Euro
10.0268
0.22%
Dolar
8.234
-0.43%
Altın
484.93
0.49%
Borsa
1.441
0.95%
Bitcoin
477.979
2.68%
19ºC
İstanbul
Çok bulutlu 19 C

    Kılıçdaroğlu: Yargıçlarla tavla pulu gibi oynuyorlar

    Kılıçdaroğlu, "Yargıçlarla tavla pulu gibi Türkiye genelinde oynayabilirler. Sağa sola sürebilirler" dedi.
    • 29.01.2012 - 18:17
    Kılıçdaroğlu: Yargıçlarla tavla pulu gibi oynuyorlar

    Kılıçdaroğlu: Yargıçlarla tavla pulu gibi oynuyorlar #1

    CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, AKP iktidarının post modern diktatörlük anlayışı ile hareket ettiğini, yargıçların yargıçlık yapmaktan, gazetecilerin yazmaktan korktuğunu ifade etti. Kılıçdaroğlu, "Yargıçlarla tavla pulu gibi Türkiye genelinde oynayabilirler. Sağa sola sürebilirler" derken, yeniden ulusal bir kurtuluş hareketi başlatılması gerektiğini söyledi.

    Postmodern diktatörlük

    Kılıçdaroğlu, partisinin Eryaman irtibat bürosunun açılışının ardından parti otobüsünde beraberindeki bir grup gazetecinin sorularını yanıtladı. Deniz Feneri e.V. bağlantılı soruşturmadan alınan 3 cumhuriyet savcısı hakkında Sincan Cumhuriyet Savcılığı'nca hapis istemiyle hazırlanan iddianamenin hatırlatılması ve değerlendirmesinin sorulması üzerine Kılıçdaroğlu, savcıların kendilerine göre hukukun gerektirdiği kurallar içinde soruşturma yaptığını, ancak bir süre sonra görevlerinden alındıklarını söyledi. Kılıçdaroğlu, şöyle konuştu:

    "Önümüze haklı hiçbir gerekçe konmadı bu konuda. 'Efendim işte bir mahkeme kararında oynanmış, belli yerler kapatılmış'. İyi de bu öteden beri yargıda süregelen bir uygulama. Kaldı ki kapatan bir kişi. Niye üçünü görevden alıyorsun? Bunun da yanıtı verilmedi? Şimdi geldiğimiz bu noktada da hapis cezalarıyla yargılanmak üzere haklarında iddianame hazırlanıyor. Hukuk adına bu kadar büyük bir ayıp yapılmaz. Yasadışı telefon dinlemeler hükümetin koruması altında, yasa dışı belge düzenleyenler hükümetin koruması altında. Bütün bunlara hiç ses çıkarılmıyor da üç tane savcı 'niye bu soruşturmayı bu noktaya getirdiniz, delilleri topladınız?' diye... Onlar şimdi hapisle yargılanıyorlar. Bunun hukukta yeri yoktur. Bu ancak diktatörlüklerde rastlanan bir olaydır. Zaten biz de bugünkü yönetime 'postmodern diktatörlük' diyoruz."

    Kılıçdaroğlu, Eski Genel Başkanla ilgili soruşturmanın özel yetkili mahkemelere verilmesinin ardından yaptığı açıklamanın hatırlatılması üzerine de "Benim özel yetkili mahkemelerin bugüne kadar ortaya koyduğu uygulamalardan farklı bir sonuç çıkmayacağını, yine isimsiz ihbar mektupları, gizli tanıklarla olayın sulandırılacağı yönünde kanaatim var. O kanaati dile getirdim" ifadesini kullandı.

    Özel yetkili mahkemelerin bugüne kadar yaptığı uygulamaların açıkça görüldüğünü belirten Kılıçadroğlu, "siyasi otoritenin emrine giren yargının sağlıklı karar veremeyeceğini" söyledi.

    Irak sınırındaki olay

    Kılıçdaroğlu, Irak sınırındaki olayda istihbaratı kimin verdiğine ilişkin herhangi bir yeni bilginin olup olmadığına ilişkin soruyu da yanıtladı. İstihbaratın yabancı bir ülke tarafından verildiğinin açık olduğunu belirten Kılıçdaroğlu, şunları kaydetti:

    "Bütün mesele şu; alınan istihbarat yabancı kaynaklı olduğu artık yüzde 100 kesin. Bu konuda hiçbir tereddüt yok. Niçin bir değerlendirmeye tabi tutulmadı, bu istihbarat yüzde 100 niçin doğru kabul edildi? Genelkurmay 'bana istihbarat geldi' diyor. MİT 'Ben vermedim' diyor. O zaman hükümete düşen bir tek şey var, bu istihbaratın hangi kaynaktan geldiğini çıkıp kamuoyuyla paylaşması lazım. Bizim de görmemiz lazım ama hükümet bunu açıklayamaz. Neden açıklayamaz? Çünkü kendi güvenliğini yabancı istihbarat örgütlerinin emrine veren bir hükümet, böyle bir açıklamayı yapamaz. Vahim olan asıl nokta budur."

