Uğur İbrahim Altay: Konya'da su İzmir'den Ankara'dan ucuz

Ankara'da su krizi yaşanırken kuraklığa rağmen Konya'da su sorunu yaşanmamasının temelindeki çalışmaları anlatan Uğur İbrahim Altay, "Konya daha ucuza suyu kullanıyor. İzmir'in yarısı kadar, Ankara'dan da yaklaşık yüzde 20 daha ucuz kullanıyoruz suyu" dedi.

Tarayıcınız video desteklemiyor!

UĞUR İBRAHİM ALTAY'IN GÜNDEMİ YORUMLADIĞI BÖLÜMÜN TAMAMINI İZLEMEK İÇİN TIKLAYINIZ

Konya Büyükşehir Belediye Başkanı Uğur İbrahim Altay, Ensonhaber Yayın Koordinatörü Çağlar Cilara'nın sunduğu 'Son Durum' programına konuk oldu.  

Konya'da yapılan çalışmalardan bahseden Altay, Ankara'daki su sıkıntısına da değindi. 

Konya'da suyun daha ucuz olduğunu da söyleyen Altay, kuraklığın bütün şehirleri etkileyebileceğini ancak bunun için çalışmalar yapılması gerektiğini söyledi.

"Konya daha ucuza suyu kullanıyor. İzmir'in yarısı kadar, Ankara'dan da yaklaşık yüzde 20 daha ucuz kullanıyoruz suyu." diyen Altay'ın konuk olduğu programın detayları şöyle; 

"KURAKLIK BÜTÜN ŞEHİRLERİ ETKİLEYEBİLİR, SİZİN YAPMANIZ GEREKEN ZAMANINDA PLANLAMAK"

"Burada aslında sorunun kaynağı şu: Kuraklık bütün şehirleri etkileyebilir. Bütün şehirlerde su problemi yaşanabilir. Bu 'Konya'da su problemi yaşamayacağız' anlamına gelmiyor. Ama yaşanan sorunun kaynağı sizin yapmanız gereken işi zamanında planlayıp, hesap edip yapmamanızdan kaynaklı sorun varsa bunun hesabını veremezsiniz.

Yani barajda su var, su alma yapısını zamanında tamamlayamamışsınız, bundan dolayı şehre su veremiyorsanız bunun hesabını vermek zorundasınız.

Ya da isale hattıyla ilgili bakım onarımları zamanında yapıp değişimleri zamanında gerçekleştirmezseniz, bunun hesabını vatandaşa vermek zorunda kalırsınız. Yoksa bu iklim değişikliği bütün şehirler için büyük bir risk oluşturuyor.

"ANKARA'DAKİ TEMEL PROBLEM"

Bir de şunu da özellikle söylemek istiyorum, hani Konya'nın belediyecilik başarısı konuşulurken; bizim KOSKİ Genel Müdürümüz mühendis olarak belediyeye başlamış, şu anda genel müdürlük yapıyor.

Büyükşehir Belediyemizin genel sekreteri yine mühendis olarak belediyeye başlamış, her kademede görev alarak şu anda genel sekreterlik yapıyor. Siz kadroda eğer bir istikrar yakalayamazsanız...

Bir de belediye başkanının odağı şehir ve belediyecilik olmazsa... Yani siz başka hayaller kurarak hizmet yaparsanız, yapmaya çalışırsanız, siyaset üretirseniz, aşağıdaki ekibin de ona göre şekillendiğini görürsünüz.

Dolayısıyla bizim tek işimiz var; Konya Büyükşehir Belediye Başkanlığı yapmak. Başka hiçbir işimiz yok. Akşamleyin evimize gidip Konya ile ilgili konularla yatıyoruz, sabahleyin kalkıyoruz yine Konya ile ilgili meselelerle. Dolayısıyla her an tetikte olmanız, konuları iyi tartmanız, dersinize iyi çalışmanız ve bu konuda ekibi motive etmeniz ve kontrol etmeniz gerekiyor. Bence Ankara'da yaşanan temel problemlerden birisi bu.

"İZMİR BİZİM İKİ KATIMIZ"

Bir de şunu da söylemek istiyorum; biz bu kadar iş yaparken bir taraftan da su fiyatını belli bir seviyede tutmaya çalışıyoruz. Şu anda 30 büyükşehir arasında Konya 15. sırada. İzmir mesela bizim tam iki katımız.

