Euro
9.5547
0.4%
Dolar
7.8775
0.2%
Altın
466.15
0.87%
Borsa
1.322
-0.26%
Bitcoin
151.372
1.08%
12ºC
İstanbul
Bulutlu ve güneşli 12 C
    Başbakan Erdoğan'ın Kızılcahamam kampı konuşması

    Başbakan Erdoğan'ın Kızılcahamam kampı konuşması

    Başbakan Erdoğan kampın açılışında uzun bir konuşma yaptı
    • 03.11.2012 - 10:57

    Başbakan Erdoğan ın Kızılcahamam kampı konuşması #1

    AK Parti Kızılcahamam 19. İstişare ve Değerlendirme Toplantısı başladı. Başbakan Recep Tayyip Erdoğan, İstişare Toplantısı'nda açılış konuşmasında geçtiğimiz 10 yılın değerlendirmesini yaptı.. 

    İşte Erdoğan'ın konuşmasından satır başları:

    "14 Ağustos 2001 tarihinde millete hizmet için çıktığımız yolda 11. yılımızdayız. 3 Kasım 2002 seçimlerinin de 10. yılındayız. 3 Kasım tarihi, sadece AK Parti için değil, Türkiye için, bütün milletimiz için bir milat oldu, yeni bir başlangıç oldu. Türkiye, adeta karanlık bir tünelden aydınlığa çıktı, büyük bir bunalım ve krizden istikrar sahiline ayak bastı.

    Buradan altını çizerek bir kez daha ifade ediyorum, AK Parti, bir ekip hareketi, bir gönül hareketi, bir ortak akıl hareketi olarak ortaya çıktı. Bugüne kadar ilk günkü aşk ve heyecanla faaliyet gösterdik, bundan sonra da aynı ruh, aynı heyecanla, aynı coşkuyla milletimizin çizdiği rotada yolumuza devam edeceğiz. Büyük AK Parti ailesinin en önemli özelliği gönül bağıyla birbirine bağlı olmalarıdır, birlik ve bütünlüğünü her şeyin üzerinde tutmasıdır. Bu büyük ailenin her ferdi dava bilinciyle hareket eder, inanç ve azimle mücadelesini sürdürür. Bu mücadelede kişisel hesaplara, senlik, benlik çekişmesine yer yoktur. Her bir arkadaşımız milletimizin, omuzlarımıza yüklediği kutsal emanetin aynı derecede sahibi, sorumlusu takipçisidir. Köy, mahalle temsilcilerimizden başlayarak, belde teşkilatlarımıza, ilçe, il teşkilatlarımıza, genel merkez organlarımıza, belediye ve il genel meclislerimize, TBMM grubumuza kadar AK Parti'nin hücrelerini oluşturan birimlerde görev alan her arkadaşım bu ekibin vazgeçilmez bir parçasıdır

    AK Parti Kızılcahamam kampı

    Bu hareketin temelinde milletimizin binlerce yıllık şanlı tarihinden süzülüp gelen bir cihanşümul anlayış vardır. AK Parti, Selçuklu coğrafyasının, 4 kıtaya yayılan 600 yıllık Osmanlı Devleti'nin, 89 yıllık Cumhuriyetimizin birikimi üzerinde yükselmiş bir siyasi harekettir.

    Biz, 1920'de Büyük Millet Meclisi'ni yegane meşruiyet kaynağı olarak kabul ederek kurtuluş mücadelesini başlatan Gazi Mustafa Kemal'in, 1950'de 'yeter söz milletindir' diyerek demokrasi bayrağını açan Menderes'in, 1983'te milletin desteğiyle kalkınma hamlesi başlatan Özal'ın, 1996 yılında vesayet yönetimine karşı milletin tercihiyle iktidara gelmeyi başaran Erbakan'ın takip ettikleri yolu izleyerek bugünlere gelmiş bir siyasi partiyiz.

    AK Parti'yi ayakta tutan asli omurgadır. Biz hepimiz AK Parti'yiz diyoruz. Nasıl seçimlerde aynı yoldan geçmişiz biz, aynı sudan içmişiz biz, yazımız bir kışımız bir, aynı dağın yeliyiz biz diye yeri göğü inlettiysek, burada da arkadaşlarımızla aynı yolda yürüdüğümüzü iftiharla söylüyoruz. 

    Sadece eserlerimizle bu dünyaya damga vurmayı hedefliyoruz. Bu ülke için eser üretemeyenlerin yerlerinde yeller estiğini de görüyoruz.

    Yıl dönümleri geçmişe dönük muhasebe yapma, geleceğe dönük hedefleri belirleme açısından önemlidir.

    3 KASIM AK PARTİ İKTİDARI İÇİN DEĞİL, TÜRK DEMOKRASİSİ İÇİN BİR BAŞLANGIÇTIR

    3 Kasım 2002 seçimleri çok önemlidir. Bu seçimden sonra Türkiye her anlamda önemli bir dönüm noktasına girdi. 3 Kasım, bu aziz milletin siyasete, yönetime el koymasıdır. Kötü gidişe 'dur' demesiydi. 3 Kasım'da sadece bazı partiler iktidardan düşüp, yeni bir parti iktidara gelmedi. Esasında büyük bir zihniyet devrimi gerçekleşti. Milli iradeyi değil kendi grup çıkarlarını esas alarak, Türkiye'yi krizler ülkesi haline getiren bir anlayış devrildi, milletin iradesini yücelterek, güven ve istikrarı tesis eden bir anlayış yönetime geldi. Onlarca yıldır Türk siyasetinin üzerine karabasan gibi çöken darbeci, vesayetçi elitist zihniyet gitti, ileri demokrasiye, hak ve özgürlüklere inanan bir anlayış geldi. Millete efendilik taslayanlar gitti, millete hizmetkar olanlar geldi. Cumhuru hor gören, Cumhuriyet istismarcıları gitti, cumhuru kucaklayan, onu bağrına basan gerçek Cumhuriyetçiler geldi.

