taraftar değil haberciyiz
Son dakika haberleri Türkiye'nin haber sitesinde.
6.15425
7.2391
1198.705
99547.44
237.368

Fikirci Bey yazdı: UÇURUM

Memleketimizi el birliğiyle büyük bir uçurumun eşiğinden döndürdük. Hem de hepimizin birer sadecik oylarımızla..

Haber Merkezi | 04.11.2015 - 09:21..
Fikirci Bey yazdı: UÇURUM

Fikirci Bey yazdı: UÇURUM

UÇURUM

Türkiye büyük bir uçurumun eşiğinden döndü.

Ve bizi kurtaran da sivil siyaset oldu, seçim oldu, her birimizin elindeki o bir tanecik oy oldu.

Bakmayın siz diktatörlük böğürtülerine. Ne olacaktı yani, AK Parti seçimde %10 oy alsaydı “İnmiyorum iktidardan, meclis de, hükümet de benim” mi diyecekti? Efendice çekilip gidecekti. Başka çaresi mi vardı? Ancak darbe ile gelenler meclisin kapısına kilit vurur, hükümeti hapse atar.

Evet, bizi kurtaran demokrasi oldu, yoksa elimizde birer oydan başka neyimiz vardı?

7 Haziran öncesinde de sonrasında da hem içeride, hem dışarıda oldukça başarılı bir algı operasyonu yürütülüyor gibiydi. Ama daha önce de takdir ettiğim Türk halkının sağduyusu bu algı operasyonlarına yenilmedi.

Bu algı operasyonu konusunu hafife almayınız. Konu sadece Türkiye’de şu partiyi indirip, ötekini çıkarmak kadar basit değil. Mesela Batı basınında kimse AK Partiye en yakın ikinci parti olan CHP’ye oy verilmesini önermedi. Seçimi kazanma ihtimali bile olmayan ancak barajı aşabilmiş olan HDP desteklendi. Türkiye’nin en sahtekâr, en ikiyüzlü politikacısı “solun, liberalizmin ve Kürtlerin karizmatik lideri” olarak parlatıldı.

Çünkü Ortadoğu’da sınırlar yeniden çizilmeye başlandı. Önce Baasçı, arkaik solcu, özünde milliyetçi soğuk savaş artığı laik diktatörler indirildi ve yerine “laik liberal demokrasi” gelecek sanıldı. Saddam, Mübarek, Kaddafi gibi halk desteği olmayan kâğıttan kaplanlar paldır küldür devrildi. Sandık kondu ama sandıktan istenen çıkmayınca her şey değişti. Esad’da durdu Batı. Yerine kimin geleceğini görmeden kimseyi devirmeyecek artık. Bölgede sandıktan çıkacak “ihvan” gibi veya Türkiye’deki AK Parti gibi ılımlı ve liberal bile olsa içinden İslam geçiren hiçbir parti iktidarda istenmiyor. Onun yerine Sisi gibi darbeci katiller bile ehveni şer görülüyor, yeter ki “İslamcı” olmasın. Tahmin edeceğiniz gibi bunun Kapitalist sistemin işleyiş mantığı ile de ilgisi yok. Bu tamamen İsrail’in paranoyası. ABD kendi zararına bile olsa bu paranoyayı dikkate alıyor. Yoksa ABD yıllardır kılıçla kelle kesen Suudi diktatörlüklerle, körfez emirlikleri ile gül gibi geçinip gidiyor.

“Türkiye üzerinde oynanan oyunlar” lafı, komplo teoricilerinin kullandığı bir laftır ve ben hiç sevmem aslında. Çünkü herkes işini gücünü bırakıp Türkiye ile uğraşmaz. Ve fakat zaman zaman Türkiye üzerinde yoğunlaşıldığı da doğrudur. Örneğin daha önce Süleyman Demirel veya Tansu Çillerin katıldığı seçimler Batı medyasında 3. Sayfada 5 satır yer alırdı. Çünkü kimin kazanıp kimin kaybedeceğinin Batı için bir önemi yoktu, nasıl olsa memleketi onlar yönetmiyor, askeri vesayet perde arkasından gerekeni yapıyordu.

