Movement" konferansına gitti. İşte izlenimleri..

01.02.2010 - 18:34..
Whatsapp ile paylaş
Namık Kemal Zeybek Gülen konferasına gitti

Namık Kemal Zeybek "ABD'de Türk Liseleri'ne ilgi böyük" konferansına gitti. İşte "The Gülen Movement" konferansından izlenimleri:     EAST AND WEST ENCOUNTERS: THE GÜLEN MOVEMENT  'Doğu-Batı Buluşması'nda Gülen Hareketi' konferansı için davet aldığımda ilk sorum 'Hangi şehirde?' oldu.  Eski ve eskimeyen dost Prof. Dr. Şerifali Tekalan ABD'de bir konferans için davetli olduğumu söylediğinde ilk sorum tabii olarak "Hangi şehirde?" oldu.

'Los Angeles' deyince torunumun da orada olduğunu ve gidip görmek istediğimi söyledim... "Şimdi buna tesadüf mü diyeceğiz?" dedi.

Evet, bu durumlara biz tesadüf demeyiz 'tevafuk' deriz. "Tamam geliyorum" dedim. Davetiye hemen bana ulaştı: 'EAST AND WEST ENCOUNTERS: THE GÜLEN MOVEMENT' başlığıyla düzenlenen bir konferansa çağrılıyordum: Doğu-Batı Buluşmasında Gülen Hareketi...

Düzenleyenler: USC Office Of Religious Life, Pasific Institute, Santa Monica College, LMU/LA, Humboldt State University, WHITTER College... Bunlardan Pasifik Enstitüsü hizmet görevlilerinin kurduğu bir kurum... Diğerleri ABD'nin bilim kurumları...

GÜLEN'İ TANIYOR VE İZLİYORDUM Adına 'Gülen Hareketi' denilen ama Hareket'in içinde bulunanlarca 'Hizmet' diye adlandırılan topluluğa yabancı değildim. 1978 yılından beri Sayın Gülen'i tanıyor ve izliyordum. 1992'den beri de 'Hizmet'in Türk Cumhuriyetlerindeki çalışmalarını ve Avrasya açılımlarını yakından biliyorum.

Buralarda 'Türk liseleri'nin neden çekici olduğunu da yakından görmüştüm: 'Nitelikli eğitim, sonuçta doğan başarı, öğrencilerin terbiyeli hale gelmesi ve İngilizce öğretimi...'

Anlayamadığım, 'Hizmet'in eğitim etkinliklerinin ABD'de niye ilgi gördüğü konusuydu. Zaten dilleri İngilizce olan ve dünyanın en başarılı eğitim sistemine sahip ABD'lilere Türkiye'den gelip ülkelerinde lise açanlar niye çekici geliyordu?

Sayıları 40'a ulaşan liselerin ve kültür merkezlerinin ABD'deki başarılarını yerinde görmek istiyordum. Gördüm... Ve anladım ki ortaya konulan başarı ABD ortalamasının üzerindedir. Yakından incelediğinde ortada şaşılacak bir durum kalmamaktadır...

Hızı kesilmezse, 40 sayısının önüne yeni sıfırların konulması içten bile değildir. Ve ABD'de Türkiye'nin ve Türklüğün çok etkili bir lobi çalışması oluşmaktadır. 'Hizmet'in bir hizmeti de budur.

DIŞARIDAN TÜRKİYE Son yıllarda sık sık ülke dışına çıkıyorum. Dışardan baktığım zaman Türkiye gözüme çok büyük görünüyor.

Tarihi derinliğiyle, Osmanlı coğrafyası ile Türk tarihinin katmanlarının ve Cumhuriyetin başarılarının getirdiği bir büyüklük...

Dışarısı Türkiye'nin büyüklüğünün farkındadır. Dünyanın 115 ülkesinde sayıları 1000'e ulaşan Türk Lisesi ve Kültür Merkezi, eşi benzeri olmayan bir başarıdır ve dışarıdan bakınca bu 'Türkiye'nin gücünün bir başarısıdır.'

Türkiye'ye döndüğümde önüme çıkan ilk gazete veya televizyon ile birdenbire dışarıdaki büyük Türkiye'nin yerini 'küçük ve küçülmeye mahkûm ve kimsede olmayan problemlerin yaşandığı bir ülke' görüntüsü alır. Kimi yazarların ve TV konuşurlarının 'Burası Türkiye, burada olur böyle işler...' kalıp cümlesi bu duyguyu körüklemenin belgisi gibidir.