    3 Kasım AK Parti iktidarı için değil Türk demokrasisi için bir başlangıçtır.

    AK Parti, hizmet siyaseti yapar, hizmeti, yatırımı projeyi konuşur, konuşmakla da kalmaz ne söylediyse yapar, hayata geçirir. 11 yıldır yapamayacaklarımızı söylemedik. Söylediklerimizi de Allah'a hamdolsun hayata geçirdik.

    ERDOĞAN AÇLIK GREVİ YAPANLARA SESLENDİ

    Başbakan Erdoğan ın Kızılcahamam kampı konuşması #2

    GÖZLERİNİ KAPATANLAR İÇİN DÜNYA HEP KARANLIKTIR

    Bazı gözleri olup görmeyenler, kulakları olup duymayanlar, dilleri olup söylemeyenler var. Onlara yapacak bir şey yok, onları kendi karanlıklarıyla baş başa bırakıyoruz. Çünkü gözlerini kapayanlar için dünya hep karanlıktır. Tavsiye ediyorum gözlerini açsınlar.

    TÜRKİYE'NİN 4 TEMEL TAŞI

    Yola çıkarken Türkiye'yi 4 temel taş üzerinde yükselteceğiz dedik. Eğitim, sağlık, adalet ve emniyet. Bu 4 temel taş üzerinde yükselen bir Türkiye var.

    EĞİTİM

    Eğitim alanında 16 yılda 6 bin 326 eğitim kurumu açarak, ülkemize 181 bin 316 yeni derslik kazandırarak yeni bir dönem başlattık. Derslik sayısını 346 bin 660'dan 492 bine çıkartarak güçlü bir altyapı kurduk. Bütçeden eğitime ayrılan pay biz geldiğimizde 7.5 milyar seviyesindeydi, 2012'de biz 39 milyar seviyesine çıkartık. Bütün öğrencilerimize kitapları ücretsiz olarak verdik, veriyoruz. İlköğretime ve ortaöğretimde ortak kullanılan laboratuvar sayısını 19 binden, 33 bine çıkardık. İlköğretim ve ortaöğretim için 893 adet pansiyon ve yurdu hizmete açtık. Okullarımıza 1 milyon bilgisayar gönderdik. 30 bin bilişim sınıfı kurduk.

    Eğitim sistemimizi '444 kod' adıyla ifade ettiğimiz 4 4 4 ile 4 yıl ilkokul, 4 yıl orta, 4 yıl lise olacak şekilde yeniden düzenledik. Bu düzenlemeyle zorunlu eğitimi 12 yıla çıkardık. 12 yıl zorunlu eğitim olayı aslında bizim dönemimizin bir adı değil. 12 yıl zorunlu eğitim olayı, 28 Şubat'ın ardından aslında gündeme oturmuş, yapılması gereken bir adımdı, bu ertelenmişti. Bu ertelemeyi biz yerine getirdik. Fakat o gün bunu savunanlar biz bunu yapınca çılgına döndüler, çünkü yapan kim AK Parti. Bunu onlar yapsaydı çok büyük bir başarı olacaktı. Biz yapınca çılgına döndüler.

    Kur'an-ı Kerim'i seçmeli ders haline getirdik. 470 bin öğrenci bu dersi tercih etti. Siyer-i Nebi dersi için de 170 bin başvuru var. Zorlama yok, kendi arzusuyla, isteğiyle talep edenler. Nelerin engellendiğini göstermesi bakımından bu da çok önemli. Ülkemizin her yerinde bütün evlatlarımızın eğitim imkanlarından faydalanabilmesi için gerekli her türlü tedbiri aldık

    Bütün evlatlarımızın eğtiim yardımlarından faydalanması için elimizden geleni yaptık. 10 yılda 358 bin öğretmen atayarak öğretmenlerimizin özlük haklarını iyileştirerek sorunları büyük ölçüde çözdük.

    Zaman zaman bazı televizyon kanallarında veya oluşturulan bazı dernekler vasıtasıyla 'ben öğretmen oldum, atanmıyorum' şekliyle hareket edenler var. Herkes öğretmen olabilir, fakat bütün bunların atanabilmesi için de şüphesiz devletin gerek bütçe noktasına gerekse bunları atama noktasında diğer kamu kurumlarıyla ilgili planlamasına müsaade etmek lazım. Biz, devlet yönetiyoruz, o zaman bundan önceki iktidarlara böyle bir hesap sorulabildi mi? Bizim şu andaki yaptığımız atama oranlamalarına baktığımız zaman geçmiş dönemle mukayese edilemeyecek kadar fazla. Biz, bunu Allah'ın izniyle sıfırlayacağız. Tamamıyla artık öğretmen noktasındaki atamaları sonuca erdireceğiz. Bizler bodrum katlarında beden eğitimi dersi aldık, artık spor salonlarına geçiyoruz. Van'da açılışını yaptığımız okullardan bir tanesinde baktım arka tarafta çok amaçlı kapalı spor salonu var. 32 derslikli ilk ve ortaokul, arasında kapalı spor salonu görünce 'hamdolsun Yarabbi bu günleri gördük' dedim

