1970'lerin ünlü sesi Yeliz acı dolu hayatını anlattı-RÖPORTAJ
Sanatçının hayat hikayesi insana tıpkı kendisiyle özdeşleşen meşhur şarkısındaki gibi 'Bu ne dünya kardeşim!' dedirtecek cinsten....
Sanatçının hayat hikayesi insana tıpkı kendisiyle özdeşleşen meşhur şarkısındaki gibi 'Bu ne dünya kardeşim!' dedirtecek cinsten....
Bir dönemin en ünlü şarkıcılarından Yeliz, yıllar süren suskunluğundan sonra bir albümle hayranlarının karşısına çıkmaya hazırlanıyor. Sanatçı; gözden uzak olduğu yıllarda dayakla, parasızlıkla, intiharla harmanlanmış bir hayat sürdüğünü belirtiyor. Yıllardır yaşadığı dramı ilk kez anlatan Yeliz, her şeye rağmen hayata tutunmaktan vazgeçmediğini belirtiyor. 'Meleklerim' dediği Yonca Evcimik ve Emel Müftüoğlu'nun yardımlarıyla albüm çıkarmaya soyunan sanatçı, yeniden dirilişinin öyküsünü bakın nasıl anlatıyor...
* Herkes ünlü insanların ışıltılı bir hayatı olduğunu düşünse de, siz çok acı çekmişsiniz...
Evet. Benim için sonun başlangıcı nişanlanmamla başladı. Nişanı bozmak istedim ancak nişanlım beni silah zoruyla kaçırıp eve kapattı. Sonra büyük bir operasyonla, o evde yokken beni kurtardılar. Daha sonra Maksim'de solist altı çalışırken, beni assolist yapmayı planlayan Fahrettin Aslan'dan aldığım bütün avansı geri verip sınıf arkadaşım olan bir adamla evlendim. 20 yaşında yaptığım o evlilik hayatımı altüst etti.
6.5 SENE DURMADAN DAYAK YEDİM!
* Nasıl altüst oldu hayatınız?
Evlendiğim gece kocamdan resmen işkence gördüm. 6.5 sene devamlı dayak yedim. Korkumdan bu durumu kimseye anlatamadım ve ondan ayrılamadım. Uzun uğraşlar sonucunda boşandım. Bir süre çaresiz kalıp ona dönmem için işlerime engel olmaya çalıştı. Bir lokma ekmeğe muhtaç durumdaydım. Elimdeki her şeyi aldı; arabamı, evimi, mücevherlerimi... Kendisi o kadar zengin ve güçlüydü ki, korkudan kimse bana yanaşamıyor, iş veremiyordu.
* 'Eşim, arkadaşımdı' dediniz. Aşk evliliği yaptığınıza göre, nasıl oldu da tanıyamadınız evlenmeden önce bu adamı?
O bilinmeyen yüz ortaya çıkınca aşk kalmıyor. Sokağa çıkamıyordum, anneme gidemiyordum. Hapiste gibiydim. O dönemde başka biri çıktı karşıma. Denize düşen yılana sarılır misali onunla evlendim. İkinci eşim ilkinden de beter çıktı. 1.5 yıl sonra ayrılırken yine elimde avucumda ne varsa gitti.
* İkinci eşinizden de dayak yediniz mi peki?
O dönem kaset yapıyordum. Bir gece 'Sen Suyu' şarkısını stüdyoda okuyup eve geldim. Birden suratımda bir ayakkabı topuğu ve ağzımda et parçaları hissettim. Bana ayakkabıyla tekme attı. Saat 23.00'ten sabah 3'e kadar dövdü. Ortada hiçbir sebep yoktu. Bu olaydan sonra da saat 03.30'da, o gece bizde olan annesiyle mışıl mışıl uyudu. Ben yalınayak, yırtık kıyafetlerle kendimi dışarıya attım. Taksici beni görünce ödü patladı. Hemen 'Sen Suyu'nun sözlerini yazan arkadaşım Yeşim Dosdoğru'ya gittim. Eşi beni görünce korkudan bayıldı.
AYAĞIMA GİYECEK AYAKKABIM YOKTU
* Peki bunca acıyı niye kimseyle paylaşmadınız?
Bunlar benim özelimdi, paylaşmak doğru olmazdı. O dönem 'Sen Suyu' kasetini yapıyordum. Bunları basınla paylaşıp gündeme gelebilirdim. Ama saygınlığımı kaybederdim. Bugün bunca zaman müziğe ara vermeme rağmen, nereye gidersem gideyim insanlar saygı gösteriyor. Albüm kapağını çekerken ayağım çıplaktı. Ayağıma giyecek ayakkabım yoktu. Üzerimdeki Yeşim'in elbisesiydi. Aylarca Yeşim'lerde kaldım. Param yok, işim yok. Kaset çıktı ama promosyon bile yapamadım.
* Sonra ne yaptınız?
Plaj Yolu'nda kendime bir ev tuttum. O yaz Deniz Seki ile Bodrum'a gittik. Akrep Nalan'ın evinde kaldık. Orada çalışırken İstanbul'dan evimi su bastığına dair bir haber aldım. Döndüğümde evimin yerle bir olduğunu gördüm. Bir tek yazlık bavulla ortada kaldım. Önce Billur Kalkavan'ın sonra Emel Müftüoğlu'nun yanına yerleştim. İş bulup çalıştım. Sonra ev tuttum. Kaset yapmak istiyordum ama parasızlık yüzünden çevremi kaybetmiştim. Yeni bir eve taşındım ama oraya da hırsız girdi ve yine her şeyim gitti.
