Yılmaz Erdoğan'a Akit ve laik cepheden tepki
AKİT KAFA LAİKLERLE AYNI ŞEYİ SÖYLÜYOR(!) Ezan'ı savunmak Noel Baba'ya kaldı
Yılmaz Erdoğan'ın 'Yıllarca sinema setlerinde ezan sesi duyduk ama bu ezanlar hiçbir sinema filmine yansımadı' sözleri büyük bir tartışmanın fitilini ateşledi.
AKİT: EZANI SAVUNMAK NOEL BABA'YA KALDI
Laik cenahtan sert tepkiler gelirken Erdoğan'ın bu çıkışına Yeni Akit gazetesi yazarı 'Ezan'ı savunmak Noel Baba'ya kaldı' başlıklı yazısıyla tepki gösterdi.
Hürriyet gazetesi yazarı Ahmet Hakan ise, 'Sana neden mi 'yalaka' diyorlar Yılmaz Erdoğan?' başlığıyla Erdoğan'ı eleştiren satırlar kaleme aldı.
Ahmet Hakan, en çok eleştirdiği Akit'le aynı safta yer aldı.
e
İşte Ahmet Hakan'ın o yazısı
Yılmaz Erdoğan arkadaşımız, mesela 28 Şubat döneminde...
O ZAMAN ONA KİMSE YALAKA DEMEZDİ
- Sinemada ezana yer verilmiyor.
- Köklerimizden koptuk, alfabeyi değiştirdik.
- Bizde materyalist bir kampın ağırlığı söz konusu...
- Materyalizmin karşılığı laikliktir...
- Bağnaz bir batıcılık kafası var bizde...
Deseydi...
Hiç kimse ona "yalaka" demezdi. Diyemezdi.
Yine tartışılırdı, yine hedef olurdu, yine tepki çekerdi...
Ama "yalaka" ithamına maruz kalmazdı.
Dinimiz kadim bir din...
"Batıcılık", "materyalizm", "alfabe değişikliği", "köklerden kopma", "laiklik" gibi meseleler, kadim meselelerimiz...
BUGÜNE KADAR NEDEN SUSTUN
Yani Yılmaz Erdoğan'ın bu konular üzerine fikir beyan etmesi için bu zamana kadar çok vakti vardı.
Fakat o ne yaptı?
Sustu...
Ne zamana kadar?
Bu meseleleri "mesele" eden bir iktidar gelinceye ve o iktidar yerini iyice sağlamlaştırıncaya kadar...
Hiç kusura bakmasın Yılmaz Erdoğan...
KADİM MESELELER KONUSUNDA BUGÜNE KADAR SUSARSANIZ..
Kadim değerler ve kadim meseleler hakkında bu zamana kadar susup o değerler ve meseleler mutlak iktidarın meseleleri ve değerleri haline geldiğinde konuşursa...
Kendisine "iktidara yanaşıyor" da denir, "iktidara çiçek atıyor" da denir, "iktidara hoş görünüyor" da denir.
Hatta ve hatta "yalaka" bile denir. Çünkü durumunu, maalesef bunlar tarif eder.
15 yıl önce...
Bu memlekette dindar ve muhafazakâr değerlerin odakta yer aldığı çok sert bir kavga yaşanmış.
Siyasete müdahale edilmiş, insanlar mağdur edilmiş, kampanyalar yapılmış...
YILMAZ ERDOĞAN KUSURA BAKMASIN
Yılmaz Erdoğan o dönemde "Ne oluyor?" dememiş, "Dindarların derdi ne?" dememiş, "Materyalizm" dememiş, "Bağnaz laiklik" dememiş, "Ezan" dememiş, "Hop" dememiş, "Durun bakalım" dememiş.
Ta ki "muhafazakâr çevre", bütün badireleri atlatıp iktidara gelinceye ve iktidarını pekiştirinceye kadar...
Yılmaz Erdoğan yine kusura bakmasın...
Bu tutumuna "eleştirel tutum" denmez, "Yeni Türkiye'de hâkim olan değerler dünyasının bir ucundan da ben tutayım tutumu" denir.
YILMAZ ERDOĞAN ÇOK DA TEPKİ ALDI DİYEBİLİRSİNİZ AMA
Diyebilirsiniz ki:
"Ama Yılmaz Erdoğan son çıkışıyla çok da tepki aldı, buna ne dersin?"
Şunu derim:
Doğrudur.
Yılmaz Erdoğan, "birkaç tweet" ile "birkaç köşe yazısı"na maruz kalmıştır.
Ama unutmayın:
Göze alınabilecek en riskli tutum, iktidarı incitmek ve rahatsız etmektir.
Bir tarafta egemen zihniyeti eleştirmenin, rahatsız etmenin, incitmenin yol açacağı muazzam bedel...
Diğer tarafta iktidar ve iktidar çevresinin her gün hedef tahtası haline getirdiği çevrelerden tepki alarak, o tepkiler nedeniyle iktidar çevrelerinin gözüne girerek ve hatta inceden "mağdur" pozisyonuna yerleşerek ödenen bedel...
Bu ikisi hiç kıyas kabul eder mi?