    Kılıçdaroğlu, bir gazetecinin "Siz bu noktada mı operasyon emrinin Başbakan ya da hükümet tarafından verildiğini düşünüyorsunuz?" sorusuna da "Hayır. Sınır ötesi operasyon hükümetin yetkisinde. Parlamento bu yetkiyi hükümete verdi. Dolayısıyla sınır ötesi operasyonu yapan, talimatı veren siyasi iktidardır. Yetkiyi veren parlamentodur. Geldiler, parlamento yetkiyi verdi. O yetki çerçevesinde hükümet yeri zamanı geldiğinde kullanıyor bu yetkiyi. Burada da istihbarat geldi, yabancı kaynaklı bir istihbarat bu, bunun gereği için talimat verildi. Ordu da gitti yaptı. O nedenle Hükümet orduya bir şey diyemiyor. MİT'in de böyle bir istihbarat vermediğini önce Başbakan açıkladı. 'MİT bu konuda istihbarat vermemiştir. Bu konuda açıklama yapacak' diye. Genelkurmay, operasyonun hemen sonrasında bir açıklama yaptı. 'Bize istihbarat geldi, biz de gereğini yaptık' diye" şeklinde konuştu.

    Tüzük kurultayı

    Kılıçdaroğlu, gazetecilerin CHP'nin 26 Şubat'ta yapılacak olağanüstü tüzük kurultayına ilişkin sorularını da yanıtladı.

    Kurultayın bir şölen havasında gerçekleşeceğini, partinin daha demokratik bir tüzüğe kavuşturulacağını belirten Kılıçdaroğlu, demokrasi isteyen ve demokrasiye bu kadar vurgu yapan bir siyasi partinin tüzüğünün de demokratik olması gerektiğini kaydetti.

    Genel merkez yönetiminin, tüzüğün tamamına ilişkin çalışma yürütüğünü kaydeden Kılıçdaroğlu, sağlıklı bir değişim için il ve ilçe örgütlerinin yeni tüzüğe katkı vermesini sağladıklarını, çalışmaların bu kapsamda yürütüldüğünü anlattı.

    Kılıçdaroğlu, "Muhalif kanadın talepleri doğrultusunda mı 26 Şubat olarak karar aldınız yoksa siz, kendi gündeminizle mi ilgili aldınız" sorusunu yanıtlarken de "Bu kendi gündemimizle ilgili bir talep. Genel Başkan olarak tüzük bana kurultayı özel gündemle olağanüstü çağrı yapma yetkisi veriyor. Ben de bu yetkimi kullanarak 26 Şubat'ta çağrı yaptım" dedi.

    "Size gelen 10 maddelik talebe ilişkin bir karar değildi bu 26 Şubat öyle mi?" sorusuna ise Kılıçdaroğlu, "Hayır değil" karşılığını verdi. Kılıçdaroğlu, "Ona ilişkin bir karar gerekiyor mu hukuken?" sorusunu yanıtlarken ise "Yapacağız. Onu da yapacağız. Onun da gereğini yerine getireceğiz" ifadesini kullandı.

    Kılıçdaroğlu, bir başka soruyu yanıtlarken ise Cumhurbaşkanının görev süresine ilişkin düzenlemenin Anayasa Mahkemesi'ne götürülmesi sürecinin, partinin yetkili kurullarında görüşüleceğini söyledi.

    "Yargıçlarla tavla pulu gibi oynuyorlar"

    CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, "1940'larda Hitler'in Almanyasında toplama kampları vardı. Şimdi 2010'ların Türkiyesinde de bir toplama kampı var. Nerede? Evet, Silivri'de bir toplama kampı var. Ortak paydaları ne? iktidara karşı olmak. Hangi demokraside iktidara karşı olanların toplama kampında toplandığını duydunuz 21. yüzyılda ve Türkiye'de... Profesörü orada, akademisyeni orada, gazetecisi, yazarı orada, çizeri, düşüneni orada, toplama kampında. O toplama kampını dünyanın her tarafına anlatacağız" dedi.

