Euro
9.719
0.23%
Dolar
8.111
0.07%
Altın
454.36
-0.12%
Borsa
1.378
0%
Bitcoin
515.290
4.41%
10ºC
İstanbul
Kısmen güneşli 10 C
    Başbakan Erdoğan'ın son parti grubu konuşması

    Başbakan Erdoğan'ın son parti grubu konuşması

    Rahatsızlığı nedeniyle geçtiğimiz hafta parti gurubu konuşmasını gerçekleştiremeyen Erdoğan bu hafta guruba seslendi.
    • 19.03.2013 - 11:16

    Başbakan Erdoğan ın son parti grubu konuşması #1

    Soğuk algınlığı nedeniyle geçtiğimiz hafta AK Parti grubunu iptal eden Başbakan Recep Tayyip Erdoğan, bu hafta sıcak gündemle ilgili önemli açıklamalarda bulundu. Parti grubu konuşması öncesinde CHP'den istifa eden Adıyaman Milletvekili Salih Fırat'a AK Parti rozeti takan Erdoğan "CHP'den aramıza katılan Salih Fırat kardeşimize ailenize ailemize hoş geldiniz diyorum. 76 milyonun kucaklaşacağı bir çatı altında hep birlikte bu siyaseti gerçekleştireceğiz." diye konuştu.

    BDP'li Emine Ayna'nın 'Türk askerleri boşuna öldü' sözlerine çok sert çıkan Başbakan Erdoğan, İstiklal Marşı'nın son dört kıtasını okuyarak Ayna'ya yüklendi. AK Parti grubu İstiklal Marşı dizeleri sonrası uzun süre Başbakan Erdoğan'ı ayakta alkışladı. 

    Erdoğan'ın hedefinde MHP lideri Devlet Bahçeli ve CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu da vardı.

    İşte Erdoğan'ın açıklamalarından satır başları

    BİR REKORA DAHA ULAŞTIK

    Geçen hafta soğuk algınlığım nedeniyle grup toplantımızı gerçekleştiremedik. Bu arada bugün gerçekten çok farklı çok anlamlı bir rekora hep birlikte ulaşmış bulunuyoruz. 10 yıllık iktidarımız döneminde her alanda tarihi rekorların sahibi olduk. Bugün de AK Parti ve hükümetimiz adına bir rekoru daha egale ediyoruz. Merhum Adnan Menderes 10 yıl 5 gün iktidarda kalmıştı. Biz bugün bu rekoru aşıyor, çok partili dönemde en uzun süre ardı arkası kesilmeden iktidarda kalma rekorunu elde etmiş bulunuyoruz. Merhum Menderes ve arkadaşlarını rahmetle yadediyorum.

    Pazar günü normal mesaimize başladık. Çanakkale'de önce Biga ilçesine gittik. Orada Biga Belediyemizin hayırseverlerimizin 40 milyon tutarındaki 16 ayrı açılışını gerçekleştirdik. İçtaş özel sektörümüzün güçlü bir kuruluşu. Biga'ya yaptıkları 2 milyar dolarlık yatırımı bakan arkadaşlarımızın katılımıyla hizmete aldık. Buradan İçtaş yönetimine özel bir ziyaret gerçekleştireceğimizi ifade etmek istiyorum. Biga'dan Çan ilçesine geçtik. 10 bini aşkın kardeşimiz bizi bekliyordu. Oraya gidene kadar da bir iki eve uğramak suretiyle eski vefalı dostlarımıza ziyaret gerçekleştirdik. Onlarla beraber yola çıkmıştık. 30 yıllık dostluğumuz kardeşliğimiz vardı. Onlara uğramak suretiyle tarihi birlikte yad ettik.

    Ardından ARGE merkezini açtık. Kale grubunun önemli ARGE merkezlerinden biri. Seramik noktasında büyük bir deneyimi var. Çan ve Çanakkale'de bu konuda ciddi yatırımlar var. 

