150’nci doğum gününde Mata Hari: Dünyanın en ünlü casusu mu? Dünyanın en şanssız masumu mu?

“Dünyanın en ünlü casusu” olarak bilinen Mata Hari, Fransızlar tarafından Alman casusluğuyla suçlandı. Bir iddiaya göre ise Almanlar, Fransız casusu olduğunu tespit ettikleri Mata Hari’nin tuzağa düşmesini sağladı. Ancak Mata Hari’nin gerçekten kayda değer bir casusluk faaliyetinde bulunduğu bile tartışmalı.

Onur Erkan Onur Erkan
150’nci doğum gününde Mata Hari: Dünyanın en ünlü casusu mu? Dünyanın en şanssız masumu mu?
Ensonhaber'i Google'da haber kaynağınız olarak ekleyin

Tarihin en ünlü casuslarından diye bilinen Mata Hari, 150’nci doğum gününde, adı etrafında oluşan sır perdesi halen kaldırılamamış olan yakın tarihin en ilginç ve trajik hayat hikayelerinden birine sahip.

Kendisiyle ilgili anlatılanlar 20’ye yakın romana, 15 civarında film ve diziye konu oldu.

Ancak 41 yıllık çalkantılı hayatı, üzerine yazılan eserlerde olduğu gibi gerçek ile kurguların birbirine karıştığı bir efsane olarak halen tarihçiler arasında tartışma konusu.

150 YIL ÖNCE BAŞLAYAN HİKAYE

Margaretha Geertruida Zelle, 7 Ağustos 1876 tarihinde Hollanda’da 4 çocuklu varlıklı bir ailenin tek kızı olarak dünyaya geldi.

Ancak babasının işleri ilerleyen yıllarda bozuldu ve ailesini terk etti.

İLANLA BAŞLAYAN EVLİLİK

18 yaşındayken amcasının yanına yerleşen ve bir subayla evlenmek isteyen Zelle, gazetede evlenme ilanı yayımlanan 39 yaşındaki bir yüzbaşı Rudolf MacLeod’a mektup gönderdi.

İlk kez Mart 1895’te görüşen ikili, Temmuz 1895’te evlendi.

İki yıl sonra MacLeod’un görevi nedeniyle o dönemler Hollanda Doğu Hint Adaları diye adlandırılan bölgede bugün Endonezya’ya bağlı olan Cava Adası'na gittiler.

ACI GÜNLER

Çiftin 30 Ocak 1897'de Norman-John adında bir oğlu, 2 Mayıs 1898'de Louise Jeanne adında bir kızları dünyaya geldi.

Ancak MacLeod’un kendisini aldatması nedeniyle evliliklerinde sorunlar başladı.

Ailenin başına gelen büyük trajedi ise oğulları Norman-John’ın 27 Haziran 1899'da, henüz iki yaşındayken hayatını kaybetmesi oldu.

Çift, 1902 yılında Hollanda’ya döndükten sonra boşandı, 4 yaşındaki kızları Louise Jeanne'nin velayeti babasında kaldı.

MATA HARİ’NİN DOĞUŞU

Cava yılları, Zelle’nin daha sonraki hayatının merkezinde yer alacak olan danslar ve kültürel ögelerle tanışmasının başlangıcı oldu.

Boşanmasının ardından Paris’e giden Zelle, bu dönemde önce modellik ve ardından da dansçılık yapmaya başladı.

İlk kez 1905 yılında Paris’te Musée Guimet'te “Mata Hari” adıyla sahneye çıktı.

Zelle’nin adı artık “Mata Hari”ydi ve Hollandalı bir eski subay eşi değil “Java’da bir tapınakta yetişmiş Doğulu bir dansçı”ydı.

Gösterilerinde Hint ve Cava kültürlerinden esintiler taşıyan danslar ve kıyafetler kullandı. Bu sahne kimliğinin oluşmasında elbette Java’da geçirdiği yılların etkisi vardı.

Mata Hari, Malay dilinde “günün gözü” veya “güneş” anlamına geliyordu.

SOSYETEYE GİRDİ

Mata Hari’nin ünü kısa sürede Paris’i aştı Avrupa’nın farklı şehirlerinde de sahne almaya başladı.