    50 devlet 42 de yeni vakıf üniversitesi kurduklarını anımsatan Başbakan Erdoğan, şöyle devam etti:

    'Üniversite sayısını 76'dan 168'e çıkardık. Ülkemizde üniversite bulunmayan il kalmamasını sağladık. Fakat birileri çıkıyor ne diyor, 'ne gerek vardı bu kadar illere üniversite kurmaya.' Bunun altındaki espriyi kavrayamıyor. Çünkü hayatında böyle bir dert yok, biz dertliyiz. Biz bu adımları atarken, bu ülkede fakir fukaranın, garip gurebanın ayağına eğitim öğretim anlayışını götürebilelim, yüksek öğrenim için Hakkari'den kalkıp belki İstanbul'a gelemeyebilir, Ankara'ya, İzmir'e gelemeyebilir ama Hakkari'de bir üniversite olursa orada tahsilini alabilir düşüncesiyle bu adımı attık, bu bir.

    İkinci boyutu, göçü engellemek. Göç noktasında bunu minimize edelim. Üçüncü bir adım, artık üniversiteli öğrencilerin orada olmasıyla farklı illerden de o illere öğrencilerin az da olsa gelmesiyle oradaki gençlikle, gençliğin buluşmasını sağlayalım. Bizim değerler silsilesi içerisinde ortak kültürü oluşturmanın gayreti içerisinde olalım.

    Osmanlı'dan beri süren harç alınması uygulamasına son verdik. Yüksek öğrenim gören gençlerin barınma sorunlarına da el attık. 41 ilimizde 40 bin yatak kapasiteli yurtların açılışını yaptık. Uydu aracılığıyla açılışını yaptığımız yurtlardan görüntüler verdik. Ankara'daki öğrenciler biz de isteriz demeye başladı. Ankara'daki yurtlar bu yeni yurtların gerisinde kalmış vaziyette. Modern sistemli yurtlar ve bu yurtlarda buzdolabı olmasıyla birlikte internetin ücretsiz olmasının adımını da dün imzaladığımız bir anlaşmayla attık.

    Kredi miktarı 45 liraydı. Şu anda 260 lira. Bunun yanında beslenme yardımı yapıyoruz 180 lira. Yılbaşında tekrar düzenleme yapacağız. Bu burs kredi beslenme yardımı artacak.

    Lisans üstü eğitim öğretimde olanlara 520 lira veriyoruz, o da artacakç Doktora öğrencilerine de asgari ücretin üzerinde, 780 lira veriyoruz.

    SAĞLIK

    Kamu hastanelerini tek çatı altında topladık. Şu anda kanunu Meclis'e gönderiyoruz ve bu kanunu çıkartacağız. Çünkü ne SSK ne Emekli Sandığı şu anda verimli değil ve biz bunlarla da kalmayacağız. Özel hastanelerden de isteyenler, SGK'dan anlaşma yaparlarsa oralardan da benim köydeki çiftçi kardeşim, köylü kardeşim gelip istifade edebilecek.

    Aile hekimliği sistemini getirdik. Doğumundan itibaren her vatandaşın sağlığından sorumlu bir hekim olmasını temin ettik.

    Sağlık hizmetlerinin altyapısında da devrim niteliğinde adımlar attık. 2002'de ülke genelinde 617 olan ambulans sayısını 2 bin 862'ye çıkardık. Sayının yanında çeşide de önem verdik ve 19 helikopter, 2 jet ambulans, 4 deniz ambulansı, 224 kar paletli ambulansı da hizmete soktuk.

    Ne yakışıyorsa bu millete onu yapacağız dedik ve hastanelerdeki nitelikli yatak sayısını da artırdık. Geçmişte ihmal edilen ağız diş sağlığı merkezlerinin sayısını da 14'ten 123'e çıkardık.

    Geçtiğimiz yıl ülke genelinde 124 bin kişinin yararlandığı evde sağlık hizmeti uygulamasını hayata geçirdik, şimdi de ''dev şehir hastanelerini'' kurduk.

    Maalesef burada da önümüze yine yargı çıktı. Yapılacak olan hastane, varsa burada düzeltilmesi gereken şeyler ikaz edin onları düzeltelim. Ama bizim zamana ihtiyacımız var, biz zamanla yarışıyoruz. Bu yargı bu ülkenin, bu milletin yargısı. Biz bu milletin yürütmesiyiz, yasama da bu milletin yasaması. Biz her şeyi bu millet için yapmaya mecburuz, bu ülke için yapmaya mecburuz. İnanın ben bunları anlamakta zorlanıyorum. Her ret, her olumsuz karar bu ülkeye, bu millete kaybettiriyor. Ben burada da çağrımı, artık lütfen bu millet için zihni bir değişimi milletçe hep beraber gerçekleştirelim diyoruz. Yargı da kendisini bir değişime tabi tutmalı, yürütme de yasama da kendini bir değişime zihni noktada tabi tutmalıdır. 'Ben yaptım oldu.' Hayır. Ben yaptım oldu ile bu iş olmaz. 'Acaba biz yaptık oldu mu' sorusunu kendimize soralım. Bunu sormaya mecburuz.

    ADALET

    Aynı şekilde adalet hizmetlerinin sağlıklı şartlarda sunulabilmesini temin etmek için bugüne kadar 157 adalet sarayı inşa ettik. Merdiven altında adliye vardı bunlardan kurtardık. Kimse bunlara el atmadı, biz attık. İl merkezlerindeki özellikle adalet sarayı, adını da biz bulmadık vatandaş buldu, 'bunlar saray, adliye değil' dedi. Süratle, yoğun bir şekilde bunları tamamlamaya devam ediyoruz.