    Dün 18 Mart Çanakkele'de deniz zaferimizin 98. yıl dönümünü büyük bir coşkuyla tekrar kutladık. Sabah saatlerinde stadyumda resmi törenlere katıldık. Bütün tribünler doluydu. Bu coşkuyu orada ülkemizin değişik yerlerinden gelen vatandaşlarımızla yad ettik. 

    ÇANAKKALE, TARİMİZE DAMGA VURAN BİR ZAFER

    Şehit torunlarıyla, alkanlardan orta doğudan gelen misafirlerimizle bir araya geldik. Çanakkale Destanı'nı tüm yurda tanıtmak maksadıyla kapsamlı bir proje başlattık. Çanakkale'ye gidemeyen vatandaşlarımıza sergiler, belgeseller yoluyla Çanakkale ruhunu aktarıyoruz. 81 vilayetimizden gelen şehit torunları ile Çanakkale'de bir araya geldik. Öğleden sonra Gelibolu'daki resmi törene katıldık. Diyanet İşleri Başkanlığı'na özellikle teşekkür ediyorum. 250 binin üzerinde hadis-i şerif okundu. Bu da bizim için oldukça anlamlıydı. Anzaklar geliyor orada dualarını yapıyorlar. Bu gerçekleştiği için ayrıca mutluyum. Bundan sonra da bu böyle devam edecektir. Burada şu hususu ifade etmek durumundayım. Millet olarak tarihimizde çok önemli dönüm noktaları var.

    Malazgirt Savaşı, Çaldıran Savaşı, Mohaç Savaşı, bizim tarihimizde önemli yere sahip savaşlardır. Çanakkale Savaşı da tarihimize damga vuran bir zaferdi. 

    MİLLET ÇANAKKALE RUHUDUR

    Dünyanın en modern orduları Çanakkale'de kesin yenilgiye uğratılmıştır. Düşman saldırıyor gülle gülle, batarya batarya diye; Mehmetçik saldırıyor Allah Allah, vatan vatan diye. Onların tüm orantısız güçlerine rağmen Mehmet'in imkanları belliydi. Ama bir şey vardı ki o aşılmazdı. Çanakkale Savaşı bir zafer olmaktan öte Kurtuluş Savaşı'nın bir girizgahı olmuştur. Görebilenler için bizim millet vasfını perçinlediğimiz millet tarifi yaptığımız yer olmuştur. Millet Çanakkale ruhudur diye cevap verdik. Bundan sonra da biz milleti böyle tanımlayacağız. Çanakkale Destanı tek bir ırkın, tek bir kavmin yazdığı bir destan değildir. Eğer o şehitlik ziyaret edilirse, kimler buraya gelmiş onu görürsünüz. Orada Şam'ı, Kosava'yı Halep'i, Humus'u görürsünüz. Onlar oralardan çıktılar, buraya geldiler ve yedi düvele karşı mücadele verdiler. Çanakkale, bizim millet tarifimizi yapan, bizi kardeş kılan, ufkumuzu aydınlatan bir zaferdir. AK Parti olarak Çanakkale Destanı'na sahip çıkmaya devam edeceğiz.