Türkiye'den kaynaklanan bir Hareket'in böylesine büyük bir başarısı ortaya koyamayacağına inananlar ise 'Hareket'in arkasında her zaman başka birilerini aramışlardır. 'Vaktiyle Suudi Arabistan sermayesi' diyenler de olmuştu. 'Şimdilerde moda: ABD...'

ABD'yi kadir -i mutlak gören ve hatta Ahmedi Necat'ı bile ABD'nin adamı sayan birileri var. Bunlar acaba 'gizli ABD ajanları mı' diye sorsak bu kişilerin mantığına aykırı düşmezdi...

Hayır, ABD güçlü bir devlettir ve dünyanın en zengin ülkesidir ama sonuçta insanların ürünüdür. Ne her şeye hâkimdir ne de her şey denetimi altındadır. Hatta kendi iç güvenlik sistemi bile...

ABD'Yİ DELEN ÇAKI Los Angeles'a giderken New York Havalimanı'nda yaşadığım ilginç olayı dikkatinize ve ilginize ve de yorumunuza sunmak istiyorum:

1991 yılından beri ABD'ye gitmemiştim. Ama Avrupa'daki uygulamalardan ve ABD'de gidenlerin anlattıklarından havaalanındaki sıkı güvenlik hakkında bilgim vardı. Bu yüzden güvenliğe takılabilecek nesnelerin tamamını bir bavula koyup uçağın yük bölümüne vermiştim (O bavul kayboldu; Los Angeles'a gitmedi ve dönüşte elime geçti).

El çantama ise 'çantam yük bölümünde kaybolabilir' diye düşünerek idare edecek kadar eşya almıştım; iki gömlek, çamaşır, çorap ve kitap... Bir de küçük el çantam...

New York Havalimanı'nın üstün güvenlik sisteminin görevlileri, çantamı didik didik aradılar. Defalarca arama cihazına sokup çıkardılar. Belli ki 'bir şey' görmüşlerdi; ama bulamıyorlardı. Beyaz, siyah, zayıf, şişman, uzun, kısa memurlar uzun uzun incelediler... Sonra amirler ve daha başka uzmanlar geldi...

KOCA İKİ OSMANLI ÇAKISI Bulamıyorlar ve benim çantaya dokunmamı da önlüyorlardı. Sonunda akıllarına geldi ve eşyalarımız tek tek cihazdan geçirdiler ve elleriyle mıncıkladılar. Aradan 40 dakika geçti ve buldular: 'Güneş gözlüğümün kılıfının içinde metal bir nesne vardı ve cihazları onu görüntülüyordu.' Bana da tarif ettiler. Teşekkür ettim, çantamı toparladım ve yoldaşlarımla birlikte uçağa bindim...

Los Angeles'ta otel odamda eşyalarımı yerleştirirken eşyaları bir de ben aramak istedim. Ve... Ve el çantamın içinde koca iki ağzı olan bir 'Osmanlı çakısı' buldum. Vaktiyle bana hediye edilmiş olan ve çantamın bir kenarında yuvalanmış olan bir çakı...

Yani?

Yani Osmanlı çakısı ABD güvenlik sistemini delmişti. Maharetli güvenlikçileri ve üstün teknolojileri çakıyı bulamamış onun yerine gözlük kılıfı içinde gizlenmiş metal parçası suçlu ilan edilmişti.

Yok canım... Yanlış anlaşılmasın... 'İşte ABD budur!' demiyorum. Ama 'ABD de de bu da vardır' dersem neresi yanlış olur ki?..

HİZMER HAREKETİ BİZİM BAŞARIMIZDIR Dolayısıyla ne 'ABD'yi olduğundan daha güçlü sanmak doğrudur ne de gücünü küçümsemek' diyorum. Yine diyorum ki 'ne ABD'ye peşin düşmanlık doğrudur ne de kulluk ölçüsünde hayranlık...' Ne husumette hayır vardır ne de teslimiyette doğacak bir fayda... Sonunda onlar 200 yıllık tarihleri olan ve gelecekleri belirsiz olan bir önemli güç; biz ise binlerce yıllık tarihi ve derin bir uygarlık geleneği olan köklü bir milletiz. Geçmişimizdeki büyüklükler gelecekteki büyüklüğümüzün belgeleridir.

Bunları niye mi söylüyorum. Hizmet Hareketi ABD'nin değil, bizim başarımızdır. Hatta ABD'nin ve bizim içimizden birilerine rağmen...    

YORUMLAR (üye olmadan da yorum yapabilirsiniz)
[+] Görüş bildir