Türkiye'deki en pahalı suyun satıldığı 9 şehrin belediye başkanı maalesef Cumhuriyet Halk Partili belediyelerimiz. Yani bir taraftan pahalı hizmet üretiyorsunuz, pahalı hizmet sunuyorsunuz vatandaşa, bir taraftan da bu işin gereğini yapma konusunda yeteri kadar hızlı davranamıyorsunuz.

Su aynı su. Tabii şehirlere göre maliyetler değişebilir. Bizim barajdan aldığımız dönemdeki maliyetimizle kuyudan çektiğimiz dönem arasındaki maliyetimiz arasında farklılıklar var. Ya ben işe odaklanmakla ilgili görüyorum. İşinize sahip çıkmak, dertlenmek, vatandaşa daha iyi hizmeti nasıl sunabiliriz diye bunun kafasını yormakla ilgili çalışmalar olarak görüyorum.

"BİZ BU SUYU ŞEHRE VERMEK ZORUNDAYIZ"

Bir taraftan da şehirler için bir konu daha var, izninizle ondan da bahsetmek istiyorum. Bu şehre getirdiğiniz suyu bir şekilde atık su arıtma tesislerinden geçirerek yeniden kullanımla ilgili yeni bir dönemin eşiğindeyiz. Yani artık dünya bunu konuşuyor. Benim birçok uluslararası görevim var. İşte Dünya Belediyeler Birliği Başkanlığı'nı yürütüyorum, Türk Dünyası Belediyeler Birliği Başkanıyım, Uluslararası Tarım Şehirleri Başkanıyım. Dünyada konuşulan belediyecilikte iki temel konu var: Birisi iklim değişikliği ve onun etkileri, ikincisi göç meselesi.

İklim değişikliği ve etkileri aslında yeni belediyecilik modelleri de oluşturuyor. Şimdi Konya'da atık su arıtma tesisimize 1 iken yanına bir ilave daha yapıyoruz. 200 bin metreküp günlükken 400 bin metreküpe çıkarıyoruz ve bu çıkan suyun tarımda kullanılmasıyla ilgili DSİ ile çok önemli bir çalışma yürütüyoruz. Yaklaşık 36 bin hektar alanın tarımsal sulamada kullanılmasıyla ilgili bir çalışma yürütüyoruz.

Kesinlikle öyle. Şöyle; biz bu suyu şehre vermek zorundayız. Yani Konya'da biraz önce anlattığım 3 baraj ve 2 tünelle Konya'ya getirdiğimiz toplam su 440 milyon metreküp. Biz bu 440 milyon metreküpün 100-110 milyon metreküpünü içme suyunda kullanıyoruz. Bunu arıttıktan sonra eğer 80-90 milyon metreküp suyu tarımda kullanabilirsek, neredeyse barajları ve tünelleri yaparak getirdiğimiz suyun üçte biri kadar ilave bir kaynak oluşturuyoruz.

"KONYA ANKARA VE İZMİR'E GÖRE SUYU UCUZA KULLANIYOR"

Bir taraftan işte Tuz Gölü, Beyşehir Gölü gibi Konya'nın gölleri var. Bunu korumakla ilgili Çevre Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanımızla eylem planları doğrultusunda çalışmalar yapıyoruz. Şu anda Tuz Gölü'ne insan kaynaklı bütün suları arıtarak veriyoruz. Beyşehir Gölü'ne 5 yıllık bir planlama yaptık, inşallah 2028 yılı itibariyle bütün suyu arıtarak vermeye başlayacağız. Türkiye'nin nazar boncuğu olan Meke Gölü'ne belki dünyada ender örneklerinden birisi; Karapınar'daki atık su arıtma tesisinden çıkan suyu ileri derece arıtarak Meke Gölü'ne hayat verecek ve bölgesindeki 1 milyon ağacı sulayacak bir yapı oluşuyor.

Yani döngüsel ekonomi nasıl konuşuluyorsa, suda da döngüsel yapıya dönmek zorundayız. Ama bunun için çalışmanız lazım, dünyayı takip etmeniz lazım, merkezi hükümetle iyi ilişkiler kurmanız lazım. Birini suçlayarak bir şey elde edemezsiniz. Yani sonuçta şehre suyu vermiyorsanız bu belediye başkanının sorunudur, bunun hesabını kimseye veremezsiniz. Geri kalan işler belki tolere edilebilir ama en çok riske sahip şehrin belediye başkanı olarak neredeyse her 15 günde bir Konya'daki su meselesini konuşuyoruz.

