Cumhurbaşkanı Erdoğan: Terörsüz Türkiye süreci ile tarihi bir adım attık

Valiler Buluşması Programı'na katılan Cumhurbaşkanı Erdoğan, burada yaptığı açıklamada bölge ve dünyada belirsizliklerin arttığı bir dönemde Cumhur İttifakı olarak tarihi bir adım attıklarını belirterek bu kapsamda Terörsüz Türkiye sürecini başlattıklarını söyledi.

Tarayıcınız video desteklemiyor!

Cumhurbaşkanlığı Külliyesi'nde Valiler Buluşması Programı düzenlendi. 

Programa Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan da katıldı. 

Cumhurbaşkanı Erdoğan, burada yaptığı açıklamada "Gerek bölgemizde gerekse dünyada risk ve belirsizliklerin dalga dalga yayıldığı kritik bir dönemde, ilk cephemizi tahkim etmek amacıyla Cumhur İttifakı olarak tarihi bir adım attık. Terörsüz Türkiye sürecini başlatarak milletimizin ayağına vurulan yarım asırlık kanlı prangayı parçalamak üzere sadece elimizi değil, gövdemizi de taşın altına koyduk.

Şırnak’ta ve Mardin’de karanlık odaklara rağmen 16 ayda hem büyük bir hassasiyetle hem de müstesna bir başarıyla bu süreci yönetiyoruz. İlgili kurumlarımız sahadaki görevlerini özenle ve koordinasyon içinde icra etmeyi sürdürüyor." dedi. 

Konuşmasında Terörsüz Türkiye sürecinin yanı sıra ülke ve bölgede yaşanan son gelişmelere de değinen Cumhurbaşkanı Erdoğan, açıklamasında şunları kaydetti:

"MUSTAFA ÇİFTÇİ'YE BAŞARILAR DİLİYORUM"

Milletin evine hepiniz hoş geldiniz, sefalar getirdiniz. Sizlerin şahsında 81 ilimizdeki 86 milyon vatandaşımızın tamamına selamlarımı, sevgilerimi iletiyorum. Valiler buluşmamızın ülkemiz, milletimiz ve şehirlerimiz için hayırlara vesile olmasını diliyorum. Toplantımızı bu yıl da başarıyla tertipleyen İçişleri Bakanlığımızı yürekten tebrik ediyorum.

Birazdan farklı kategorilerde ödüllerini takdim edeceğimiz mülki idare amirlerimizin her birini ayrı ayrı kutluyorum. Biliyorsunuz, geçen hafta Bakanlığımızda bir nöbet değişimi yaşandı. İki buçuk yıl boyunca İçişleri Bakanı olarak görev yapan Ali Yerlikaya’ya bir kez de sizlerin huzurunda hizmetleri için teşekkür ediyorum.

İçişleri Bakanlığı görevini devralan Mustafa Çiftçi’ye de aynı şekilde başarılar diliyor, yapacağı hayırlar sebebiyle inşallah milletim adına kendisine şimdiden şükranlarımı iletiyorum. 

Birlikte vali yardımcılarımıza, kaymakamlarımıza ve mülki idare teşkilatımızın her bir mensubuna Rabbimden muvaffakiyetler temenni ediyorum. Şehit mülki idare amirlerimizle birlikte ebediyete irtihal eden valilerimizi, kaymakamlarımızı bilvesile rahmetle yâd ediyorum. Hepsinin de ruhları şad, mekânları inşallah cennet olsun.

"TÜM PARTİ GRUPLARININ DESTEĞİ İLE NİHAİ RAPOR KABUL EDİLDİ"

Suriye’nin kuzeyindeki sorunun inşallah suhuletle çözülmesiyle birlikte önümüzde yeni bir alan açılacaktır. Türkiye olarak bunun gerçekleşmesi için kardeşlik ve komşuluk hukuku çerçevesinde gereken desteği vermeye devam edeceğiz.

Malumunuz, Meclisimizin çatısı altında kurulan Milli Dayanışma, Kardeşlik ve Demokrasi Komisyonu, raporunu bugün tamamladı. Tüm siyasi parti gruplarının desteğiyle nihai rapor kabul edildi. Bu vesileyle 5 Ağustos’tan beri komisyon bünyesinde mesuliyet bilinciyle hareket eden tüm milletvekillerine, bilhassa Cumhur İttifakı’nın kıymetli temsilcilerine teşekkür ediyorum. Değerli fikirleriyle komisyona katkı sunan tüm davetlilere ayrıca ülkem ve milletim adına minnettarlığımı ifade ediyorum.