1910’lara kadar dans kariyerinin zirvesini hızla yaşayan Mata Hari, Avrupa sosyetesinin tanınmış isimlerinden biri oldu.

Ancak 1910’larda rakiplerinin sayısı çok arttı ve aldığı sahne teklifleri giderek azaldı.

Bu durum da yeni yaşantısı için gereken maddiyatı karşılayamaz hale gelmesine neden oldu.

1914 yılında Berlin’de sahne almaya başlayacağı bir sözleşme yaptı. Ancak I. Dünya Savaşı’nın başlamasıyla sözleşmesi iptal edildi.

Mata Hari, savaşın başlamasının ardından ülkesi Hollanda’ya döndü.

Savaşın başlamasıyla dans kariyeri sekteye uğrayan Mata Hari’nin para sıkıntısı da giderek arttı.

İLK İSTİHBARAT TEKLİFİ 

O dönemde Mata Hari’nin Avrupa’nın farklı yerlerindeki birçok bağlantısı, istihbarat servislerinin de dikkatini çekmeye başladı.

1915’in sonları ile 1916’nın başlarında Hollanda’da bulunduğu dönemde, istihbarat görevlisi olan Almanya’nın Lahey konsolosu, Mata Hari’yle temasa geçerek para karşılığında Fransa aleyhine kendilerine istihbarat toplamasını istedi.

Mata Hari, Almanlara tekliflerini kabul ettiğini söyledi.

BU SEFER DE FRANSIZLAR

1916 yazında bulunduğu Fransa’da da Fransız istihbaratının kontrespiyonaj biriminin başında bulunan Georges Ladoux, Mata Hari ile temasa geçerek Almanya aleyhine istihbarat toplaması teklifinde bulundu.

Mata Hari’nin o dönemde, Fransızların I. Dünya Savaşı’nda Fransa ve İngiltere’nin müttefiki olan Rus Çarlığının Avrupa’daki askeri birliklerinde görev yapan Maslov adlı bir Rus subayla gönül ilişkisi vardı.

Cephede yaralanan Maslov, Fransa’nın Vittel kentinde tedavi altına alınmıştı ve Mata Hari, Maslov ile görüşmelerine izin verilmesi için Fransız makamlarıyla ilişkilerini iyi tutması gerektiğini de düşünerek teklifi kabul etti.

Ladoux, yabancı pasaportu niteliğinde bir belge vererek Mata Hari’nin Vittel’e gitmesini sağladı.

HEM GÖREVE HEM TAKİBE ALINDI

Fransız istihbaratı tarafından Mata Hari’ye eskiden ilişki yaşadığı Alman Veliaht Prensi ile ilgili bilgi toplama görevi verildi.

Ancak daha sonra ortaya çıkan belgelere Fransız istihbaratı Mata Hari’ye en baştan itibaren güvenmedi ve görevlendirmeye almasından itibaren onu izlemeye başladı.

Mata Hari, 1916’nın ikinci yarısında ise İspanya’ya gitti.

Burada farklı ülkelerin istihbarat görevlileriyle temas kuran Mata Hari, Fransız istihbaratına bazı bilgiler gönderdi ancak Fransız birimleri Mata Hari’nin verdiği bilgilere şüpheyle yaklaşmaya devam etti.

“H21” İDDİASI

Mata Hari, 1916’nın sonlarında Madrid’deki Alman askeri ataşesi Arnold von Kalle ile temasa geçti.

Von Kalle’nin Berlin’e gönderdiği bazı şifreli telsiz mesajları İngilizler tarafından çözüldü ve Fransız istihbaratıyla da paylaşıldı.

Mesajlarda H21 kod adlı bir Alman casusundan bahsediliyordu.

Fransız istihbaratı, H21 kod adlı casusla ilgili bilgilerin Mata Hari’ye uyduğu sonucuna vardı.

ALMAN CASUSLUĞUYLA SUÇLANDI

1917’nin başında Fransa’ya dönen Mata Hari, 13 Şubat 1917’de Paris’te kaldığı otel odasına yapılan baskın sonucunda tutuklanarak Saint-Lazare Hapishanesi'ne gönderildi.

