İstanbul'un ulaşım sorununa karşı çözüm önerileri
Toplu taşımanın yüzde 75’inin kara yolu, yüzde 25’inin raylı sistemle sağlandığı İstanbul için yaya ve yolcu odaklı bir dönüşüm çağrısı yapıldı.
Marmara Üniversitesi Teknoloji Fakültesi Öğretim Üyesi Doç. Dr. Abdullah Demir, İstanbul’un yıllardır çözülemeyen ve her geçen gün ağırlaşan trafik sorununa dair çarpıcı değerlendirmelerde bulundu. Demir’e göre, ulaşım yatırımları tek başına yetersiz; asıl mesele, bu yatırımların etkisini sıfırlayan yapısal sorunların çözüme kavuşturulmaması.
"TRAFİĞİN KAYNAĞI GÖRMEZDEN GELİNİYOR"
Merhum Kadir Topbaş döneminde İstanbul Büyükşehir Belediyesi bütçesinin yüzde 35 ila 60’ı ulaşım projelerine ayrılmasına rağmen, sorunun büyümeye devam ettiğini belirten Demir, asıl odaklanılması gerekenin “nüfus yoğunluğu ve plansız büyüme” olduğunu vurguladı. İstanbul’un orijinal planlamasının 8 milyonluk bir nüfusa göre yapıldığını hatırlatan Demir, bugün gelinen noktada kentte 20 milyonun üzerinde insan yaşadığına dikkat çekti.
"ŞEHRİ DONDURMALIYIZ, AMA NÜFUSU DEĞİL"
Demir, İstanbul’un altyapısının doğrusal akslarla sınırlı olduğunu, yani köprüler ve tünellerle iki yaka arasında bağlanan bir sistem üzerine kurulu olduğunu belirtti. Şehrin her yöne genişleme şansı bulunmadığına işaret eden Demir, çözümün İstanbul’un çekim merkezi olmaktan çıkarılması ve nüfus hareketliliğinin ülke geneline dengeli biçimde yayılması olduğunu ifade etti.
"RAYLI SİSTEM PAYI YETERSİZ, ARAÇ SAHİPLİĞİ ARTIYOR"
İstanbul’daki toplu taşımanın yaklaşık yüzde 75’inin kara yollarına, sadece yüzde 25’inin ise raylı sistemlere dayandığını hatırlatan Demir, bu dengesizliğin sürdürülebilir olmadığını söyledi. 2040 öngörülerine göre her 1000 kişiye düşen otomobil sayısının 241’den 350’nin üzerine çıkacağını belirten Demir, bireysel araç kullanımının ciddi biçimde arttığını ve bu durumun uzun vadeli planlarla ele alınması gerektiğini vurguladı.
"BATAKLIĞI KURUTMADAN TRAFİK ÇÖZÜLMEZ"
“İstanbul’da aslında sineklerle değil, bataklıkla mücadele etmeliyiz” diyen Demir, bugüne dek uygulanan politikaların talep yönetimini göz ardı ettiğini belirtti. İnsanların her yere otomobille gitme alışkanlığının değişmesi gerektiğini, yürüyüş yolları, insan ölçeğinde kent tasarımları ve yaya odaklı projelerin zorunlu hale geldiğini ifade etti.
"MEGA YAPILAR DAHİL, İNSAN MERKEZLİ ŞEHİR"
Demir’e göre İstanbul’un kurtuluşu, devasa yapılar yerine insanı önceleyen, sokakta yürümeyi teşvik eden, sosyal etkileşimi artıran kentsel tasarımlarda saklı. Büyük binaların çevresine yaya yolları yapılması, otopark politikalarının yeniden düzenlenmesi ve toplu taşımanın erişilebilirliğinin artırılması, yaşam kalitesini yükseltecek adımlar olarak görülüyor.
"DENİZ ULAŞIMI POTANSİYELİNİ KULLANAMIYOR"
Boğaz trafiği ve deniz ulaşımı konusunda da önemli eleştirilerde bulunan Demir, yıllardır gündeme gelmesine rağmen deniz toplu taşımasının yüzde 2-3 seviyelerinde kaldığını belirtti. Hava koşullarının sınırlayıcı olduğu gerekçesinin arkasına saklanılmaması gerektiğini vurgulayan Demir, gelişmiş kentlerin bu tür engelleri doğru şehir planlamalarıyla aştığını, Londra ve Paris gibi metropollerin raylı sistemle ulaşımın yüzde 70’ini karşıladığını söyledi.
"ULAŞIM SORUNU, SADECE YOL DEĞİL, OTOPARKLA DA ALAKALI"
Demir, otoparkların şehirde trafik yükünü artıran bir başka faktör olduğuna değinerek, yüksek otopark ücretlerinin ve park yeri arayışlarının trafiği daha da içinden çıkılmaz hale getirdiğini ifade etti. Ulaşımın bir parçası olan otopark politikalarının merkezi yönetim ve yerel yönetim iş birliğiyle yeniden şekillendirilmesi gerektiğini belirtti.
"TAŞI TOPRAĞI ALTIN ALGISI YIKILMALI"
Son olarak "İstanbul’un taşı toprağı altın" söyleminin artık terk edilmesi gerektiğini vurgulayan Demir, kentin artık yük taşıyamaz hale geldiğini, insanların yalnızca ekonomik değil, yaşam kalitesi açısından da desteklenmesi gerektiğini dile getirdi.