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanımızı, ilk günden itibaren sergilediği dirayetli, yapıcı ve uzlaştırıcı tavrı dolayısıyla tebrik ediyorum. Komisyonumuz vazifesini titizlikle yerine getirerek uzlaşı temelinde kaleme aldığı raporla sürece ivme kazandıracak bir perspektif ortaya koymuştur.

"KAHRAMAN ŞEHİTLERİMİZİN EMANETİNE SAHİP ÇIKACAĞIZ"

Yol haritasını içeren bu raporu önemli bir kazanım olarak görüyorum. Şimdi Meclisimizde sürecin yasal boyutuna ilişkin mütalaalar başlayacak. Silah bıraktığını ilan eden terör örgütünün tamamen tasfiyesi noktasında bazı adımlar atılacak. Böylece önce terörsüz Türkiye’yi, inşallah ardından da terörsüz bölgeyi coğrafyamızda kuvveden fiile çıkaracağız.

Sürecin sağlıklı bir şekilde devamı için sınır bölgelerimizdeki valilerimiz başta olmak üzere mülki idare amirlerimize önemli görevler düşüyor. Olası provokasyonların önüne geçilmesi, şehirlerimizde huzur ve güven ortamının korunması, güvenlik boyutunda en ufak bir zafiyetin yaşanmaması terörsüz Türkiye’ye doğru ilerlediğimiz bugünlerde büyük önem taşıyor.

Sizlerden bu konuda da azami katkı beklediğimin altını özellikle çiziyorum. Merkezi idaremizin, yerel yönetimlerimizin ve sivil toplum kuruluşlarımızın uyum içinde çalışmasıyla inşallah hedeflerimize tek tek ulaşacağız. Kahraman şehitlerimizin emanetine, gazilerimizin ve şehit yakınlarımızın hassasiyetlerine en güçlü şekilde sahip çıkacağız.

"RAMAZAN AYININ BİRLİK BERABERLİĞİMİZİ GÜÇLENDİRMESİNİ RABBİMDEN NİYAZ EDİYORUM"

Yine bu gece itibarıyla müşerref olacağımız Ramazan-ı Şerif’in milletimiz, âlem-i İslam ve tüm insanlık için hayırlar getirmesini diliyorum. Rahmet kapılarının açıldığı bu mübarek günlerin birlik ve beraberliğimizi güçlendirmesini Rabbimden niyaz ediyorum.

Ya Rab, şu muazzam Ramazan hürmetine şu asırlarca süren tefrikadan artık ezilip düşmesin ümmet yeise. Merhum Mehmet Akif Ersoy’un bu niyazını bugün bir kez de kalbimizin en derinlerinde hissediyoruz. İstiklal Marşı şairimizin bu dualarına bizler de gönülden amin diyoruz.

Ramazan-ı Şerif’i derme çatma çadırlarda karşılayan, buna rağmen vakar ve dirayetinden taviz vermeyen Gazzeli kardeşlerime, şahsım ve ülkem adına dayanışma mesajlarımızı gönderiyorum.

"BÖLGEDE BARIŞ VE HUZURUN HÜKÜM SÜRECEĞİ GÜNLER YAKIN"

Milletimizin her bir ferdinden dualarında Filistinli mazlumları unutmamasını ayrıca ve özellikle istirham ediyorum. Bizler birbirimize destek oldukça, birbirimizin yaralarını sardıkça, yek vücut olup dayanışmamızı ve muhabbetimizi artırdıkça bölgemizde ve gönül coğrafyamızda barışın, huzurun ve istikrarın hüküm süreceği o güzel günlerin inşallah çok yakın olduğunu burada bir kez daha ifade etmek istiyorum.

Yeter ki zulmün ve zalimin karşısında dimdik duralım. Yeter ki kardeşliğimize ve kardeşlerimize sımsıkı sarılalım, inancımıza ve hayallerimize sahip çıkalım. İşte o zaman Cenabıallah’ın izniyle bozamayacağımız hiçbir tuzak, yırtıp atamayacağımız hiçbir plan, hüsrana uğratamayacağımız hiçbir oyun ve senaryo kalmayacaktır.

Değerli arkadaşlar, kıymetli valilerimiz, millet tarihinden ibarettir. Bizim bu atalarımızın varlığı geçmişten ibaret bir bütün teşkil ederek bizim ruhumuz, bizim dimağımız olmuştur. Millet, büyük bir dimağın, böyle büyük bir ruhun adıdır.

"İNSANI YOK SAYARSANIZ HUZUR VE İSTİKRARI SAĞLAYAMAZSINIZ"

Evet, büyük bir millet olarak bizim büyük dimağımızın, büyük ruhumuzun bir özelliği de devlet mefhumuna yüklediğimiz anlam ve atfettiğimiz önemdir. Biz, tarihinin hiçbir döneminde devletsiz kalmamış, ebed müddet şiarıyla devletini daima yaşatmış ve sonraki kuşaklara aktarmış bir milletiz.

