taraftar değil haberciyiz
Son dakika haberleri Türkiye'nin haber sitesinde.
5.712
6.3248
1476.79
107696.58
270.673
46437.76

Sahaf İsmail Kün ile kitaplar üzerine konuşuyoruz

Tarsus Antik Sahaf’ın güler yüzlü sahibi İsmail Kün ile kitaplar, sahaflar ve bağımsız kitabevleri üzerine keyifli bir sohbet gerçekleştirdik…

Özel İçerik | 28.10.2019 - 14:44..
Whatsapp ile paylaş
Sahaf İsmail Kün ile kitaplar üzerine konuşuyoruz

İsmail Kün

Sevgili İsmail Kün ile 5 Ekim Cumartesi günü, Günışığı Kitaplığı'nın düzenlediği Zeynep Cemali Yayıncılık Konferansı’nda tanıştık. Anadolu Kitapçıları adlı söyleşinin bir parçası olduğunda dudaklarından dökülen her bir sözcükte tanıdığım, bildiğim topraklardan portakal çiçeklerinin kokusunu doldurdu burnuma. İşte o günden beri o, artık benim İsmail Abi’m. Neşesi, keyfi, bilgisi öylesine dopdolu bir insan ki… Ondan bahsetmesem olmazdı. Biz de aramızda uzanan yollara aldırmadan nefis bir söyleşi yaptık. Konumuz elbette kitaplardı; ama portakal çiçeklerinin kokusunu şimdi siz de alacaksınız…

Sahaf İsmail Kün ile kitaplar üzerine konuşuyoruz

(İsmail Kün ile)

SANIRIM ÜLKEMİZDE KAPILARINI EN ERKEN AÇAN KİTABEVİYİZ

 

- İsmail Abi, senden bahsederek başlayalım mı? Konferansta ailenden, kitaplarla olan ilişkinden bahsetmiştin. Anlatımın beni çok etkiledi. Bize kendini, kitaplarla olan bağını anlatır mısın?

Merhabalar, insan konuşur evet; insan bildiği her alanda konuşur. Fakat kendinden bahsetmesi yani kendini konuşması zordur. Ama madem soru böyle geldi birkaç cümle kurmak gerekiyor artık.

- Can kulağıyla dinliyorum…

Kendimle hayat arasında kurduğum en güzel bağ (zaman geçtikçe de tek) kitaplar olageldi. O tek odalı evde abimin kitaplarına özenerek yaklaştığım dünya, zamanla kaçtığım veya sığındığım tek alan oldu. Ve kurduğum işyeri de, o dünyanın insanlara dönük tek yeri oldu diyebilirim. Sabahın çok erken saatinde uyanıp yarım saatlik spor sonrası artık kaçınılmaz olarak yönetmek zorunda kaldığımız sosyal medya hesaplarına bakmak, iki saat kadar okuma ve mesai. Sanırım ülkemizde kapılarını en erken açan kitabeviyiz. Öyle ki saat 07.30 da çayımız hazırdır.

- Oh, mis gibi! Peki bir gün bir bağımsız kitapçı olmayı hep hayal eder miydin?

Öyle bir hayalim yoktu açıkçası. Çocukluk, tahsil ve dahi başladığım her şey yarım kalıyordu ve nihayet geç, ama genç olmayan bir yaşta askerlik de bitebilmişti. Sanırım başlayıp da bitirebildiğim tek şey de o olmuştu.

Sahaf İsmail Kün ile kitaplar üzerine konuşuyoruz

- Antik Sahaf’ın kurulma hikâyesi nedir?

Askere gitmeden önce gazete dağıtım şirketinde çalışıyordum. Dönüşte gazete dağıtım şirketindeki işime tekrar başlamadım. O zamanlarda bir gazete ayrı bir dağıtım şirketi kurmak zorunda kalmıştı. Ben de Tarsus dağıtımını üstlendim. Fakat henüz daha bir yıl olmuşken gazete, eski dağıtım şirketiyle tekrar anlaştı. Tabii biz de işsiz kaldık. İşte o günlerde iki arkadaşla birlikte Tarsus esnaflarına promosyon takvimleri hazırladık, kırtasiyelere kent kartpostalları pazarladık. Bu işlerden elde edilen geliri topladığımızda ancak 15 metrelik bir dükkân tutmaya yetmişti. Tuttuğumuz dükkân daha önce bir butik olarak kullanıldığı için, bir masa iki sandalye ve iki duvarında raflar, hatta zeminde çok güzel bir kilim bile vardı. Yani kira dışında bir harcaması yoktu.