    Yardımcı personel sayısını da 20 binden 46 bine çıkardık. Adalet teşkilatımızı güçlü bir bilgisayar ve internet altyapısına kavuşturduk. Yargılama sürecini hızlandırmak için Meclis'ten 3 yargı paketi geçirdik. Dördüncüsünün hazırlıklarını yapıyoruz. Yargıtay ve Danıştay da yeni daireler kurarak yüksek yargının iş yükünü azalttık. Yine bu amaçla bölge adliye mahkemelerini kurduk. Türk Ceza Kanunu, Ceza Muhakemesi Kanunu, Türk Ticaret Kanunu ve Türk Borçlar Kanunu, Hukuk Muhakemeleri Kanunu gibi temel kanunları yenileyerek, günümüz şartlarına uygun hale getirdik. Alternatif ceza uygulamalarını içeren uygulamaları, denetimli serbestlik sistemiyle ceza infaz sistemini modernleştirdik. Vatandaşlarımıza insan hakları ihlallerinden dolayı Anayasa Mahkemesi'ne bireysel başvuru hakkı getirdik. Artık benim vatandaşım kalkıp buradan Strazburg'a gitmeyecek.

    EMNİYET

    Doğrusu eskiden karakola gittiğimizde biraz ürperirdik, korkardık. Çünkü malum oturtulan yerlerden tut da oradaki işlemlere varıncaya kadar hepsi insani olmayan bir yapıdaydı. Ama şimdi bizler geldiğimizden bu yana ısrarla şunu söyledik, 'İşkenceye sıfır tolerans' dedik. Çok açık net söylüyoruz, eğer bu konuda en ufak bir ihbar varsa, ilgili birimlerimize anında haber verin, Başbakanlık sitesine girin, hemen buraya bilgilerinizi verin. Biz bu noktada atılan adımların, işkenceye yönelik adımların sonuna kadar takipçisi oluruz. Bu konuda da almaları gereken cezayı, onlara biz bir taraftan yargı da bir taraftan verir diye inanıyorum.

    ULAŞIM

    Ulaştırma alanında bölünmüş yollar, otoyollar, hızlı tren hatları, havayolları, metrolarla Türkiye'nin çehresini değiştirdik. İktidara geldiğimiz 3 Kasım 2002'de Türkiye'de sadece 6 bin 100 kilometre bölünmüş yol vardı, bunun üzerine 10 yılda 15 bin 800 kilometre bölünmüş yol yaptık. Türkiye'de milletimizin literatüründe ulaşımda duble yol, diye bölünmüş yol diye bir şey yoktu. Bunu halkın bu noktada literatürüne AK Parti iktidarı koydu.

    Daha önce 6 il bölünmüş yolla birbirine bağlıydı, şimdi ise bunu 74 ile yaygınlaştırdık. Yenileme çalışmaları kapsamında 167 bin kilometreden fazla yolu modernize ettik.

    Bütün bu çalışmalarla karayollarındaki trafik kazası oranını 2003 yılına göre, geçen sene yüzde 41 oranında azaltmayı başardık.

    Otoyol çalışmalarını da yaygınlaştırdık. Gebze-İzmir otoyolunun ön çalışmaları sürüyor. İstanbul üçüncü boğaz köprüsünü ve bağlantılı 95 kilometrelik otoyolu 2015 yılında hizmete açacağız.

    "İSTEMEZÜK" DİYORLAR

    Ama Ana Muhalefet zihniyeti, yandaşları, hani o 'cumhuriyetçiyiz' diye yürüyenler var ya onlar buna da karşı çıktılar, 'üçüncü köprü nedir' dediler. Bu sabah bir gazete okudum, aman yarabbim. Taksim'de bir dernek kurmuşlar, hayırlı olsun. Nedir, Taksim Meydanı'ndaki şu anda yayalaştırma çalışması yapıyoruz ya trafiği alta alıyoruz ya 'istemezük' diyorlar. Cumhurbaşkanımızın eşine, eşime ve İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanımızın eşine çağrı yapıyorlarmış. 'Kadınlar bu konularda çok daha hassastır, lütfen bu işe müdahale edin' diye. Biz de tam aksine bu ülkede çocuğuyla kadınıyla herkesin çok daha huzurlu Taksim Meydanı'na çıkabilmesinin adımını atıyoruz. Be hey gafiller, biraz kendinize gelin. Ben doğma büyüme Kasımpaşalıyım, o Taksim'in çilesini bilirim, o Taksim'de nelerin olduğunu bilirim. Biz bunu düzeltmenin gayreti içindeyiz.

    Bu aşk, sevda işi. Ama bunların böyle bir derdi yok. Dünyada gelişmiş ülkeler büyük meydanlarıyla övünürler. İstanbul gibi bir şehrin bana söyleyebilir misiniz bir büyük meydanı var mı? Yok. Kadıköy'de, Kadıköy İskelesi'nin orada miting yaparlar. Orada miting yapılır mı? Neden? Elde bir şey yok onun için. Biz geçmişte Taksim Meydanı'nda mitinglerimizi yapardık, Sultanahmet Meydanı'nda yapardık. Ama biz oralarda mitinglerimizi yaptığımız zaman böyle bir insan sirkülasyonu, araç sirkülasyonu yoktu. Sultanahmet'te yoktu. Ama şimdi sen kalk, Sultanahmet'te hadi bakalım git orada sen miting yap. Buna nedir, bir, dünya turizmine Sultanahmet'i kapamaktır. Bütün trafik sistemini alt üst etmektir. Ondan sonra da biz burada özgürlük uğruna her şeyi yaparız. Yok böyle özgürlük olmaz. Çünkü özgürlük birilerinin özgürlük alanına girmek değildir. Devlete düşen de bu özgürlük davetlerini yapabilecekleri imkanları hazırlamaktır. Biz şimdi ne dedik. Kazlıçeşme. Orası bizim değil. Orası özele ait mülk, fakat orası çok büyük işler gördü. Pınarhisar'a giderken veda toplantımızı orada yaptık. Ama ondan sonra AK Parti'nin de bütün mitinglerini biz Kazlıçeşme'de yaptık ve 100 binleri orada toparladık. Diyoruz ki gelin Kazlıçeşme'de yapın, oraya gelmiyorlar, niye? Oraya gelecekleri anda kaybolacaklarını biliyorlar.

