Devlet Bahçeli: SDG, Fırat'ın doğusundan da temizlenmeli

Partisi'nin grup toplantısında konuşan ve Suriye'deki gelişmeleri değerlendiren Devlet Bahçeli, SDG'nin Fırat'ın doğusundan da temizlenmesi gerektiğini söyledi. Bahçeli, "Kürt kardeşlerimiz başka SDG, YPG başkadır. Bunlar terör örgütüdür" dedi.

Tarayıcınız video desteklemiyor!

MHP Lideri Devlet Bahçeli, TBMM'de partisinin grup toplantısında konuştu.

Bahçeli'nin gündeminde, Terörsüz Türkiye ve Suriye'de yaşanan son gelişmeler vardı.

SDG/YPG terör örgütünün yuvalandıkları bölgelerden sökülüp atıldığını söyleyen Bahçeli, SDG'nin Fırat'ın doğusundan da temizlenmesi gerektiğini söyledi. 

Suriye'nin birliği ve bütünlüğüne dikkati çekerek, "Şam'ın güvenliği Ankara'nın güvenliğidir." diyen Bahçeli, şöyle devam etti; 

"SDG FIRAT'IN BATISINDAN SÜRÜLDÜ"

Bölgesel ve küresel gelişmelerin baş döndüren hız ve değişimi hepimizin gözü önünde cereyan etmektedir. Evvel emirde yapacağımız her değerlendirmenin ağırlık merkezinin Türkiye olması mecburiyetindedir çünkü politik kavrayışımızın ve fikir kuvvetimizin kaynak ve hareket üssü, başkent Ankara’nın tarihî, siyasî ve gelecek vizyonuyla sınırlıdır.

Pergelin sabit ucunu Ankara’ya koyarak, hareketli ucuyla da dünyayı, yaşanan hadiseleri ve hayatın derinliğini, kuvvetli akışını 360 derecelik açıyla analiz ve takip etmek durumundayız.

Bunu yaparken siyaset felsefesinde izleyeceğimiz usul ve yöntem ise tümevarım yönteminden başkası değildir. Görüş menzilimizin etki ve temas alanını kademe kademe merkezden çevreye, Ankara’dan kürenin her noktasına ulaştıracak çoklu mekanizma ve ufuk derinliğine sahip olmaktan başka, akla, mantığa ve tarihsel müktesebata muvafık bir çare yoktur.

Önce Suriye’de şekillenen ve somut bir içerik kazanan siyasî tabloyu değerlendirmek, bunun sonuçları hakkında mütalaada bulunmak lazımdır.

Malumunuz olduğu üzere SDG ve YPG, yuvalandığı sahalardan Suriye ordusunun müessir mücadele yeteneğiyle sökülmüş, nihayet Fırat’ın batısından sürülüp çıkarılmıştır. Halep’in yanı sıra Rakka ve Deyrizor esaret, baskı, dayatma ve işgalden kurtarılmıştır.

SDG/YPG DEFEDİLMİŞTİR"

10 Mart mutabakatına direnç gösteren, her fırsatta ayak sürüyen, dış tesirlilerle masayı ve müzakere ortamını sabote eden SDG ve YPG, kapsamlı bir süpürme harekâtıyla tutulduğu alanlardan zora ve silaha dayalı olarak defedilmiştir. Son gelişmeler hem Suriye hem de bölge ülkeleri ve Türkiye’miz adına son derece müspet ve kayda değerdir."

"SURİYE’DE YENİ BİR SİYASİ VE TOPLUMSAL YAPI KURULMAKTADIR"

Terörsüz Türkiye ve terörsüz bölge hedeflerine suikast üstüne suikast düzenleyen SDG ve YPG’nin, 27 Şubat İmralı çağrısına muhalif ve mukayyet hareket ettiği açıktır. Gerçekten de Suriye’de tezahür eden SDG-YPG provokasyonlarını, 27 Şubat barış ve demokratik toplum sürecini baltalama girişimi olarak gören ve gösteren bizzat PKK’nın kurucu önderliğidir.

