ABD-İran savaşı, G7 ülkelerinin borçlarını artırdı

Dünyanın en büyük gelişmiş ekonomileri, ABD-İran savaşının başlamasından bu yana artan finansman maliyetleriyle karşı karşıya kalıyor ve bu durum kamu maliyesini olumsuz etkiliyor.

Ensonhaber Ensonhaber
ABD-İran savaşı, G7 ülkelerinin borçlarını artırdı
Ensonhaber'i Google'da haber kaynağınız olarak ekleyin

ABD'nin Şubat ayında İran'la savaşının başlamasından bu yana küresel tahvil getirilerindeki artış, dünyanın en büyük gelişmiş ekonomilerinin borçlanma maliyetine on milyarlarca dolar ekledi.

Financial Times 'ın hükümetlerin tahvil ihraç verilerine ilişkin analizine göre, G7 ülkeleri savaşın başlamasından bu yana tahvil getirilerindeki artış nedeniyle 16 milyar dolarlık ek devlet borcu finansman maliyetine katlanmak zorunda kaldı.

34 MİLYAR DOLARLIK EK FİNANSMAN İHTİYACI

Getirilerdeki artış devam ederse, gelecek yılın ilk çeyreğinin sonuna kadar tahmini olarak 34 milyar dolarlık ek finansman maliyeti daha ödeyebilirler.

G7 ülkelerinin neredeyse tüm vadelerindeki devlet tahvillerinin tamamı, Şubat ayına kıyasla bugün daha yüksek bir fiyattan işlem görüyor ve bu da hükümetlerin yeni borç satmak için ödemeleri gereken miktarı artırıyor.

ABD'NİN FAİZ YÜKÜ ARTIYOR

Bugüne kadar maliyet artışının aslan payını (tahmini 10,6 milyar dolar) G7 ülkeleri arasında açık ara en büyük ekonomiye ve dünyanın en büyük devlet tahvili piyasasına sahip olan ABD karşılıyor.

Eğer faiz oranlarındaki artış 2027 yılının ilk çeyreğinin sonuna kadar devam ederse, ABD'nin ek olarak 21,7 milyar dolar daha faiz maliyeti ödemesi gerekecek.

ABD tahvil getirileri, yatırımcıların artan kamu borç yükü ve politika yapıcıların ABD Başkanı Donald Trump'ın İran'la savaşı nedeniyle tetiklenen enflasyon patlamasını kontrol altına alıp alamayacakları konusundaki endişelerinin artmasıyla son haftalarda keskin bir şekilde yükseldi.

UZUN VADELİ TAHVİL ALIMLARI

ABD Hazine Bakanı Scott Bessent'in hükümetin uzun vadeli tahvil alımlarını artırarak getirileri düşürme girişimlerine rağmen, getirilerin artışı devam etti.

İngiltere, İtalya, Almanya ve Japonya gibi büyük enerji ithalatçısı ülkeler de, Hürmüz Boğazı'nın kapanmasıyla tetiklenen enerji arz krizi sonrasında yükselen enflasyon beklentilerinden etkileniyor.

G7 ÜLKELERİ

Yapılan hesaplamalara göre, diğer G7 ülkeleri bugüne kadarki toplam artışın üçte birinden biraz fazlasını ödedi. 

16 milyar dolarlık hesaplama, fiili borçlanma maliyetlerini savaş öncesi oranlarla karşılaştırıyor.

34 milyar dolarlık tahmin ise, her ülkenin hazinesinin gelecekteki borçlanma ihtiyaçlarını öngörmek için yayınladığı ihraç planlarına ve her ülkenin farklı vadelerdeki ihraç modeline referans alınarak yapılıyor.

BÜTÇE ÜZERİNDE EK BASKI

Bu artışlar, genel kamu harcaması taahhütleriyle karşılaştırıldığında nispeten küçük olsa da, zaten gergin olan hükümet bütçeleri üzerinde ek baskı oluşturma tehdidi taşıyor.

New York merkezli bankacılık firması Jefferies'in Avrupa baş ekonomisti Mohit Kumar, "Yükselen faiz oranları, hisse senedi ve kredi piyasaları için en büyük risklerden biridir. Faiz oranlarındaki daha fazla artışın hem hisse senedi hem de kredi piyasaları için olumsuz olacağı bir döneme giriyoruz." diyerek uyarıda bulundu.

Yüksek faiz oranları ortamında bütçe açıklarını azaltmanın daha da zor olacağını da sözlerine ekledi Kumar.

Ekonomistler, çeşitli faktörlerin tahvil getirileri üzerinde daha fazla yukarı yönlü baskı oluşturmasının muhtemel olduğu konusunda uyardılar.

"GERÇEK BİR RİSK OLUŞTURUYOR"

Peterson Enstitüsü Başkanı Adam Posen, “Enflasyon risklerinin ötesinde, ABD, Fransa, Japonya, zaman zaman İngiltere ve muhtemelen Almanya'da siyasi istikrara yönelik gerçek riskler var. Jeopolitik unsurları da eklediğinizde, bu da başka bir gerçek risk oluşturuyor.” dedi.

Posen yaptığı açıklamasında, "Savunma harcamalarındaki artış, demografik ihtiyaçlardaki artış, altyapı harcamalarındaki artış ve ABD dışındaki yeşil harcamalardaki artışın tümü, reel faiz oranları üzerinde yukarı yönlü baskı oluşturuyor." dedi.

YAPAY ZEKA

Yapay zekâ alanındaki gelişmeler, devlet tahvilleri gibi diğer yatırım araçlarına yapılan yatırımları da olumsuz etkileyerek, tahvil getirileri üzerinde yukarı yönlü baskı oluşturabilir.

Daha yüksek devlet tahvil getirileri, yatırımcıların daha yüksek büyüme beklentilerini de yansıtabilir.