    İstanbul'da hem Avrupa hem Anadolu yakasında iki büyük meydan yapıyoruz. Yenikapı ve Küçükyalı'da yapımı süren meydanlar, 500 bin ila 1 milyon insanı alabilecek kapasitede olacak.

    Derdimiz, insanları rahatsız etmeyecek şekilde ulaşımın ve alanların gayet güzel olabildiği yerler. Bir de enteresan, Taksim ile ilgili bu beyefendiler diyorlar ki 'Daha önce Taksim Kışlası'nın olduğu yer şimdi artık Taksim'in tek yeşil alanı' diyorlar. Tamam da bunu yeşil alana dönüştürürken orada bir kültür yok edildi. Niye onun hesabını sormuyorsun onu yapanlara? Sorsan, o Taksim Kışlası'nın mimari olarak güzelliğini, bunu yazanlar görmemiştir, görmeden sadece yazıyor, çiziyor, konuşuyorlar ve bağırıp çağırıyorlar. Oranın yıllarca top sahası olarak kullanıldığından da belki haberi yoktur. Meşhur Taksim Stadı orasıydı. Şimdi aslı neyse bütün onların rölövelerini çıkartıp, o projeler üzerinden Taksim'e yakışır şekilde tekrar onu yapacağız. Artık bir kışla olarak değil ama bu mimari eser, orada çok daha farklı özelliklerle inşallah halkımıza ve tüm insanlığa hizmet verecek. Çünkü bu meydana gelenler, gelecekler onun önünde resimlerini çektirecekler, dünyanın değişik yerlerinden, ülkemden, hepsi. O kadar güzel. Ama işte bu muhalefet içinde bulunanların bunu da kabul etmeleri mümkün değil. Çünkü bu ülkede yeni bir şey yapılmasın veya tarih yeniden ayağa kaldırılmasın.

    MARMARAY SADECE TÜRKİYE'DE DEĞİL TÜM DÜNYADA SES GETİRECEK

    Marmaray ve Avrasya tünellerinden oluşan iki ayrı projeyle Avrupa ve Asya'yı denizin altından birbirine bağlayacağız. Marmaray'ı yaklaşık bir yıl sonra, Avrasya Tüneli'ni de 2015 yılında hizmete açmayı planlıyoruz

    Bunlar hep yerin altında. Yerin altında olduğu için vatandaş bunların farkında olmuyor. Onun için de dikkat ederseniz herkes minare yapar, kuyu yapmazlar. Çünkü kuyuyu kimse görmüyor. Ama minare yaptığı zaman 'filanca efendi bak minare yaptırmış, ne kadar güzel' diyorlar. Kuyu, onu görmedikleri için kimse ona hayır temennisinde bulunmuyor. İnşallah Marmaray, tüm bunlara rağmen sadece Türkiye'de değil dünyada ses getirecek

    Rize'yi Erzurum'a bağlayacak, yaklaşık 15 kilometre uzunluğundaki Türkiye'nin en uzun tüneli Ovit'i 2015'te tamamlayacağız.

    2009'da Ankara-Eskişehir hattını, geçen yıl ise Ankara-Konya hattını tamamlayarak hizmete açtık. Eskişehir-İstanbul, Ankara-Sivas hızlı tren hatlarının çalışmaları da sürüyor.

    "SAYIN KILIÇDAROĞLU, BUNLARI İYİ TAKİP ET"

    Ankara-İzmir hızlı tren hattının bir bölümünde inşaatın başladı, bir bölümünün proje çalışmaları da devam ediyor. Sayın Kılıçdaroğlu bunları iyi takip et. Bak gel neler yapılıyor neler ediliyor, bunları gör, bunlarda fayda var. Senin de heyecanın artabilir. Bunu özellikle istirham ediyorum, gel bunları takip et.

    Türkiye'nin en büyük banliyö işletmesi olan, milleti hep böyle maalesef aldatıyorlar, İzmir'deki İZBAN'ı Ulaştırma Bakanlığımızın ele alışıyla hizmete aldık, 2010'da. Ama çıkıp da Ulaştırma Bakanlığı'na bir teşekkürleri yok, tam aksine 'Biz yaptık' diye de doğru konuşmuyorlar.

    Ankara'da metro ve banliyö bağlantıları da olan modern bir hızlı tren garı inşa ediyoruz. Şu andaki garımızın çok çok fevkinde olan bir modern garı inşa ediyoruz. Bugüne kadar 6 bin 838 kilometre demiryolunu da yeniledik.

