Dolar
7.3295
-0.1117%
Euro
8.6034
-0.1427%
Altın
2020.45
-0.3511%
Borsa
1075.52
0%
G. Altın
476.735
-0.3582%
Bitcoin
87383.05
0.3252%
23ºC
İstanbul
Açık 23 C

    Oğlunu kaybeden vekilden barış çağrısı

    AK Partili Oya Eronat'tan görüşmelere destek..
    • 10.01.2013 - 12:28
    Oğlunu kaybeden vekilden barış çağrısı

    Oğlunu kaybeden vekilden barış çağrısı  #1

    Diyarbakır'da 5 yıl önce dershane önündeki patlamada oğlu Eren Şahin'i kaybeden AK Parti Diyarbakır Milletvekili Oya Eronat, İmralı'daki görüşmelerden sonra ortaya çıkan terörün sonlandırılması sürecine anlamlı destek verdi.

    YENİ BİR SÜRECE GİRİLDİ

    Neye mal olursa olsun bu sürecin devam etmesini isteyen Eronat, ''Kavgada yumruk sayılmaz, 'senden bu kadar, benden bu kadar öldü' hesabı yapılmasın. Yeter ki bundan sonra bir kişi daha ölmesin'' dedi.

    Diyarbakır'da 3 Ocak 2008 günü, dershanenin önüne park edilen bomba yüklü aracın teröristler tarafından patlatılması sonucu oğlu Eren Şahin'i kaybeden Eronat, yaşanan son süreci anlattı. ''Terörün bitirilmesi konusunda yeni bir sürece girildi. Devletin İmralı ile görüşmesi oldu, ardından da BDP'li iki milletvekili İmralı'da Öcalan ile görüştü. Siz terör saldırısında oğlunuzu kaybettiniz. Neler demek istersiniz?'' sorusu üzerine, ''Benim yola çıkış amacım zaten 'çocuklar ölmesin' düşüncesidir'' dedi.

    ÇOK EVLADIMIZI KAYBETTİK

    ''Ben bir evlat kaybettim ama asker olsun, dağdaki olsun çok evladımızı kaybettik'' diyen Eronat, 12-13 yaşındaki çocukların dağa kaçırıldığını, kandırıldığını söyledi. Eronat, ''Benim yola çıkış amacım; şu kana su dökebilmek amacıyla ben tek başına ne yapabilirim? Gölün ortasına attığınız taşın dalgası mutlaka kıyıya vurur'' diye konuştu.

    KANA DUR DEMELİYİZ

    Eronat, şöyle devam etti: ''Sürecin bu noktaya gelmesi, açıkça beni mutlu ediyor. Evet ben evlat kaybettim, içim çok yanıyor ama bizde bir laf vardır; 'kanı kanla yıkamazlar, kanı suyla yıkarlar.' Ben siyasete ilk girdiğimde çok kapı kapı gezdim. O zaman çaldığım kapıların arkasında, evladını dağda kaybetmiş annelerle de karşılaştım. Baktım acılarımız aynı. Eskiden anneler çocuklarını askere davulla zurnayla, ellerine kınalar yakarak gönderiyorlardı. Şimdi davul zurna belki çalıyor ama ben bunun içten gelerek çalma olduğuna inanmıyorum, yürekler hop ediyor. Anne yüreği, bunu dile vurmasa bile, 'acaba oğlum Şırnak'a mı, Van'a mı, Hakkari'ye mi gidecek?' Bu korkuyu yaşıyor aileler. Bu korkunun artık bitmesi lazım. Güneydoğu'da, Diyarbakır'da evladını okula gönderen anneler var. 'Acaba oğlumun aklına birisi girer mi, çocuğum dağa gider mi, evladımı görebilir miyim?' diye endişe taşıyan anneler var. Eylemlerde, çok çocuğumuzun elinde molotof patladı, parmaklar koptu, kör olanlar oldu, hayatını kaybedenler var. Bakıyorsun bir anne gelip, o polisin elinden oğlunu nasıl ağlayarak götürüyor, korkuyor, endişe taşıyor. Artık bu endişeleri bitirmeliyiz. Bu sevgiyi yaşatmalıyız. Sıkıntılara, kana dur demeliyiz. Neye mal olursa olsun, bu süreç devam etmeli diye düşünüyorum.''

    Görüş Bildir