Recep Tayyip Erdoğan’la birlikte bu değişti, çünkü Erdoğan hem halkın seçtiği hem de vesayete boyun eğmemiş bir lider, üstelik de öngörülemez ve kontrol edilemez. Batı sevmez böyle başına buyruk liderleri. 10-20-50'şer yıllık planlarla takılan emperyalistler Erdoğan gibi ne yapacağını en yakınındakiler dahil hiç kimsenin kestiremediği bir liderden elbette hazzetmezler.

Artık Türkiye’deki seçim haberleri Batı medyasında, kendi ülkelerindeki seçimlerinden daha fazla yer kaplıyor.  Nitekim bir önceki seçimde AK Parti %8 oy kaybettiğinde yüksek tirajlı ve etkili Alman yayın organı Bild “Al Sana Sultan!” diye şehvetli bir başlık atmıştı.

Bu seçimden sonraki başlıklara birkaç örnek vereyim, bir fikriniz olsun: “Türkiye’ye Taziye Bildirmek Lazım”; “Erdoğan’ın Seçim Zaferi Hem Türkiye, Hem De Bölge İçin Kötü Oldu”; “Bedeli Olan Bir Zafer”

Sadece bugün ve sadece İngiliz basınının önde gelen 4-5 gazetesinde Türkiye’deki seçimlerle ilgili 20’ye yakın haber çıktı.

Ve hatta bir Fransız gazeteci bizim entellere, “yahu sizin böyle olmanız yetmiyor, halkın da biraz adam olması lazım” mealinden şeyler söyleyerek işi edepsizlik derecesine kadar götürdü.

Daha önce de söyledim, özellikle bu paralel alçaklar deşifre olup işlevsiz hale geldikten sonra Türkiye üzerinde algı operasyonunun ötesinde bir “uğraşma” var, AK Parti “şeytanlaştırılıyor”  ve Erdoğan’a mobbing uygulanıyor.

Bu algı operasyonlarını ve mobbingi hafife almayınız. Hatırlarsanız Saddam önce bir süre diktatör ilan edildi, sonra nükleer silah (Kitle İmha Silahı) geliştirmekle suçlandı, sonunda ülkeye girildi, Saddam devrildi ve asıldı. Bütün Irak altüst edildi ancak nükleer silahın izine bile rastlanmadı. Çünkü yoktu. Yani bütün bir operasyon bir yalan üzerine kurulmuştu. Bir gün Halepçe katliamını da Saddam’ın yapmadığı, Batı tarafından yerel ajanlar eliyle yaptırılıp onun üzerine atıldığı kanıtlanırsa hiç şaşırmam. Burada mesele Saddam’ın iyi ya da kötü bir insan olması değil. Saddam Baasçı bir soğuk savaş artığıydı, öldü gitti. Mesele, ona yapılan mobbing sonucu ülkeye saldırılmış olması, ülkenin parçalanması ve Halepçe’den duyulan nefrete de dayanarak Kuzeyde “Kürt devleti” kurulması.

