ABD'den 28 Şubat konusunda ilk açıklama
'Washington yönetimi 28 Şubat döneminde sürece doğrudan dahil olmasa da, yaşananlara göz yumdu' söylentileri doğru mu?
28 Şubat dönemine ilişkin dava süreciyle birlikte bu dönem konusundaki tartışmalar da Türkiye gündeminin ilk sırasına oturdu. En çok tartışılan konulardan biri de ABD'nin 28 Şubat sürecinde bir rolünün olup olmadığı, o dönemde 28 Şubat'a nasıl yaklaştığı.
ABD YAŞANANLARA GÖZ YUMDU MU?
Hürriyet gazetesinden Zeynep Gürcanlı'nın haberine göre; Adını açıklamayan Amerikalı yetkililerin Türk gazetecilerine yaptıkları açıklamalara göre, Washington yönetimi 28 Şubat döneminde sürece doğrudan dahil olmasa da, "yaşananlara göz yumdu."
Gerçekten böyle mi olmuştu?
Anayasa Mahkemesi'nin kuruluş yıl dönümü resepsiyonunda ABD'nin Ankara Büyükelçisi Francis Ricciardone'yle karşılaşınca ben de hemen bunu sordum: "28 Şubat'a ABD'nin yaklaşımı ne olmuştu? Gerçekten göz yumuldu mu o dönemde yaşananlara?"
'KESİNLİKLE DOĞRU DEĞİL'
"Kesinlikle doğru değil. Hayır" diye yanıt verdi. Amerikan Büyükelçisi soruma karşılık üstelik Türkçe olarak.
Ardından konunun hassasiyetini gözönüne alarak İngilizce devam etti:
ABD'nin Ankara Büyükelçiliği'nde kendi talimatıyla başlatılan bir çalışmayı anlattı: "Büyükelçilik, 1997/98 yıllarında o dönemde Amerikalı yetkililerin Türkiye hakkında yaptıkları açıklamaları taradı. İsterseniz size de ulaştırabilirler."
Ardından da bu çalışma sonucunda vardığı sonucu söyledi:
"ABD yetkilileri o dönemde gerginliklere demokrasi içinde çözüm bulunmasını istedi. O günlerde de bunu söyledi, şimdi de bunu söylemeye devam ediyor."
"İNİŞLER ÇIKIŞLAR OLSA DA TÜRKİYE'DE DEMOKRASİ İLERLEDİ"
Büyükelçi bu aşamada önemli bir tespitini de paylaştı: "Türkiye'de demokrasi alanında sürekli ilerleme yaşanıyor."
Bu cümlenin ardından eliyle bir zigzag işareti yaparak, "Bazen bir takım iniş-çıkışlar oluyor" diye devam etti ve ekledi:
"Ancak demokratik reformların başladığı nokta ile bugün geldiği noktaya bakarsanız iniş çıkışlara rağmen son gelinen noktada demokratikleşme alanında büyük ilerleme yaşandığını görürsünüz."
Büyükelçi, Türkçe başladığımız, İngilizce devam eden sohbeti yine Türkçe bir cümleyle sonlandırdı: "Çok iyimserim..."