Bir de tabii Konya çok büyük bir coğrafya. Biz sadece merkezdeki su sorununu çözmekle kalmıyor, periferde de, merkezin dışındaki ilçelerimizde de özellikle 'Grup Suyu' adı altında kaynaktan mahallelerimizi besleyecek 800 kilometrenin üzerinde hatlar oluşturduk. Bir kaynağınız var ama kaynaktan o suyu başka bir yere taşımak için çaba sarf etmeniz gerekiyor. Yeni kuyular açıyoruz, bu yıl 54 kuyu daha açacağız. Yani işinizin başında aşkla çalışıyorsanız -tabir caizse- Allah da bir bereketini veriyor. İnşallah bu yıl daha yağışlı bir sezon geçiyor, kar yağışları güzel. Umarım ki başta Konya'mız sonra ülkemizin diğer şehirleri su sorunu yaşamadan bu süreci yönetebiliriz.

"KONYA STANDARDI YÜKSEK BİR ŞEHİR"

Konya aslında standardı çok yüksek bir şehir. Birçok manada kategorize etseniz en başlarda yer alacak bir şehir. Ama yeteri kadar kendimizi ifade edebiliyor muyuz derseniz, herhalde edemiyoruz. Bunun en iyi örneklerinden birisi de bisiklet yolu meselesi. Söyleyince insanlar hayrete düşüyor. Konya'da şu anda mevcut, kullanılabilir 680 kilometre bisiklet yolu var.  

Ama biz onu metre metre kendilerine harita üzerinden gösterebiliriz. Çünkü bu uzun süredir Konya Büyükşehir Belediyesi'nin üzerinde uğraştığı, ulaşım aracı  olarak bisikletin kullanılmasına dönük bir stratejinin parçası. Tabii coğrafyanın verdiği bir fayda da var. Dolayısıyla biz Büyükşehir olarak yapmış olduğumuz bütün caddelerde mutlaka bisiklet yolunu yapmaya gayret ediyoruz. Hatta Türk Standartları Enstitüsü ve Çevre Bakanlığımız bisiklet yolunu literatüre geçirirken önce Konya'ya gelip Konya'daki uygulamayı, renk örneğini, işaretlemeyi de dikkate alarak bir standart oluşturuldu.

Bir de hepimizde aslında geçmişten itibaren bir bisiklet kullanımı vardır. Yani çocukluğumuzda en büyük hayalimiz bir bisiklet sahibi olabilmekti. Konyalılar bisiklete de "velesbit" derler, bisiklet demezler. Onun için bisiklet kullanımının artırılmasıyla ilgili yoğun bir çaba sarf ediyoruz. Bir taraftan bisiklet yollarının birbirine bağlanması, entegre edilmesi, işaretlenmesi... Elektrikli ve kiralanabilir bisikletlerle özellikle öğrencilerin bisiklet kullanımını artırmaya gayret ediyoruz.

Bir bisiklet tramvayımız var, Türkiye'ye ve dünyaya örnek. Bisikletinizle binebildiğiniz bir güzergahta...

"YOLLAR SADECE ARAÇ KULLANICILARINA AİT DEĞİL"

Program dahilinde tekrar tramvaya binip gideceği yere kadar gidip oradan devam edebiliyor. Bugünlerde yeni bir veledrom (bisiklet) müzesi açtık, özellikle çocukların tekrar ilgisinin oluşmasıyla ilgili.

Ve ben bütün programlarımızda şunu ifade ediyorum: Yollar sadece araç kullanıcılarına ait bir yapı değil. Şehirde yaşayan yayalara, bisiklet kullanıcılarına, işte çocuk arabası kullanan annelere aslında bir saygı gerektiren bir yapının içindeyiz. Ve bisikleti burada konumlandırmaya çalışıyoruz.

Ayrıca son 3 yıldır çocukların bisikletle okula gitmelerini sağlayabilmek için Emniyet Müdürlüğümüzle yaptığımız bir uygulama var. Okullarımızda, pilot okullarımızda çocuklara aynı servis saatinde olduğu gibi saatler veriyoruz. Diyor ki; 'Saat 07.00'de seni alacağız, 07.02'de, 07.05'te, 07.07'de...'

Evin önüne bisikletle gelen çocuğu bir konvoy eşliğinde okula bisikletle götürüyoruz. Özellikle ortaokul çağındaki çocuklar...

Aslında bunu korumasız yapmamız lazım işin doğrusu; zabıta ya da trafik polisi olmadan çocukların bu seyahati kendilerinin yapmaları gerekiyor ama maalesef şu andaki trafik kültürümüz buna el vermediği için biraz da canlar çok kıymetli. Onun için pilot olarak bunu geliştirmeye gayret ediyoruz.