    Kılıçdaroğlu, partisinin Eryaman İrtibat Bürosunun açılışını yaptı. Beraberindeki parti yöneticileri ve milletvekilleriyle parti otobüsüyle Eryaman'a gelen Kılıçdaroğlu, otobüsün üzerinden kendisini bekleyen vatandaşlara hitap etti.

    CHP'nin, çalışmalarını ara vermeden sürdüreceğini, Türkiye'yi adım adım, sokak sokak, köy köy, kent kent gezeceklerini belirten Kılıçdaroğlu, ülkenin karanlık bir dönemden geçtiğini ileri sürdü. Kılıçdaoğlu şöyle konuştu:

    "Başımızda 1980'lerde askeri bir yönetim vardı. Bir darbe yönetimi vardı. Şimdi 2010'larda yeni bir yönetim var. Postmodern darbe yönetimi var. O yönetime karşı direneceğiz. Bu nasıl bir özgürlük anlayışıdır ki gazeteci yazmaktan korkuyor, hapisteki gazeteci sayısı Çin'den sonra dünyada ikinci. Bu nasıl bir demokrasi anlayışıdır ki yargıç, yargıçlık yapmaktan korkuyor. Çünkü tavla pulu gibi Türkiye genelinde oynayabilirler, sağa sürülebilirler, sola sürülebilirler. Bu nasıl bir demokrasi anlayışıdır ki insanlar telefonlarıyla konuşmaktan korkuyorlar. Televizyonlar aşağı yukarı tümüyle AKP'nin kontrolüne geçmiş durumda. Bu nasıl bir demokrasi anlayışıdır ki valiler tek parti iktidarının valisi durumunda. Onun için şunu söylüyoruz; postmodern bir diktatörlük var. O diktatörlüğe karşı özgürlük ve demokrasi bağlamında mücadele edeceğiz. Mücadelemizi kararlılıkla sonuna kadar sürdüreceğiz."

    "AKP'yi eleştirdikleri zaman başlarına nelerin geldiğini gördüler"

    CHP'nin demokrasi mücadelesini her zaman köklü ve dirençli bir şekilde gerçekleştirdiğini vurgulayan Kılıçdaroğlu, "1980'lerde en ağır bedelleri cumhuriyet halk partililer ödedi. Çocuklarımız idam sehpalarında yargılandı,
    asıldı. Direndik, yine direneceğiz. Hiçbir güç bizim özgürlük bağlamında gücümüzü elimizden alamaz" diye konuştu.

    CHP'nin mücadelesinin insan hakları, kadın erkek eşitliği, örgütlenme özgürlüğü gibi en temel haklar için olduğunu belirten Kılıçdaroğlu, bu nedenle demokrasi ve özgürlüğü her şeyin üzerinde tuttuklarını ifade etti. Kılıçdaroğlu, "Bizim bir medyamız yok. Bizi de eleştiren bir medya olmalı. Eleştirilerden ders çıkarmayı bilen bir siyasi anlayışa sahibiz biz. Ama sabah akşam AKP'nin yalakalığını yapan bir medyaya da hepimiz tanık oluyoruz. Daha düne kadar AKP'yi övenlerin bugün eleştirdikleri zaman başlarına nelerin geldiğini onlar da gördüler. Artık Türkiye'de gerçek anlamda değişimci, özgürlükçü demokrat bir tek parti var. O partinin adı da CHP'dir"diye konuştu.

    CHP'ye yönelik olarak statükocu bir parti olduğu yönünde eleştiriler olduğunu belirten Kemal Kılıçdaroğlu, şöyle konuştu:

    "Kim söylüyordu bunu? Batılılar söylüyordu. Çünkü Recep Tayyip Erdoğan ve ekibi sabah akşam batıya gidip CHP'yi kötülüyorlardı. CHP, batıya da doğuya da gitti. Onlara demokrasi dersi verdik, özgürlük dersi verdik, Türkiye'nin ne halde olduğunu söyledik. Şimdi hapisteki gazeteci sayısını onlar daha iyi biliyorlar. Türkiye'de özgürlüklerin nasıl kısıtlandıklarını daha iyi biliyorlar.

    Şimdi ne diyorlar? 'Var ya şu CHP, gidiyor batıda bizi kötülüyor'. İyi şeyler yap o zaman. Ben senin gibi sağda başka şey, solda başka şey mi söyleyeceğim? Bizim içimiz de bir dışımız da bir, fikrimiz de bir. Senin gibi içten pazarlık yapan birisi değiliz biz. Biz demokrasi için mücadele veriyoruz,. Çocuklarımız özgür bir ülkede büyüsün diye mücadele ediyoruz. Onlar içeride başka dışarıda başka, onların yüzünü gösterdik, maskelerini indirdik, bütün dünya artık onları çok iyi tanıyor. Türkiye'nin ne halde olduğunu da biliyorlar.