Suriye’de yeni bir siyasî ve toplumsal yapı kurulmaktadır; sıkıyı görünce teslim bayrağını çeken SDG ve YPG’nin, Şam yönetimi ile 14 maddelik ateşkes ve tam entegrasyon anlaşmasını imzalamak durumunda kalması oldukça anlamlı ve hayırlı bir sonuçtur.

Suriye’de Arap aşiretlerinin, Kürtlerin, Türkmenlerin ve diğer etnik grupların bir ve kardeşçe yaşamak dışında arayışları ve arzuları yoktur.

"KÜRT KARDEŞLERİMİZ BAŞKA, SDG/YPG BAŞKADIR"

Özellikle Rakka ve Deyrizor’da ayağa kalkan Arap aşiretleri, Şam yönetimiyle el ele vermiş, SDG-YPG terörüne karşı olağanüstü bir mücadele sergilemişlerdir. Şunu tekrar açıklamak lazımdır ki Kürt kardeşlerimiz başkadır, SDG-YPG başkadır; SDG-YPG bir terör örgütüdür ve Kürt kardeşlerimizi temsil etmesi, onlar adına söz ve hak iddiasında bulunması kuyruklu bir yalan, A’dan Z’ye hayal mahsulüdür.

18 Ocak 2026 Pazar günü Suriye Cumhurbaşkanı Sayın Şara’nın yayımladığı kararname ve Suriye’de yaşanan gelişmelere ilişkin yapmış olduğum yazılı değerlendirmede her mesele enine boyuna yorumlanmıştır.

Bir kez daha ve özetle ifade edecek olursam, Milliyetçi Hareket Partisi olarak yeni Suriye’de kapsayıcı, kucaklayıcı, uzlaşmacı; tüm etnik ve dinî unsurları Suriye’nin ortak geleceğinde buluşturan, Suriye vatandaşlığında bütünleştiren; demokratik, istikrarlı, temsil adaletine ve serbest seçimlere dayalı, temel hak ve hürriyetlerin korunmasını esas alan bir anlayışla anayasa yapılmasını önermiştik.

16 Ocak 2026 tarihinde Suriye Cumhurbaşkanı’nın anayasal beyanname hükümlerine dayanarak, yüksek ulusal menfaatlerin gereklilikleri uyarınca devletin ulusal birliğini güçlendirme, tüm Suriyeli vatandaşlar için kültürel ve sivil hakları tanıma konusundaki rol ve sorumluluğuna binaen yayımladığı 2026/13 sayılı kararname, düşüncelerimize ve önerilerimize uygun bir içeriğe sahiptir. Bize göre mezkur kararname isabetli ve anlamlı olup, Suriye’de birlik ve bütünlüğü tahkim etme yönünde doğru zamanda atılmış önemli bir adımdır.

Tekraren vurgulamak isterim ki Suriye’nin ülkesi ve milletiyle bölünmez bütünlüğü esasına dayalı üniter bir yapının tesis edilmesi gerekmekte; konfederasyon, federasyon gibi eski çatışma hatlarını ve terörist faaliyetleri yeniden canlandırabilecek tartışmalar gündeme getirilmemelidir.

"SURİYE, BÖLGESEL BARIŞA KATKI VERECEKTİR"

Suriye Cumhuriyeti’ne vatandaşlık bağıyla bağlı olan herkesin eşit hak ve özgürlüklere sahip olması, etnik ya da dinî farklılıkların devlet nezdinde hiçbir önem arz etmemesi çok mühimdir. En önemli ortak paydanın Suriye vatandaşlığı olacağı hususunda tüm sosyal kesimlere güvence verilmelidir.