    ÇANAKKALE BİZİM İÇİN HEP AYRI BİR ÖNEME SAHİPTİ

    İlk gençlik yıllarımızdan itibaren Çanakkale bizim için hep ayrı bir öneme sahipti. İmam Hatip öğrencisiyken hocalarımız bize bazı bilgiler veriridi. Bu işler niye böyle, bu işin aslı neydi? Allah lütfetti ve bu ülkenin yönetimine geldik ve Beşir Atalay Bey koordinatörlüğünde Kültür Bakanlığı ile bir çalışma başlattık. Yol mol yoktu. Kabristan falan şehitlik yoktu. Sadece çorak bir yapı. Tam manasıyla mezar ve projeler yapıldı, adımlar atıldı. Şu andaki yapıya geldi, ama daha yapılacak işler var. Çanakkale Valiliği bu işleri daha da sıkı tutacak ve oralarda otel yatırımları da yapalım istiyoruz. Şehitler abidesi yıkılıyordu. Yaptığımız tamiratla o proje ile orayı güçlendirdik. Şehitler abidesini Yahya Çavuş Tabyasını hep bu süreçte restore ettik. Gelibolu'da 35 ayrı şehitlik tespit ettik. Geçen yıl 18 Mart törenlerine katılamamıştık. Haziran ayında Gelibolu'da 80 milyon TL ile tamamladığımız bir tanıtım merkezi yaptık. Şu anda Çanakkale'ye ziyaret yıllık 2 milyonun altına düşmüyor. Düşman askerlerinin mezarlarını görenler o zamanlar büyük bir burukluk yaşıyordu. Ancak artık bu şehitlikler baştan sonra düzenlendi. 

    Çanakkale şehitlerine dar gelmeyecek bir makber kazmak asla mümkün değil. Onların hatırası için ne yaparsak yapalım mümkün değil. Biz o şehitler üzerinden hamaset üreten olmadık. Biz onların hatırasını yaşatmanın, onların aydınlattığı yolda ilerlemenin gayretinde olduk, olacağız. Sadece Çanakkale'deki şehitliklere sahip çıkmakla kalmadık. Dumlupınar'dan Sarıkamış'a değil, Kudüs'ten Zigetvar'a Saraybosna'ya kadar nerede şehidimiz varsa oraya ulaştık,  o şehitliklere de sahip çıktık.

    Türkmenistan Başbakanı kendi isteği üzerine, Türkmenistan'ın Mern şehrinde bulunan Alparslan'ın mezarını tespit edip, orada bir türbe yapılması çalışmasına başladık. Sultan Alparslan'ın hatırasına yaraşır bir türbeyi orada inşaa edeceğiz.

    EMİNE AYNA'YA İSTİKLAL MARŞI İLE CEVAP

    Geçtiğimiz hafta içinde ülkemiz için çok anlamlı bir günü geride bıraktık. Bundan 92 yıl evvel 1921'de bir 12 Mart günü İstiklal Marşı milli marşımız olarak kabul edildi. Hamdullah Suphi Tanrıöver, seçim size aittir diyerek İstiklal Marşı'nın tamamını okudu. Buradan İstiklal Marşı'nın son dört kıtasını okumak istiyorum. 'Türk askeri boşuna öldü' diyen bazı kendini bilmezlerin, bazı densizlerin 76 milyonun ortak hissiyatını bir kez daha anlamalarını istiyorum. Onlar peygamberlikten sonra en büyük mertebeye ulaşmış, ölü olmayan dirilerdir. Kalbinde insan sevgisi olmayanlar, onların boşuna öldüğü iddiasıyla ancak kendilerini alçaltırlar. Bu ülkede şehitler sayesinde alçaklar yurdumuza uğramadı hiçbir zaman da alçaklar uğramayacak. 

    Kim bu cennet vatanın uğruna olmaz ki feda?
    Şühedâ fışkıracak toprağı sıksan, şühedâ!
    Cânı, cânânı, bütün varımı alsın da Hudâ,
    Etmesin tek vatanımdan beni dünyâda cüdâ.

    Rûhumun senden İlahî, şudur ancak emeli:
    Değmesin ma' bedimin göğsüne nâ-mahrem eli!
    Bu ezanlar-ki şehâdetleri dinin temeli-
    Ebedî yurdumun üstünde benim inlemeli.

    O zaman vecd ile bin secde eder -varsa- taşım.
    Her cerîhamdan, İlâhî, boşanıp kanlı yaşım;
    Fışkırır rûh-ı mücerred gibi yerden na'şım;
    O zaman yükselerek arşa değer belki başım!