    MERKEL'DEN ORTAKLIK TEKLİFİ

    Hava ulaştırması alanında çok önemli ilerlemeler kaydettik. Almanya seyahatimizde Merkel bana şunu teklif etti, 'Lufthansa ile Türk Hava Yolları'nı ortak işletmeciliğe sokalım'. 'Tamam' dedim. Zaten bizim de şu anda projelerimizin içinde var ve Türk Hava Yollarımız ile Lufthansa böyle bir müşterek adım inşallah atabiliriz, atacağız.

    İstanbul'a üçüncü hava meydanını yapıyoruz. Bu da yıllık kapasitesi 100 milyon olan bir havalimanı. Şu anda proje uygulamasının yapılacağı alan bizce malum ve bunu da inşallah Avrupa- Asya yakasında oluşturacağımız iki şehirle bütünleştireceğimiz gibi Kanal İstanbul projesiyle de adeta birbirinin mütemmimi olarak gerçekleştireceğiz.

    Denizde inşa edilen ilk havalimanı Ordu-Giresun Havalimanı'nı 2014 yılında açacağız. Mersin-Adana arasındaki Çukurova Havalimanı'nı da süratle bitirip hizmete sunacağız.

    KENTSEL DÖNÜŞÜM

    TOKİ aracılığıyla Türkiye'de toplu konut alanında yeni bir dönem başladı. 81 il ve 800 ilçede yaklaşık 560 bin konut üretilmesine yönelik çalışma başlattık, yaklaşık 476 bini sosyal nitelikli olan bu konutlardan 438 binini çevre düzenlemesi ve sosyal tesisleriyle birlikte tamamlayıp sahiplerine teslim ettik.

    Kentsel yenileme projeleri kapsamında da 261 bin konutluk gecekondu dönüşüm çalışmalarını şu anda yürütüyoruz. TOKİ projeleri aracılığıyla doğrudan ya da dolaylı olarak 800 bin kişilik istihdam da ortaya çıktı.

    SOSYAL GÜVENLİK

    Sosyal güvenlik sistemini vatandaşın lehine olacak şekilde baştan sona yeniledik.

    Türkiye'de 2002 yılında sigortalı olarak çalışan sayısı 12 milyondu. Geçen yıl bu rakam 17 milyon 375'e, bu yıl da 18 milyon 430 bine yükseldi, bunlar takipler neticesinde yapıldı.

    İşçiden yana olanlar, emekçiden yana olanlar, sizlere sesleniyorum. Niye bugüne kadar memurlara toplu sözleşme hakkını vermediniz? Bu hakkı da biz verdik. Çalışmasını biz yaptık. Yasayı da biz çıkardık. İntibak kanununu da biz çıkardık.

    Tarımsal milli gelirimizi 62 milyar dolara çıkardık.  Bugün dünyanın 186 ülkesine tarım ürünü ihraç eden bir Türkiye var. Biz göreve geldiğimizde çiftçiye Ziraat Bankası'nın verdiği kredi faizi yüzde 59'du.

    Turizm gelirlerimizi 23 milyar dolar seviyesine çıkardık. Türkiye'ye gelen turist sayısı 2002'nin sonunda 13 milyon'du Şimdi ise 31,5 milyon. Bu yıl bu rakam inşallah biraz daha artacak.

    Tarihi eserlerin bakımı ve korunması bizim için çok önemli. TİKA aracılığıyla bizden önceki dönemde yürütülen proje sayısı 2241 iken, bizim yaptığımız projelerin sayısı 10 binin üzerine çıktı. 

    Bunlar lafla değil icraatla olur ve biz bu icraatları yapıyoruz. 

    Afrika'ya gidin orada TİKA'yı görürsünüz, Somali'ye gidin TİKA'yı görürsünüz. 

    Türkiye 85 milyon dolar kalkınma yardımı yaparken, şimdi 1 milyar 273 milyon dolar kalkınma yardımı yapıyor.

    Göreve geldiğimizde alan eldik, şimdi veren el olduk!

    Ekonomi alanında Türkiye'yi istitkrarlı büyümesi bakımından tüm dünyanın gıptayla izlediği bir ülke haline getirdik. Merkez Bankamızın döviz rezervi 10 yıl önce geldiğimizde 27 milyar dolardı şu anda 115 milyar dolar. IMF'ye olan borç göreve geldiğimizde 23,5 milyar dolardı şimdi 1,3 milyar dolar. Nisan ayında inşallah sıfırlıyoruz. Şu anda da bitiririz önemli değil, ama çok çok cüzi bir faizi var. IMF'ye biz 5 milyar dolar borç vereceğiz. İşte nereden nereye. Borç stokumuz yüzde 61,5'ti Borç yiğidin kamçısıdır hem biz borcu düşürüyoruz hem de yatırımlarla ekonomiyi büyütüyoruz devletin borçlanma faizi yüzde 63'tü. Bu para bizim vatandaşımızın cebinden çıkıyordu. Ceplerimizde modern hırsızlar vardı Şimdi sıkıysa karşılıksız para bassınlar. Şu 10 yıl içerisinde böyle bir şey asla olmamıştır. 

    Biz bu dönemde yüzde 9'la borçlanıyoruz. Bakın aradaki fark ne kadar büyük 

    Göreve geldiğimizde ihracat rakamı 36 milyar dolardı. Şimdi geldiğimiz noktada ise yüzde 12 artışla 148 milyar dolar. Geldiğimiz noktaya bakın.