Suriye’de hiçbir kesim, hiçbir etnik veya mezhebî grup dışarıda bırakılmamalı, mağdur edilmemeli, yok sayılmamalıdır; tek bayrak, tek devlet, tek ordu anlayışıyla egemen eşitliği her karış toprağında tesis edilmiş Suriye Cumhuriyeti Devleti, bölgesel istikrar ve barışa çok değerli katkılar verecektir.

"FIRAT’IN DOĞUSUNDA DA FAAL HALDE BULUNAN TERÖRİST FAALİYETLERİN KÖKÜ KURUTULMALI"

YPG’nin devlet içinde devlet gibi hareket eden fiilî ve mütecaviz tutumunun sürdürülebilirliği kesinlikle yoktur.

Bu nedenle sadece Fırat’ın batısı değil, Fırat’ın doğusu da Ayn el-Arab’dan Kamışlı’ya kadar faal hâlde bulunan terörist faaliyetlerin kökü kurutulmalı, mıntıka temizliği bütüncül ve eşgüdüm hâlinde hayata geçirilmelidir.

Ne yurt içinde ne de yurt dışında terörizme ve terörist örgütlerin kanlı kumpas ve komplikasyonlarına tahammül etmeyeceğiz; boyun eğmeyeceğiz, alttan almayacağız.

Terörün sonu yoktur, terörizm çıkmaz bir sokaktır; insanlığa karşı işlenmiş en vahşi suç terör suçudur ve terörle yaşamak, teröre sessiz ve seyirci kalmak onurlu yaşamanın tam tersi, tam zıddıdır.

Cinayet, melanet, ihanet ve rezaletlerin hiç kimsenin yanına kalmayacağı, hiçbir hain örgütünün yanına bırakılmayacağı da gayet iyi bilinmelidir.

"ŞAM’IN GÜVENLİĞİ ANKARA’NIN GÜVENLİĞİDİR"

Suriye Cumhuriyeti Devleti’nin siyasi ve toprak bütünlüğü, egemenlik hakları ile iç huzur ve istikrarı tartışılamaz, sulandırılamaz, sakatlanamaz mahiyettedir; Şam’ın güvenliği Ankara’nın güvenliğidir, Suriye halkının saadeti, selameti ve birliği Türk milletiyle bir ve aynıdır.

Dileğimiz ve temennimiz şudur ki Şam yönetimi ile SDG-YPG arasında imzalanan 14 maddelik ateşkes ve tam entegrasyon anlaşması bir dönüm noktası teşkil etsin, terörsüz bölge hedefiyle siyasi ve toplumsal istikrarı amaçlayan huzurlu bir Suriye’nin tecellisine azami destek sağlasın.

"TÜM KARDEŞLERİMİZİ YÜREĞİMLE SELAMLIYORUM"

Haftalık olan Meclis Grup Toplantımızın başında, muteber heyetinizi kemal-i hürmet ve muhabbetle selamlıyorum. En iyi dileklerimi sunuyorum. Yurt içinde ve yurt dışında, televizyon ekranlarından, radyo kanallarından ve sosyal medya platformlarından bugünkü toplantımızı takip eden tüm vatandaşlarımızı, gönül ve kültür coğrafyalarımızda devamlı boyut değiştiren karmaşık olayların onca yükünü omuzlayan, huzurlu ve onurlu bir hayatın taliplisi olan tüm kardeşlerimizi yüreğimle selamlıyor, şükran duygularımı paylaşıyorum.

"DEĞERLENDİRMELER YAPTIK, FİKİR VE GÖRÜŞ BİRLİĞİ SAĞLADIK"

Haftalık arayla önce İl Başkanları Toplantımızı, müteakiben Merkez Yönetim Kurulu ve Merkez Disiplin Kurulu ortak toplantımızı gerçekleştirdik.

Bundan sonra takip ve temin edeceğimiz siyasi yol haritası üzerine muhtevalı değerlendirmeler yaparak fikir ve görüş birliği sağladık.