- Ya sonra?

Dükkân tutuldu; fakat ne kitap alacak paramız vardı, ne de nereden alacağımızı biliyorduk. Düşünüp dururken evlerden kitap toplayıp sahaflık yapabileceğimiz geldi aklımıza. Her gün geliyor, dükkânımız açıyor ve poşet poşet evlerden getirdiğimiz kitap, dergi, plak, kasetleri raflarımıza diziyorduk. Şiarımız da hazırdı nasıl olsa eve bir ekmek alacak, iki de çay içecek para kazanırdık.

Sahaf İsmail Kün ile kitaplar üzerine konuşuyoruz

- Sıcacık bir hikâye… İsmail Abi, sahafçılığı anlatır mısınız bize?

Bizimkisi aslında tam da sahaflık değildi. Hele şimdilerde sadece adımızda kaldı sahaflık. Başta yaptığımız eski alıp satmaktı ve bu nedenle kendimize sahaf dedik; ama esas sahaflar ki sayıları oldukça az. Onlar eski yazı bilen tarih bilgisi derya kişilerdi ve kitapları dönemleriyle birlikte değerlendirirlerdi. Çok uzun sürmeyen üniversite günlerimde tanıdığım ve yaralandığım üstatlar vardı.

- Şanslıymışsınız…

Sahaf ki aslında “sahhaf” demek lazım, eski nadir kitaplara ulaşmak için de bir yol bizim için. O kadar güzel ve kıymetli kitaplara ulaştık ki bu vesileyle güzel bir arşivimiz oldu zamanla. Şimdilerde sahaflığımızın bitiş noktasına gelmesinde bir sebep eski kitaba ilginin azalması olsa da, bölgemizde bulunan üniversitede fen edebiyat bölümünün olmamasının da etkisi olmuştur.

Sahaf İsmail Kün ile kitaplar üzerine konuşuyoruz

(İsmail Kün)

OKUMAYAN VE GÜLMEYEN BU İŞİ YAPMASIN BENCE

 

- Koleksiyoncular, eski kitapları seven o kitle size nasıl ulaşır? Aranızdaki iletişimden de bahsedelim mi?

Şimdilerde daha çok plak için aranır olduk aslında; fakat onlara pek yardımcı olabildiğimiz söylenemez. Ara sıra sosyal medyadan, özellikle Twitter hesaplarımızdan ulaşıyorlar bize. Aradıkları kitabı bulmaya çalışıyoruz. Özellikle yaz aylarında yurtdışından gelen kitapseverlere ilgilendikleri alanlarda kitaplar bulmaya çalışıyoruz

- Ya yayınevleri, dağıtım noktaları? Onlarla çalışma prensibiniz nasıl?

Yayıncılar Birliği Başkanı Kenan Bey’in tabiriyle “tedarikçi firma”, ben de bu yakıştırmayı takdir ve kabul ediyorum. Sık değişen piyasa şartlarında uzun süreli çalışamadığımız dağıtım şirketleri oldu geçmişte; fakat internetin yaygın olarak hayatımıza girmesiyle birlikte tedarikçi firmaların kurduğu portal sitelerden siparişlerimizi daha hızlı oluşturup, kargo sürecini takip edebiliyoruz. Belki de ilk defa bu sezon en sorunsuz şekilde geçti. Yine de 7-8 kadar yayıneviyle doğrudan çalışıyoruz. Diğer yayınevlerine ait kitapları tedarikçi firmalardan sağlıyoruz.

- Peki, sizin işinizin püf noktaları neler?

Pek “püf noktası” denir mi bilemiyorum; ama okumayan ve gülmeyen bu işi yapmasın bence. Ayrıca sahaf veya kitapçı eski edebiyatı bilmeli, yeni edebiyatı takip etmeli; kapıdan giren herkesin, her kitabın ve de her yazarın kıymetini ayrı bilmeli.

- Ya zorlukları? Hiç vazgeçmeyi düşündüğün oldu mu?