    Silivri'ye gittik. Biliyorsunuz 1940'larda Hitler'in Almanyasında toplama kampları vardı. Şimdi 2010'ların Türkiyesinde de bir toplama kampı var. Nerede?
    Evet, Silivri'de bir toplama kampı var. Ortak paydaları ne? iktidara karşı olmak. Hangi demokraside iktidara karşı olanların toplama kampında toplandığını duydunuz 21. yüzyılda ve Türkiye'de... Profesörü orada, akademisyeni orada, gazetecisi, yazarı orada, çizeri, düşüneni orada, toplama kampında. O toplama kampını dünyanın her tarafına anlatacağız. Biz bunu söylerken özgür ve bağımsız yargıdann ödün verilmemesi gerektiğine inanıyoruz. Herkes zargılanabilir ama hukukun üstünlüğü kuralı içinde yargılanmalıdır."

    "19 Mayıs'ta bütün statlar halkın olacaktır"

    CHP'lilerin hiçbir zaman umutlarını yitirmeyeceğini ve demokrasi mücadelelerini yürüteceklerini söyleyen Kılıçdaroğlu, "Umudumuzu yitirmeyeceğiz. En zor koşullarda Mustafa Kemal ve arkadaşları yedi düvele karşı mücadele edip
    bağımsız Türkiye'yi kurdular. Umutlarını yitirmediler. 19 Mayıs'ta Samsun'a çıktılar. Şimdi 19 Mayıs'ı yasaklıyorlar. İstedikleri kadar yasaklasınlar. 19 Mayıs'ta bütün statlar halkın olacaktır. Bütün meydanlarda olacağız 19 Mayıslarda. Sanıyorlar ki yasak getirdik herkes evine girecek. Hayır inadına inadına sokaklara çıkacağız, inadına inadına bayramımızı yapacağız. Çünkü biz gücümüzü Kuvayımilliye'den aldık Recep Tayyip Erdoğan'dan değil" diye konuştu.

    Kılıçdaroğlu, CHP'lilerden Türkiye'yi karış karış gezmelerini de istedi. "Türkiye'nin bütün coğrafyasına gidiyoruz. Gidemeyen kim? Gidemiyor korkudan. Gidemezler zaten. Giderse de orduyla giderler, polisle, bin tane korumayla giderler. Ama bu kardeşiniz tek başına gidiyor" dedi.

    Irak sınırındaki olayın ardından Uludere'ye gittiği için eleştirildiğini ifade eden Kılıçdaroğlu, "Bunların kafasında ülke sevgisi, insan sevgisi yok. Ben Uludere'ye Türkiye'nin birliği bütünlüğü için gittim. Sen gidemedin, ben gittim oraya. Utanıyorsun ama ben söyleyeyim burada. Uçak sözü verdiler, uçak vermediler. Sandılar ki Kemal Kılıçdaroğlu, 7 saatlik yolu göze alamaz. Yedi değil 77 saat olsa ben yine oraya gideceğim" ifadelerini kullandı.

    "Yeniden bir ulusal kurtuluş hareketi başlatmak zorundayız. Rahatsız olacaklar, yine başlatacağız. İster yargıyı ele geçirsinler isterlerse vilayetleri ele geçirsinler, isterlerse tersaneleri ele geçirsinler, bizim yüreğimizi kimse ele geçiremeyecektir" diyen Kılıçdaroğlu, CHP'lilerden yılmadan çalışmalarını istedi.

    Kılıçdaroğlu, bazı medya kuruluşlarının tek görevinin CHP'yi eleştirmek olduğunu ileri sürerek, "AKP medyasının yazdıklarını inanmayın. Onların bir tek görevi var. CHP'yi eleştirmek, CHP'yi itibarsız hale getirmek. Onlar ne yazarlarsa yazsınlar, ne söylerlerse söylesinler inanmayacağız. Yüreğimizde bir tek şey var o da insan sevgisi" dedi.

    CHP'nin yakın zamanda tüzük kurultayı yapacağını hatırlatan Kılıçdaroğlu, kurultayın bayram havasında geçeceğinden kimsenin endişe etmemesini istedi.

    Kılıçdaroğlu, konuşmasının ardından irtibat bürosunun açılışını yaptı. Kılıçdaroğlu, açılışta kalabalık nedeniyle irtibat bürosuna alınmadığını belirterek tepki gösteren bir partiliyle de yakından ilgilendi.

    İlginizi Çekebilir

    Görüş Bildir