Ülkemizi her yönden etkileyen iç ve dış gelişmeleri, dünyayı kasıp kavuran siyasi ve stratejik mücadeleleri, çoğalan risk ve tehditleri kapsamlı olarak ele aldık.

"BARIŞ VE REFAHLA ÖRTÜLMÜŞ TÜRKİYE"

Bilhassa terörsüz Türkiye ve terörsüz bölge hedefleri çerçevesinde bir yandan atılan kararlı adımları, diğer yandan da bozucu tesirleri ve bozguncu tertipleri dikkatle yorumladık.

Yıkımı ve yıkıcılığı tercih eden Siyonist emperyalizmin yoz ve yeminli iş birlikçilerini, bunların şiddet ve şekavetle yazılmış husumet senaryolarını gözden geçirerek temkinli ve tedbirli siyasi duruşumuzu teyit ettik.

Memnuniyetle ifade etmeliyim ki Milliyetçi Hareket Partisi; huzurlu, güvenli, millî birlik ve bütünlüğü çelikleşmiş, barış ve refahla çatısı örülmüş bir Türkiye’yi, Cumhur İttifakı’nın ortak akıl ve ahlaki yapısıyla hayata geçirmenin sonsuz amaç ve azmindedir.

Bu soylu amaç ve azim, ucuz hesaplara ve basit oyunlara kurban verilmeyecek kadar hayati, hakikatli ve haysiyetlidir.

HAYIRLI GÜNLER KOMŞUM ZİYARETLERİ

Ayrıca 24 Ekim 2025 tarihinde başlattığımız 'Hayırlı Günler Komşum' ziyaretleri ile 'Derdin Derdimizdir' sohbet toplantılarında sürekli olarak çıtayı yükseltiyor, yurdumuzu baştan ayağa gönlümüzle kucaklıyoruz.

Çok şükür bugüne kadar 81 il ve 963 ilçede olmak üzere toplam 76 bin 544 program gerçekleştirilmiştir. Marifet iltifata tabidir; muvaffakiyetin ikmali ve itibarı methiyededir. Bu münasebetle sizleri ve bütün dava arkadaşlarımı takdir ve tebrik ediyor, Rabbim eksikliğinizi göstermesin diyorum.

Bizim anlayışımızda çalışmanın sınırı, başarının limiti yoktur; kaderin rotası, gayret edenin damla damla akan teriyle çizilmektedir. Nitekim kader gayrete meftundur. Kur’an-ı Kerim’in Dokuzuncu Suresi’nin 39’uncu ayetinde buyurulduğu gibi, insan için yalnızca çalışmasının, gayretinin ve halis niyetlerinin karşılığı olacaktır.

"DEMOKRASİDEN SAPMAYACAĞIZ"

Yeni yüzyılın ikinci çeyreğinde ulaşılacak büyük hedeflerimiz, hayalleri gerçeğe dönüştürecek kutlu heves ve heyecanlarımız vardır; peki bunu nasıl yapacağız, hangi vasıtaları kullanacağız? İlk olarak milletimizin irade namusunu kendi namusumuz bilecek, demokrasiden sapma ve savrulma göstermeyeceğiz.

İkinci olarak çağın gereklerini, zamanın ruhunu, değişim dinamiklerinin istikamet ve iç yüzünü Türk milliyetçiliğinin perspektifiyle, dünyanın dilini de Türkçenin imkanlarıyla okuyacak; Türkçenin zenginliğiyle kavrayacağız.

Millî ve manevi değer hükümlerimizi, varoluş onurumuzun zırhı; birliğimizin, dirliğimizin ve kardeşliğimizin bedeli hiçbir şekilde ödenemeyecek bir ziyneti olarak değerlendireceğiz.

"SÜPER GÜÇ TÜRKİYE"

Üçüncü olarak, kökümüzden kopmadan, millî kimliğimizden ayrılmadan, kaynağımızdan ve yüklerimizden, aydınlığımızdan savrulmadan, güç birliği ve inanç birliği hâlinde saflarımızı sımsıkı tutarak devamlı ilerleyeceğiz.