    Partilerinin adında cumhuriyet adı var diye hepimize ait olan cumhuriyeti kendi tekeline alanlar geçmişte ülkeyi yönetlediler mi?  Onların zamanında Ziraat Bankası batıyordu. Şimdi dünyanın saygın bankaları arasında. Bunların Cumhuriyet dertleri olmadı. CHP'lilere bakardanız 1946'da Türkiye'yi çok partili hayata kendilerinin geçirdiğini söylerler. Ancak bu talep Menderes ve arkadaşlarının ortak hareketiyle başlamıştır. CHP'ye kalsa Türkiye hala milli şef despotizmiyle yönetiliyor olurdu. 

    Bunların, o ilk Meclis diye bir Meclis derdi olamaz. O, farklı bir Meclis. Bunlar, sadece kendilerine ait olmayan, bütün milletin sahiplendiği bir Cumhuriyet Bayramı kutlamasına tahammül edemiyorlar. Hatta bu tahammülsüzlük 1957 yılında Gaziantep'te belediye binasının önündeki Türk bayrağını indirip, yerine CHP bayrağı çekmeye kadar varmıştı. Bakın tablo bu kadar acı. CHP, demokrasi düşmanlığına, Cumhuriyet'i ve laikliği hep kalkan yapmıştır. CHP'nin zihniyeti budur.

    Türkiye'de milletin Cumhuriyet ile bir derdi, bir alıp veremediği yok. Cumhur, Cumhuriyet'ten memnun ama bunların cumhurla, halkla, milli iradeyle bir derdi var. Hazımsızlık millette değil milleti hor gören bu anlayışta. CHP bu ülkede sanki Cumhuriyet muhalifleri, rejim karşıtları varmış gibi korku pompalayarak demokrasi düşmanlığını gizlemenin çabası içinde olmuştur. Cumhuriyet adı altında kendini elit sayan bir avuç seçkinin kontrolünde vesayetçi bir sistemle milletin desteğine ihtiyaç duymadan ülkeyi yönetmek mümkün olabilir, ama demokratik cumhuriyette ülkeyi yönetmek için gücünüzü mutlaka milletten almak durumundasınız

    Halkı hor göremezsiniz. Demokrasiyle güçlendirilmiş bir cumhuriyette, vesayet rejimi içinde kendi grubunuz için bir saadet zinciri kuramazsınız. İşte bu CHP bu oyunun ya içinde, ya arkasında ya da alkış tutan olmuştur. İşbirlikçilik CHP'nin vazgeçemediği bir özelliktir. 

    Biz bu hizmetleri bu yatırımları yapabildiysek, ortaya koyduğumuz demokrasi mücadelesi sayesindedir. 

    Artık milletimizin bezginliği, mağdurluğu farklı bir heyecana dönüşmüştür. Şimdi CHP diyor ki AK Parti'nin kapatılma durumu söz konusu olursa ilk önce biz karşı çıkarız diyor. Ya dürüst olun be samimi olun be partiler kapatılmasın diye şu 26 maddenin içinde vardı. Neden karşı çıktınız? Neden Meclis'i terk ettiniz? BDP neden Meclis'i terk etti? Bizim de aramızda dönenler oldu  330'u yakalayamadık. Eğer yakalayabilseydik bugün partilerin kapatılması diye bir şey olmayacaktı. 

    Bunların sözüne nasıl güvenebilirsin Bunlar akşam başka sabah başka. 

    Yeni Anayasa hazırlıklarını büyük bir fırsat olarak görüyoruz. AK Parti olarak bu doğrultıda yapılacak olan çalışmalar her türlü desteği vereceğimizi bir kez daha ifade ediyoruz. 

    Dünyanın neresinde olursa olsun bütün mağdurların bütün mazlumların yanında olmayı ilke dedindik. Bugün Türkiye global düzeyde fikri alınan ülke haline geldi. 

    Hedef 52 Afrika ülkesinin tamamında büyükelçilikleri olan bir Türkiye.

    Somali'de yaşanan büyük insanlık dramına Türkiye olarak dikkatleri biz çektik. İnşallah Somali'ye yine aynen kendi kültürümüzü taşıyacak, çok büyük bir elçilik binası açacağız. Halkımızın destekleriyle elde ettiğimiz imkanlarla büyük bir hastaneyi inşallah Mogadişu'da hayata geçireceğiz.  

    Yine aynı şekilde Mymanmar'daki Arakan Müslümanlarına yapılan zulmü dünyanın gündemine bizler getirdik. Arakan'a her türlü yardımı yapıyoruz, yapmaya devam edeceğiz. Belki bizler de Arakan'a bir sürpriz her an yapabilir, bir ziyaret gerçekleştirebiliriz.

    Balkanlar'da sorunlar tümüyle çözülmüş değil, burası da gözlemimiz altında. 

    TERÖR

    Ülkemizdeki ekonomik ve sosyal kalkınmanın önündeki engel terördür. Ben Kürt kardeşlerimize buradan bir kez daha seslenmek istiyorum. Öldürülen teröristin ailesine devlet sahip çıktı ve o teröristin kardeşi hukuk fakültesinde okuyor. Biz sizi yaradandan ötürü seviyoruz. Ama siz insanlıktan nasibini almamış bu terör örgütüyle aranıza duvar örün, Bunlar sizi istismar ediyor. Terörün bu güne kadar bu ülkeye maliyeti 300-350 katrilyon! Bu rakamlar bu ülkeye hizmette kullanılmış olsaydı ah benim doğulu kardeşim o böyleye yatırım girer miydi girerdi, istihdam sorunu olur muydu muhtemelen kalmazdı. Hakkari'de havaalanı yapıyoruz bunlar engelliyor, biz yola devam ediyoruz. Şırnak'a havaalanı yapıyoruz bunlar yakıyor yıkıyorlar, ama biz yine de yola devam ediyoruz. Üniversite yakıyorlar, anaokulu yakıyorlar. Bunların insana değer vermek gibi bir durumu var mı yok. Bunlar çocukların okula gitmesini engelleyecek kadar merhametsizler, Bunların nesillerimizin geleceği açısından bir dertleri yok bunlar sadece vuracaklar yıkacaklar yakacaklar. Biz esrar tarlalarını yakınca tepki gösterdiler niye çünkü bunlar esrar tüccarı. Oradan teröre kaynak aktarıyorlar. Almanya'da Merkel'e de dedim, Almanya'nın göbeğinde çadır kuruyorlar, terörist başının posterini asıyorlar. Almanya'da zekat topluyorlar, Hac'a gönderiyorlar. Zerdüşt'ün hac diye bir şeyi olur mu? Bunların İslamla uzaktan yakından alakası olabilir mi? 