    Dalgalan sen de şafaklar gibi ey şanlı hilâl!
    Olsun artık dökülen kanlarımın hepsi helâl.
    Ebediyyen sana yok, ırkıma yok izmihlâl;
    Hakkıdır, hür yaşamış, bayrağımın hürriyet,
    Hakkıdır, Hakk'a tapan milletimin istiklâl!

    Mehmet Akif Ersoy'u bizlere böyle muhteşem mısralar yazdığı için tekrar rahmetle minnetle yad ediyorum. 12 Mart 1921'de bu marşı kabul eden, bu marşın hissiyatını yüreğinde hisseden Türkiye Büyük Millet Meclisi heyetini de rahmetle minnetle yad ediyorum. Allah bir daha bu ülkeye Akif'in ifadesiyle İstiklal Marşı yazdırmayı gerektirecek şartlar oluşturmasın diye dua ediyorum. 

    DOKTORLARA MESAİ MÜJDESİ

    14 Mart Tıp Bayramı kapsamında düzenlenen törene de maalesef katılamadım. Bu vesile ile tüm tıp çalışanlarımızın Tıp Bayramı'nı kutluyorum. Üniversite hocalarımızı çok yakından etkileyen bir projeyi buradan aktarmak istiyorum. Tam Gün sistemini 2 yıldır sürdürüyoruz. Süreç içinde çıkan ihtiyaçları tespit ettik ve bu aksamaları ortadan kaldırmak için adım attık, atıyoruz. Yapacağımız yasal bir düzenleme ile üniversite hocalarımızın mesailerinin bitiminde hizmet vermelerinin önünü açan bir düzenleme yapıyoruz. Mesai sonrası hizmet alan hastanın ödediği paranın bir kısmı doktorumuza bir kısmı da hastane bütçesine aktarılacak.

    Almanya'da 7 yavrumuz ve annesi vefat etti. Tahsis ettiğimiz özel uçakla cenazelerimiz Afyon'a getirildi. Oradaki törene arkadaşlarımız, milletvekilleriyle birlikte katıldı

    İnsanlık tarihine kanlı bir katliam olarak geçen Halepçe Katliamı çeşitli etkinlikle anıldı. 25 yıl önce Halepçe'ye atılan kimyasal silahla masum kadın ve çocuklar katledildi. Şehit edilen binlerce kardeşimizi de rahmetle anıyorum; buna benzer insanlık dışı saldırıların yaşanmaması için mücadele edeceğimizi ifade ediyorum.

    ORTADOĞU'DA BÜYÜK KATLİAMLARA ŞAHİT OLDUK

    Ortadoğu'da Kerbela'dan ders çıkarmak gerekirken yüzyıllar boyunca bu acı tekrar tekrar yaşandı. Son 30 - 35 yıl içinde büyük katliamlara şahit olduk. Tıpkı Kerbela gibi bu katliamlardan da ders almadık. BM başta olmak üzere bu katliamlar kurumların dikkatini çekmedi. 3 gün önce Suriye'deki olaylar iki yılını doldurdu. 70 binden fazla insan hayatını kaybetti. Yaklaşık 250 bin kişi tutuklu ya da kayıp, akıbetleri bilinmiyor. Yaklaşık 1 milyon kişi ülkesini terk ederek komşu ülkelere sürüldü. Yerlerinden edilen insan sayısı 2 milyonu geçti. Türkiye, Suriye'de yaşanan olaylarda en küçük bir dahli olmayan bu olayların çıkmaması için, çıktıktan sonra da samimi çaba sarf eden bir ülke olmuştur. 

