Bilim insanları daha önce hiç görülmemiş bir biyolojik saat keşfetti

Canlıların gelişim sürecini yöneten ve genetik aktiviteyi koordine eden yepyeni bir biyolojik saatin keşfedilmesi, genetik bozuklukların anlaşılmasında yeni bir dönemin kapılarını aralıyor.

Haber Merkezi Haber Merkezi
Bilim insanları daha önce hiç görülmemiş bir biyolojik saat keşfetti
Ensonhaber'i Google'da haber kaynağınız olarak ekleyin

Cold Spring Harbor Laboratuvarı araştırmacıları, canlıların büyüme ve olgunlaşma aşamalarını kontrol eden yepyeni bir genetik saat keşfetti.

Bilim insanları bu içsel zamanlayıcının, vücudun genetik programlarını tam olarak ne zaman başlatması gerektiğini belirlediğini ortaya çıkardı.

GELİŞİM SÜRECİNİ YÖNETEN ANA SAAT

Araştırma ekibi, C. elegans adlı mikroskobik solucan üzerinde yaptıkları çalışmalarda, MYRF-1 ve LIN-42 isimli iki proteinin merkezi bir zamanlayıcı oluşturduğunu tespit etti.

Bu iki proteinin birlikte çalışarak gen ifadesi adı verilen gelişimsel darbelerin başlama ve bitiş sürelerini kusursuzca ayarladığı belirtiliyor.

Bilim insanları tarafından tanımlanan bu sistem, sürekli tekrar eden diğer biyolojik saatlerin aksine sadece tek yönde ilerleyen sonlu bir olay dizisi olarak çalışıyor.

Profesör Christopher Hammell, bu mekanizmanın hücreler için merkezi bir zamanlayıcı görevi gördüğünü ve büyümenin sırayla gerçekleşmesini sağladığını vurguluyor.

SİSTEM BOZULURSA BÜYÜME DURUYOR

Keşfedilen bu özel saat mekanizmasında MYRF-1 proteini yeni gen aktivitesi dalgalarını başlatırken, LIN-42 ise ortaya çıkan dalganın gücünü ve süresini kontrol ediyor.

Uzmanlar, laboratuvar ortamında MYRF-1 proteinini engellediklerinde hücrelerin gelişim sürecinin duvara çarparak tamamen durduğunu gözlemledi.

GENETİK HASTALIKLARA IŞIK TUTABİLİR

Hücresel iletişimin detaylarını AlphaFold ve DNA dizileme gibi teknolojilerle incelemeye devam eden araştırmacılar, bağımsız hücresel saatlerin birbiriyle nasıl iletişim kurduğunu çözmeye odaklanıyor.

Vücudun bu zamanlama sisteminin nasıl çalıştığının tam olarak anlaşılması, gelişimsel bozuklukların ve genetik hastalıkların kökenine dair çok önemli ipuçları sunuyor.

Kaynak: Ensonhaber Haber Merkezi