Olmaz olur mu? İlk yıllarda ekonomik olarak çok zorlandık. O yıllarda tabii ki, birkaç kez bırakmayı da düşündüm. Ancak bizim işte bırakabilmek de zor. Tam karar alıyorsunuz, o gün birkaç çocuk girip güzel kitaplar alıyor ve siz kararınızı gözden geçiriyorsunuz. Uzun yıllar kredilerle ve faizlerle boğuştuk, ödeme sıkıntıları çektik. Öyle ki ülkede en çok haciz gelen kitabeviyiz diyebilirim. Ama sahafa hacze gelen memur ve avukat ertesi gün kitap almaya da geldi, onlar da sahaf dostu oldu. O zor yılları arkadaş ve aile dayanışmasıyla aştık. Şimdilerde görece daha rahatız. Ancak sürekli yeni kitap çıkıyor ve hatta bunların reklamları henüz kitap çıkmadan yapıldığı için, okurlar da bu kitapların çoğunu telefonlarından kolayca görüyor ve bu nedenle de çok kitap siparişi alıyoruz ve sürekli sipariş yüklüyoruz sisteme. Mesaimizin büyük çoğunu kitap siparişlerini girip ödeme dengesi kurmaya harcıyoruz. Tabii ki bu da ancak sermaye ile oluyor ne yazık ki…

Sahaf İsmail Kün ile kitaplar üzerine konuşuyoruz

NEREDEYSE 1 TAM GÜNÜ OKUR/YAZAR BULUŞMASIYLA GEÇİRİYORUZ

- Seni etkileyen kitapları okurla paylaşırken, anlatımda nelere dikkat ediyorsun? Müşteri ile nasıl bir diyalogdasınız?

Öncelikle hangi kitaplara daha çok baktığını veya hangi kitapları okuduğunu anlamaya çalışırız. Öneri yapmamız isteniyorsa, öncelikle okuduğumuz kitaplardan seçeriz. Bizim de kendi gibi bir okur olduğumuzu sadece satıcı olduğumuzu hissettirmemeye çalışırız. Çokbilmiş gibi de görünmemeye çalışırız bunun için ses tonumuza dikkat ederiz.

- Şehriniz için oldukça özel etkinlikler de yapıyorsunuz? Yazar buluşmaları, imza günleri, edebiyat günleri… Organizasyon nasıl işliyor? Kimlerden yardım alıyorsunuz? Neler yapıyorsunuz?

Sürekli kitap çıkıyor biz de okumaya çalışıyoruz sevdiğimiz bir kitabı öne alarak önce yakın müdavimlerle  (yani her gün gelenler) paylaşıyoruz. Kitap satışı belli bir miktara ulaştığında yani en azından ulaşım masrafını çıkarmaya yaklaştığında etkinliğe karar veriyoruz. Sonrasında beğendiğimiz yazara, gerek daha önce konuğumuz olmuş yazardan ve gerekse yayınevi üzerinden hatta doğrudan kendi sosyal medya hesaplarından ulaşıyoruz.  Etkinlik kitabevinde başlıyor; ama akşam yemeğinde hatta ertesi gün kahvaltıda da sürdüğü oluyor. Anlayacağınız neredeyse 1 tam günü okur/yazar buluşmasıyla geçiriyoruz. Her ay bir iki etkinliği böyle planlıyoruz. Buraya aldığımız yazarların aynı zamanda kentimizin de konuğu sayılmaya başlanması da bundandır. Bugün marka olmuş birçok yazarda “Tarsus Antik Sahaf” güzel bir iz bırakmıştır.

- Bugünlere kolay gelmediniz ama… Nasıl dönüştü her şey?

Önceleri çok zor oluyordu tabi. Herkes çok tanınan yazarın peşindeydi ve kendimizi hem okura hem de yazara ispat etmemiz gerekiyordu. Şimdilerde sosyal medya sayesinde bu sorun kendiliğinden çözülmüş gibi oldu. İnsanlar, bizim gibi işletmeler ve kurumlar paylaşımlarına göre tanınıyor oldu. Yani ne paylaşmışsan o’sun şiarı kısaca. Bu arada artık yazarlar da kendi tanıtımlarını yapmak durumundalar. Kitap tanıtımı görevi yayınevlerinden neredeyse alınmış gibi oldu. Kısaca herkes görünmek zorunda çünkü ne yazık ki görünmeyeni yok sayan bir kuşakla yaşıyoruz.