Hâsılıkelam, kızıl elmanın şafağında hep birlikte buluşacağız; vakti geldiğinde güneşi doğduğu yerden karşılayacağız, vakti geldiğinde Türk milletinin yazılmamış destanını şakır şakır okuyacağız, vakti geldiğinde süper güç Türkiye’nin kale duvarlarından Türk cihan hâkimiyeti mefkûresini haykıracağız.

Biliyor ve kabul ediyoruz ki zafer dediğimiz beşerî ve dünyevî lütuf; ancak ve ancak sabreden, akleden, mücadele eden, iman eden, “kim var?” diye sorulduğunda sağına soluna bakmadan “ben varım” diyebilen yüksek seciyeli dava ve gönül insanlarının harcıdır ve onlara layıktır. Milliyetçi Hareket Partisi ve Cumhur İttifakı işte bu harcın ve liyakatin burcudur.

"İHANETİN KARŞISINDAYIZ"

Özellikle söylemek istiyorum ki biz çıkarlarımızın değil, ülkülerimizin peşindeyiz; biz ikbalimizin değil, istiklalimizin derdindeyiz; biz yalanın değil, hakikatin izindeyiz. Halkın yanındayız, hakkın yanındayız, hakkaniyetin yanındayız, helalin safındayız; tıpkı bir bayrak gibi haramın karşısındayız, ihanetin karşısındayız, hainlerin karşısındayız, habis emellerin karşı cephesindeyiz.

"BİZİ ANLAYAMAZLAR"

Biz, kula kulluğu reddeden inanmış bir vicdana sahibiz; eğilmez başımızla, teslim olmaz mizacımızla milletimizin hizmetkârıyız. Milliyetçi Hareket Partisi’nin siyaseti, Türk tarihinin zamanlar üstü mesajıdır; Türk kültürünün çağları aşan seslenişidir; Türk milletinin gıpta edilen muazzez varlığı ve vakarına da mündemiçtir. Siyaseti hizmet yarışı yerine hezimet rekabetine, zillet parkuruna dönüştürenler bizi anlayamaz; anlasalar bile anlatmaya takatleri yetemez.

Yalanı, fitneyi, dedikoduyu ve ihtirayı siyaset zannedenler; siyaseti rant ve çıkar devşirme fırsatı gören üçkâğıtçılardır.

Bizim anlayışımıza göre siyaset; bir meziyet, bir mecburiyet, bir meşruiyet, bir meftuniyet ve bir mensubiyet olmasının yanı sıra, insana hizmeti millî iradeye faziletle, fiiliyetle, fikriyetle, hassasiyet ve hürmetle göstermenin cümlesidir. Bu cümleden mahrum olanların siyasetleri kötüdür, kötürümdür, köhnedir.

Mayası tutmamış, ne var ki ısrarla modaymış gibi gösterilen düşünceler önümüzdeki kör noktalardır; siyaset bunu öngörmekle mükelleftir.

Yirminci yüzyıla ismini yazdıran meşhur bir düşünürün dediği gibi: “Hepimiz aynı şeylerden konuşuyoruz; ancak konuştuğumuz şeyin ne olduğu konusunda hâlâ anlaşabilmiş değiliz.”

Siyaset, vaki bu akıl tutulmasının sebep olduğu kör düğümleri çözmekle yükümlüdür. Siyaseti sanal korkulara tahvil etmek isteyen pişkin zihniyetler, pireyi deve yapan palavracılar, bir kaşık suda fırtına koparan pervasızlar akıllarından çıkarmasınlar ki hak edene fırlatılacak taşlar cebimizdedir. Hesapsız uçanlar, istismar dallarına yüzsüzce konanlar bedel ödemeyi muhakkak surette göze almalıdırlar.