    CHP, KATLİAMCI REJİMİN YANINDAN AYRILMIYOR

    Bir rejimin, elindeki silahları masum insanlara doğrulmasına sessiz kalamayız. Değişen, kötü niyetli hale gelen düşmanca faaliyetler karşısında sessiz kalamayız. Suriye halkıyla dayanışmayı güçlendirmeye çalışırken, CHP bizim dış politikada eksen kaydırdığımızı iddia ediyordu. Bugün aynı CHP katlimacı bir rejimin yanından ayrılmıyor. Kim bu diktatör, 70 bin kişiyi katletmiş. Bizim uçağımızı düşürmüş. CHP, bir taraftan da her ay fotoğraf çektirmeye gidiyor. Akçakale şehitlerini ziyaret ediyorsun, sonra eli kanlı diktatörle yan yana fotoğraflarını görüyoruz. Geçmişte de CHP diktatörlerle fotoğraf çektirmeyi çok seviyordu.

    Biz kanı durdurmak için uğraşırken, Suriye'deki bir diktatörün sırtını sıvazlamaktan vazgeçmiyorlar. Yarın diktatör gittiğinde CHP Suriye halkının yüzüne nasıl bakacak. Diyarbakır'a gidemeyen CHP, her ay diktatörün yanına gidiyor. 

    BUNLAR RAKIYI SUYLA İÇİYORLAR, SONRA TULUMA GAYDA DİYORLAR

    Cilvegözü saldırısının arkasından Suriye devleti ve Suriye istihbaratı çıktı. Ama CHP bunun hesabını nasıl verecek. CHP bunu Türkiye'ye izah edecek. Her fırsatta 'Biz Atatürk'ün kurduğu partiyiz' diyorlar. CHP şu anda düşmanımın düşmanı dostumdur politikasını uyguluyor. Esad, hem kendi halkının hem de Türkiye halkının düşmanıdır. CHP içinde öyleleri var ki, yarın bir düşman gözünü topraklarımıza dikse, gider onların boynuna sarılırlar. Kiminle hangi karede yer aldıklarını bilmiyorlar. Bunların ne içtiklerini gerçekten merak ediyorum. Meğer rakıyı su ile içiyorlarmış. Diyorum ki siz böyle içmeye devam ederseniz Rize'nin tulumuna da gayda dersiniz. Ben Mardin'de söylediğimi Rize'de de söylerim, ama sen Rize diye İskoçya'ya gidersin.

    BİZ TÜRKİYE'NİN PARTİSİYİZ

    30 yıldır süren provokasyonlara rağmen milletimiz nifak tohumlarına prim vermeden kardeşliğini muhafaza ediyor. AK Parti bu kardeşliğin bi tezahürü olarak kuruldu. Mardin'de nasıl karşılanıyorsak Kayseri'de de öyle kucaklanıyoruz. Biz Türkiye'nin partisi olduğumuz için, terör sorununu çözmeyi bir görev olarak görüyoruz. Doğu'da ve Güneydoğu'da CHP ve MHP diye bir parti yok. Diğer bölgelerinde BDP diye bir parti yok. Ama Türkiye'nin her yerinde bir gönül, bir erdemliler hareketi var. Kardeşlerim, MHP'ye bütün bu sorunlarda hiçbir şey terör noktasında fayda getirmez. Şu ülkenin gündeminden terör ve siyasi Kürtçülük meselesini alırsanız ne kalır? Ellerinde sadece siyasi Kürtçülük ve terör meselesi var. 10 yıldır hep aynı nakaratı söylediler. Bugüne kadar biz yaptığımız her reform sonrası 'Bölünüyoruz' dediler. Herkes dualarla bu çözüm sürecinin arkasında olduklarını söylüyor. Türkiye, CHP ve MHP'nin zihnindeki kadar küçük bir ülke değil. Türkiye, pamuk ipliğiyle örülmüş bir ülke değildir. Türkiye, korkak ürkek siyasetçilere göre bir ülke değil.