Sahaf İsmail Kün ile kitaplar üzerine konuşuyoruz

BELKİ DE BAĞIMSIZ KİTAPÇILAR ÖRGÜTLENMELİ

 

- Instagram hesabınızdan seni keyifle takip ediyorum. Her Perşembe, Antik Sahaf’ta Kumpir Günü mesela…

Evet, çok sıcak geçen yaz aylarını saymazsak tam bir yıl oluyor Kumpir geleneğimiz. Dükkânın fiziki yapısını değiştirdiğimiz günlerde, birlikte çalıştığımız arkadaşlardan böyle bir teklif geldi. Kendileri her hafta başka bir mekânda toplaşırlarmış. O mekân kapanınca gelenek de aksamış. Bizim dükkânın genişlemesiyle gelenek bize taşındı ve Perşembe geleneği de kaldığı yerden devam ediyor. Bu günlerde mantı düşünüyoruz; ama henüz planlayamadık.

- Düşünce çok hoş; ama yine de sormak istiyorum: İmza günleri neyse de böyle etkinliklere neden ihtiyaç duyuyorsunuz ve böyle başka etkinlikleriniz var mı?

Aslında bu tip etkinlikler, yaptığımız işe güzel bir espri de katıyor. Biz kitapçılar, kitapların çoğuna vakıf olduğumuzdan, (bize hissettirmek istemeseler de) çevremizde hafif ukala biliniriz. Ara sıra da olsa ana geçim kaynağımız “kitap” dışında ürünler de raflarımızda bulundurduğumuz olmuştu. Bu durumu fark eden okur/müşterilerin yüzünde bir tebessüme neden olmak da hoş bir duygu veriyor bize. Bu durumla karşılaşan okurlarımızın katıldıkları ortamlarda sahafı sohbet konusu yapmasının, sahafa sempati kazandırdığını da fark ettik.  İnanmayacaksınız ama bir zamanlar raflarımızda el matkabı dahi bulundurmuştuk. Hatta rafın üstüne de (Sevgili Sunay Akın’dan duyduğumuz) şöyle bir espriyi yazmıştık. “Yurtdışında bir soru sorarlarmış, ‘Hiç ihtiyacınız olmadığında bir şey satın almak zorunda kalırsanız ne alırsınız?’ diye orada cevap yüksek oranda ‘kitap’ çıkmış. Bu soru ülkemizde sorulmuş cevap: ‘matkap’ olmuş” Günümüzde bir kahve markası böyle bir şey yapıyor.

Yine bir zamanlar Çorum’dan çuval çuval leblebi getirmiştik. Tamamen espri için. Hatta sonra bir arkadaşımız Çorum Leblebisi satan dükkân bile açmıştı.

- Bağımsız kitapçılar maddi anlamda ayakta durabilmek için neler yapıyor? Neler yapmalı?

Aslında tam olarak neler yaptıklarını bilemiyorum; ama gördüğüm kadarıyla veya bizim yaptığımız gibi işletmeye kırtasiye, kafe bölümü ekleyeni var. Yapmalılar zaten. Atölye çalışmaları düzenlenebilir. Söyleşi ve imza günleri hâlâ çok önemli. Özel esprili günler düzenlenebilir. Belki de bağımsız kitapçılar örgütlenmeli.

Sahaf İsmail Kün ile kitaplar üzerine konuşuyoruz

ÖZELLİKLE GENÇ YAZARLARI TAKİP ETMEYE ÇALIŞIYORUM

 

- Antik Sahaf’ın çok satanlar listesini en çok etkileyen faktörler neler?

Bizim çok satan listemiz yok aslında; fakat sürekli değişen masamız var. Çoğunlukla bizim öne çıkardığımız kitaplar oluyor zaten çok satan. Bir de aslında daha çok sürekli satanla ilgileniyoruz desem yalan olmaz

- Yeni jenerasyonun okuma alışkanlığını nasıl değerlendiriyorsun?

Yukarıda da bir soruya cevap verirken söylediğim gibi gençler, sosyal medyada veya bir arkadaşında görmediği hiçbir şeyi, hiçbir kitabı kesinlikle almak istemiyor. Fakat kitabevine sürekli geldiğinde ve/veya biraz zaman geçirdiklerinde dönüşümüne tanık olduğumuz gençler de az değil. Onların cep telefonlarıyla fazla zaman geçirdiklerinden yakınır dururuz da kendimize pek bakmayız. Günümüzün bütün kısıtlarına rağmen nasıl kitap okutmanını yollarını sorgulamamız gerekiyor.

- Wattpad kuşağı derken şimdi de sosyal medya etkinliği ile yaşayan bir gençlik var. Genç yazarları da takip ediyorsun, değil mi?