* Bu açıklamalarınız için sizi reklam yapmakla suçlayanlar olacak...
Olsun. Benim içim rahat. Bütün bunları ilk kez anlatıyorum. Gündeme gelmek ya da bana 'Yazık' densin diye anlatmıyorum bunları. Bunca yıl hayatımla ilgili hiçbir şey bilmeden beni yargılayanlar için anlatıyorum. Bir sürü acılardan geçsem de ayakta durabiliyorum. Allah hep yanımda. Babam bana 'Gece yatağa yattığın zaman vicdanınla rahat uyuyacak şekilde yaşa' derdi. Ben o kadar onurlu ve gururlu dolaşıyorum ki, hiç kimse çıkıp bana bir şey söyleyemez.
12 gün eve kapanıp 12 yıla bedel bir aşk yaşamıştım
* Tüm bu acıların yanı sıra ünlü isimlerle gerçekten güzel aşklar da yaşadınız...
Evet, Gipsy Kings'in solistiyle mesela. Bir de asla açıklamayacağım çok özel aşklarım var. Mesela çok büyük bir aşk yaşadığım bir adamın yakında kaseti çıkacak, yeni bir dizisi başlayacak. Adını söyleyerek ona zarar vermek istemem. Gerçekten çok efendi, çok iyi işler yapan bir insan.
* Bari nasıl bir aşk yaşadığınızı anlatın...
Kendisi o dönemde çalıştığım Küfe'ye beni dinlemeye gelmişti. Beni tebrik etmek için kulise geldiğinde ona 'Sana aşık oldum' dedim. 'Ben de sana' dedi. Sonra eve gittik ve 12 gün hiç evden çıkmadık. Ben çıktım da, o çıkmadı. Ben akşam işe gidiyor, sabah eve dönüyordum.
* Neden bitti peki bu büyük aşk?
12 gün sonra ben Küfe'ye giderken birlikte taksiye bindik. O taksiden indi, ben de gözlerimden yaşlar süzülerek ona el salladım. Böyle bitti. Bir daha da birbirimizi aramadık. Sadece birkaç kez karşılaşıp selamlaştık. Paylaştığımız 12 gün 12 seneye bedeldi. Aşk tertemiz bir şey. Bunu lekelememek lazım. Bembeyaz bir çarşaf düşünün. Ona en ufak bir leke düşmemeli. Biz de onun lekeleneceğini düşünerek ilişkimizi uzatmadık.
Sıkıntımı Fener'le attım
* İntiharı düşündüğünüz oldu mu hiç?
Bileklerimi kestim. Beni babam kurtardı.
* Yaşadığınız bunca üzüntüye katlanacak gücü nasıl buldunuz?
Allah bana bir hissiyat verdi. Bir de bu stresi maç izleyerek attım. Sıkı bir Fenerbahçe'liyim. Uche'nin topuğunun kırıldığı FB-BJK maçında cop yedim. Günlerce yerimden kalkamadım. Fenerbahçe beni sıkıntılı dönemlerimden kurtardı.
* Dostlarınız var mıydı yanınızda?
Bir dönem parasızlıktan telefonlarım kesildi. Herkesle bağlantım koptu. Sonra Yonca Evcimik'in albüm tanıtımına gittim ve orada Emel Müftüoğlu, Eda-Metin Özülkü, İzel, Özgür Aras derken bütün melekler etrafıma doluştu. İstanbul'da çalışmaya başladım. Şimdi bir de kaset çalışmasına başlayacağız. Ondan sonra da tüm istediklerimi gerçekleştireceğim. Yaşanan acı günler artık geride kaldı.
Göçer şarkılarımı okuyarak kalbime bir hançer soktu
* Ben ilk evliliğimde bebeğimi dayakla kaybettim. Eşim şişeyi kırıp karnıma defalarca vurdu. Ben de düşük yaptım. İkinci evliliğimde bir kez daha hamile kaldım. Anneler Günü'nde erken doğum yaptım. Ama maalesef, 7 aylık bebeğim Naz yaşamayı başaramadı. Bir sene sonra yine hamileyken, rahmetli Cenk Koray'la yaptığım bir şov sırasında bacaklarımdan kan gelmeye başladı. Bu kez de sahnede çocuğumu düşürdüm.
* 1999'a kadar gerçekten büyük sıkıntı çektim. Sektör değişmişti. Farklı tanıtım ve promosyon şekilleri türemişti. Param olmadığı için hiçbir şey yapamıyordum. Nihayet bir sponsor bulmayı başardım. 'Şarkılar Hançer' isimli bir albüm çıkartacaktım. Ama kasetim çıkamadı. Verdiğim tüm emekler bir hamlede çöpe gitti.
* Yıllar sonra Ferhat Göçer albümünde, o zamanlar benim okuduğum 'Hançer' ve 'Yalan' şarkılarını söylemiş. Bu durum bir hançer gibi girdi yüreğime! Bir darbe de bu şekilde yedim.
* Ben Ferhat Göçer'in yerinde olsam kesinlikle bu şarkıları okumazdım. Çünkü bazı şarkılar vardır ki, sahibiyle bütünleşir. Mesela benim 'Dünya Dönüyor' parçasını okumam kadar saçma bir şey olamaz. Çünkü o şarkı tam anlamıyla Nilüfer demektir.