Ailelere 'LGBT içerikleri' uyarısı

Uzmanlar, çocukların LGBT içerikleriyle karşılaşması durumunda ailelerin panik ve aşırı yasakçılıkla kayıtsızlık arasında dengeli bir tutum benimsemesi gerektiğini belirtti.

Ensonhaber / AA
Ailelere 'LGBT içerikleri' uyarısı
Ensonhaber'i Google'da haber kaynağınız olarak ekleyin

Nörobilim ve sosyal bilim uzmanı Dr. Şöhret Karaduman, çocukların ve ergenlerin dijital platformlar ile popüler kültür aracılığıyla karşılaştıkları LGBT içerikleri konusunda ailelere, yasakçı ve korkutucu tutumlardan kaçınarak yaş ve gelişim düzeyine uygun, güvene dayalı bir iletişim kurmaları çağrısında bulundu.

Karaduman, çocukların gelişim dönemlerinde karşılaştıkları içeriklerin yaşlarına ve zihinsel gelişimlerine uygun olmasının büyük önem taşıdığını belirtti.

Çocukların soyut düşünme, kimlik gelişimi ve beynin karar alma ile dürtü kontrolünde rol oynayan bölümlerinin henüz tam olarak olgunlaşmadığı dönemlerde yoğun ve karmaşık temalarla karşılaşmasının zihinsel ve duygusal açıdan zorlayıcı olabileceğini ifade eden Karaduman, bu süreçte rehberliğin önem taşıdığını söyledi.

Karaduman, "Henüz kendi biyolojik ve duygusal sınırlarının inşa edilme evresindeki bir zihne, dünyasının kavram karmaşasını sansürsüz bir şekilde sergilemek anksiyete ve kafa karışıklığı üretebilir." dedi.

Ebeveynlerin bu konuda iki uç yaklaşımdan da uzak durması gerektiğini vurgulayan Karaduman, ne panikleyerek katı bir yasakçılığa yönelmenin ne de aile rehberliğini tamamen ortadan kaldırmanın sağlıklı bir yaklaşım olduğunu dile getirdi.

Çocukların karşılaştıkları konularla ilgili sorularına yaş ve gelişim düzeylerine uygun, sade ve aile içi mahremiyeti gözeten yanıtlar verilmesi gerektiğini belirten Karaduman, ailelerin dengeli bir tutum benimsemesinin önemine dikkati çekti.

SOSYAL MEDYA KİMLİK ARAYIŞINI ETKİLEYEBİLİYOR

Sosyal medya, diziler, filmler, müzik ve popüler kültürün özellikle ergenlik dönemindeki çocukların kendilerini tanımlama süreçlerinde etkili olabildiğini ifade eden Karaduman, bu dönemde akran ilişkileri ve sosyal çevrenin daha belirleyici hale geldiğini söyledi.

Popüler kültürün bazı durumlarda gençlerin kimlik arayışını etiketler üzerinden şekillendirebildiğini belirten Karaduman, gençlerin yaşadıkları varoluşsal sorgulamaları, akran baskısını veya dönemsel yabancılaşma duygularını anlamlandırmaya çalışırken kendilerine sunulan hazır kimlik kalıplarına yönelebildiğini kaydetti.

Karaduman, bu durumun çocuğun kendi iç dünyasını ve öz benliğini tanıma sürecinde dış etkenlerin etkisini artırabileceğini ifade etti.

LGBT konusundaki tartışmaların son yıllarda daha görünür hale geldiğini belirten Karaduman, konunun sürekli bir çatışma alanına dönüştürülmesinin aile içindeki iletişime de zarar verebileceğini söyledi.

Ailenin, çocuğun güvenli bağ kurduğu ve sınırlarını öğrendiği ilk ortam olduğuna işaret eden Karaduman, "Kavramların sürekli bir çatışma malzemesi haline gelmesi, ebeveyn ile çocuk arasındaki duygusal hazineyi tüketiyor, güvenli iletişim kanallarını tıkıyor." ifadelerini kullandı.

AİLE, ÇOCUĞUN SORULARINI KONUŞABİLECEĞİ GÜVENLİ ALAN OLMALI

Karaduman, ailelerin çocuklarıyla bu tür konuları konuşurken öncelikle çocuğun yaşını, gelişim düzeyini ve sorduğu sorunun arkasındaki ihtiyacı anlamaya çalışması gerektiğini vurguladı.

Çocukların maruz kaldığı içeriklerin takip edilmesinin önemli olduğunu belirten Karaduman, bunun yanında ebeveyn ile çocuk arasında açık ve güvenli bir iletişim kurulması gerektiğini kaydetti.