Mata Hari tüm soruşturma ve devamındaki yargılama süreci boyunca Alman konsolosluğundan para aldığını ancak bunun casusluk karşılığında olmadığını savundu.

H21 adlı casusun kendisi olduğu iddiasını hiçbir zaman kabul etmedi.

KURŞUNA DİZİLDİ

24 Temmuz 1917’de askeri mahkemede iki gün sürecek olan yargılaması başladı. Ertesi gün Mata Hari’yi casusluk yapmaktan suçlu bulan mahkeme, ölüm cezası verdi.

İtirazları reddedilen Mata Hari için 14 Ekim 1917'de infaz emri düzenlendi ve 15 Ekim 1917 sabahı 41 yaşındayken Vincennes'deki atış poligonunda kurşuna dizilerek idam edildi.

TARTIŞMALAR DEVAM ETTİ

Mata Hari’nin gerçekten bir casus olup olmadığı tartışması, sonraki yıllarda da devam etti.

Fransız arşivleri, Fransız istihbaratının Mata Hari’yi 1916’dan itibaren H21 kod adlı Alman casusu olarak kabul ettiği ve bu nedenle takip ettiğini gösteriyor.

1914-1918 yılları arasında Alman casusluğu yaptığı iddia edilen Mata Hari’nin Fransız istihbaratına Almanlarla ilgili verdiği bilgilerin güncelliğini yitirmiş veya düşük değerli bilgiler olduğu kanaati var.

CASUSLUĞUNA DELİL BULUNAMADI

Mahkemede gündeme gelen, Almanlara verdiği bilgiler nedeniyle Mata Hari'nin 50 bin Fransız askerinin ölümüne neden olduğu iddiası, daha sonra kamuoyunda da dillendirilen suçlamalardan biri oldu.

Ancak bu iddiayı destekleyen bir delil ortaya konamadı.

Ayrıca Mata Hari’nin H21 kod adlı ajan olduğu iddiasının doğru olması halinde bile Almanlara hangi bilgileri aktardığıyla ilgili somut herhangi bir bulguya ulaşılamadı.

“ALMAN TUZAĞI” İDDİASI

Mata Hari hakkındaki ilginç bir iddia daha ortaya atıldı.

Buna göre; Von Kalle, Mata Hari’nin sonunu getiren şifreli mesajları, İngilizler tarafından şifre sisteminin bozulduğunun bilincinde atmıştı.

Almanların, Fransızlara ajanlık yaptığını tespit ettikleri Mata Hari’nin Fransızlar tarafından idam edilmesini sağlamak amacıyla, o olduğu algısı oluşturacak şekilde bir H21 karakterinden bahsettikleri de tarihçiler arasında tartışılıyor.

Yani bu iddiaya göre; Fransızlar, tam olarak Almanların oyununa gelerek Mata Hari’yi Alman ajanı ilan ederek kurşuna dizmişti.

VEFASIZ SEVGİLİ

Mata Hari’yi tüm bu yargılama sürecinde üzen konulardan biri de bu ajanlık bağlantılarının içine girmesinde önemli bir neden olan Rus sevgilisi Maslov’un yargılandığı süreçte kendisiyle ilgili en ufak bir girişimi olmaması hatta hiçbir şekilde olan bitenle ilgilenmemesi oldu.

CASUS MU? MASUM MU?

Doğumunun üzerinden 150, ölümünün üzerinden 109 yıl geçen Mata Hari hakkındaki hakikat halen aydınlatılabilmiş değil.

Mata Hari’nin hem Alman istihbaratıyla hem de Fransız istihbaratıyla teması oldu.

Ancak Mata Hari, gerçekten iki taraflı casusluk yapan tehlikeli bir figür müydü?

Yoksa önce babası tarafından annesi ve kardeşleri ile terk edilen, sonra eşi tarafından aldatılan, tek oğlunu 2 yaşındayken kaybetmiş, hayatta kalan tek evladından da vesayetinin babasına verilmesi nedeniyle ayrı kalmış acılı bir hayatın vardığı arabesk bir hikayenin güçlü durmaya çalışan baş rolü mü?

Bu sorulara kesin bir yanıt bulmak artık epey zor.