"KONYA TÜRKİYE'NİN İLK BİSİKLET VELEDROMUNA SAHİP"

Konya aynı zamanda Türkiye'deki ilk bisiklet veledromuna sahip şehir, Gençlik Spor Bakanlığımızın yaptığı. Bugünlerde de 1 ve 5 Şubat arasında Avrupa Bisiklet Şampiyonası Veledrom'da, Konya'da gerçekleşecek. Dolayısıyla hayatımızın bir parçasını bisiklet oluştursun diye çaba sarf ediyoruz.

Yine özellikle ana yollarımızda, yaya üst geçitlerimizde bisikletle karşıdan karşıya geçebileceğiniz üst geçitlerimiz var. Dolayısıyla şehrin her yerinde bir ulaşım aracı olarak bisikletin kullanılmasıyla ilgili bir gayret gösteriyoruz. Belediye başkanlarımızı sizin aracılığınızla bir Konya'ya davet edip yerinde fiziki olarak gösterebiliriz. Bu konuda çalışmaya devam edeceğiz.

Yani belki Konya'ya biçilmiş bir kaftan var. Konya'yı sürekli ona yerleştirmeye çalışan bir grup var. Ama Konya, Hazreti Mevlana'nın şehri, hoşgörünün başkenti ve bir başkent; 200 yıl başkentlik yapmış bir şehirden bahsediyoruz.

Şehir kültürü olan, 10 bin yıldır şehir hayatını devam ettirebilmiş dünya üzerindeki ender yerleşim yerlerinden birisi. Dolayısıyla bir şehir kültürü var ve bu kültür belediyecilikte de geçmişten itibaren yansımış. Ve biz hep üzerine koyarak gitmişiz Çağlar Bey.

Yani hiç kimse gelip de 'Bu duvarı yıkayım, yeniden yapayım' dememiş. Konya'nın en büyük şanslarından birisi o. Her gelen başkan bir öncekinin işini devam ettirerek başlamış.

"KONYA'YA GELENLER NE KADAR TEMİZ VE SAKİN BİR ŞEHİR DİYOR"

Mesela Anadolu'da tramvayı ilk kullanan şehir Konya'dır. Kimse bunu konuşmaz. Evet, bisiklet yolunda yine öyledir. Yine planlı şehir, geniş caddeler, rekreasyon alanlarıyla... Su kıtlığının olduğu bir yerde adeta bebek bakar gibi baktığımız ağaçlarla şehrimizi güzelleştirmeye çalışıyoruz. Ama son günlerde özellikle sizler gibi medya mensuplarının Konya'mızı ziyaret ediyor olması, sosyal medyanın etkisi... Bizim turizm konusunda gösterdiğimiz ilgi, Konya'ya gelen sayısını ciddi manada artırdı.

Ve Konya'ya gelenler iki şey söylüyor aslında. Birincisi; ne kadar temiz ve düzenli bir şehir. İkincisi de; bir dinginlik, bir sakinlik var bu şehirde diye. Bu iki şeyi çok fazla duyuyoruz. Onun için Konya'yı yaşamak için davet ediyoruz. Konya anlatılmaz bir şehir. Geldiklerinde o farkı da mutlaka görecekler. Özellikle tarihi eserlerin yeniden gün yüzüne çıkmasıyla ilgili de çok yoğun bir çaba sarf ediyoruz. Gün geçtikçe güzelleşiyor. İnşallah yarınlar çok daha güzel olacak.

Biz ayrıca şunu da özellikle istiyoruz; bu konuda da yaptığımız çalışmalar var. İşte Diyanet ile yeni Müslüman olanları Konya'ya getiriyoruz. Yani İslami hassasiyetleri olan, Müslümanca bir yaşamın olduğu bir şehirde bir tertip, düzenin, temizliğin olduğunun ispatıdır Konya. Çünkü özellikle Batı dünyasında 'İslam şehirleri' deyince sürekli bir kaos, kirlilik, düzensizlik pompalanıyor. Ama Konya bunlardan sıyrılarak aslında simgesel olarak da bir iddia ortaya koymaya çalışan bir şehir. Bu konuda gayret ediyoruz. Konya'ya geldiklerinde aradaki farkı görürler.

Hani 'anlatılmaz yaşanır', biz ne kadar ifade edersek edelim bunu başaramıyoruz ama özellikle İstanbullular için yeni bir açılım da oluştu; Hızlı Trenimiz...