Evet, özellikle de onları takip etmeye çalışıyorum. Çünkü onlar geleceğin önemli yazarları arasına girecekler. Hatta onların kitabını daha da öne çıkarıyorum. Nasıl ki genç yaşlarda yapıtlarını ortaya koyan yazarların kitapları günümüzde çok biliniyor, çok okunuyorsa gelecekte de günümüzün genç yazarlarının kitapları daha çok okunacak veya bana öyle geliyor.

Sahaf İsmail Kün ile kitaplar üzerine konuşuyoruz

(İsmail Kün)

- Antik Sahaf’ın, sosyal medyaya geçişi nasıl oldu? Teknolojinin işinize etkisini nasıl değerlendiriyorsun?

İşyerimizi açtığımız ilk günden itibaren PC kullanıyoruz.  İlk günlerimizde İnternet çok yeniydi ve anlamaya, öğrenmeye çalışıyorduk. Daha faydalı nasıl kullanabileceğimize kafa yoruyorduk. Tabi bu arada PC ve internet erişimini “teknoloji” olarak görüyoruz. Elektronik ticaretin yeni yeni oluştuğu yıllarda oldukça yara aldık, satışlarımızda en az %20 düşüşler yaşadık. Çünkü o mecrada en kolay satılan ürün kitap oluyordu. hâlâ öyle sanırım. Genç kuşak yani “doğduğunda bilgisayar ile tanışmış” kuşak, bizden şanslıydı PC-internet konularında ve sonra yaşamımıza giren akıllı telefonlarda olacağı gibi. Kısaca ilk elde mağlup olmuştuk e-mağazaya. Ta ki tedarikçi firmaların kurduğu satış portalları Prefix ve Emek dağıtım gibi. Bu portallarla kendi siparişimiz verip takip eder konumuna geçtiğimiz için işimiz kolaylaştı. Sonra öncelikle ciddi kitap okurları e-mağazalardan kitap almayı bir ölçüde bıraktı. Çünkü bir alışta birden fazla kitap alan okurun kitapları stok sorunundan dolayı gecikmeli geliyordu. Oysa aynı okur bizden kitap sipariş ettiğinde, birden çok tedarikçiyle çalıştığımız için okurun siparişlerini daha hızlı sağlıyorduk.

-  Peki ya bugün?

Günümüzde kitapların barkod bilgisinin işlenmesinden, cari hesaplara, sipariş takibinden satış trafiğine, okurlarla kurulacak iletişime kadar her alanda internet işimizin vazgeçilmezi haline gelmiştir. Buna karşılık perakendeci e-mağazaların öldürücü uygulamalarına karşın nasıl ayakta kalacağımızı düşünmemiz gerek.

Sahaf İsmail Kün ile kitaplar üzerine konuşuyoruz

İLK KİTAPLARINI YAYIMLAYAN YAZARLARI KAÇIRMAMAYA ÇALIŞIYORUM

 

- Diğer bağımsız kitapçılar ile bağın nedir? İletişimde misiniz?

Yaşadığım kentte yani Tarsus’ta kitapçılık işine emek veren iki-üç arkadaşım var, onlarla ve Mersin’de “Sokak kitabevi” ver bir de “Martı Kitabevi” var

- Değeri çok sonra anlaşılan yazarlar, sahaflar için nasıl bir yerde? Bir kitabın değerini ilk keşfeden yer diyebilir miyiz sahaflara?

Keşke yazıya emek veren, yazılarıyla var oluşlarını gerçekleştirmek isteyenlerin keşfedilmelerini ve tanınmalarını sağlayacak, onların emeklerinin ürünlerini daha geniş çevrelere duyurmak için elimizde daha güçlü kurumlarımız olsa. Şimdilerde tabii sosyal medya araçlarıyla yazar, yayınevi ve kitabevi-sahaf yani işimizin bütün tarafları kendi reklamlarını yapar hale geldi.

- Peki sen kimleri okuyorsun İsmail Abi?

Türkiye edebiyatını öncelikli takip etmeye, ilk kitaplarını yayımlayan yazarları kaçırmamaya çalışıyorum. Bununla birlikte dilimize az sayıda kitabı çevrilmiş ülkelerin edebiyatından çevirileri izlemeye okumaya özen gösteriyorum.

Damla Karakuş: Teşekkür ederim.

İsmail Kün: Teşekkür ederim.

*

Damla Karakuş

[email protected]

Instagram: biyografivekitap

Bu reklam google tarafından sağlanıyor?
YORUMLAR (üye olmadan da yorum yapabilirsiniz)
[+] Görüş bildir