Devlet Bahçeli'den Mazlum Abdi açıklaması: PKK'nın kurucu önderine sadakatsizliktir

Son günlerde Suriye'de yaşanan olaylara ilişkin değerlendirmelerde bulunan MHP Lideri Devlet Bahçeli, SDG'nin sözde lideri Mazlum Abdi'nin İsrail'in bir kuklası olduğunu ve İmralı'da kurucu öndere karşı sadakatsizlik içerisinde bulunduğunu söyledi.

Tarayıcınız video desteklemiyor!

Siyaset arenasında gündem hareketli...

MHP Lideri Devlet Bahçeli, partisinin TBMM Grup Toplantısı'nda konuştu.

Konuşmasında iç ve dış siyasete dair önemli mesajlar veren Bahçeli, dikkat çeken ifadeler kullandı.

SURİYE'DEKİ OLAYLARI DEĞERLENDİRDİ

MHP Genel Başkanı, son günlerde Suriye'de yaşanan olaylara ilişkin değerlendirmelerde bulundu.

"MAZLUM ABDİ, İSRAİL'İN KUKLASIDIR"

Yaşananların büyük bir provokasyon olduğunu vurgulayan Devlet Bahçeli, SDG'nin sözde lideri Mazlum Abdi'nin İsrail'in bir kuklası olduğunu söyledi.

Bahçeli, "Mazlum Abdi, İsrail'in kuklasıdır. PKK’nın kurucu önderliğine saygısız ve sadakatsizdir." vurgusu yaptı.

"YPG’NİN AKIBETİ AYNI OLMALIDIR"

Devlet Bahçeli, Suriye'deki gelişmelere ilişkin şunları söyledi:

"Suriye’nin orasına burasına yuvalanan Siyonist alçaklık suyu bulandırmak, iç bütünlüğü yıkmak, iç bölünmeleri kışkırtmak için her yola tevessül ve teşebbüs halindedir. Halep’in Eşrefiye ile Şeyh Maksut mahallerini içine alan çatışmalar her açıdan düşündürücüdür. SDG/YPG yanlış üstüne yanlış yapmıştır. Halep oradaysa arşının Şam’da olduğu netleşmiştir. Trump ise ayaküstü bunları satmıştır. Şu gerçeği tekrar vurgulamakta yarar olacaktır. PKK’nın örgütsel varlığı feshedilmiş, silahlar bırakılmıştır. Bu terör örgütünün uzantısı olan SDG/YPG’nin de akıbeti aynı olmalıdır. Bizim için yegane geçerli olan İmralı’nın 27 Şubat çağrısı barışa ve kucaklaşmaya davettir, üstelik bölücü terör örgütünün bütün yapılarını bağlamaktadır.

"DEM PARTİ'NİN DİLİ SORUNLU BİR DİLDİR"

SDG/YPG bundan bağımsız değildir, olması da mümkün değildir. Özellikle Mazlum Abdi isimli terörist Siyonizm’in yandaşıdır, İsrail’in kuklasıdır, PKK’nın kurucu önderliğine saygısız ve sadakatsizdir. Hiç kimse, bilhassa DEM Parti Halep’te Kürt kardeşlerimize saldırıldığını, kanlarının döküldüğünü söyleyemez, söylese bile bunun inandırıcılığından bahsedilemez. Kürt kardeşlerimizin kanı bizim kanımızdır, acısı bizim acımızdır. Halep’te sivilleri canlı kalkan yapan, masumların arkasına saklanan, onları ölüme sürükleyen SDG/YPG’dir. Çok şükür Suriye ordusu sivilleri sabırla ve tam tekmil halinde tahliye etmeyi başarmış, onların kılına bile dokunmamıştır. DEM Parti yetkililerinin “Türkiye’yi uyarıyoruz” diyerek başlayan söz ve açıklamaları, SDG/YPG’yi aklama ve arkalama niyetleri hakikaten çok üzücü ve sorunlu bir dildir.

"KADER VE KEDER ORTAĞIYIZ"

Terörsüz Türkiye’nin adım adım gerçekleştirdiği bir süreçte her türlü fedakarlık yapılıyorken birden bire Halep gerekçesiyle sokaklara dökülmek, sivri dile saplanıp kalmak, Diyarbakır’dan İstanbul’a kadar meseleyi bağlamından koparıp istismar etmek hiç kimseye bir şey kazandırmayacaktır. Bilinmelidir ki, Türk’ün kanı Kürt’e, Kürt’ün kanı da Türk’e haramdır. Çünkü biz kardeşiz, biz kader ve keder ortağıyız. SDG/YPG’nin Ankara’ya davet edilip müzakere edilmesini istemek ya aceleye getirilmiş bir açıklama veya meseleyi kavrayamayan ve gerçekleri göz ardı eden bir akıl tutulmasıdır. İsrail’in güdümündeki terör örgütüyle pazarlık nasıl olacaktır? Türkiye Cumhuriyeti böylesi bir zillete nasıl onay verecektir? Muhatap bellidir, PKK’nın kurucu önderinden başkası asla değildir.

"HALEP’TE SÜKÛNETİN TESİSİ SEVİNDİRİCİ BİR GELİŞMEDİR"

DEM Parti’nin Türkiye partisi olma yönündeki demokratik ve dengeli mücadelesini görmekle beraber, eski hastalıkların tekrar ve zaman zaman bir kez daha nüksetmesinin sorumluluk ahlakıyla çatışacağını düşünüyorum. Hatırlatmam maruz görülsün, fakat bu parti Türkiye’nin partisidir ve bu haliyle Türkiye’ye parmak sallaması asla ve kata meşru, masum ve makul görülemeyecektir. Halep’te sükûnetin tesisi sevindirici bir gelişmedir. Suriye’nin siyasi ve toprak bütünlüğü muhakkak korunmalıdır. SDG/YPG’nin muhatabı Suriye Cumhuriyeti devletidir, nihayet 10 Mart Mutabakatının zamanı dolsa da karşılıklı uzlaşma, yapıcı görüşme ve müzakerelerle İmralı’nın da çağrısı olan entegrasyon süreci tamamlanmalıdır.

"KALBİ NASIRLI TERÖRİSTLERİ ARAMIZDAN ÇEKİP ÇIKARACAĞIZ"

Tarih ve coğrafyayı birbirine bağlayarak barış kuşağının sıcaklığı milletimizin ve bölge halklarının bahtını ve yolunu açacaktır. Uyuyan vicdanları deyim yerindeyse çekiç darbeleriyle uyandıracağız. Türk’ün kaderi Kürt, Kürt’ün kaderi Türk’tür diyeceğiz. Eli silahlı, eli kanlı, vicdanı lekeli, kalbi nasırlı teröristleri aramızdan çekip çıkaracağız. Türkiye’mizin ve bölgemizin telafisi mümkün olmayan bir yıkıma sürüklenmesini önlemek hepimiz için milli bir görevdir. Herkes üstüne düşen sorumluluğu, siyasi hesapları bir kenara bırakarak yerine getirmelidir. Biz herkesi Türk milletinin vazgeçilmez bir evladı olarak görüyoruz."