İSTANBUL'DAN KONYA'YA GİTMEK...

İstanbul'dan çok kolay Konya'ya ulaşım var. Onun için vasıtanızla tüm Türkiye'den herkesi Konya'ya davet ediyoruz. Yerinde misafir edelim. Hem Konya'nın gastronomisiyle tanışsınlar, Hazreti Mevlana'yı ziyaret etsinler, 200 yıl Selçuklu'ya başkentlik yapmış bir şehirdeki Selçuklu eserlerini görsünler ve bununla birlikte dünyanın ilk şehri kabul edilen Çatalhöyük Neolitik Kenti'ni de görme imkanları var. Yani bir yelpazeyle tarihin tüm katmanları Konya'da var.  

"SON 3 YILDIR İNANILMAZ BİR KURAKLIK YAŞIYORUZ"

Aslında Konya risk haritasında Türkiye'deki en riskli şehir. Çünkü iklim değişikliğinden en çok etkilenecek şehrin Konya olduğuyla ilgili bilimsel raporlar var elimizde. Yağış rejimi de bunu gösteriyor aslında. Özellikle son 3 yıldır inanılmaz bir kuraklık yaşıyoruz. Burada aslında görevleri bir doğru tanımlamak gerekiyor Çağlar Bey. Yani şehir içme suyuyla ilgili yetkili olan alanlar var.

DSİ'nin (Devlet Su İşleri) yapması gerekenler var, belediyelerin yapması gerekenler var. Devlet Su İşleri ile KOP (Konya Ovası Projesi) diye tanımladığımız, Türkiye'nin en büyük sulama projelerinden ve içme suyu projelerinden birisini yapıyoruz. 3 baraj ve 2 tünelden oluşan bir komple yapı. Özellikle Toroslardaki suyun içme suyu olarak Konya'ya ve tarımsal sulama olarak Konya'ya gelmesiyle ilgili 3 baraj ve 2 tünel inşaatının yapılması...

Sayın Cumhurbaşkanımızın iradesiyle 2002'de başlayan bir proje. Barajların üçü tamamlandı, tünelin birisi tamamlandı. Bir tünelde de Devlet Su İşleri yoğun bir şekilde çalışıyor. Bu sistem tamamlandığında yaklaşık 440 milyon metreküp suyun Konya Ovası'na gelmesi planlanıyor.

Tünelin birisi henüz tamamlanamadığı için, zeminden kaynaklı bazı problemlerle -DSİ çok gayret etmesine rağmen, Tarım Bakanımıza ve ekibe teşekkür ediyorum- henüz orada bazı sorunlarla uğraşıyoruz ve bu suyun 100 milyon metreküpü Konya'da içme suyu olarak kullanılmak üzere yaklaşık 65 kilometrelik bir hatla Konya'ya getirildi ve içme suyu ağımızı ona göre oluşturduk. Mevcut kaynaklarımızı da, KOP yapılmadan önceki Altınapa Barajı gibi kaynaklarımızı da korumaya devam ediyoruz.  

"KURAKLIKTAN ŞEHİR ETKİLENMESİN DİYE İKİ ÖNEMLİ İŞ YAPTIK"

Ama son 3 yıldır yaşanan kuraklıktan biz de çok ciddi manada etkilendik ve bundan etkilenmesin şehir diye aslında iki önemli iş yaptık. Birincisi; şehirde 80'e yakın yeni su kuyusu açtık ki Konya genelinde toplam 179 su kuyusu açtık. Bunu bir hatla, isale hattıyla mevcut şebekemize bağladık ve yeraltı suyundan bir miktar takviye ederek barajlardan daha az su almakla ilgili bir çalışma yürütüyoruz.

İkincisi de tasarruf ve kayıp-kaçak oranını düşürmek. Çünkü aldığınız suyun ne kadar fatura ettiğinizle ilgili bir kayıp-kaçak oranı hesabı var. 2019'da biz göreve geldiğimizde yaklaşık Konya merkezde yüzde 31,5 kayıp-kaçak oranı vardı. Avrupa Birliği ortalaması yüzde 27'dir, Avrupa standardı yüzde 20'dir. Bu yıl inşallah yıl bitimi rakamlar yeni çıktı; yüzde 20,5'a düşürdük.

Yani 31'den yüzde 20,5'a düşürüyor olmanız neredeyse yılda 10 milyon metreküp suyu tasarruf ediyor olmanız lazım. Biz bu konuda çok ciddi bir çalışma yürütüyoruz."