    EĞER UTANÇ BELGESİ İSTİYORSAN DERSİM BELGELERİNE BAK

    İmralı'nın ifadelerinin gazetelerde yer aldığını söyleyen CHP lideri, Cumhuriyet tarihinin utanç verici belgeleri dedi. Birincisi onlar belge değildir. Eğer utanç belgesi arıyorsan Dersim'de katledilen çocukları evinden yurdundan kovduğunu gösteren belgelere bak, 12 Eylül'e bak, 27 Mayıs'a bak, Menderes ve arkadaşlarının idamlarına sessiz kalan partine bak. Konuşamazsın buralarda, partinin geçmişi var. 

    TAVİZ VERME, GERİ ADIM ATMA ASLA SÖZ KONUSU DEĞİL

    Son derece hassas bir süreçten geçiyoruz, biz sırtımızda yumurta küfesi taşıyoruz. Bir cerrah dikkatiyle, kırmadan dökmeden çözmenin mücadelesi içindeyiz. Diğer partiler, bölge partileri olduğu için sorumsuzca hareket ediyorlar. Adeta sırattan geçiyoruz, adeta keskin bir bıçağın üzerinde yürüyoruz. Asla bir pazarlık içinde değiliz, olmadık, olmayız. Bir taviz verme, bir geri adım asla söz konusu değil. Sayın Bahçeli, şehitlerimizin konumunu anlama kıratımız kadar, senin kıratın yok! Bunu da böyle bilmeni istiyorum. Öyle ağır hakaretlerle de hiçbir zaman kendine haklılık payı çıkarmaya kalkma! Bu millet seni de bilir, bizi de bilir. Bu ülkeyi nasıl çökerttiğiniz, nasıl yolsuzluklara pirim verdiğinizi iyi bilir. Bizi delikli kuruşa muhtaç ettiğinizi bu millet iyi bilir.

    HERKESE İNAT BİZ BU MESELEYİ ÇÖZECEĞİZ

    Bir yandan çözüme destek veriyormuş gibi görünüp fitne peşinde koşan, kan tacirlerine karşı mücadele veriyoruz. Siyasetini terörün üzerine kurmuş MHP, CHP ve BDP ve terör baronlarına inat biz bu meseleyi çözeceğiz. Milletimiz şunu bilsin ki milletten gizli bir şey olamaz. Açıklanacak bir konu olduğunda biz onu açıklarız. Sürecin hassasiyeti nedeniyle az konuşuyor olabiliriz. Yeri geldiğinde bunlar açıklanır. Ne yapıyorsak sadece millet için, büyük Türkiye için bu adımı atıyoruz. 

    Siirt'te çok özel bir hanım kardeşimize plaket verdim. Siirt'te 100 merminin sıkıldığı bir araçta 4 bayan kardeşimiz şehit olmuş, 2 bayan kardeşimiz de yaralanmıştı. Sevgili Nuran kardeşimiz bizden bu meseleyi çözmemizi istedi. Diğer Gülcan kardeşimizi de ziyaret ettik. Gülcan kardeşimiz de bu meseleyi çözmemizi istedi. Siirt'te bir kız kardeşimizden Türkçe, Kürtçe ve Arapça türkü dinledik. Gazi Nuran ve Gülcan için, bu ülkenin tüm gazileri, tüm şehitleri, yüreği yaralı anaları için biz rabbimizin yardımıyla bu sorunu çözeceğiz. Bu ülkenin çocuklarına, annelerine sözümüz var. Bedeli ne olursa olsun baldıran zehri de olsa içeceğiz, ama bu sorunu çözeceğiz. Çanakkale şehitlerine sözümüz var. Allah'ın izniyle ve milletimizin hayır duasıyla siysasi Kürtçülük ve terör meselesini çözeceğiz.

    Mart ayı sadece acı yıl dönümleriyle anılmış değil. Nice elim olaylara rağmen mart, baharın müjdelendiği aydır. Dirilişin, uyanışın, umudun adıdır. Nevroz'un bu umutla kutlanmasını canı gönülden arzu ediyoruz. Bu Nevruz gülen yüzlerin arttığı, zirve yaptığı bir ay olsun.

    İlginizi Çekebilir

    Görüş Bildir