Şimdi Erdoğan için de Batı tarafından yoğun bir karalama kampanyası düzenleniyor. (Burada Erdoğan’ı Saddam ile kıyaslamıyorum, Saddam’a yapılanlarla, Erdoğan’a yapılanlar arasındaki benzerliği ortaya koymaya çalışıyorum)  Önce de yazmıştım Batı basınına bakarsanız ülkemizde şiddet, terör ve iç savaş var, üstelik bunun müsebbibi de hükümet,  hatta bizzat gücü elinde tutmak isteyen Erdoğan. Yurtdışından bazen yabancı gazeteci arkadaşlar arayıp “iyi misin, orada iç savaş varmış, ekmek bulabiliyor musunuz?” gibi sorular soruyorlar. Çünkü Türkiye hakkında böyle bir tablo çiziliyor. Eğer hükümet bir hata yaparsa bunu kullanarak, yapmazsa da kendileri ülkede Halepçe benzeri bir şeyler düzenleyerek Türkiye’ye müdahale etmenin önünü açmak istiyorlar.  Nitekim Irak’taki kitle imha silahı palavrasının yerine Türkiye’de “Türkiye (hatta şahsen Erdoğan) IŞİD’e destek oluyor, bu nedenle Türkiye terörist bir ülkedir” palavrası ile ufak ufak müdahale ortamları oluşturulmaya çalışıyor. (Burada kısaca Türkiye’yi benzer yalanlarla Batı’ya şikâyet eden ve Batı’yı/NATO’yu müdahaleye davet eden vatan haini kalemşorları de hatırlatmadan geçemeyeceğim.) Daha bugün Sputnik News’daki bir haberde hem Avrupa Birleşik Solu/İskandinav Yeşil Solu Konfederasyonu Grubunun hem de Avrupa Birliği Dış İlişkiler Komitesi Başkan Yardımcısının Türkiye’yi, “sınırda IŞİD’ın çaldığı petrolü satın alarak teröre mali kaynak sağladığı” yönünde suçlamaları yer alıyor. “Sputnik News’da ne ki, kim okuyor ki?” demeyin. O, yapılmak istenenlerle ilgili bir ipucu veriyor.

Kuzey Irak’ta Bölgesel Kürt Yönetimi kuruldu, şimdi bu oluşum güney sınırımız boyunca Suriye’deki PYD kantonları ile birleştirilerek Hatay’ın güneyinde Lazkiye limanına çıkan bir Kürt devleti kurulacak. Tabi buranın adı Güney Kürdistan olacak, içinizde Kuzey Kürdistan’ın sınırlarını gösterebilecek var mı?

Ama bazı sorunlar var. Kuzey Irak Bölgesel Kürt Yönetimi başkanı Barzani ile bizim aramız iyi, onun için ona da mobbing başladı, onda da İslami renk var. O gidecek, PYD-PKK tipi laik faşist bir yönetim getirilecek. Zaten bir yılı aşkın bir süredir PYD’nin, IŞİD’e karşı karada savaşan en kahraman güç olarak sadece sırtı sıvazlanmıyor, milyonlarca dolarlık silah ve mühimmat da  indiriliyor. Gaza gelen PKK-PYD barış sürecini bu silahları Türkiye’ye taşımak için kullandı, Suriye’deki gibi Türkiye’de de kantonlar kurarak ufak ufak Kuzeye yerleşeceğini sandı. Batı’nın 60 yıllık NATO üyesi Türkiye’ye karşı 5-6 bin kişilik bir terörist grubu destekleyeceğini sanacak kadar aptallaşabildiler. Tabi ki üç beş günde yok edildiler. Ama bu da kullanılarak sanki barış sürecini başlatan bizzat hükümet değilmiş gibi, Erdoğan kendi halkını katleden lider olarak gösterilmeye başlandı ki bu da daha önce başka ülkelerde deneyip başarılı oldukları bir yöntemdi. Yani oyun içinde oyun, dolap içinde dolap. Matruşka gündeminin tam içindeyiz..

Şimdi bir tek oyla neler yapabildiğinizi, ülkeyi kocaman bir uçurumdan nasıl çektiğinizi anlıyor musunuz?

Ama “savaş” asıl şimdi başlıyor. Haberde de açıkça söyledikleri gibi zaferimizin bir bedeli var. Ödetmek isteyeceklerdir. 

Hadi Cumhurbaşkanı'nın her daim tekrarladığı cümleyle bitirelim de her yazımızda yandaş, makarnacı, kömürcü diyenleri yalancı çıkarmayalım bari:

Bir olacağız
İri olacağız
Diri olacağız
Hep birlikte Türkiye olacağız..

Fikirci Bey 
Fikri hür vicdanı hür

@kalemciler

Bu reklam google tarafından sağlanıyor?
YORUMLAR (üye olmadan da yorum yapabilirsiniz)