Ergenlik döneminin kimlik arayışının ve duygusal değişimlerin yoğun yaşandığı bir süreç olduğuna dikkati çeken Karaduman, ailelerin çocuklarını damgalayan veya korkutan bir dil kullanmaktan kaçınması gerektiğini söyledi.

Bu süreçte ebeveynlerin sakinliğini koruması ve çocuklarını dinlemesinin önemine işaret eden Karaduman, şöyle konuştu:

"Aile, duygusal kredisini tüketmeyen, çocuğu damgalamayan, dinleyen ve sakinliğini koruyan sabit bir liman olmalıdır. Aşırı yasakçılık kadar kayıtsız kalıp meseleyi 'özgürlük' kisvesiyle rehbersiz bırakmak da kaçınılması gereken uç noktalardadır."

İÇERİKLER VE GELİŞİM SÜRECİ ARASINDAKİ ETKİLEŞİME DİKKAT ÇEKTİ

Bir çocuğun LGBT içeriklerine maruz kalması ile yönelimi arasında doğrudan ve tek boyutlu bir neden-sonuç ilişkisi kurulamayacağını belirten Karaduman, gelişim sürecinde farklı etkenlerin birbiriyle etkileşim halinde olduğunu ifade etti.

Ergenlik döneminde bireyin sosyal kabul görme isteğinin, yardım arayışının ve çevresinden etkilenme düzeyinin artabildiğini dile getiren Karaduman, yoğun dijital içeriklerin henüz benlik algısı gelişme aşamasında olan gençler üzerinde belirli bir çerçeve oluşturabileceğini savundu.

Karaduman, "İçerik tek başına biyolojik temeli sıfırdan inşa etmese de ergenin dönemsel yalnızlığını, duygusal gerilimlerini veya kabul görülme arzusunu belirli bir yöne kanalize eden güçlü bir filtre terapisel (çerçeveleme) rolü oynar." dedi.

Hızlı bilgi akışı içinde ergenlerin yaşadığı varoluşsal sorunların, akran çatışmalarının veya dönemsel beden memnuniyetsizliğinin farklı kimlik sorunları üzerinden etiketlenme riski taşıdığını belirten Karaduman, gençlerin kimlik arayışının erken ve kesin tanımlamalarla sabitlenmemesi gerektiğini kaydetti.

Bu süreçte çocukların duygusal gelişimlerine ve öz benliklerini sağlıklı şekilde oluşturmalarına rehberlik edilmesinin önem taşıdığını vurguladı.

“ÖTEKİLEŞTİRMEYEN VE NEFRET SÖYLEMİNDEN UZAK BİR DİL”

Karaduman, çocukların gelişim süreçlerinde korunmasının düşmanlaştırıcı bir yaklaşım anlamına gelmemesi gerektiğini belirterek, hem ötekileştirmeyen hem de insani nezaketi koruyan bir dilin benimsenmesi gerektiğini söyledi.

Dijital ortamlarda uzun süre ve kontrolsüz şekilde geçirilen zamanın çocukların zihinsel ve duygusal gelişimleri üzerinde olumsuz etkiler oluşturabileceğini ifade eden Karaduman, aile denetiminin bir baskı unsuru olarak görülmemesi gerektiğini dile getirdi.

Ailelerin dijital denetimi, evdeki mahremiyetin, içerik düzeninin ve zihinsel sağlığın korunmasına yönelik bir sınır olarak konumlandırması gerektiğini kaydeden Karaduman, çocukların karşılaştıkları içeriklerde faydalı ve zararlı olanı ayırt edebilme becerisi kazanmalarının önemine dikkati çekti.

AİLE, OKUL VE REHBERLİK SERVİSİ BİRLİKTE HAREKET ETMELİ

Karaduman, çocukların okul ortamında bu tür konularla karşılaşması halinde aile, öğretmen ve rehberlik servislerinin ortak sorumluluk üstlenmesi gerektiğini belirtti.

Bu üç yapının temel önceliğinin çocuğun ruhsal ve sosyal gelişimini korumak olması gerektiğini ifade eden Karaduman, rehberlik hizmetlerinin aileyi sürecin dışında bırakan değil, aile ile okul arasında iletişim kurulmasını sağlayan bir köprü görevi üstlenmesi gerektiğini söyledi.

Ailenin çocuk için güvenli bir duygusal ortam sağlamasının, okulun ise sosyal sınırlar ve sorumluluklar çerçevesinde destekleyici bir öğrenme alanı oluşturmasının birbirini tamamlayan unsurlar olduğunu belirten Karaduman, sağlıklı gelişim için bu kurumlar arasındaki iş birliğinin önem taşıdığını kaydetti.

Kaynak: Anadolu Ajansı (AA)