Millî ve manevi değerlerimiz, beşerî ve kültürel kıymetlerimiz, geçmiş ve gelecek tasavvurumuz devlet felsefemize doğrudan dercedilmiştir. İşte bu yüzden devlet bizde yalnızca idari bir teşkilatlanmayı ifade etmez. Aynı zamanda kudret, saadet, şefkat ve merhamet gibi anlamları da ihtiva eder. Binlerce yıllık devlet geleneğimizin temelinde adalet, merkezinde insan, mihverinde ise erdem ve ahlak vardır. Bu bakımdan hükümet, hikmetle iç içe geçmiştir.

Devlet-i Aliyye’de sadrazamlık dâhil önemli makamlarda bulunmuş Yusuf Kamil Paşa bu hakikati “Hükümet, hikmet ile müşterektir” sözüyle dile getirmiştir. Dolayısıyla adaleti ve iyiliği tesis etmeden idareyi temin edemezsiniz. İnsanı yok sayar, hikmeti dışlarsanız huzur ve istikrarı sağlayamazsınız.

"VALİ, KAMİL VE MÜŞFİK DEVLETİN SAHADAKİ YANSIMASIDIR"

Değerli arkadaşlar, illerimizde şahsımı ve devletimizi temsilen görev yapan valilerimiz bu yönüyle hayati bir yetki ve sorumluluğu deruhte etmektedir. Vali, kâmil ve müşfik devletin sahadaki yansımasıdır. Bakınız burada Nizamülmülk’ün Siyasetname’sinde yer verdiği bir anekdotu sizlerle özellikle paylaşmak isterim. Rivayet olunur ki Humus Valisi, Ömer bin Abdülaziz’e şöyle bir mektup yazdı: 'Humus çarşısının duvarı harap olmuştur.

Onu imar etmek lazımdır. Ne buyursunuz?' Ömer bin Abdülaziz aynı kağıda şöyle yazdı: 'Humus çarşısının duvarını adaletle yükselttiğinde, yolları da korku ve zulümden arındırıp tertemiz ettiğinde ortaya çıkacak yapının çamur ve tuğlaya ihtiyacı yoktur.' Evet, mesele bizim için işte bu kadar billurlaşmış, kristalize bir hakikattir.

İllerimizde şahsımı ve devletimizi temsilen görev yapan valilerimiz bu yönüyle hayati bir yetki ve sorumluluğu deruhte etmektedir. Vali; kâmil ve müşfik devletin sahadaki yansımasıdır. Adalet, hikmet ve hükümetin eritme potasıdır. Vatandaş ile devletin buluşma noktasıdır. Valilik; sadra şifa olma, derde deva bulma yeri; milletimizle hemhal olma, vatandaşla hemdem ve hemdert olma makamıdır.

"YERELDE ÇÖZÜLEBİLECEK SORUNLARI ANKARA'YA HAVALE ETMEMEK GEREK"

Valilerimizden en büyük beklentimiz; sorunlara hızlı ve etkin çözümler üretmeleri, insanımızın gönlüne girmeleri, görev ve sorumluluk dairesinde maksimum verimle vazifelerini ifa etmeleridir. Liderlik de esasen bunları gerektirir. Başarılı bir vali, iyi bir lider demektir. İyi liderlik; yük almayı, sorumluluk almayı, riske girmeyi, idare-i maslahatçılıktan yani yerelde çözülebilecek sorunları Ankara’ya havale etmekten uzak durmayı gerektirir.

Suyu akışına bırakan, hazıra konan, selefinden devraldığı mirası tüketen bir yöneticinin ne bulunduğu vilayete ne de riyaset ettiği kamu kurumuna liderlik etmesi mümkün değildir. Her birinizden görevinizi yaparken şu hassasiyetleri her daim gözetmenizi özellikle bekliyorum: Devletimizin sizlere emanet ettiği kaynakları, milletimizin ve şehirlerimizin faydasına olacak şekilde çok titiz bir surette kullanmalısınız. Yürüttüğünüz projeleri, yaptığınız yatırımları, verdiğiniz hizmetleri 'Hakk’ın rızasına vasıl olma aracı' olarak görmelisiniz.

Bakın her fırsatta vurguluyorum, bugün altını tekrar çiziyorum; ünvanımız ne olursa olsun şahsım dahil hepimiz aziz milletimizin birer hizmetkarıyız. Devleti temsil ederken vakur olmak, kibirli olmak anlamına asla gelmez. Vatandaşa tepeden bakılmasına, insanımıza hürmetsizlik edilmesine, insanlarımız arasında ayrımcılık yapılmasına müsamahamızın olmadığını sizler zaten çok iyi biliyorsunuz.