    Alternatif cuma namazları kılıyorlar, alternatif cumhuriyetçiler gibi.

    Ne devletin ne Cumhuriyet'in bekçiye ihtiyacı yoktur ne de milletin mürebbiyeye, dadıya ihtiyacı yoktur. Bu aziz millet, kendi cumhuriyetini, kendi devletini koruyabilecek iradeye, güce evelallah sahiptir. Bu güç bu millette olmasaydı bugün biz burada olmazdık. Ülkemizde demokratik cumhuriyetin korunmaya değil yaşatılmaya, güçlenmeye, güçlendirilmeye ihtiyacı var. 

    Büyük bedeller karşılığında vatan yaptığımız bu ülke, bu topraklar üzerinde kurduğumuz son devlet Türkiye Cumhuriyeti, bizim namusumuzdur, onurumuzdur, haysiyetimizdir. Kimse bizim bu değerlerimize el uzatamaz, göz koyamaz. Bin yıllık mücadelenin simgesi olan ay-yıldızlı bayrağımızın rengi, mürekkep kırmızısı değil, kan kırmızısıdır

    Ne demiş Arif Nihat Asya, 

    Ey mavi göklerin beyaz ve kızıl süsü 
    Kız kardeşimizin gelinliği
    Ey, mavi göklerin beyaz ve kızıl süsü,
    Kızkardeşimin gelinliği,
    Şehidimin son örtüsü!
    Işık ışık, dalga dalga bayrağım,
    Senin destanını okudum, senin destanını yazacağım

    Biz bu ay-yıldızlı bayrağın destanını okuyarak bu günlere geldik, bundan sonra da bu destanı okuyarak yolumuza devam edeceğiz.

    Dalgalandığın yerde ne korku, ne keder
    Gölgende bana da, bana da yer ver !
    Sabah olmasın, günler doğmasın ne çıkar.
    Yurda ay yıldızın ışığı yeter.

    Ay-yıldızlı bayrağımızın ışığını ne terör örgütünün kurşunları bombaları söndürebilir. 

    Biz ülkemizi 81 vilayeti, 75 milyon vatandaşıyla seviyoruz. 

    TERÖRİST BAŞINI EVİNE YOLLAMAYIZ!

    Siz bunu bize şantaja dönüştürmeyin. Çünkü biz, sizin söylemenizle bu tür eylemi yapmanızla terörist başını oradan çıkartıp evine göndermeyiz. Yok böyle bir şey. Bu ülkede on binlerce insanın ölümüne vesile olan bir terörist başına idam verilmiştir, ama bu ülke, birilerinin bazı malum yerlerin baskılarıyla idamı dahi kaldırmıştır. İdamı kaldırmak suretiyle şu anda İmralı'da yatmaktadır. Şu anda birçok insanımız kamuoyu araştırmalarında idam yeniden gelsin diyor. Çünkü öldürülenin yakınlarının canı yanıyor. Diğeri işte gidiyor kebap partilerinde gününü gün ediyor.  

    ERDOĞAN: ÖCALAN AİLESİYLE GÖRÜŞEBİLİR

    Başbakan Erdoğan ın Kızılcahamam kampı konuşması #3

    Ölümler üzerinden hesap yapanların, çözüm diye bir derdi yoktur. Biz herhangi bir tuzağa da bu konuda düşmeyiz. 

    Bakın terörist başıyla açık net söylüyorum ailesi ve yakınları görüşmek istediği sürece görüşmeye devam edebilirler, herhangi bir engel yoktur, ama avukatlar noktasında onu bir kenara koyun. Ailesi ve yakınları istedikleri zaman görüşebilirler, ancak ya kendisi istemiyor ya da yakınları gitmiyor. Ne zaman isterlerse biz göndeririz. Bir kısıtlama yok. Açlık grevlerindekilerin canı da devlete aittir, bize aittir. Biz hiç kimsenin durup dururken ölmesine göz yummayız. 

    Bugün AK Parti'siz bir dünya düşünenler var.  Aç tavuk kendini buğday ambarında sanırmış. Boşuna beklemesinler. Bizi kimse sindiremez. Biz manşetlerle çarpışa çarpışa bugünlere geldik. Herkesin bir hesabı olabilir, ama unutmayın en büyük hesap Allah'adır."

    Başbakan Erdoğan, konuşmasına Necip Fazıl Kısakürek'in şu dizeleriyle son verdi. 

    "Mehmed'im sevinin başlar yüksekte;
    Ölsek de sevinin, eve dönsek de.
    Sanma bu tekerlek kalır tümsekte...
    Yarın elbet bizim, elbet bizimdir.
    Gün doğmuş, gün batmış ebed bizimdir."

    İlginizi Çekebilir

    Görüş Bildir